İfade Hürriyeti

208 posts

İfade Hürriyeti

İfade Hürriyeti

@hurriyetifade

Katılım Mayıs 2025
130 Takip Edilen8 Takipçiler
Vaziyet Haber
Vaziyet Haber@vaziyethaberr·
Gelin, dini nikahta erkeğe verilen 3 talak hakkının 1’ini isteyince dikkat çeken anlar yaşandı.
Türkçe
6
9
12
2K
Anthony
Anthony@Commendatori_06·
@hurriyetifade @malevelon olum insanların hayatını bilmeden konuşmayı ne çok seviyonuz la biz de dede mesleğidir aq halen devam ediyoruz biçerdöverimiz de var. sen ne anlatıyon?
Türkçe
3
0
1
106
player 2
player 2@malevelon·
biçer döver nasıl bir isim ya yok siker atar
Türkçe
86
955
56.2K
1.1M
Anthony
Anthony@Commendatori_06·
@malevelon Literatürde biçerdöver diye geçer Esas kullanıcısı olan köylüler döverbiçer der Eğer çok hızlı söylemesi gerekiyorsa da sadece biçer deyip geçinir. İngilizcesi combine harvester’dır ve oradaki çiftçiler de çoğunlukla combine demekle yetinir.
Türkçe
3
0
7
5.6K
İfade Hürriyeti
İfade Hürriyeti@hurriyetifade·
@asyamisu Erkeklerin yarattığı imkanlar olmasa siz doğada beş dk yaşayamazsınız gelip çok dayanıklı olduğunuzdan bahsediyorsunuz hadi bir köpek saldırısından kurtul da görelim
Türkçe
1
0
1
412
İfade Hürriyeti
İfade Hürriyeti@hurriyetifade·
@populicc Erkeklerin yarattığı imkanlar olmasa siz doğada beş dk yaşayamazsınız gelip çok dayanıklı olduğunuzdan bahsediyorsunuz hadi bir köpek saldırısından kurtul da görelim
Türkçe
0
0
0
1.7K
Populicc
Populicc@populicc·
Zeynep Sever Demirel: "Kadınların yaratılış itibarıyla erkeklerden çok daha dayanıklı ve çok yönlü olduğunu düşünüyorum. Bir kadının yapabileceği şeyleri bir erkeğe yaptırmaya çalışsanız, erkek çok zorlanır."
Türkçe
46
5
214
209.9K
Gökçe Katun
Gökçe Katun@gokceekatuun·
İsmet İnönü’nün asker kaçağı olduğuna inanacak 5 milyon insan vardır ülkede 🤪
Gökçe Katun tweet media
Türkçe
60
40
749
12.1K
İfade Hürriyeti
İfade Hürriyeti@hurriyetifade·
@xkafamedya Hee iyi kadın maaş alıyorsa adama da nafaka ödesin çünkü hukuken kadın haksız
Türkçe
0
0
3
1.4K
Kafa Medya
Kafa Medya@xkafamedya·
🟡Boşanıyorlar Eski sevgilisinin düğününe gitti ve uzun uzun izlediği bir video paylaştı. Gelin Video çekenin damadın eski sevgilisi olduğunu öğrendi. O anları sosyal medyadan gören gelin sinir krizi geçirdi ve boşanma kararı aldı.
Türkçe
274
84
3K
3.3M
onuralp 🇦🇷
onuralp 🇦🇷@Onuralp1283·
Daha varoşca bir yazı görmedim insanların cenaze evinde yemek yemesini görgüsüzlük olarak görmek kadar aptalca bir şey yok sanki hayrına yaptıracağın içli pide ve vereceğin ikramın maliyeti ne hadi bunları geç bu muhabbete girmek bile insanın kendisini alaşağı gösterir Sosyal medya denen müptezellik yüzünden kendine bi önem addedip herkese nefret kusan insan topluluğu var gülümseyip geçiyoruz sadece
Önder Şeren@onderseren

