Miniyon

14K posts

Miniyon banner
Miniyon

Miniyon

@himmmokbye

🌱 Plant Based Life

İstanbul, Türkiye Katılım Şubat 2011
500 Takip Edilen287 Takipçiler
Miniyon retweetledi
Reuters
Reuters@Reuters·
More than 100 people were detained in Ankara after the Communist Party of Turkey organized an anti-NATO protest march ahead of an alliance summit in the city next week reut.rs/4p8Weof
English
102
873
3.4K
582K
Miniyon retweetledi
BBC News (World)
BBC News (World)@BBCWorld·
Stand-up comic in court accused of insulting Islam and Erdogan in Turkey crackdown bbc.in/4eK8W9w
English
364
2.4K
11K
668.9K
Miniyon retweetledi
Türkiye İşçi Partisi
Türkiye İşçi Partisi@tipgenelmerkez·
Komedyen Deniz Göktaş, geçtiğimiz günlerde yayınlanan stand-up gösterisinin ardından önce yandaşlar tarafından hedef gösterildi, az önce ise yurt dışından döndüğü havaalanında gözaltına alındı. Eleştirel fikirlere ve mizaha tahammülü olmayan Saray Rejimi’nin sindirme çabalarına karşı cesaret gösterenlerin yanındayız. Deniz Göktaş derhal serbest bırakılsın!
Türkiye İşçi Partisi tweet media
Türkçe
168
2.3K
8.5K
591.4K
Miniyon
Miniyon@himmmokbye·
@oznurakcali Hangi firmanın elektronik imzasını kullanıyorsanız iletişime geçip cihaz değişimi bile talep edebilirsiniz belki. Ek olarak mobil imza da büyük kolaylık, e-imzamı en son ne zaman kullandığımı hatırlamıyorum bile
Miniyon tweet media
Türkçe
0
0
4
1.5K
Öznur Akcalı Yılmaz
Öznur Akcalı Yılmaz@oznurakcali·
Arkadaşlar galiba ben MacBook'ta yapamayacağım. Ofis yazıcısına bağlanmıyor, e imza takılamıyor, word'de sorun var ama o hafifliği, hemen açılıp kapanması... Ya yok mu böyle Windows'ta air kadar hafif hemen açılan huzlı bilgisayar?
Türkçe
188
3
635
408K
Miniyon retweetledi
Engin Deniz
Engin Deniz@engindeniz_ipek·
Fatoş Pınar Türker, savunmasının son kısmında tutukluluk ve cezaevi sürecinin en soğuk, en yıkıcı, en korkunç yanlarını anlattı. Salonda avukatlardan izleyicilere, tutuklulara kadar herkes ağladı. Bunu ilk defa yazıyorum ama lütfen sonuna kadar okuyun: Türker, savunmasının sonunda önce gözaltındaki çıplak arama sürecini şu sözlerle anlattı: “Vatan Emniyet’teyken arşiv odası gibi bir yere aldılar beni. Eldiven giyen bir polis üstünü çıkar dedi çıkardım. Sonrasında gidip gidemeyeceğimi sorduğumda, altımı da indirip çamaşırımı da indirmemi söyledi. Cinsel organını aç dedi, arkanı dön-eğil dedi. (Kadın izleyicilere dönerek) Utanan varsa çıkabilir ben utanmıyorum. İnsanların onurunu, gururunu kırmak için yapılıyormuş gibi geliyor. Yapan utansın, ben utanmıyorum” Daha sonra, tutuklanıp Silivri’ye sevk edildikten sadece bir gün sonra infaz koruma memuru tarafından SEGBİS için çağrıldığını belirten Türker, şöyle devam etti: Dedim ki "Ben bilmiyorum, bu ne SEGBİS ne?" İşte dedi böyle online ekrana bağlanıyorsunuz. Ben gittim oturdum, karşımda bir ekran açık ama "Adalet