Hüseyin Naim Güney

19.2K posts

Hüseyin Naim Güney banner
Hüseyin Naim Güney

Hüseyin Naim Güney

@hnagy52

Araştırmacı Yazar

Ordu, Türkiye Katılım Aralık 2009
1.1K Takip Edilen12.2K Takipçiler
Hüseyin Naim Güney
Ordu’nun hafızasını, kültürünü ve insan hikâyelerini sayfalara taşıyan ve tarafımdan derlenen bu kitaplar; 6. Ordu Edebiyat ve Kitap Günleri bünyesinde açılan Akyazı sahilindeki etkinlik alanında 10 Mayıs gününe kadar Serüven Kitabevi standında sizleri bekliyoruz.
Hüseyin Naim Güney tweet media
Türkçe
0
0
5
278
Hüseyin Naim Güney
1960’larda Ordu sahilindeki ahşap iskeleleri , mayet ağları, mavnaları, kayıklarla dolu kumsalları çok iyi hatırlıyorum… Artık buraları duble yollar ve yüksek binalar kapladı. Ama bugün o eski güzellikleri özlüyoruz.
Hüseyin Naim Güney tweet media
Türkçe
0
0
7
376
Hüseyin Naim Güney
Ordu-Ünye’de bir nikâh töreni için bakanlar, milletvekilleri ve bürokratların seferber olması dikkat çekiyor. Karadeniz’in altyapı sorunları, fındık üreticisinin yaşadığı zorluklar, hayat pahalılığı ve işsizlik derinleşirken kamusal önceliklerin nerede olduğu sorusu akla geliyor.
Hüseyin Naim Güney tweet media
Türkçe
1
0
4
381
Hüseyin Naim Güney
Boztepe eteklerinde deniz gören cumbalı bağdadi konaklarıyla Güzel Ordu’dan herkese selamlar...
Hüseyin Naim Güney tweet media
Türkçe
0
0
13
484
Hüseyin Naim Güney
Ordulu gençlerimize selâm olsun. Dijital biçimde internetten yayınlanan Izlem Dergisi olarak gayet iyi işler çıkartıyorlar. Emeklerine sağlık...Devamını diliyorum.
Ertuğrul Günay@ErtugrulGunay

Ordulu gençlerin emeğinin ürünü #İzlemDergi’de bu ay kişisel anılarımdan yakın tarihe uzanan kapsamlı bir söyleşi yaptık. İlk 2 sayfasını paylaştığım söyleşinin tümü (7 sayfa) izlemdergi.com adresinde pdf olarak yer aldı. Emek verenleri içten teşekkürlerimle kutluyorum.