Sonunda birisi yapılması gerekeni yapmış

Türkçe
20
7
197
28K
İfade Hürriyeti
İfade Hürriyeti@hurriyetifade·
@Onuralp1283 Sen insanlardan acısı varken yemek hazırlamasını isteyecek kadar acınası bir yaratıksın
Türkçe
0
0
0
64
Murat ALICI
Murat ALICI@alicimuratt·
Türkiye’de kiracıların anlamadığı acı bir gerçek var: Ev sahibi 5 Milyon TL’lik evini size yardım hayır kurumu olsun diye vermedi. O parayı faize koysa ayda 200 Bin TL alacak adamdan sürekli 20.000 TL'ye oturmayı bekleyemezsiniz. Kiralar pahalı değil, gelirler düşük #konut
Türkçe
1.9K
219
3.1K
401K
Oktay Vural
Oktay Vural@oktayvural·
Türkiye’nin Hukukunu İmralı Kuramaz! Teröristbaşının son açıklaması, terörün kayıtsız ve şartsız tasfiyesine değil; silahların gölgesinde Türkiye’nin millet, vatandaşlık ve devlet düzenini yeniden tanımlamaya yöneliktir. PKK bütün unsurlarıyla tasfiye edilmeden “Kürt–Türk ittifakına” hukuki güvence istemek, silah bırakmayı siyasi ve anayasal taleplerin aracına dönüştürmektir. Öcalan, 21 Temmuz’da İmralı Heyeti tarafından aktarılan açıklamasında yine “barış”, “kardeşlik”, “eşitlik” ve “ortak yaşam” gibi kavramların arkasına saklanarak Türkiye’ye yeni bir hukuk düzeni teklif ediyor. Fakat bu süslü örtü kaldırıldığında talep açıktır: Türkler ve Kürtler iki ayrı siyasi özne olarak tanımlanacak, ardından bu sözde “ittifak” hukuki güvenceye bağlanacaktır. Oysa Kürtler devletin ve milletin dışında değildir ki Türklerle yeniden ittifak kursunlar. Onlar Türkiye Cumhuriyeti’nin vatandaşları, Türk milletinin asli ve ayrılmaz parçalarıdır. Cumhurbaşkanı, başbakan, milletvekili, bakan, hâkim, savcı, öğretmen, mühendis, polis veya memur olmalarının önünde etnik kimliklerinden kaynaklanan hiçbir hukuki engel yoktur. Türkiye’de Türkler ve Kürtler aynı milletin, aynı devletin, aynı vatanın ve aynı vatandaşlık hukukunun mensuplarıdır. “İttifak” ise iki ayrı tarafı ve iki ayrı siyasi iradeyi gerektirir. Bu nedenle “Kürt–Türk ittifakını hukuki zemine dönüştürmek” sözü, tarihî kardeşliği anlatan masum bir ifade değildir; Türk milletinin siyasi bütünlüğünü iki kolektif kimlik temelinde yeniden kurma arayışıdır. Mesele Türk–Kürt meselesi değildir Kürt vatandaşlarımız Türk milletinin karşısında, devletin dışında veya yeniden ittifak kurulması gereken ayrı bir taraf değildir. Asıl mesele, PKK’nın bütün unsurlarıyla kayıtsız ve şartsız silah bırakması, örgütsel varlığını tasfiye etmesi ve Kürt vatandaşlarımız ile demokratik siyaset üzerinde kurduğu silahlı vesayetin sona ermesidir. Terör örgütünü bir halkın temsilcisi, teröristbaşını da Kürtlerin siyasi iradesi gibi göstermek; PKK’nın Kürtler adına konuşma ve pazarlık yapma iddiasını meşrulaştırır. Silahlar yalnız devlete karşı değil, Kürt vatandaşlarımızın özgür iradesi üzerinden de çekilmelidir. Gerçek demokratikleşme, PKK’ya siyasi statü kazandırmak değil; vatandaşlarımızı örgütün baskısından, siyasete kurduğu vesayetten ve zorla temsil iddiasından kurtarmaktır. Silah bırakma değil, silah karşılığı hukuk Açıklamadaki temel tehlike, silahsızlanmanın önce tamamlanması gereken şartsız bir yükümlülük olmaktan çıkarılmasıdır. PKK bütün unsurlarıyla silah bırakmalı, örgütsel varlığını sona erdirmeli ve bu durum devletin güvenlik birimlerince tespit ve teyit edilmelidir. Öcalan ise “hukuki ve yasal sürecin başlaması” ile “silahların tamamen devreden çıkarılmasını” aynı