Cemil@cemiltkn1
Conte 2011’de Juventus’u devraldığında Serie A’yı üst üste 2 sezon yedinci sırada tamamlamış, özgüvenini kaybetmiş bir takım vardı. Bugün hala hatırladığımız yüksek yoğunluklu üçlü sistemi inşa etti ve gerek taktiksel gerekse de fiziksel anlamda ligin dengesini bozdu. Psikolojik bir restorasyon yarattı.
Ancak bu katı ve yüksek yoğunluklu sistemi Avrupa bazında bir cam tavan yarattı. “10 Euroluk cüzdanla 100 euroluk restorana gidemezsiniz.” diyerek yönetimin vizyonunu işaret edip istifa etti. Bayrağı devralan Allegri ise bu mirası 352-343-4231 türevleriyle taktiksel esnekliğe taşıdı ve ortaya toplamda 8 sezonluk bir dominasyon çıktı.
Devamında Sarri ile gelen bir şampiyonluk olsa da Ronaldo transferinin getirdiği saha içindeki taktiksel, saha dışındaki mali yük ile doğru zamanda doğru kadro dönüşümünü sağlayamamak Juventus’un sert düşüşüne neden oldu.
Bu dönüşümü Ferguson gibi kademeli olarak 3-4 sezonda bir kadronun %30-40’ını başarı odaklı oyuncularla yenileyerek yapabilirsiniz. Pep’in belli dönemlerinde yaptığı gibi radikal şekilde de yapabilirsiniz. City’de Hart, Zabaleta, Kolarov ve Clichy gibi isimleri bir çırpıda göndermek veya bu son birkaç sezonda yaptığı dönüşüm gibi. Yada artık modern futbolda birçok revizyonu kapsayan profil odaklı, oyuna uygun dönüşümler yapabilirsiniz.
Galatasaray’ın bu sezon sonunda önündeki temel konu da dönüşümü kadro üzerinden mi yoksa hoca üzerinden mi sağlamak gerektiği olacak. Bunun cevabı birçok örnekte kulübün kurumsal hafızasına, geçmiş referanslara ve mevcut teknik direktörün vizyonuna bağlı.
Eğer teknik direktörün taktiksel planı hala büyük oranda işliyor ancak oyuncu grubu bazındaki sorun çoğunlukla taktiksel bilinçten ziyade mental ise çözüm kadro dönüşümüdür. Galatasaray’ın CL maçları ile yereldeki belli rakiplere karşı konsantrasyon sorunu da bunun göstergesi diye düşünüyorum.
Eğer teknik direktörün taktiksel planı çözülmüş, deşifre olmuş ve oyun anlamında bir çıkmaza girilmişse de yöntem teknik direktör dönüşümüdür. Ben Galatasaray’ın probleminin temelde oyuncu grubundaki mental sorunlardan kaynaklı olduğunu ve bunun da sahaya yansıdığını düşünüyorum. Çünkü birkaç ay önce evinde Liverpool’u yenen, Juventus’a 5 atan bir hocanın oyunu ve oyun gücü hala ışık vaad ediyor, henüz net bir kadro dönüşümüyle test edilmemiş demektir.
Bahsettiğim gibi kulüp hafızası açısından Galatasaray yönetiminin geçmiş transfer referanslarına baktığımızda dönüşümü Okan Hoca üzerinden yapmaları büyük risk. Kaldı ki Türkiye gibi bir futbol ikliminde üst üste gelen başarılardan sonra yaşanacak bir teknik direktör dönüşümünün tercih/sonuç denkleminde tutma şansı Avrupa’ya göre daha düşük
Benim açımdan Okan Hoca’nın sezon sonu devam etmemesi gündeme gelecekse bu kendi iradesiyle olmalı. “Sabbatical” dediğimiz yani bazı teknik direktörlerde mental yıpranmışlıktan sonra gördüğümüz ara verme durumunu bizzat kendisi isterse saygı duyarız. Ancak yönetim kanadından böyle bir hamlenin gelmesi, “Şampiyon olsa dahi gönderilmeli” gibi deli saçması bir düşüncenin yine deli saçması şekilde uygulanması olur.
Her takımın, her hocanın inişleri çıkışları olur. Zirvede kalmayı başarmak, zirvede kalırken yaşanan düşüşleri minimum hasarla atlatmak önemlidir. Okan Hoca’nın düştüğü olmuştur, hataları olmuştur. Ama kazandırdıkları kaybettirdiklerinden çok daha fazladır..