mülkün temelidir" yazmıyor, bir ofis orası. Böyle gözüm de ısırıyor Allah Allah diyorum, en sonunda kırmızı espresso makinesi vardı çünkü Savcı Bey bana o makinede kahve ikram etmişti. İfademi alan savcı, başkanım. Savcım, size soracağım şimdi. Siz tabii ki şey, sizin şahsınızla hiç alakası yok konunun ama hani meslektaşınız ya böyle bir uygulama var mı, yok mu? Dedi ki: "Ya" dedi, "Fatoş şimdi ağlarsın böyle karşımda" dedi, "ben sana ne dedim" dedi. "Ben sana ne dedim" dedi, "ben senin ne olduğunu biliyorum ama sen bu adamlar sana" dedi "kumpas kuracak demedim mi" dedi. "Niye konuşmadın sen" dedi. "Verecektin ifadeni gidecektin" dedi. "Ama" dedim, "Sayın Savcım ben bildiğim her şeyi anlattım." "Bak şimdi" dedi, "sen git" dedi, "eşyalarını topla. Ben "dedi, "sana Çağlayan'dan araba göndereceğim" dedi. "Geleceksin" dedi, "burada" dedi, "bana" dedi "ifadeyi vereceksin, buradan" dedi "çocuklarına gidersin." Ben de dedim ki: "Savcım" dedim, "ben yeniden ifade veririm, vermemi istiyorsanız" dedim. "Bir avukatıma sorayım." Şimdi karşımdaki savcı ya, "Yok efendim" diyecek halim yok, ben bilmiyorum bir de hakikaten, ilk kez tutuklanmışız. Dedim ki "Tamam" dedim, "ben avukatıma bir danışayım" dedim. Böyle yaptı: "Hâlâ avukat diyorsun bana" dedi. "Sen" dedi, "bu kafayla bir daha" dedi "çocuklarını asla göremeyeceksin" dedi. "Sen bekârsın, değil mi?" dedi. Evet. "Velayetleri de sende?" Evet. "Senin çocukların" dedi, "reşit de değildi, değil mi?" dedi. Değil dedim. "Eh, artık Sosyal Hizmetler alır senin çocuklarını" dedi. Ha, bir anneye böyle denir mi? Çocuklarıyla tehdit ettiler. Az evvel şeyle söyledim ya size hani mal varlığı, "Sen bakıyordun, değil mi?" dedi. Evet. "Bak" dedi, "mal varlığı tedbiri için" dedi, "karar var benim elimde" dedi. "Ama ben" dedi, "28 Mart Cuma günü mesai bitimine kadar sana süre" dedi. Savcım bunu dedi. Ve o gün tebliğ edildi. "Ya bana gelir konuşursun ya da dedi malını mülkünü de alacağım" dedi. Yani bir şey söyleyeceğim. Şeyi anlayamıyorum. Hani mesela birisinin birisiyle husumeti olur... Hiç beni tanımıyor ki. Tanımadığı bir insandan insan nasıl nefret eder ki? Hani nasıl bunu söyler... Mesela annesi yok mu bu insanların? Hepimiz zıbın giymedik mi? Ben hiç kimseye hakkımı helal etmiyorum. Bunu çok düşündüm çünkü şimdi Düzce'ye götürüldüm. Düzce'de insanın benim şeyim bozuldu... İnsan olarak öğrendiğim iyilik ve kötülük kavramı bozuldu. Çünkü iyi insan dediğimiz bir tarif var, bir de kötü insan dediğimiz bir tarif var; birbirine girdi bu. Çünkü Düzce'ye bir gittim, 40 metrekarede 25 kişiyiz, 16 kişilik. Koğuş arkadaşlarım; uyuşturucu satıcıları, cinayet, hırsız... Artık mesela bir Roman gördüğümde ben onun çadırcı mı, göçebe mi, arabacı mı olduğunu anlarım. Valla anlarım. Uyuşturucu mu satıyor, hırsız mı onu da anlarım. Hani böyle bir bilgi benim neyime yarayacak bilmiyorum ama... Ve o, hani bir kız getirdiler hamile, 5 aylık, 4 aylık. 