Hakkını Savun

444 posts

Hakkını Savun banner
Hakkını Savun

Hakkını Savun

@hakkinisavuncom

İtaat Etme Hakkını Savun! GÖNÜLLÜ ÜYE FORMU: https://t.co/IPwblhvjWW

İstanbul Katılım Mayıs 2021
4 Takip Edilen13.8K Takipçiler
Sabitlenmiş Tweet
Hakkını Savun
Hakkını Savun@hakkinisavuncom·
Hakkını Savun, idare tarafından yapılan hukuka aykırı idari işlemlere karşı vatandaşların başvurabileceği hukuki yollar konusunda kamuoyunu bilgilendirmek ve vatandaşların hukuki süreçlerine gönüllü olarak destek vermek için kurulmuş bir avukat-vatandaş topluluğudur.
Türkçe
5
258
712
0
Hakkını Savun
Hakkını Savun@hakkinisavuncom·
Avukatın görev yeri sadece duruşma salonu değildir. Sokakta, hastanede, emniyette, hukuka ihtiyaç duyulan her yerde tıpkı polis gibi kamu görevi ifa eder. Ancak gücü değil, hukuku temsil eder. Hak ihlallerine karşı oradadır, keyfiliğinize karşı oradadır. Gözaltına alınan meslektaşlarımız derhal serbest bırakılmalıdır.
BirGün Gazetesi@BirGun_Gazetesi

“Allah Allah, avukatlığını yap o zaman” Beşiktaş’ta polis, bir avukatı gözaltına almaya çalıştı. Kişinin avukat olduğunu anlayan polis, “Allah Allah, avukatlığını yap o zaman” dedi. Bu sırada başka bir kişi yere yatırılarak ters kelepçeyle gözaltına alındı

