bulut
155 posts


Charlize theron’u eleştirmeyin bence, kendi hayatın gibi sanıyorsun kadının hayatını. Bu kadın hollywood’un en güzel kadınlarından ilk üçte. Sence bu kadını rahat bırakıyorlar mıdır, senin gibi gidip de adam kovalamıyor ki bu kadın. Bir de rol model almayın demişler, evde kocasının gelmesini bekleyip önüne terlik koyacaktı charlize theron da. Komik oluyorsunuz bazen ya.
Türkçe

Kadınların asla rol model almamaları gereken tiplerden biri de Charlize Theron. Size bu kadının psikolojisini ve neden bu yaşta hala tek gecelik ilişki peşinde koştuğunu anlatayım.
Charlize Theron'un sözleri yüzeyde "modern, özgür, zamanını yöneten kadın" imajı üretiyor. Adlerci perspektiften baktığımızda gördüğümüz şey çok daha farklı.
Klasik bir safeguarding strategy ve sevgi göreviyle (love task) yüzleşmekten kaçınmanın 50 yaşına gelmiş, taşlaşmış hali.
Adler, kişinin kendini değersiz hissetmekten korumak için geliştirdiği savunma manevralarına safeguarding strategies der. Yapılamayan bir şey, aslında zaten tercih edilmemiş gibi bir şeye dönüştürülür.
Bunu en basitinden kaybedilen bir oyunun üzerine söylenmiş "zaten ben kazanmaya çabalamadım ki" cümlesine benzetebiliriz.
"Süslenecek, flörtleşecek, bağ kuracak vaktim yok" Sevgi göreviyle başa çıkamamayı bir üstünlük haline çeviriyor. "Saat bile veririm" ifadesi özellikle dikkat çekici çünkü bu, kırılganlığı (gerçek bir adamın kalbine girmesine izin vermek) güç gösterisine dönüştüren bir hile.
20'lerinde başlayan bir örüntü, 30'larında pekişti, 40'larında "kimliğin" oldu. 50'de bu örüntüyü değiştirmek, sadece davranışı değil, 30 yıllık bir hayat hikayesinin yorumunu değiştirmeyi gerektirir.
"Yanlış yaşadım" demek, kayıpların muhasebesini yapmak demektir. Kurulamayan aile, yaşanmayan derinlik, geç kalınan her şey.
Adler'in çok güçlü bir kavramı var mesafe yaratmak (Distanzschaffung). Birey, çözemeyeceğinden korktuğu hayat görevinden kendini fiziksel/zamansal/duygusal olarak uzaklaştırır.
"İki saatin var" cümlesi bizzat mesafe yaratmanın yapısal halidir. Tanım gereği bağ kurmayı imkansız kılan bir çerçeve. Yani Theron, sevgi görevinde başarısızlık yaşamamak için görevin oynanabileceği oyun alanını fiziksel olarak yok ediyor. Aynı şeyi çoğu kaçıngan bağlananlarda da net görürüz.
Theron görüntüde sevgi görevini "yapıyor" (cinsellik var), ama özünde işbirliğinden, duygusal bağdan ve topluluk duygusundan (Gemeinschaftsgefühl) yalıtılmış.
Theron'un hayatı, erkek ortaklığı gerektirmeyen bir mimariye doğru sistematik olarak inşa edilmiş. Çocuklar evlatlık, biyolojik baba denkleminin dışında. Ekonomik bağımsızlık tam. Sosyal statü tam. Bu mimaride bir erkeğin yapısal işlevi yok.
Çocukların göreceği sağlıklı bir baba figürü yok. İhtiyaç duymama halini bir başarıymış gibi sunmuş, oysa bu çoğu zaman işbirliği kapasitesinin atrofisidir.
Theron artık "yanlış yaşadım"ı kabul edemez. Çünkü kabul, sorumluluğu üstlenmektir. Ortada geri dönülemeyen, onarılamayan bir zaman var.
50'de bekar kalmanın sebebini "erkekler kötüydü, sistem ataerkildi, ben özgürdüm" diye dışsallaştırmak, psişik hayatta kalma stratejisidir. Bu yüzden bundan sonra Charlize Theron'un yapacakları öngörülebilir.