1.5 yaşındaki kızını duvara vura vura öldürmüş. İddianamesini ben okudum. Ama diyor ki: "Eşime benziyordu." diyor. "Çok ağlıyordu." "Dayanamadım." diyor. "Ama benim içim" diyor, "çok ferah. 7'sini de yaptım, 40'ını da yaptım, mezarı da çok güzel." diyor. Hamile bir de. Devlet de gayet iyi bakıyor yani gerçekten hamile diye. Ama ben o insanlarla birlikte kaldım. Mesela 1 yaşında, o Roman bir aile vardı 5 kişi; anneanne, iki kızı, iki torun filan, ailecek kalıyorlar uyuşturucudan. Ama annesi çok bakmak istemiyor, 1 yaşındaydı Afra da geldiğinde, daha yürümüyordu. Mesela ona bakıyordum. Ne yapayım? Onunla teselli ediyordum kendimi. Örgü ördüm, tuvalet temizledim. Çünkü tuvaletler taşıyor. Şey dedim ben de: "Çekilin" dedim, "madem 16 milyon için çalışıyoruz, hani burada da bari bu görevi ifa edelim. Ne yapalım?" Ama hani olduğu gibi anlatıyorum, bilmiyorum... Yani film gibi bu yaşananlar. Gözlerimi açıp şey denmesini bekliyorum, işim gereği tabii reklam çekimlerinin setinde filan da bulundum, birisi çıkacak şuradan: "Kestik! Selçuk Bey siz birazcık daha işte soru sorun, siz şey yapın. Ekrem Bey siz araya girmeyin, bir daha alıyoruz aynı planı." filan diyecekler diye umuyorum yani. Ama olmuyor. Tutukluyuz biz hakikaten. Ben Medya A.Ş. Genel Müdürü olarak yargılanmaktan hiç gocunmuyorum. Elbette ki varsa bir hatamız, neyse ortaya çıksın. Bence yok, ben %100 beraat edeceğime, %90 bile değil, inanıyorum. Ama siz burada lütfen, rica ediyorum Medya A.Ş. Genel Müdürü Pınar'ı yargılayın. Ben anne olarak, benim çocuklarıma yazık günah değil mi? Bak geçen sene mezun oldu Nehir. Londra'ya gidemedik, o okuldan kabul olamadı. Benim kızım tüm dünyada yapılan sınavda %1'lik dilime girdi. Şu an dünyanın en iyi yapay zeka okulunda okuyor. Bak mezun oldu, ben göremedim. Orada benim güzel kızım. Babalarıyla... Diyor ki: "Anneciğim kepimi saklıyorum, sen eve geldiğinde havaya atacağım." Yani şu kadar, bacak kadar da onu ilkokula verdiğimde, mezun oldu, ben göremedim. Can sağlığı olsun. Ben kendim için yani rüşvet almadım, 15 aydır yatıyorum, bir şey çalıp çırpmadım, mal varlığıma tedbir kondu. Hakikaten, hakikaten çok mağdurum ama kendime dair, geleceğime dair bir şeyim, böyle bir yaşama sevincim, bir şeyim kalmadı. Çok yorgunum. Anneme dedim ki, demesem iyiydi çünkü benim annem babam ablamı kaybetmişler, çok agresif bir lösemiden 9 ayda... Anneme dedim ki: "Keşke" dedim, "idam cezası olsa da kalemi kırsa, bitse bu iş." O kadar yorgunum, o kadar yorgunum ki kendime dair hiçbir beklentim, isteğim yok. Ama Sayın Hakim lütfen vicdanınıza sesleniyorum, Sayın Savcım sizin de. Yargılayın ama Pınar'ı yargılayın da anne Pınar'ı ne olur tahliye edin. Ev hapsi verin, ben çocuklarımla zaten el ele oturmak istiyorum. Teşekkür ederim.”