sürecin karşılıklı adımları gibi sunuyor. Böylece silah, teslim edilmesi gereken bir suç aracı olmaktan çıkarılıp siyasi ve hukuki sonuç elde etmek için tutulan pazarlık kozuna dönüştürülüyor. Sorulması gereken soru açıktır: PKK silah bıraktığı için mi gerekli teknik düzenlemeler yapılacaktır; yoksa Türkiye’nin millet ve devlet düzeni değiştirilmesine kapı aralanırsa mı PKK silah bırakacaktır? “Pozitif hukuk” adı altında ne isteniyor? Açıklamada “eşitlik hukuku”, “demokratik cumhuriyet”, “kalıcı hukuki güvence” ve “pozitif hukuk” deniliyor; fakat bunların somut karşılığı açıklanmıyor. Anayasa’daki vatandaşlık tanımı mı değiştirilecek? Kürtler ayrı bir kurucu unsur olarak mı tanınacak? Bireysel haklardan kolektif haklara mı geçilecek? Ana dilde eğitim, yerel özerklik, siyasi statü veya çok dilli kamusal düzen mi getirilecek? Üniter devletin yetkileri komünler üzerinden mi paylaştırılacak? Hazırlanacak kanunda bunlara kapı aralayacak hükümler bulunacak mı? Öcalan’ın “negatif hukukun pozitif hukuka dönüşmesi” sözü aslında mevcut düzende Kürtlerin etnik ve kültürel kimliklerini yaşamalarına müdahale edilmemesinin zaten hukukla güvence altında bulunduğunu zımnen kabul etmektedir. “Pozitif hukuk” adı altında istenen ise serbestlikten fazlasıdır: Devletin bir etnik kimliği ayrıca tanıması, desteklemesi, finanse etmesi ve ona siyasi-idari sonuç bağlamasıdır. Böylece bireysel özgürlük talebi, kolektif statü talebine çevrilmektedir. Silahları bırakmadan yapılacak hukuki düzenleme de PKK terör örgütü ve elebaşının siyasi taleplerine kapı aralanacak mıdır? “Kardeşlik” denilerek egemenlik paylaştırılamaz. “Eşitlik” denilerek Türk milleti etnik topluluklara ayrılamaz. “Demokratik cumhuriyet” denilerek millî ve üniter Cumhuriyet dönüştürülemez. Terör görünmez, devlet kusurlu gösteriliyor Öcalan’ın açıklamasında PKK’nın adı yoktur. Terör, işlenen suçlar, şehitlerimiz, gazilerimiz ve terör mağdurları yoktur. Örgütün kayıtsız ve şartsız tasfiyesi, silahların teslimi ve bunun devlet tarafından doğrulanması da yoktur. Bunun yerine “çatışma”, “karşılıklı hassasiyetler” ve “herkesin elinden geleni yapması” deniliyor. Böylece demokratik hukuk devleti ile terör örgütü, karşılıklı adım atması gereken eşit taraflar gibi gösteriliyor. Örgütün yarım asırlık şiddeti görünmez kılınırken, değiştirilmesi gereken asıl unsur Türkiye Cumhuriyeti’nin hukuk düzeniymiş gibi bir algı kuruluyor. Hayır! PKK, Türkiye’nin hukuku yetersiz olduğu için değil; bölücü siyasi hedeflerine silahlı şiddet yoluyla ulaşmak için terör uygulamıştır. Sorumluluğu devlete ve topluma paylaştıran bu dil, terörün ahlaki ve hukuki hesabını karartmaktadır. Dar ve çağ dışı olan milli devleti, millî egemenliği savunmak değildir Öcalan, taleplerine itiraz edenleri “basit, dar ve geleceğe hizmet etmeyen” yaklaşımlarla suçluyor. Oysa çağ dışı ve dar olan; milleti eşit vatandaşlardan oluşan ortak bir siyasi bütünlük olarak değil, pazarlık yapacak iki etnik topluluk olarak görmektir. Vatandaşlık hukukunu kimliklere göre parçalayan, toplumu etnik bölmelere ayıran ve silahı siyasi talep üretmenin aracı hâline getiren bir anlayışın geleceğe söyleyecek sözü yoktur. Gelecek; ortak vatan, eşit vatandaşlık, millî devlet, demokratik hukuk devleti ve millî egemenlik temelinde birleşmektedir. Asıl terk edilmesi gereken, Türkiye’yi yarım asırdır