Radikal feminist çerçevenin derinleşmesi (suçun dışsallaştırılması).
"Tek gecelik = özgürlük" söyleminin ideolojikleşmesi (kişisel pozisyonun evrensel doğru olarak sunulması).
Genç kadınlara "ben de 20'lerimde böyle yapmalıydım" demesi, yani kendi savunma stratejisini bir nesle ihraç etmesi.
Birey, kendi private logic'ini doğrulamak için onu kolektif bir doğruya dönüştürmeye çalışır. Çünkü bir milyon kadın seninle aynı şeyi yaparsa, senin yaptığın bir hata değil, bir devrim olur.
Bee Haber@beehaber
Charlize Theron, tek gecelik ilişkileri daha çok tercih ettiğini söyledi: 🔹 “Bunu 20’lerimde daha çok yapmalıydım.” 🔹 “Kim flörtleşmeye, hazırlanıp süslenmeye bu kadar zaman ayıracak?” 🔹 “İki çocuğum var, okula gitmeleri gerekiyor. Gerekirse sana saat bile veririm: 2 saatin var.” 🔹 “Bazen yeni tanıştığın biriyle yaşanan şey daha iyi geliyor.”
Türkçe
bulut retweetledi

Bazen erkeklerin ‘kadınlara özel muamele edilmesi’ne duyduğu öfke, bana bir goril deneyini hatırlatıyor. Bir goril her saat bir muz alıyor. Yanındaki dişi goriller ise her dört saatte bir muz alıyor. Sonra biri daha adil olmaya karar veriyor ve dişilere her iki saatte bir muz vermeye başlıyor. Orijinal goril? Çıldırıyor. Hâlâ her saat muzunu alıyor, ama bu bir kayıp gibi geliyor çünkü avantajı küçüldü. Pek çok erkeğin kadınlar için temel adalete tepkisi de böyle: Adalet olarak değil, hırsızlık olarak.
Elif ben@bigitelif0
Beni en acımasız gerçekle yüzleştirin 🤝
Türkçe

@esattimben Geçmiş referanslar bugüne ve geleceğe o kadar da ışık tutmuyor artık. İnsanları bireysel olarak ne kadar geliştirirsek o kadar toplum da gelişecek. Buraya odaklanmak daha önemli. Çocuk üretimi yanda devam edebilir ama başka üretimlere de odaklanmak gerek.
Türkçe

@esattimben Tüm yazıyı toplumsal açıdan yazmışsınız ama bireysel açıdan da bakmak lazım. Dünya nüfusu 8 milyarı aştı. Böyle kadınlar da erkekler de çoğalacak. Benzer cümleleri kuran erkekler de var. Artık nüfus olarak geriye gidebileceğimizi düşünmüyorum.
Türkçe

Bam güm yazacağım valla anlayan anlar, sikimde bile değil çünkü artık. Şu kısacık cümle var ya, işte bu cümle tarih boyunca kadınların neden kalıcı bir norm şekilde ekonomik özgürlük ve eğitim sahibi olamadığının, yakın bir gelecekte de bu normun neden tekrar bu seyre döneceğinin cevabı. Bu kadar. Bunu kadına ben yapmıyorum çünkü oğlum, Melek Mosso'ya şunları ben dedirtmiyorum yani. Sizin kafanız böyle çalışıyor. Dişiliğin bir paradoksu bu.
Defalarca farklı şekilde anlattım bunları, çocuk doğumu ve bakımı denen şey zor olduğu için kadın konfora düşkündür. Yani bir kedinin yavrulayacağı zaman güvenli bir yer aradığı gibi mala mülke, güvenceye, rahata, konfora ihtiyaç duyar kadın. "Baba evinden çıkmak" denen şey vardı ya eskiden, hah işte o bile çoğu zaman aslında "Annenin evinden çıkıp kendi evini kurmak" anlamına geliyordu. O ev çünkü annenin krallığıydı, kadın kendi evini kuruyordu. Bu kodlar içinizde yani.