Engin Deniz@engindeniz_ipek

İBB Davası, 7 kadın tutukludan biri olan Medya AŞ Genel Müdürü Fatoş Pınar Türker'in savunmasıyla devam ediyor. Mahkemede oldukça soğukkanlı ve özgüvenli görünen Türker'in kariyeri dikkat çekici: İsviçre’de eğitim almış. Önce Mimar Sinan'ı kazanmış, daha sonra Boğaziçi Üniversitesi Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler Bölümü’nden sosyoloji yan dalıyla mezun olmuş. 2021 yılında Medya A.Ş'ye gelene kadar sırasıyla Yapı Kredi, Koçbank, BASF (Alman kimya şirketi), GlaxoSmithKline (İngiliz ilaç şirketi), OMV Petrol Ofisi (PO'nun Avusturya ortağı) ve HSBC Türkiye’de üst düzey görevlerde çalışmış. Aynı zamanda İstanbul Kültür Üniversitesi’nde öğretim görevlisi, Boğaziçi Üniversitesi’nde de konuk konuşmacı olarak ders vermiş. Savunmasından şimdiye dek öne çıkan bazı beyanları ise şöyle: "Vatan Emniyet'e girdiğimde 'ben buradan çıkamam' diye düşündüm. Hatta ölüm düşüncesi de gelişti. Çok korkunç bir andı, tam bir kabus gibi. Bence cezaevi, Vatan Emniyet'teki nezarete göre gerçekten çok daha iyidir. Çıkarıldığım mahkemece 'rüşvet almak' suçundan tutuklandım. Örgüt suçuyla da sevk edildim ama örgüt suçundan serbest bırakıldım. Sadece gizli tanık Çınar'ın yalan beyanıyla, rüşvet almak suçundan tutuklandım. İddianame çıkınca gerçek de ortaya çıktı. İddianamede rüşvet almak suçundan bir isnat yok. Rüşvete konu edilebilecek bir eylem de ileri sürülmüyor. İddianamede benimle ilgili Medya A.Ş.'nin genel müdürü sıfatıyla imzam bulunan bazı işlerde usulsüzlükler olduğu ileri sürülüyor" “İddianamede İmamoğlu'nun Beylikdüzü'nden tanıdığı kişilerin iştiraklerin başına getirildiği iddiası var. Ben İBB'den iş teklifi alana dek ne İmamoğlu'nu ne de Murat Ongun'u tanıyordum. Beylikdüzü'nde hiç çalışmadım. Kamuda 'talimat' kelimesi çok konuşuluyor ama ben talimat alacak biri değilim. Saygısızlık yapmak istemem ama Ekrem Başkan dahil kimse bana talimat veremez. Bana talimat verecek kişi annesinin karnından doğmadı.”

Türkçe
200
1.9K
5K
635.7K
rrose sélavy
rrose sélavy@rroseselavy11·
Madem topluluklar halen açık, o hâlde haftanın son iş günü wristcheck’imizi atalım.🤞 Bugün bende uzun zamandır servisten dönmesini beklediğim Cartier Tank Solo’m var, normalde deri kordonla kullanıyorum ama baklasını epey beklediğim için bugün çelik kordonla takayım istedim.🙃 Bugün sizde ne var her zamanki gibi yanıtlarda merakla bekliyorum.🙌
rrose sélavy tweet media
Türkçe
49
0
136
192.2K
Miniyon retweetledi
Snob Magazin
Snob Magazin@snobmagazin·
Şebnem Ferah, altı yol sonra sahnelere döndü. Şarkıcının ilk sahneye çıktığı an büyük coşku yaşandı. Ferah'ın konserini binlerce kişi izledi. Ferah, sahneye çıkmadan önce binlerce kişi o anı görüntülemek için cep telefonuna sarıldı.
Türkçe
54
44
3.1K
1.8M
Miniyon retweetledi
Aykırı
Aykırı@aykiri·
Dilek İmamoğlu, Ekrem İmamoğlu’nun doğum gününü Silivri’de böyle kutladı.