Türkçe
0
12
84
3.8K
Hakkını Savun retweetledi
Hakkını Savun
Hakkını Savun@hakkinisavuncom·
TAKSİM MEYDANI’NDA 1 MAYIS KUTLAMALARININ ENGELLENMESİ ANAYASA’YA AYKIRIDIR.
Hakkını Savun tweet media
Türkçe
1
17
54
1.9K
Hakkını Savun
Hakkını Savun@hakkinisavuncom·
23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı’nı gerçek anlamıyla kutlayabilmek; ancak çocukların ucuz iş gücü olarak sömürülmediği, hayallerinin iş kazaları ve mobbinglerle karartılmadığı bir düzenin inşası ile mümkündür. Devletin idari ve yasal denetim yükümlülüklerini eksiksiz yerine getirerek MESEM kapsamındaki istismarlara son vermesi, bugünün çocuklarına verilebilecek en gerçek bayram hediyesidir.
Türkçe
0
0
3
163
Hakkını Savun
Hakkını Savun@hakkinisavuncom·
En acı tablo ise denetimsizlik sonucu ortaya çıkan iş cinayetleridir. Bakanlık tarafından işyerlerindeki çalışma koşullarının yeterince denetlenmemesi, öğrencilerin eğitim programı dışındaki tehlikeli işlere zorlanmasına ve yasal sınırların üzerinde çalıştırılmasına neden olmaktadır. İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği (İSİG) Meclisi'nin verilerine göre, sadece 2025 yılında tespit edilebilen 6 MESEM öğrencisi çalışırken hayatını kaybetmiştir.
Hakkını Savun tweet media
Türkçe
1
0
3
195
Hakkını Savun
Hakkını Savun@hakkinisavuncom·
23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı. Tüm yurtta çocuk hakları, eğitimde fırsat eşitliği ve aydınlık gelecekleri üzerine konuşmalar yapılıp kutlamalar düzenlenirken, madalyonun diğer yüzünde "mesleki eğitim" adı altında ağır şartlarda çalıştırılan “çocuk işçi” gerçeği duruyor.
Hakkını Savun tweet media
Türkçe
1
3
9
454
Hakkını Savun
Hakkını Savun@hakkinisavuncom·
23 Nisan, yalnızca bir bayram değil, egemenliğin kaynağını millete devreden bir hukuk iddiasının tarihsel ifadesidir. Bu iddia, keyfiliğin karşısına hukuku, gücün yerine adaleti koyma kararlılığıdır. Ancak bugün, hukukun üstünlüğü ilkesinin zedelendiği, yargı bağımsızlığına gölge düşüren uygulamaların sıradanlaştığı bir dönemdeyiz. Egemenliğin gerçek sahibi olan milletin, hukuki güvencelerden mahrum bırakıldığı her an, 23 Nisan’ın anlamı da aşınmaktadır. Çünkü milli egemenlik, yalnızca sandıkta değil, bağımsız mahkemelerde, tüm kurumlar tarafından saygı gören haklarda ve öngörülebilir hukuk düzeninde hayat bulur. Hukukun olmadığı yerde egemenlik şeklen vardır, gerçekte ise yoktur. 23 Nisan’ın hepimize yüklediği sorumluluk, bu ülkenin hukuk düzenini yeniden güvenilir, bağımsız ve tarafsız bir zemine taşımaktır. Egemenlik, kayıtsız şartsız milletindir. Bu söz, ancak hukukla anlam kazanır.
Hakkını Savun tweet media
Türkçe
0
2
10
235
Hakkını Savun
Hakkını Savun@hakkinisavuncom·