Hatta şöyle diyeyim, insanlık olarak yerleşik hayata geçmemizin bile ana nedeni kadınlardır. Malum sabit dururken çocuk bakmak daha kolay çünkü. Çocuk denklemi olmasaydı ve bize kalsaydı kendimizi bu kadar zorlu bir dönüşüme sokmazdık bile biz erkekler olarak. Bugün bile bazıları aşılamamış bir sürü problem demek yerleşik yaşam demek çünkü. Bunların hepsi antropolojik uzun uzun konular, gidin okuyun, bu gözle bakarsanız anlarsınız belki.
Velhasıl bu akışın bir neticesi olarak kadın haliyle daha bencil ve dünyevidir. Yani mala mülke düşkünlüğü, güvence arayışı, konfor arayışı ve rahata olan ihtiyacı çocuk denkleminden bağımsız olarak onu motive eder hayatında. E sen de böyle bir varlığa bunları sosyal denklemde öylece sağlarsan dünya birden kadın için bir podyuma dönüşür. Çocuk denen şey, ilişki denen şey de "konfor bozan" yükler haline gelip hayatından çıkar. Yerine işte sosyal hayatı bir defileye çevirip salınarak gezmek gelir, yiyip içip tatmak gelir, dünyayı gezeceğimler falan gelir ve sürekli "yeni deneyimler" falan gelir. Bunları o kadar sever ki kadın, dünya bundan ibaret, herkes bunun için yaşıyor da o bunlardan mahrum bırakılmaya çalışılıyor falan sanır. Yani inanılmaz dünyevi bir sahneye dönüşür kadın için hayat ve buna engel gördüğü her şey de baş düşmanı olur. Aile, eş, hele ki çocuk falan, HELE Kİ 2-3 çocuk falan, olacak şey değil. Konforunu bozan, hayatından çaldığını hissettiren her şey düşmanlaşır. Bu kendi yarattığı düşmana karşı kuyruk dikişini de bir zafer, bir başarı, bir güç, bir gövde gösterisi falan sanır.
Bir başka deyişle kadının dünyasında konfor ile çocuk arasında %95 ihtimalle konfor kazanır, kalan %5 de bu normun devamını sağlamaya yetmez, özeti bu. Ha tabi %95 dedim diye hepsi Melek Mosso sanmayın, o redfem %10'luk belki deli bir güruhun görece dürüst temsilcisi burada. Büyük bir kısmı için "Ya ben çocuk istiyorum da...." ile başlayıp asla o çocuğa gidemeyen mazeretlerle bunu sündürür. Suçlu da hep erkek olur tabi. Allah olamadığımız için yetersizlikle suçlanırız falan. Türün isteyen tarafı olduğu için "acaba beklentilerimde mi bir sorun var?" sorusunu sormak kadına nasip olmuş bir beceri değil belli ki.
Bugün olan da bu işte ve kadını buradan kurtarma şansımız yok. Kadını kadından kurtaramayız çünkü. Farkında değilseniz söyleyeyim, kadınlar olarak bugün çok başka falan olmadınız arkadaşlar. Aman ne çok ilerlediniz, ne çok geliştiniz durumu yok, yaptığınız her şeyi inanılmaz ilkel bir kadın dürtüsüyle yapıyorsunuz hala. Suistimal edildiniz büyük oranda. Şu an geldiğiniz bu nokta sizin hevanızı mutlaka okşuyor, ama onu kenara koyarsak bundan öte size ne kazandırmıştır derseniz de bilmiyorum. Bildiğim şeyse birlikte yaşanabilecek şeyler olma becerinizi tamamen yitirip zıvanadan çıkardı çoğunuzu bu geldiğiniz nokta.