Türkçe
0
0
0
285
Hüseyin Naim Güney
Eskiden Ordu’nun beylerin konaklarına çeşmelerden su taşıyan sakalar vardı. Bunların içinde meşhur Sucu Safinaz’ın dramatik hikayesini bilir misin? Çalışarak yaptığı evi hayırsız oğlu satıp ortadan kaybolunca Safinaz perişan ve sahipsiz kalmış sonunda bir köşede ölüsü bulunmuştu.
Hüseyin Naim Güney tweet mediaHüseyin Naim Güney tweet media
Türkçe
1
3
22
2.6K
Hüseyin Naim Güney
Ordu’nun doğu tarafında kalan Yoroz ormanı ve tepesinde bulunan seyir terasından şehre bakmak ayrı güzeldir.
Hüseyin Naim Güney tweet media
Türkçe
0
0
30
948
Orhan DÜZGÜN
Orhan DÜZGÜN@DuzgunOrhan·
@hnagy52 Ama sizler gönüllü olarak Ordu'nun kültür hafızasının korunması ve gelecek nesillere aktarılması için gayret gösteriyorsunuz. Asıl teşekkür sizlere...
Türkçe
1
0
4
66
Hüseyin Naim Güney
Hüseyin Naim Güney@hnagy52·
Vali Orhan Düzgün Ordu’da görev başında bulunduğu dönemde başlattığı birçok projenin yanında ayrıca turizm adına ilimizde çok önemli çalışmalara imza atmıştır. Kentimizde unutulmayan mülki idareciler arasında bulunan Sayın @DuzgunOrhan beye şükranlarımızı sunuyorum.
Hüseyin Naim Güney tweet media
Türkçe
2
0
3
477
Hüseyin Naim Güney
Hüseyin Naim Güney@hnagy52·
@ErtugrulGunay @coraspin180 Sayın Bakanım, bu anlayış, ülkenin her köşesinde yaşayan insanların kendini eşit, değerli ve kapsanmış hissetmesini sağlar, Devlet ile vatandaş arasındaki güveni pekiştirir ve ortak bir gelecek duygusunu daha sağlam bir zemine oturtur. Çok teşekkürler eserleriniz için var olun.
Türkçe
0
0
0
17
Ertuğrul Günay
Ertuğrul Günay@ErtugrulGunay·
@coraspin180 @hnagy52 Sağ olunuz. Bölge, inanç, etnik ayrım gözetmeden bütün vatana eşitlikle hizmet etmeye çalıştık. Bu da onlardan sadece biri:
Ertuğrul Günay tweet media
Türkçe
1
0
3
183
Hüseyin Naim Güney
Hüseyin Naim Güney@hnagy52·
Ordu’nun Taşbaşı mahallesi Menekşe sokağının iyileştirme ve restorasyonu, Kültür ve Turizm Bakanlığımız Sayın Ertuğrul Günay’ın görev başında olduğu dönemde vilayetimizde iz bırakmış önemli hizmetlerinden biridir. Kendisine saygı ve şükranlarımı sunuyorum. @ErtugrulGunay
Hüseyin Naim Güney tweet media
Türkçe
1
2
25
7.8K
Hüseyin Naim Güney retweetledi
Keskin Dürbün | Derin Pusula
Keskin Dürbün | Derin Pusula@DerinPusulaTR·
Amiral Cem Gürdeniz’in bu yazısı, bugüne kadar kaleme aldığı en önemli ve en değerli metinlerden biri olarak görülmelidir. Çünkü yalnızca Türkiye–Avrupa Birliği ilişkilerini değil; Türkiye’nin 21. yüzyıldaki jeopolitik yönünü, güvenlik mimarisini, Mavi Vatan vizyonunu ve bağımsız stratejik aklını tartışmaya açıyor. Bu yazıdan çıkarılması gereken temel sonuçlar şunlardır: 1) AB, Türkiye’nin Balkanlar’daki etkisinden rahatsızdır. Arnavutluk, Bosna-Hersek, Kosova, Karadağ ve Kuzey Makedonya’daki Türk etkisi, AB tarafından kültürel ya da tarihsel bir bağ olarak değil, jeopolitik risk olarak görülmektedir. Brüksel bu etkiyi sınırlamakta ve ortadan kaldırmakta kararlı görünmektedir. 