Özel şirketlerin maden ve benzeri faaliyetleri için, kamu yararı ve gerçek bir aciliyet bulunmaksızın uygulanan acele kamulaştırmaların hukuksuz bir mülksüzleştirme sürecine dönüştüğü, kolluk eşliğinde ve habersiz yürütülen işlemlerle bu hukuka aykırılığın derinleştiği, bu nedenle telafisi imkânsız zararlar doğmadan idari yargının derhal yürütmeyi durdurma kararı vererek müdahale etmesinin zorunlu olduğu açıktır.
Türkçe
0
3
11
351
Hakkını Savun
Hakkını Savun@hakkinisavuncom·
Kamuoyunda oluşan tepkiler ve basına yansıyan haberler üzerine, Boğaziçi Üniversitesi Kuzey Kampüsü’nde bulunan Atatürk maskının mevcut durumuna ilişkin tarafımızca bilgi talep edilmiştir. Edinilen bilgilere göre, söz konusu maskın depoya kaldırıldığı ve restorasyon çalışmalarının tamamlanmasının ardından yeniden yerine yerleştirileceği ifade edilmiştir. Konuya ilişkin değerlendirme kamuoyunun takdirine sunulur.
Hakkını Savun tweet mediaHakkını Savun tweet media
Türkçe
0
5
13
906
Hakkını Savun retweetledi
Genç Savunma Grubu (GSG)
Genç Savunma Grubu (GSG)@genc_savunma·
7 Nisan 2026 tarihinde İstanbul Beşiktaş Levent’te, İsrail Başkonsolosluğu’nun da bulunduğu Yapı Kredi Plaza blokları önünde IŞİD bağlantılı olduğu değerlendirilen üç saldırganın polise yönelik silahlı saldırısı yaşanmıştır. Görevini yapan polis memurlarımız anında karşılık vererek saldırıyı etkisiz hale getirmiş, iki polisimiz hafif şekilde yaralanmıştır. Zamanında ve etkili müdahalede bulunan kolluk mensuplarımıza teşekkür ediyor, yaralanan memurlarımıza acil şifalar diliyoruz. Bu trajik olayın hemen ardından, yakındaki bir binadan çatışmayı cep telefonuyla kaydeden ve “Sen sağ bek, ben sol bek… Evet şu an koordine ediyorlar” şeklinde yorum yapan bir grup vatandaş hakkında soruşturma başlatılmış, 8 kişi gözaltına alınmış, içlerinden biri tutuklanırken diğerleri adli kontrol şartıyla serbest bırakılmıştır. Genç Savunma Grubu olarak, bu kararlara ilişkin şu hususları kamuoyuyla paylaşmak istiyoruz: Öncelikle, sosyal medya platformlarının bir “infaz mercii” haline gelmesi, ifade özgürlüğünü ve temel hakları ağır şekilde tehdit etmektedir. Bir videonun hızla yayılması, toplumun bir kesiminin öfkesini tetiklemesi ve bu tepkiler sonucunda yargı mercilerinin harekete geçmesi, hukukun değil linç kültürünün egemenliğine işaret etmektedir. Bununla birlikte yargı makamlarının, toplumun belirli bir olaya özgü ve anlık gelişen tepkisine bağlı olarak karar vermesi, usul ve yasada yeri olmayan bir uygulamadır. Hakkaniyet, ölçülülük ve hukuka uygunluk ilkeleri yargı bağımsızlığının temel taşlarıdır ve en zor koşullarda dahi gözetilmesi zaruri ilkelerdir. Toplumsal rahatsızlığı