Hani "evlenmek ve çocuk sahibi olmak" gibi şeyler hakkında bunlar sanki bir muhtaçlığın, bir acizliğin, bir eğitimsizliğin ve bir fakirliğin neticesiymiş gibi davranan böyle kadınlara kadar geldiyse olay, bu iş kendini gerçekleştiren bir kehanete dönüşür artık. Sizin böyle düşünmediğinizi düşünmeniz yetmez, cebine üç kuruş para giren eğer çıtayı buraya çekiyorsa bu süreç ileride kadının cebinde o üç kuruşun olmayacağı bir sosyal dinamiğe evrilir. Hatta ne kadına eğitim verilecek, ne de kadının bu özgürlük alanı sağlanabilecek normların garantisi kalır. Kadını kendisinden bile korumak gereken üçüncü bir yol öncelikli olarak düşünülür. Siz tabi isterseniz yine bunu sizin üzerinizde tahakküm kurmak için yapıyor erkek sanın, "erkekler şöyle böyle" diye yine ağlayın, ama bu toplamda sizin bile sağlığınız için gerekli olan toplumsal koşullar için lazım. Ha gerçekten erkeklere hata yapacakları daha geniş alanlar da verir bu, evet, ama başka yol bırakmadığınız için oluyor işte bu.
Yoksa da alternatifi söyler misiniz? Ben mi doğuracağım çocuğu amk ya? Ne bekliyorsunuz? Nesli ben mi sürdüreceğim? Sizi erkekten ayıran en temel şey bu. Hatta sizi kadın yapan, hani şu anda o el üzerinde tutulan türün cazibe merkezi kılan, size karşı pozitif ayrımcılıklara ses çıkarmayan, hatalarınızı alttan aldıran şey var ya, oğlum bu bile çocuk doğuran taraf siz olduğunuz için öyle. Yani sizi siz yapan şeye düşman olup hala size siz gibi davranmamızı nasıl bekliyorsunuz? Tutturmuşsunuz bir "kadını kadın yapan tek şey çocuk doğurmak mı" falan diye bir terane, sizi siz yapan şeyden aşağılık bir şey gibi bahsediyorsunuz. Oğlum bunu çekince geriye kötü erkekler kalıyor sadece sizden, elbette sizi o "kadın" dediğiniz şey yapan dişiliğiniz. "Çocuğun olmazsa" ayrı bir konu, ama "ben çocuk yapmayacağım ve bana hala kadın gibi davranacaksınız" dayatması çalışmıyor, görmeniz lazım bunu. "Ben kadın muamelesi görmek istemiyorum, eşitlik olsun" falan geçin amk, sizi zaten bozan şey eşitlik burada. Size erkek gibi davrandığımız anda size zulmediyoruz gibi hissediyorsunuz amk. "Bizi idare edin" dediğiniz şey bu. Sebep? Sebep yok işte, idare edilmek istiyorsunuz. Deli oyalar gibi, hayvan bakar gibi size bakalım, bunun da adı eşitlik olsun istiyorsunuz. Olmaz oğlum bu, siz bundan fazlasısınız.
Hayır nasıl deviniyor sanıyorsunuz bu dünya? Biraz kendinizden çıkıp dünyaya bir bakın. Siz dünyaya nasıl geldiniz ve yarınkiler nasıl gelecekler sanıyorsunuz? Bugün sorunlarımız dediğiniz şeylerin dünkülerin size bıraktığı miras olduğu gibi, yarınkilerin de bugün sizin onlara bırakacağınız miras olduğunu görün bir zahmet. Kadının toplumu şekillendirmesindeki yerine ve görevine bu kadar kör müsünüz, bu sorumluluğu alamayacak kadar sikko musunuz, yoksa bunu hiç umursamayacak kadar bencil misiniz? Üçünden biri çünkü cevap. Sorumsuzsanız ağlamayı kesin, körseniz gözünüzü açın, bencilseniz de o zaman kadını çok umursuyormuşsunuz ve kadınlar için mutlak bir mücadele veriyormuşsunuz pozlarına girmekten çıkın. Siz yarının kadının hayatından çalıyorsunuz sadece çünkü. Siz kadının bile en büyük düşmanısınız bu tavırla yani. Bu direniş görünümlü konformizminizle yarına öyle bir miras bırakacaksınız ki, yarının kadının sahip olması gerekip de alamadığı haklar çıkacak. Dahası bunlar için insani bir yerden yine ben mücadele veren tarafta kalacağım.