2) Fransa Türkiye’ye karşı çok açık pozisyon almaktadır. Fransa, Ege, Doğu Akdeniz ve Kıbrıs gibi Türkiye’nin yaşamsal jeopolitik alanlarında Yunanistan ve Güney Kıbrıs lehine açık tavır almaktadır. 3) AB’deki son yaklaşımlar, Samuel Huntington’ın “medeniyetler çatışması” tezinin Avrupa ve Brüksel siyasetinde yeniden canlandığını göstermektedir. Türkiye’nin Rusya ve Çin ile aynı tehdit kategorisine yerleştirilmesi tesadüf değildir. 4) Avrupa iç birlik krizini dış düşman üreterek aşmaya çalışmaktadır. Bu yüzden bazı açıklamalar “dil sürçmesi” denilerek geçiştirilemez. 5) Avrupa gerçekte giderek zayıflamaktadır. AB ekonomik olarak hâlâ büyük bir pazar olsa da güvenlik, enerji ve savunma alanlarında büyük ölçüde ABD’ye bağımlıdır. 6) Gümrük Birliği Türkiye için bağımlılık üretmiştir. Türkiye karar süreçlerinde yer almamakta, fakat alınan kararların sonuçlarına katlanmaktadır. Bu, eşitlikçi bir ilişki değil, ekonomik egemenliği sınırlayan asimetrik bir yapıdır. 7) Küresel neoliberal düzen çözülürken bu yapının sorgulanmadan devam ettirilmesi mümkün değildir. 8) Türkiye kendi gücünün yeterince farkında olmayan merkezî bir jeopolitik ülkedir. Mavi Vatan doktrini ile büyük bir kuvvet çarpanıdır. 9) NATO Türkiye’yi uzun süre ileri karakol olarak ve çoğu zaman kendi çıkarları için değil, başkalarının stratejik hesapları için kullanılmıştır. Bugün müttefiklerden gelen açık tehditler artık açıkça sorgulanmalıdır. Türkiye güvenlik mimarisini yeniden değerlendirmek zorundadır. 10)Türkiye çok kutuplu dünyada dengeleyici güç olmak zorundadır.Dünya artık tek merkezli değildir. Çok kutuplu, rekabetçi ve sertleşen yeni bir düzen kurulmaktadır. Kendi stratejik mimarisini kuran, bağımsız hareket eden ve dengeleyici güç rolü üstlenen bir aktör olmak zorundadır. 11) Atatürk, Türkiye coğrafyasını emperyalizme kullandırmamıştır. Türkiye’nin jeopolitik değeri bağımsızlık temelinde yönetilmiştir. Bugün ihtiyaç duyulan şey de tam olarak budur. 12) İngiltere ile yeni stratejik ortaklık dikkatle yönetilmelidir. İngiltere emperyal reflekslerini hâlâ korumaktadır. Kendi doğrudan savaşamayacağı cephelerde Türkiye’yi kullanmak isteyebilir. Bu nedenle Türkiye, Rusya ile çatışmaya çekilmemeli; Londra ile ilişkisini azami dikkatle, kendi çıkarları temelinde yönetmelidir. Sonuç olarak: Türkiye, Avrupa Birliği üyeliğini artık stratejik hedef olarak görmekten vazgeçmelidir. AB ile ilişkiler; eşitlik, karşılıklı çıkar, sınırlı iş birliği ve egemenlik temelinde yeniden kurulmalıdır. Türkiye’nin önceliği Brüksel’in kapısında beklemek değil; kendi coğrafyasının, denizlerinin, güvenliğinin, üretim kapasitesinin ve stratejik aklının farkına varmaktır. Türkiye ancak kendi coğrafyasının gücünü fark eden, bu gücü başkalarına kullandırmayan, Mavi Vatan’ı devlet aklının merkezine yerleştiren ve bağımsız stratejik mimarisini yeniden inşa eden bir devlet olursa 21. yüzyılda oyun kurucu, güçlü ve sözü dinlenen bir aktör haline gelebilir. Bu yazı üzerine sert bir kahve içip biraz ayılmak, sonra da artık kendimize gelmek gerekiyor.
Cem GÜRDENİZ@cemgurdeniznet