yatıştırmak adına, kanunda yeri olmayan gerekçelerle tutuklama veya adli kontrol kararı vermek, yargıyı “kamuoyu infazı”nın bir parçası haline getirmektedir. Bu durum, yargı erkinin tarafsızlığına ve hukuk devletine verilen en büyük zarardır. Asıl mesele ise şudur: Terör saldırısı ve çatışma anını, kendi iş yerlerinin camından izlerken panik yaşamadan, aksine mizahi bir yaklaşımla “futbol maçı izler gibi” yorum yapabilen vatandaşların bu tavrı, toplumumuzun derin bir travmayla karşı karşıya olduğunun en açık göstergesidir. Şiddet ve terör, bir kısmımız için artık “normalleşmiş, kanıksanmış bir gerçeklik” haline gelmiştir. Toplumun psikolojik olarak bu kadar duyarsızlaşması ve travmatize olması ülkemizin gerçekliği haline gelmiş durumdadır. Yönetim ve yargı makamları, bu vahim tablodan ders çıkarmalı; insanların böylesine ağır bir olayı bile “eğlence”ye dönüştürebilecek kadar yıprandığını görmeli ve toplumda iyileştirici çözümler üretmelidir. Kalıcı çözümler yerine ifade hürriyetini yok saymak, masumiyet karinesini ayaklar altına alacak şekilde vatandaşların ters kelepçelenmiş fotoğraflarını basına sızdırarak bir baskı ortamı oluşturmak, hakkaniyete aykırı tutuklama kararlarıyla “gösterişçi” bir tepki vermek gerçek sorunu örtbas etmekten ibarettir. Biz Genç Savunma Grubu olarak, hukukun üstünlüğünü, ifade özgürlüğünü ve adil yargılanma hakkını savunmaya devam edeceğiz. Toplumsal travmanın kök nedenleriyle yüzleşmek yerine, tepkisel ve hukuka aykırı kararlarla günü kurtarmaya çalışan yaklaşımlara karşı sesimizi yükseltmeye kararlıyız. Hukuk devletinden, adaletten ve özgürlüklerden yana olan herkesi bu konuda duyarlı olmaya davet ediyoruz. @barolar @istbarosu @adalet_bakanlik
Genç Savunma Grubu (GSG) tweet media
Türkçe
0
5
10
1.1K
Hakkını Savun
Hakkını Savun@hakkinisavuncom·
Bir mizah içerik üreticisinin, Kanuni Sultan Süleyman hakkında kullandığı ifadeler nedeniyle gözaltına alınması ve hakkında ceza soruşturması başlatılması, ifade özgürlüğü ve kişi hürriyeti bakımından açık bir hak ihlali niteliği taşımaktadır. Kullanılan dilin kaba ve incitici nitelikte olduğu kabul edilse dahi, bu durum tek başına ceza hukukunun müdahalesini ve özellikle kişi özgürlüğünü kısıtlayan koruma tedbirlerinin uygulanmasını haklı kılmaz. Ceza hukukunun “ultima ratio” (son çare) niteliği ile kişi hürriyeti ve güvenliği hakkı birlikte değerlendirildiğinde, somut olayda gözaltı tedbirine başvurulmasının ölçülülük ve gereklilik ilkeleriyle bağdaşmadığı açıktır. Bu tür ifadelerin karşılığı ceza yaptırımı ve özgürlükten yoksun bırakma tedbirleri değil, eleştiri ve karşı ifade mekanizmalarıdır. Tuba Ulu derhal serbest bırakılmalıdır.
T24@t24comtr