Bunları cevaplayın yani bana, ötesi çünkü için tatava. Yenilir yutulur şeylerle gelin yani bana. Bunları cevaplamadıktan sonra ne yaşadığınız inanın umurumda değil. Bugün ne yaşadığınız gibi yarın bunların zatınıza ne yaşatacağı da umurumda olmaz. Yarının dünyası ne getirirse ona kendimi hazırlarım yani. Sizin bu yaptıklarınızın neticesinde çözüm adı altında zulme maruz kalanlara destek olurum, size bir sikim yapmam. Kendiniz ettiniz, kendiniz buldunuz derim. O gün gelene kadar da yürüme bandında koşar gibi kendinizi hırpalarken kibirli kibirli böyle bomboş ve büyük laflar saçmanız da saçma derecede komik olduğu için güler dalga geçerim en fazla işte. Dünya her ne sanıyorsanız da sandığınız şey değil özetle, ve görünen o ki kadının bu kadar sözünün geçtiği bir devran çökmeye mahkum. Bu tavrınızla düşündürdüğünüz tek şey bu oluyor.
Hani "vay patriyarka, vay ataerki" diye ağlayıp duruyorsunuz ya, aslında tarih boyunca olan şeyin özet şuydu; erkek iyiyse kadın iyidir, erkek kötüyse kadın kötüdür, bu kadar. Başka şansımız yok çünkü. Bugün de yok, sadece neden olmadığını görüyoruz dediğim gibi. Bu denklem çünkü türün gereksinimi özelinde, yani hayatın doğal akışı özelinde %60-70 bandında belki sağlıklı ilişkiler yarattı şimdiye kadar. Ki muazzam bir başarı oranı bu. Ha tabi oran bu olduğu için kötü örnek ararsan bulursun, acılar da çok yaşandı yani. "Vay eskiden şöyleydi böyleydi" diye sürekli kötüye odaklanıyorsunuz bu propagandalar yüzünden ama ulan daha fazlası bir sürü örnek de iyiydi işte. Sadece yapabildiğimiz bu kadardı. Bundan daha yüksek oran nasıl yaparız da bir konuydu evet, dinlerden tut, kültürdeki düzenlemelere kadar her şey de bunu tasarlamaya çalışıyordu zaten. Yani kadını kadın, erkeği erkek olarak yaşatıp optimumda mutlu edecek dinamikler hep bir konu oldu. Ama bugün ürettiğiniz bu şey var ya, şimdiye kadar getirilmiş en feminen ve boktan cevap. Cümleye baksana, sikip attı ilişki falan kalmadı ortalıkta. "İlişkileri yok edersek ilişki sorunu kalmaz" diye muazzam bir cevap üretmiş. Tamam, hadi bir çözüm dedik buna diyelim, ne olacak sanıyorsunuz ki yarın gerçekten? Hani siz üç kuruş para bulur bulmaz ilişkilere ayak diretince ne değişecek sanıyorsunuz? Neslimizi mi kurutacaksınız sanıyorsunuz? Öyle sanıyorsanız söyleyeyim, insanoğlu hamamböceğinden beterdir, kadınların %99'u böyle olsun, yine soyumuz kurumaz. Yani bu tutumunuzla yarının dünyasına örnek değil ibret olarak geçip siktir olup gitmenizden öte hiçbir bok olmaz. "Yok abi kadına para eğitim verirsen hem kendi hayatını sikiyor, hem de diğer kadınları fişekliyor" der yarınki insanlar en ufak bir sosyal krizde, bunun altyapısını kuruyor şu anki bu tutumunuz sadece. Ha bu laf da size şu an çok ağır geliyor olabilir ama buna da ilk onayı kadınlar verir bu arada. Sizin bugünkü havalarınız refah şımarıklığından çünkü. Sosyal kriz derken ben sizin dönüşmenizi falan beklemiyorum tabi, insanlık nüfusla açlıkla, tehlikeyle, güvenlikle, refahla bir sınansın, sonra bakın o "güçlü kadın" diye inşa ettiğiniz illüzyon nasıl yıkılıyor da kadınlar kendini güçlü birinin kollarına atmak için yer arıyorlar. Sizin bugün olduğunuz şey olmaktan asla vazgeçemeyeceğinizi düşündüğünüz gibi, o çevresel şartlara maruz kalan kadınlar da benliklerine aynı şekilde sarılacaklar işte, öyle düşünün bunu. Öncelikleri farklı olacak sizden sadece.