Avrupa’nın en üst düzeyinden gelen açıklamalar ve sahadaki gelişmeler artık Türkiye'nin, Batı için bir ortak değil, denetlenmesi gereken bir güç olarak görüldüğünü ortaya koyuyor. Bu yaklaşım yeni değildir, tarihsel bir sürekliliğin bugünkü yansımasıdır. AB kendi içinde kırılganlaşırken, dünya çok kutuplu bir düzene kayıyor. Böyle bir ortamda Türkiye ya edilgen bir çevre ülke olacak ya da kendi jeopolitik gücüne dayanarak bağımsız bir strateji kuracak. Bu yazım Avrupa’nın zihniyetini, Doğu Akdeniz’deki fay hatlarını ve Türkiye’ye yönelik sistematik baskıyı analiz ederken, özellikle 23 Nisan gibi bizler için çok kritik ve tarihi değeri olan bir günde İngiltere ile imzalanan stratejik ortaklığın taşıdığı riskleri de sorguluyor. open.substack.com/pub/mavivatan/…

Türkçe
4
43
183
21.1K
Hüseyin Naim Güney retweetledi
Ordu Hayat Gazetesi
Ordu Hayat Gazetesi@orduhayat·
Ordulu araştırmacı yazar Hüseyin Naim Güney, Ordu'nun 100 yılı aşkın süre içinde koleradan COVİD-19 pandemisine kadarki sağlık hafızasını kitaplaştırdı. Güney, bugün düzenlenen imza günüyle okurlarıyla buluştu. #ordu #gündem #haberler
Türkçe
0
1
6
454
Hüseyin Naim Güney retweetledi
Sinan Meydan
Sinan Meydan@SMEYDAN·
23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramımız kutlu olsun! 🇹🇷 İşte bütün mücadelesi bunun içindi! Bu ülkenin çocukları bağımsız ve çağdaş bir ülkede özgür ve onurlu biçimde, güvenlik içinde, rahat yaşasınlar diye tüm ömrünü türlü düşmanlarla mücadeleye adadı, kazandı. Sonunda bu toprağın çocuklarını, bu vatanın geleceğini kurtardı. O geleceği karartmayın!
Türkçe
1
899
3.7K
80.5K
Hüseyin Naim Güney
Hüseyin Naim Güney@hnagy52·
Avrupa Birliğinin Türkiye hakkında verdiği mesajlara cevap veren güzel bir tahlil olmuş.👏👏👍
Keskin Dürbün | Derin Pusula@DerinPusulaTR

AB’nin Türkiye mesajı özetle şu olmuş: “Size çok ihtiyacımız var. Ordunuz lazım. Koridorlar lazım. Karadeniz’de sizsiz olmuyor. Ticarette de vazgeçilmezsiniz. Ama bir de bize biraz daha yaklaşın. Bir de Kıbrıs’ta bizim istediğimiz adımları atın.” Tabii efendim. Siz stratejik ihtiyaçları söyleyin, biz egemenlik menüsünden seçip seçip ikram edelim. Böyle ifade etmemizin nedeni tam da bu ikiyüzlülük ve genlere işlemiş çifte standart kültürü. Türkiye’ye yıllarca “aday ülke”, “değerler”, “demokrasi”, “üyelik perspektifi” diliyle konuştular. Şimdi aynı Türkiye’ye açık açık “askeri kapasite”, “lojistik hat”, “ticaret koridoru”, “tedarik güvenliği” diye bakıyorlar. Yani mesele ilke değilmiş, ihtiyaçmış. Türkiye lazım olunca jeopolitik zorunluluk; iş siyasi eşitliğe gelince koşullu ortak. Avrupa’nın haddini bilmediği yer de burada başlıyor. Çünkü Türkiye’yi vazgeçilmez ilan ederken bile bunu eşit ilişki diliyle yapmıyor. Hâlâ üstten konuşuyor. Hâlâ “yaklaşmalı”, “adım atmalı”, “uyum göstermeli” tonu kullanıyor. Yani “sana ihtiyacım var ama şartları ben koyarım” diyor. Eski sömürge bürokrasisinin yeni versiyonu gibi. Gerçek şu: Avrupa Türkiye’siz Karadeniz güvenliğini kuramaz. Türkiye’siz Orta Koridor’u büyütemez. Türkiye’siz enerji, lojistik ve savunma denkleminde tam kapasite çalışamaz. Ama buna rağmen masaya hâlâ buyurgan oturmak istiyor. Kısacası yeni Avrupa cümlesi şu: “Türkiye çok önemli. O yüzden uslu durmalı.” Bizim de cevabımız şu olabilir: Emriniz olur. Hem ordumuz lazım olsun, hem ticaretimiz lazım olsun, hem coğrafyamız lazım olsun, sonra bir de üstüne siyasi ödev verin. Başka arzunuz varsa onu da listeleyin, tam olsun.