Gerekçe "tarihi, milli, manevi değerlere hakaret": Komedyen Tuba Ulu gözaltına alındı t24.com.tr/haber/gerekce-…

Türkçe
0
3
14
896
Hakkını Savun
Hakkını Savun@hakkinisavuncom·
Bir siyasi partinin dijital platformlarına erişimin engellenmesi, siyasal iletişim kanallarının fiilen kapatılması anlamına gelir. Bahsi geçen BTK kararı ifade özgürlüğüne, siyasi faaliyete ve demokrasiye yönelmiş ölçüsüz bir müdahaledir. İfade özgürlüğü, idari bir kararla ya da keyfi müdahalelerle daraltılabilecek bir ayrıcalık değil, hukuk devletinin sarsılmaz temel taşıdır. Siyasi faaliyetlerin görünürlüğünü kısıtlayan her adım, yalnızca ilgili siyasi yapıyı değil; toplumun bütününe ait olan haber alma, bilgiye ulaşma ve özgürce kanaat oluşturma hakkını hedef alan bir ihlaldir.
HKP | Halkın Kurtuluş Partisi@hkpgenelmerkez

Basına ve Kamuoyuna AKP’giller’in “Bilgi ve İletişim Teknolojileri Kurumu”nun Şikayetiyle Genel Başkan’ımız Nurullah Efe’nin ve Partimizin Resmi X Hesapları Erişime Engellendi! ABD kuklası, ABD piyonu, ABD devşirmesi AKP’giller’in Genel Başkan’ımıza ve Partimize yönelik beyhude saldırıları her alanda devam ediyor. Bilindiği gibi AKP’giller’in bir operasyon silahına dönüştürdüğü Yargı sopası kullanılarak Genel Başkan’ımız Nurullah Efe’nin neredeyse her sözüne, her yazısına davalar açılıyor. Daha önce de kamuoyuyla paylaştığımız gibi şu anda ev hapsinde bulunan Genel Başkan’ımız Nurullah Efe’ye şimdiye kadar açılan siyasi davalarda yaklaşık 15 yıl hapis cezası verilmiştir. Devam eden davalarda Genel Başkan’ımız hakkında istenen toplam hapis cezası miktarı ise 60 yıla yakındır. AKP’giller aynı zamanda Genel Başkan’ımıza sürekli siyasetten men etme cezası vermekte, Genel Başkan’ımızın savunmanlığını üstlenen Parti Avukatlarımıza dahi savunma hakkını kullandıkları için davalar açılmaktadır. Tüm bunlarla yetinmeyen AKP’giller, Genel Başkan’ımızın ve Partimizin sesinin sosyal medyada duyulmasını engellemek için uzun süredir çaba sarf etmektedir. Bu çabalar sonucunda bugün Genel Başkan’ımızın (@nefe_HKP) ve Partimizin (@kurtuluspartisi) resmi X hesapları Türkiye’de erişime engellenmiştir. AKP’giller’in bu adımları kuşkusuz Genel Başkan’ımızın ve Partimizin ABD-AB Emperyalistlerine ve onların emir eri konumundaki AKP’giller’e karşı cepheden, kararlı, cesur mücadelesinde bir gedik açmayı amaçlamaktadır. Ancak her zaman söylediğimiz gibi AKP’giller’in, Genel Başkan’ımızın ve Partimizin mücadelesini engellemeye yönelik çabaları geçmişte olduğu gibi gelecekte de başarısızlıkla sonuçlanmaya mahkûmdur. Çünkü Partimiz dünyanın en meşru, en haklı davasını, insanlığın kurtuluş davasını savunmaktadır. Hiçbir güç, Genel Başkan’ımız Nurullah Efe ve Partimizin; Ülkemizin Tam Bağımsızlığı ve Halkımızın Mutluluğu için yürüttüğü mücadeleyi engelleyemeyecektir. Resmi hesaplarımızın hukuksuzca erişime engellenmesine yönelik hukuki adımlar mutlaka atılacaktır. Bu aşamada tüm Halkımızı, Partimizi X platformunda bu yeni hesabımızdan takip etmeye davet ediyoruz. Genel Başkan’ımız Nurullah Efe’nin yeni X hesabı daha sonra duyurulacaktır. 07 Nisan 2026 HKP Genel Merkezi hkp.org.tr/akpgillerin-bi…