Bugün yaşanan şey bir kanser ve bu kanser kendi kendini çözüp nüfus çökünce bu iş yine buna evrilecek tekrar işte. Sizin geçmişi kötü görmeniz size öğretilmiş bir algıda seçicilik tamamen. İyi olan çok da olsa sessizdi, kötü olan göze battı. E senin de kötüyü göresin varsa göz onu tabi görür. Yoksa komple acılar üzerine inşa olmadı ya elbet bu siktiğimin tarihi. Öyle sanıyorsunuz da olamaz yani öyle bir şey amk. Hayvan hayvana böyle zulmetmiyor, atalarınızın eşim dediği insana karşı nasıl sistematik bir kin beslediğini sanıyorsunuz ki siz gerçekten? Zaten burada bile bir paradoks var, hem diyorsunuz ki "eski erkekler gibi değil, erkekler bozuldu" falan diye bugünkü erkeğe sövüyorsunuz, hem de "eski erkekler çok zulmetti kadına, analarımız, anneannelerimiz" diye eski erkeğe sövüyorsunuz. Eski erkek deyince kafanızda ne canlanıyorsa, o da bir dişil paradoks işte. Velhasıl bugünkünden daha kötü değildi ilişkiler diyeyim, uzun uzun anlatmayacağım ama değildi. Daha hoyrattı, iyisi daha iyi, kötüsü daha kötüydü, ama vardı ve gerçekti. Sanayi Devrimi diye bir kanser girince, sermaye diye fişekleyici birileri burada kadının zaaflarını ateşleyince buraya geldik ama hani geçmişe dair resminiz bir karikatür tamamen. Bombok bir karikatür hem de. Bu karikatür üzerinden çizdiğiniz bu kendi kendini üretmekten aciz konformist devran da sürmez, üzgünüm. Sizin sarhoşluğunu çektiğiniz şeyin akşamdan kalmasını yarının kadınıyla erkeğiyle tüm dünya çekecek.
Özetle erkeğin dünyasında kadına iyi veya kötü bir yer vardır ama kadının dünyasında bugün de gördüğünüz üzere bırak erkeği, kadına bile yer yok. Böyle bir şey çalışmaz bacılar, benim yüzümden değil, sizin yüzünüzden çalışmaz. Kafanız almıyor belki ama çalışan bir denklem yok ortada. Sadece öyle istediğiniz için çalışsın istiyorsunuz ama bu bir şeyi çalıştırmaya yetmez. Yoksa biz size düşman olsak, size zulmetmek istiyor olsak, bunlar bizim yüzümüzden çalışmıyor olsa bugün bunları da yapamazdınız. Bize rağmen falan yapmıyorsunuz bunları amk, insanoğlunun neticesi bunlar hep. Kadın türün kimyasına şekil veriyor, biz de izleyip dahil oluyoruz işte. Ama bu demek değil ki her yaptığınız meşru ve baktığınız her yön kuzey, aha bugün de toplumun anasını sikiyorsunuz. Demek ki bugün de bu lazımmış, buradaki tetikleyici kadim kodlar her neyse de bugün buna evrildi, yarın da sizin çocuk yaptığınız denklem neyse oraya doğru tekrar evrilecek ne pahasına olursa olsun. Çocuk konusunu anlamayan varsa son kez vurgulayayım, "insanlık" denen şey dünyada olduğu sürece "çocuk doğuran kadınlar" her kimse insanlık oraya kayacağı için bu olacak. Yani "kadının tek fonksiyonu çocuk doğurmaktır" değil bu konu, çocuk doğurmak kadının tek işi değilse de erkeğin yapamayıp kadının yapabileceği tek şey olduğu için ve buna kitlesel şekilde böyle direndiğiniz noktada çıkan toplumsal krizden kadının karlı çıkması ihtimali kalmadığı için bu böyle olacak. "Aaa kadınlar artık şöyle yapıyor, o zaman çocuğu da biz doğuralım" diyemeyeceğiz yani biz amk. Kafanız nereye gitti bilmiyorum da bunu bekler gibi yaşıyorsunuz.