Aykırı tweet media
Türkçe
195
371
10.2K
293.3K
Miniyon
Miniyon@himmmokbye·
@saglamus7 Yıllardır Mac üzerinden Uyap kullanıyorum hiç sorun yaşamadım. Sorununuz ne acaba ?
Türkçe
0
0
0
671
Elif Sağlam
Elif Sağlam@saglamus7·
Ben hem MacBook hem de Uyap kullanmak istiyorum. MacBook’un şarjı 2 gün gidiyor, hiç kapatmana gerek yok, ısınma sorunu yok ve hafif. Daha ne olsun yani, Uyap neden zorluyor MacBook’u bu kadar?
Türkçe
49
5
572
263.5K
Miniyon retweetledi
DAVULCU VEDAT
DAVULCU VEDAT@davulcu_v·
Yeni kuşak 'Siz biber gazı yediğiniz zaman ne yapıyordunuz' diye soruyor. Biber Gazı Oley!" Haziran, 2013.
Türkçe
0
1.3K
15.9K
1.4M
Miniyon
Miniyon@himmmokbye·
@ahmet_0050 @eaborcali Evet bağlanma parası sayıyor ama ben bunu yanlış buluyorum. Türkçe anlamı dönmeme güvencesi olarak tanımlanan bir ifadeyi zorlama yorumlarla ön ödeme saymaya zorluyor.
Türkçe
1
0
0
72
Miniyon
Miniyon@himmmokbye·
@furkantekirr @eaborcali Ayrıca 2 milyon liraya araba alacak biri 100-200 bin lira öderse buna bağlanma parası denir ama 10-20 bin lira bence direkt cayma parasıdır. Bu oranda bir ön ödeme hayatın olağan akışına da uygun olmaz çünkü. Amaç belli aslında.
Türkçe
0
0
1
93
Miniyon
Miniyon@himmmokbye·
@furkantekirr @eaborcali Kapora İtalyanca kökeninde ön ödeme diye geçiyor evet ama Türkçe tanımlara bakınca özetle alıcının akitten dönmeyeceğine dair güvence olarak nitelendiriliyor. Akitten dönmeme güvencesi de cayma parası tanımına uygun bir güvencedir. Bu sebeple yüksek yargı kararları bence yanlış.
Türkçe
2
0
3
376
Miniyon
Miniyon@himmmokbye·
@vurdubasketoldu @metehansrcglu @eaborcali İşte gelinen nokta hep zarar tazmini için zararı ispat ile uğraşma oluyor, anlatmaya çalıştığım o. Kapora uygulaması cayma parası olarak kullanılırsa satıcı herkesten kapora almaz, alıcı da 3-5 kişiye kapora göndermez, ciddi alıcı ciddi satıcı bunu yapar geçer.
Türkçe
0
0
2
787
Financial expert
Financial expert@vurdubasketoldu·
@himmmokbye @metehansrcglu @eaborcali Piyasa artışı nedeniyle alıcının uğradığı muadil araç bulma farkı (olumlu zarar), TMK m.2 dürüstlük kuralı ve Yargıtay içtihatlarınca tazmin edilmelidir.
Türkçe
1
0
0
622
Miniyon
Miniyon@himmmokbye·
@metehansrcglu @eaborcali Uygulamada kabul gören içtihat yorumu bu yönde evet ama ben farklı düşünüyorum. Alıcının vazgeçmesi halini koruyor 177’yi uygulamak ama satıcı araca zam gelirse ben vazgeçtim diyip kaporayı iade edip devir borcundan kurtulma yoluna gidince alıcı aynı paraya araba bulamamış olur.
Türkçe
2
0
2
2.3K
Metehan
Metehan@metehansrcglu·
@himmmokbye @eaborcali Cayma parası olabilmesi için sözleşmede ayrıca ve açıkca belirtilmesi gerekir. Sözleşme ile kararlaştırılmamışsa verilen bu paraya bağlanma parası denir ki bu durumda geri alınabilmesi mümkün m 177 ye bakmak daha doğru olur
Türkçe
2
0
16
2.7K