Türkçe
3
21
42
1K
Hakkını Savun
Hakkını Savun@hakkinisavuncom·
Muğla’nın Milas ilçesinde, Akbelen Ormanı ve çevresindeki köylerde devam eden süreç; basit bir mülkiyet uyuşmazlığının ötesine geçerek Anayasal hakların topyekûn tasfiyesine dönüşmüştür. 13 Mart 2024 tarihli kararla yaklaşık 190 parseli hedef alan idare, toplumsal itirazlar sonrası geri adım atmış gibi görünse de 10 Ocak 2026 tarihinde yayımlanan Cumhurbaşkanı Kararı ile asıl niyetini ortaya koymuştur. 2024’teki kısıtlı müdahale alanı, 2026 kararıyla kapsamı yaklaşık 3,5 kat artırılarak tam 679 parsele çıkarılmıştır. Bu sistematik genişleme; İkizköy, Bağdamları, Çakıralan, Çamköy, Karacaağaç, Karacahisar ve Kayadere mahallelerini içine alacak şekilde yedi köyü ve koca bir tarım havzasını "maden rezerv hattı" adı altında haritadan silmeyi hedefleyen bir mülksüzleştirme operasyonudur. Söz konusu kararın dayandırıldığı Kamulaştırma Kanunu’nun 27. maddesi, ancak milli müdafaa gibi fevkalade durumlarda başvurulabilecek istisnai bir yolken; bir özel şirketin lojistik bant yolları, döküm sahaları ve ticari kâr takvimi için "acelelik" zırhına büründürülmesi kanunilik ilkesinin açık ihlalidir.  Olaylar usulen de pek çok hukuksuzluk barındırmaktadır. 31 Mart 2026 tarihinde gerçekleştirilen bilirkişi keşifleri; mülk sahiplerine ve vekillerine tebligatlar usulünce yapılmadan, jandarma eşliğinde ve tabiri caizse baskın usulüyle icra edilmiştir. Hukuk Muhakemeleri Kanunu uyarınca, tarafların katılımına ve itirazına imkan verilmeyen bir keşif işlemi hukuken sakattır ve mülk sahiplerinin en temel hakkı olan "Silahların Eşitliği" ilkesini zedelemektedir. Öte yandan; ilgili işlemlere karşı açılan davalarda yürütmenin durdurulması taleplerinin karşılanmaması, sürecin hukuka aykırılığını daha da ağırlaştırmaktadır. Zira yürütmenin durdurulması kurumu, idari işlemin uygulanması hâlinde doğabilecek telafisi güç veya imkânsız zararların önlenmesi bakımından etkili bir güvencedir. Söz konusu davalarda bu kurumun işletilmemesi, ileride verilebilecek bir iptal kararı halinde dahi meydana gelen zararların telafisini imkansız hale getirecektir. Bu durum, yargı yolunun etkinliği ilkesini zedelediği gibi, hukuk devleti ilkesinin de içini boşaltmaktadır. Bu hukuksuz sürece karşı en temel anayasal hakkını kullanan bölge halkı ve hak savunucuları ise bugün eşi benzeri görülmemiş bir yargı kıskacına alınmıştır. Hukuksuz eylemlere karşı sesini yükselten köylülerin kolluk marifetiyle baskılanmaya çalışılması ve iklim aktivisti Esra Işık'ın tutuklanması, yargının bir "susturma aracı" olarak kullanıldığının en acı göstergesidir. Toprağını ve sağlıklı bir çevrede yaşama hakkını savunan yurttaşların kriminalize edilmesi, Anayasa’dan doğan haklarını kullanan vatandaşlara karşı gözdağı niteliğindedir. Hak savunuculuğu suç değil, demokratik bir inisiyatiftir. Ülkemizde yaşanan her toplumsal olayda başvurulan haksız tutuklamalara derhal son verilmeli ve ifade özgürlüğü üzerindeki bu ağır baskı kaldırılmalıdır. 3573 sayılı Zeytinciliğin Islahı Kanunu’nun emredici hükümleri ve üstün kamu yararı ilkesi ortadayken, şirketlerin bilançosu halkın yaşam alanından üstün tutulamaz. Asıl ve kalıcı olan kamu yararı; kısıtlı ömre sahip kömür rezervi değil, binlerce yıllık tarımsal süreklilik ve gıda güvenliğidir. İdareyi, 10 Ocak 2026 tarihli hukuksuz genişleme kararından derhal rücu etmeye; bağımsız yargıyı ise hem mülkiyet haklarını korumaya hem de haksız tutuklamalarla zedelenen adalet duygusunu yeniden tesis etmeye davet ediyoruz. Hakkını Savun olarak, kamu yararının idarenin keyfi kararları karşısında yok sayılmasına her zaman olduğu gibi var gücümüzle karşı çıkacağız.
Hakkını Savun tweet media
Türkçe
0
8
16
634
Hakkını Savun
Hakkını Savun@hakkinisavuncom·
GAZETECİLİK SUÇ DEĞİLDİR! Gazeteci İsmail Arı hakkında uygulanan gözaltı tedbiri, basın özgürlüğü ve kişi hürriyeti bakımından ciddi hak ihlalleri barındırmaktadır. Gözaltı, ceza muhakemesinde istisnai nitelikte bir koruma tedbiridir. Kaçma şüphesi veya delil karartma ihtimali ortaya konulmadan başvurulan bu tedbir, ölçülülük ve gereklilik ilkeleriyle bağdaşmamaktadır. Hukuk devleti; keyfi uygulamalarla değil, temel hak ve özgürlüklerin güvence altına alınmasıyla varlığını sürdürür. Bu hukuka aykırı ve ölçüsüz uygulamalara karşı sessiz kalmayacağız.
BirGün Gazetesi@BirGun_Gazetesi