şiddete, ayrışmaya ve kimlik çatışmasına mahkûm eden bu köhnemiş zihniyettir. TBMM’nin iradesi İmralı’ya bağlanamaz Öcalan kendisini yalnızca örgüte silah bırakma çağrısı yapan biri olarak değil, Türkiye’nin yeni hukuk düzenini tarif eden kurucu bir siyasi özne olarak konumlandırıyor. Yasal sürecin zamanını belirliyor, hukukun yönünü tayin ediyor ve kendisine itiraz edenleri mahkûm etmeye çalışıyor. Türkiye’de kanunların kaynağı İmralı değil, Türk milletidir. TBMM’nin ölçüsü “27 Şubat çağrısının ruhu” değil, Anayasa’dır. Kanun taslakları teröristbaşının görüşüne veya onayına sunulamaz. Cumhuriyetin kurucu esasları, silah bırakma vaadi karşılığında pazarlık konusu yapılamaz. Bir terör örgütü elebaşının, silahları bıraktırabileceği gerekçesiyle Türkiye’nin geleceğini tasarlamasına izin verilirse terör sona erdirilmiş olmaz; terörün siyasi vesayeti hukuk düzenine taşınmış olur. Önce kayıtsız ve şartsız tasfiye Yapılması gereken bellidir: PKK; Türkiye, Irak ve Suriye’deki silahlı unsurları ile Avrupa’daki örgütsel, mali ve propaganda ağları dâhil bütün yapılarıyla kendisini feshetmeli, silahlarını kayıtsız ve şartsız teslim etmelidir. Bu tasfiye, devletin güvenlik birimlerince nesnel, ölçülebilir ve denetlenebilir biçimde tespit ve teyit edilmelidir. Millî devlet, üniter yapı, Türk milletinin siyasi bütünlüğü, Türk vatandaşlığı, Türkçenin resmî ve eğitim dili olması ile millî egemenlik hiçbir şart altında müzakere edilemez. Teröristbaşı Türkiye’ye yeni bir toplum sözleşmesi yazamaz. Türk milletini iki kurucu topluluğa ayıramaz. PKK’yı ve kendisini Kürt vatandaşlarımızın temsilcisi yerine koyamaz. Silahı masanın altında tutarak hukuki statü talep edemez. Türkiye’nin ihtiyacı İmralı’nın tarif ettiği yeni bir hukuk değil, terörün kayıtsız ve şartsız tasfiyesidir. Silah bırakmanın bedeli Cumhuriyetin kuruluş esasları olamaz. Türkiye’nin hukukunu İmralı değil, Türk milleti yapar!
Türkçe
9
49
238
19.4K
Oktay Vural
Oktay Vural@oktayvural·
2⃣1990’ların sonunda PKK askerî yenilginin eşiğine getirildi Kitabın başlangıç noktası, PKK’nın Öcalan’ın 1999’da yakalanmasından sonra “yenilginin eşiğine” gelmesidir. Marcus’un anlatısında bu sonuca yol açan başlıca unsurlar şunlardır: -Türk Silahlı Kuvvetlerinin kırsalda artan baskısı, -örgütün Türkiye içindeki hareket alanının daraltılması, -sınır ötesi baskı ve Suriye’nin Öcalan’ı ülkeden çıkarmaya zorlanması, -Öcalan’ın yakalanması, -örgüt içindeki çözülme ve 2003–2004 ayrışması. Dolayısıyla Marcus, 1990’ların sonunda Türkiye’nin PKK’yı askerî ve örgütsel bakımdan ağır bir krize sürüklediğini kabul eder. Nitekim kitabın resmî tanıtımında da örgütün 1999’da “yenilginin eşiğinde” olduğu açıkça belirtiliyor. Bu süreçte şunu da eklemek isterim. PKK'nın halk savaşı çıkarma girişimi akamete uğratılmıştı. Bunda önemli unsurlar TSK'nın alan hakimiyeti kurması ve PKK'nın meşruiyet arayışlarının başarısız olmasıdır. PKK'nın "Sömürgecilik" İddiasının, Etnik Kimlik ve Sosyalizm İdeolojisinin ve Sosyal İhtiyaçların İstismarının Toplumda Karşılık Bulamamasından meşruiyet çabalarının sonuçsuz kalmıştır. PKK, 2003–2004 bölünmesinde dağılmaya son derece yaklaşmıştı. Marcus, araştırmasında kendisini en çok şaşırtan bulgulardan birinin örgütün bu bölünme sırasında çöküşe ne kadar yaklaştığı olduğunu söylüyor. Fakat Marcus’un devamındaki temel tezi, bu askerî