

gorki.eth
3.4K posts





This is what they do to children in Sudan.


Addiction to short-form videos is associated with reduction of brain activity in the frontal lobe and weakened focus.

Gülüstan Doku davasında Süleyman Soylu YARGILANMALI‼️







Seray Kaya: "Kürtçe şarkı dinliyorum ve söylüyorum diye bir kesim tarafından boykot ediliyormuşum. Bizi bölemezsiniz, ayıramazsınız.”



2008 finans krizini nedenlerini kendi bakış açımla çözümlüyorum : Bölüm 1 Şimdi bütün hikayenin en temel yapıtaşı ABD'de ev alma hayali kuran göçmen, yoksul ve orta kesimden oluşuyor. Bu grup kendilerine sunulan bir eve sahip olma idealine ulaşmak için önlerine konulan kağıtları imzalamaktan çekinmeyen, kredilere boyun eğen, işin arkaplanında ne döndüğünü bilmeden sadece belirli bir miktar faiz ile aylık kredi borcu ödeyerek ev aldıklarını zanneden kurban kesim. ABD bankaları halka diyor ki gelin biz size kredi verelim ve siz de o kredi ile ev satın alın. Evinizi de teminat olarak gösterin ki siz borcunuzu ödeyemediğiniz zaman ipotekli evinize el koyabilelim. Bu sayede üzerine belli bir faiz bindirilmiş borcu belirli sayıda aya bölerek her ay düzenli olarak borç ödenmiş olacak. Bunu matematik hesabı üzerinden daha somut olarak anlayalım. Diyelim ki bir ABD vatandaşı 200 bin dolara bir ev almak istiyor. Bu kişinin 200 bin doları olmadığı için bankadan gidip 200 bin dolarlık kredi çekiyor ve bu borcunu 360 ay (30 yıl) boyunca taksit taksit ödemek üzere anlaşıyor. Hemen matematiğe vuralım: %6.5 gibi o dönem için "makul" sayılan bir faiz oranıyla, bu vatandaşın aylık taksiti yaklaşık 1.265 dolar oluyor. 30 yılın sonuna geldiğinde ise 200 bin dolarlık o ev için bankaya ödediği toplam para yaklaşık 455 bin doları buluyor. Yani aslında sistem şöyle işliyor: Vatandaş iki ev parası ödüyor; birinde kendi oturuyor, diğerini ise faiz olarak bankaya hediye ediyor. Ancak "Amerikan Rüyası" adı altında pazarlanan bu kurguda asıl kurnazlık burada bitmiyor. Bankalar daha fazla kişiyi (yani daha fazla borcu) sisteme dahil etmek için "Ayarlanabilir Faizli Krediler" (ARM) denilen bir "saatli bomba"yı devreye sokuyor. Halka şöyle deniyor: "İlk 2 yıl sadece 750 dolar ödeyin, gerisini sonra hallederiz." İnsanlar bu "bedava para" illüzyonuna kapılıp imzayı atıyor. Fakat o 2 yıl dolduğunda, faizler aniden fırlıyor ve aylık taksitler 750 dolardan 1.800 dolara çıkıyor. İşte kurbanın kapana kısıldığı an bu an. Borçlu ödeyemiyor, banka ise nakit parayı 30 yıl boyunca beklemek istemiyor. Peki banka ne yapıyor? Elindeki bu "tahsil edilememe riski taşıyan" binlerce kağıdı alıp, onları bir paket haline getirip başkasına satıyor. Hikayenin asıl karanlık kısmı, yani o meşhur "sepetlerin" (CDO) oluşturulması tam bu noktada başlıyor... Bölüm 2'de görüşmek üzere.