#SonDakika Muhabirimiz İsmail Arı, aile ziyareti için gittiği Tokat'ta gözaltına alındı! birgun.net/haber/muhabiri…

Türkçe
0
8
17
843
Hakkını Savun
Hakkını Savun@hakkinisavuncom·
Boğaziçi’nde “işgal kafe” eylemleri gerekçe gösterilerek öğrenci kulüplerinin faaliyetlerinin rektörlük tarafından durdurulmasına karşı açtığımız davayı kazandık! Geçtiğimiz yıl, Boğaziçi Üniversitesi’nde kamusal alanını savunan birçok öğrenci kulübünün faaliyeti rektörlük tarafından geçici olarak durdurulmuştu. Rektörlük kararının hukuka aykırı olduğu gerekçesiyle iptalini talep ettiğimiz dava, İstanbul 8. İdare Mahkemesi’nin 2025/1632E., 2026/346K. Sayılı dosyasıyla karara bağlandı. Mahkeme; öğrenci kulüplerinin faaliyetlerinin durdurulması ve yönetimlerinin görevden alınması konusunda rektörlüğün değil, ilgili mevzuat uyarınca Öğrenci İşleri Dekanlığı’nın yetkili olduğunu tespit etti ve işlemi hukuka aykırı bularak iptal etti. Öğrencilerin örgütlenme özgürlüğü keyfi idari işlemlerle sınırlandırılamaz. Hakkını Savun olarak, hak ihlallerine ve keyfi uygulamalara karşı hukuki mücadeleyi sürdürmeye devam edeceğiz!
Hakkını Savun tweet mediaHakkını Savun tweet mediaHakkını Savun tweet media
Türkçe
0
16
38
3.2K
Hakkını Savun
Hakkını Savun@hakkinisavuncom·
Bazen insan kendini yalnız hisseder. Ama bil ki değilsin. 8 Mart Dünya Kadınlar Günü’nde; korkuya karşı cesareti, yalnızlığa karşı dayanışmayı büyütmek için yan yana geliyoruz. Çünkü hakkımızı savunmanın en güçlü yolu, bir araya gelmekten geçiyor. Eğer kendini yalnız hissediyorsan, 8 Mart’ta kiminle yürüyeceğini bilmiyorsan, bize katıl. Birlikte yürüyelim, birlikte güçlenelim. Bizimle yürümek istersen her zaman DM’den bize ulaşabilirsin.💓 Detayları seninle paylaşalım, 8 Mart’ta yan yana olalım.
Hakkını Savun tweet media
Türkçe
0
3
9
1.1K
Hakkını Savun retweetledi
Hakkını Savun
Hakkını Savun@hakkinisavuncom·
Gazetecilik suç değildir. Gazeteci Alican Uludağ'ın mesleki faaliyetleri nedeniyle tutuklanması, yalnızca bir kişinin özgürlüğünün kısıtlanması olarak kabul edilemez. Hukuka aykırı bu karar vatandaşların haber alma hakkının da fiilen askıya alınması anlamını taşımaktadır. Tutuklama kararı bu yönüyle sadece bireysel bir ceza muhakemesi tedbiri değil, kamusal denetim mekanizmasına yönelik ağır bir müdahaledir. Anayasa’nın 26. ve 28. maddeleri düşünceyi açıklama ve yayma özgürlüğü ile basın özgürlüğünü açıkça güvence altına alır. Bu güvenceler yalnızca “beğenilen” ya da “resmî görüşle uyumlu” haberler için değil, kamusal otoriteyi rahatsız eden, soru soran, araştıran ve eleştiren yayınlar için vardır. Zira basın özgürlüğü, demokrasilerde iktidarı denetlemenin en temel araçlarından biridir. Gazetecilik faaliyeti, özü itibarıyla kamu yararına bilgi toplama ve bunu kamuoyuyla paylaşma faaliyetidir. Ceza muhakemesinde tutuklama istisnai bir tedbirdir; cezalandırma aracı değildir. Kaçma şüphesi, delilleri karartma tehlikesi gibi somut olgularla desteklenmeyen bir tutuklama kararı, ölçülülük ve gereklilik ilkelerini ihlal eder. Gazetecilik faaliyetinin kendisi delil olarak gösterilerek özgürlükten yoksun bırakma yoluna gidilmesi, ceza hukukunun “son çare” (ultima ratio) olma niteliğiyle bağdaşmaz. Bir haberin içeriğine itiraz edilebilir, tekzip hakkı kullanılabilir, hukuk yollarına başvurulabilir. Ancak haber yapmak, soru sormak, belge yayımlamak veya kamusal tartışmaya katkı sunmak başlı başına suç olarak nitelendirilemez. Aksi yaklaşım, gazeteciliği fiilen imkânsız hale getirir ve otosansürü kurumsallaştırır. Sonuç olarak, gazetecilik faaliyetleri nedeniyle tutuklama yoluna gidilmesi, ifade özgürlüğü, basın özgürlüğü ve toplumun haber alma hakkı bakımından ağır bir hak ihlali riski taşır. Demokratik bir hukuk devletinde çözüm, eleştirel sesi susturmak değil, hukuku güçlendirmek ve çoğulculuğu korumaktır.
Hakkını Savun tweet media
Türkçe
0
3
14
878