başarının, PKK’nın çözülmesi ve 2003-2004 ayrışmasının kesin ve kalıcı tasfiyesine dönüştürülemediğidir. Örgüt, Öcalan’ın yönlendirmesiyle yeniden yapılanmış; İran, Irak ve özellikle Suriye sahalarına yayılarak bölgesel bir ağ hâline gelmiştir. Bu çerçevede: -Türkiye’de PKK ve ona bağlı siyasi-toplumsal çevre, -İran’da PJAK(4 Nisan 2004'te kuruldu), -Suriye’de PYD ve YPG(2003-2004 kuruluş ,2011'de ilan), -Irak’ta Kandil, Mahmur ve daha sonra Sincar çevresindeki yapılanmalar, -Avrupa’daki siyasi, kültürel, medya ve mali ağlar aynı ideolojik ve kadrosal merkez etrafında şekillendi.
Türkçe
2
2
24
2.6K
Oktay Vural
Oktay Vural@oktayvural·
1⃣Silahlı Mücadele Neden Sürdürülemez Hâle Geldi? Aliza Marcus’un yeni kitabının ortaya koyduğu tablo açıktır: PKK silahlı mücadeleyi hedeflerine ulaştığı için değil, Türkiye’de silahla sonuç alma imkânını kaybettiği için sona erdirmektedir. Bu nedenle bugünkü süreç, amaçların terk edilmesinden çok, silahla elde edilemeyen sonuçların siyaset ve hukuk yoluyla aranmasına geçiş olarak okunmalıdır. PKK’ya yakın bir bakıştan gelen önemli itiraf Aliza Marcus’un Mayıs 2026’da yayımlanan "Resurgence and Revolution: The PKK and the Kurdish Fight in Turkey and Syria" adlı kitabı, PKK’nın Abdullah Öcalan’ın 1999’da yakalanmasından 2025’te silahlı mücadeleyi sona erdirme kararına kadar geçirdiği dönüşümü anlatıyor. Aliza Marcus, uzun yıllardır PKK ve Kürt siyaseti üzerine çalışmakta ve bu konularda kitaplar kaleme almaktadır. Marcus’un anlatısında PKK’nın şiddeti ve örgütsel baskısından çok, örgütün gerekçelerine, dönüşüm iddiasına ve siyasi hedeflerine ağırlık vermesi; meseleye belirgin biçimde anlayışlı, yer yer de sempatiye yaklaşan bir bakışla yaklaştığını göstermektedir. Marcus’un tespiti önemlidir: PKK’nın tezlerine anlayışla yaklaşan bir araştırmacı dahi silahlı mücadelenin Türkiye’de askerî başarı ve siyasi sonuç üretme imkânını tükettiğini kabul etmektedir. Türkiye, PKK’yı iki defa askerî yenilginin eşiğine getirmiştir: İlki 1990’ların sonunda, ikincisi ise hendek savaşlarından sonraki güvenlik harekâtlarıyla gerçekleşmiştir. İkinci dönemde PKK’nın Türkiye içindeki silahlı faaliyet ve alan denetimi kapasitesi büyük ölçüde tasfiye edilmiştir.
Oktay Vural tweet media
Türkçe
4
20
101
14.4K
Watan
Watan@traditionallman·
Yeni nesilin çoğu her şeyi çok bildiğini sanan ama hiçbir şeyi tam bilmeyen ebeveynleri tarafından gereksiz özgüven yüklenmiş ukala grubudur. Kimse sana zorla yemek ver demiyor. Ama ben taziyene geliyor olsam bu patavatsızca yazıyı gördüğüm gibi kapıdan dönerdim.
Önder Şeren@onderseren

Sonunda birisi yapılması gerekeni yapmış

Türkçe
870
283
11.3K
1.5M
p
p@fri4era·
sirf ilgisi icin sevgili oldugum cocukla
p tweet media
Türkçe
88
4
592
64.5K
Erol
Erol@erol_Kurdish·
@okatilmazturk Neşesi belli olmayan sürtük siz yokken bu coğrafyanın her yerinde Ermeni halkının tarihi eserleri var kiliseleri var
Türkçe
23
0
3
4K
Güntülü 🇹🇷͜͜͡͡✯
‘’Bu kuyuda 83 şehidimiz yatmaktadır.’’ Iğdır, Uzun Hüseyin Kuyusu
Güntülü 🇹🇷͜͜͡͡✯ tweet media
Türkçe
44
2.3K
19.7K
268.5K
Çekiç
Çekiç@CekicGame·
Sevgilimin Instagram şifresi bende de var. Bugün bi bildirim geldi baktım çok yakın olmadığı bir arkadaşı storysine cevap yazmış. Yukarılara çıktım çocuk sadece iltifat etmek için yazıyor. "Saçın şöyle güzel, gözün şöyle güzel" yazmış da yazmış. ++
Türkçe
204
59
1.2K
1.5M