Ondan öte eğitimmiş, zenginlikmiş falan bunlar fazla erkek şeyler ve erkek şeyler olmasının nedeni de bu işte. O kadar dünyevisiniz, o kadar erkekte bunları seviyorsunuz, o kadar erkekleri bunun üzerinden değerlendiriyorsunuz ki bunları kendinize takıp takıştırmayı dünyanın amacı gibi görüyorsunuz, konu bu. Yoksa erkek için sosyal hayatta var olmak bile bir gurur meselesi değil amk. Bir podyum değil dünya bizim için. Sizin turisti olduğunuz yerin tutsağıyız biz. Yani erkeği hiç anlamadığınız için erkeği hem kıskanıp, hem taklit edip, hem de nefret etmek gibi bir karmaşa yaşıyorsunuz. Bu da çalışmıyor haliyle. Bir tavsiye olacak bir şey bile değil bu diyeceğim biliyorum ama yine de söyleyeyim, bunları kaldıramayan kadının kendisini bundan koruması lazım aslında. Bunlar üstünlük falan değil çünkü, bunlar paylaşılacak şeyler. Erkek bunları kadın için elde ediyor temelde, sizse kendiniz için. Kadın paylaşmayı dengeli şekilde çözebilen bir şey bile değil, ya hep, ya hiç gibi giriyor topa. Bildiğinizi sanıyorsunuz da yok, o kadar kadınsınız ki çıkardığınız sonuçlar fecaat ynai. Mesela şu anlattığım şeyleri anlasa bile sırf dişil bir "ilerleme dürtüsüyle" ve "geriye gitme korkusuyla" sürekli o bahsettiğim "üçüncü yolu" da düşünüyorsunuz hatta, defalarca deneyimledim bunu, ama sizin beyniniz onu çözecek şekilde çalışmıyor işte kusura bakmayın. Çözüm üretmekte kötüsünüz siz, istemekte ve sorun çıkarmakta daha uzmansınız, ki bu da bizim türümüzün bir yakası zaten. Bir çeşit penis kıskançlığıyla erkeğin sahip olduklarına sahip olunca çözülmeyecek bu iş anlayacağınız, orada yoksunuz siz, üçüncü yolu başka yerden almaya ve gelen çözümler içerisinde önceliklerinize göre iyi olana bakmaya çalışın yani. Asla bir kadının dinlemeyeceği bir paragrafla da sonlandırdım yazımı, çok mutluyum. :D
GaGa Haber@gagahaberyeni
Melek Mosso: "Okumuşum, kendi paramı kazanıyorum, güzelliğim ve özgüvenim yerinde. Neden birinin derdini çekeyim? Beni değiştirmek isteyecek biriyle neden ilişki yaşayayım?"
Türkçe

@darkwebhaber Testo taylanın sosyal muhendis akademi videosundaki tip değil mi bu
Türkçe
bulut retweetledi

Of all animals, the cat family have the most insane aura
Redd@ReddCinema
She knows she's GORGEOUS!!
English
bulut retweetledi
bulut retweetledi
bulut retweetledi
bulut retweetledi
bulut retweetledi
bulut retweetledi
bulut retweetledi

@retsgansc Gayet temiz normal bir burun işte. Çizgi film karakteri gibi olmayı mı bekliyorsunuz anlayamıyorum.
Türkçe
bulut retweetledi

@raskolibov Çok yağlıyor insanı gibi geliyor bazen. Objektif olduğundan şüpheleniyorum. Manipülasyona da çok açık. Dikkatli olmak lazım fikrimce.
Türkçe