Türkçe
0
0
5
477
Hüseyin Naim Güney
Hüseyin Naim Güney@hnagy52·
Bir bardak süt ile yeni baştan doğan neslin hikâyesini okuyun. Bir de bizim süt içmeden büyüyen kuşakların neden bodur ve sağlıksız olduklarını düşünün. Ülkemi bir zamanlar yönetenlerin bunda hiç bir vebali yok mudur acaba?
İş Dünyası Kitapları@IsKitaplari

1946 yılında İngiliz hükümeti, ülkedeki her çocuk için ücretsiz okul sütü uygulamasını başlattı. Beş yaşından on beş yaşına kadar, her okul günü çocuklara üçte bir pint (yaklaşık 190 ml) süt veriliyordu. Süt tam yağlıydı. Doğrudan İngiliz süt çiftliklerinden geliyordu. Küçük cam şişelerde, üzeri folyo kapaklı şekilde okul kapılarına bırakılıyor, metal kasalar içinde bekliyordu. Hava sıcak olduğunda teneffüse kadar güneşte kalıyor ve hafif tuhaf bir tat alıyordu—bugün bile bir nesil İngiliz yetişkinin rahatsız edici bir netlikle hatırlayabildiği bir tat. Okul sütüyle büyüyen nesil, antropometrik ölçümlere göre kaydedilmiş en sağlıklı İngiliz çocuk nesli oldu. Ortalama boy uzadı. Kemik yoğunluğu arttı. Şekerli gıdalara rağmen diş sağlığı iyileşti. Okul çağındaki çocuklarda demir eksikliği azaldı. Sağlık Bakanlığı’nın savaş sonrası tuttuğu büyüme verileri, süt programının başlamasıyla birebir örtüşen, her yıl düzenli ve ölçülebilir bir iyileşme gösterdi. 1971 yılında, dönemin Eğitim Bakanı Margaret Thatcher, yedi yaş üzerindeki çocuklar için ücretsiz süt uygulamasını kaldırdı. Gazeteler ona “Süt Hırsızı Thatcher” lakabını taktı. Yoğun şekilde eleştirildi. Ama kararını değiştirmedi. Sütsüz büyüyen sonraki nesil, kendinden önceki nesle göre ölçülebilir şekilde daha az sağlıklıydı. Bunu büyüme grafikleri gösterdi. Diş kayıtları gösterdi. Askerlik sağlık kontrolleri (yapıldığı sürece) bunu ortaya koydu. Sütün sağladığı şey—kalsiyum, D vitamini, A vitamini, tam amino asit profili, konjuge linoleik asit ve büyüyen bir iskeletin genetik potansiyeline ulaşması için gerekli yağda çözünen besinler—artık sabah teneffüsünde folyo kapaklı cam şişelerle gelmiyordu. Yerine, çoğu zaman hiçbir şey gelmedi. Ya da meyve suyu kutuları geldi. Ya da 1990’larda okul koridorlarında beliren otomat makinelerinden alınan cips paketleri. Süt içen nesil bugün yetmişli ve seksenli yaşlarında. Ortalama olarak, kendilerinden sonra gelen nesilden daha uzun boylu, daha güçlü kemik yapısına sahip ve daha uzun ömürlüler. Süt sihirli değildi. Süt, sadece süttü. Ama vücudun ihtiyaç duyduğu şeyi, ihtiyaç duyduğu zamanda sağlıyordu devletin bir dönem kabul ettiği bir maliyetle. O maliyet ortadan kaldırıldığında, ödenen bedel çok daha yüksek oldu. @SamaHoole den 👏

Türkçe
1
1
4
890