İbrahim BÜYÜKBAŞ

12K posts

İbrahim BÜYÜKBAŞ banner
İbrahim BÜYÜKBAŞ

İbrahim BÜYÜKBAŞ

@ibrahimbuyukbas

Emekli General | Cybersecurity and Cryptology Expert | Strategic Project Manager

Turkey Katılım Temmuz 2013
14.7K Takip Edilen15.6K Takipçiler
Sabitlenmiş Tweet
İbrahim BÜYÜKBAŞ
İbrahim BÜYÜKBAŞ@ibrahimbuyukbas·
📌Stratejik Düşünce Enstitüsü’nde yazdım… ‼️DİJİTAL ÇAĞDA ANALOG HAYALETLER: MORS’TAN RADYOYA, CASUSLUK HİÇ DEĞİŞMEDİ❗ ☎️Mors’tan radyoya, oradan cebimizdeki “akıllı” cihazlara… 📲Değişen sadece araçlar, değişmeyen tek şey: casusluk aklı. 🗣️Sen teknoloji kullanıyorum sanıyorsun… Aslında izleniyor, analiz ediliyor ve yönlendiriliyorsun. ❗Bedava olan sensin. ❗Ürün sensin. ❗Hedef sensin. ‼️Uyanmak için daha neyi bekliyoruz?👇 sde.org.tr/halil-ibrahim-…
Türkçe
1
3
12
700
İbrahim BÜYÜKBAŞ retweetledi
Oktay SARAL
Oktay SARAL@oktay_saral·
Oysa gerçek acı, ekranlara yansımayan; gerçek dram, gündem yapılmayan yerde yaşanıyor. Bu çocuk ve onun gibi nice mazlum, dünyanın vicdanına emanet edildi… ama ne yazık ki o vicdan çoğu zaman susmayı tercih etti.
Türkçe
137
370
1.2K
14.4K
Öznur Küçüker Sirene
Öznur Küçüker Sirene@SireneOznur·
İRAN SAVAŞININ PERDE ARKASINDA NE VAR? ABD ve İsrail, İran savaşına gerekçe olarak rejim değişikliği, İran’ın füze stokunu yok etme, nükleer silaha erişimini engelleme gibi türlü sebepler sundular. Savaşın ilerleyen zamanlarında bunların hepsinin kocaman bir yalan ve bahane olduğu ortaya çıktı. Peki bu savaşın gerçek sebebi neydi? Trump’ın baskı ve şantaja boyun eğmesi, İsrail’in dini temelli Büyük İsrail Projesi, Netanyahu’nun siyasi bekası gibi türlü sebeblerin dışında savaşın en temel sebebi bugün artık karşımızda apaçık duruyor. Bütün bunların arkasında ABD’nin dünyanın en büyük enerji tüketicilerinden Çin’i zayıflatma ve Çin’in Kuşak ve Yol projesinin hayata geçmesini engelleme hedefi yatıyor. Bu noktada, Çin’in petrol ithalatının yaklaşık yüzde 45’inin Hürmüz Boğazı üzerinden geçtiğini hatırlatmak isterim. ABD’nin bölgedeki çıkarlarına hizmet eden İsrail’in gerçek hedefini ise Netanyahu 19 Mart’ta doğrudan açıkladı: "Arap Yarımadası'nı batıya doğru geçerek doğrudan İsrail'e ve Akdeniz limanlarımıza uzanan petrol ve gaz boru hatları inşa ederseniz, bu dar boğazları sonsuza dek ortadan kaldırmış olursunuz. Ben bunu, savaşın ardından gelecek gerçek bir değişim olarak görüyorum."  Artık her şey açık ve net : ABD, Orta Doğu’daki Çin etkisini kırmaya ve Çin’i enerji açısından zora düşürererek gelecek yıllarda süper güç olmasını engellemeye çalışırken, İsrail ise bölgede yeni bir enerji düzeni kurarak bölgesel hakimiyeti ele geçirmeye çalışıyor. Burada İsrail’in hayata geçirmeye çalıştığı iki proje devreye giriyor : IMEC koridoru ve Eastmed boru hattı. Çin’in Kuşak ve Yol projesine alternatif olarak sunulan IMEC (Hindistan–Orta Doğu–Avrupa Ekonomik Koridoru), Hindistan’dan başlayıp Körfez ülkeleri üzerinden İsrail’e, oradan da Avrupa’ya uzanan dev bir ticaret ve enerji hattı projesi. Bu noktada, İsrail ve Hindistan arasında son aylarda gittikçe güçlenen ortaklığı da hatırlatmak isterim. Daha önce askıya alınan EastMed ise Doğu Akdeniz’de keşfedilen doğal gazın İsrail üzerinden Avrupa’ya taşınmasını amaçlayan bir enerji projesi. Şu anda bölgedeki enerji tesis ve alt yapılarının hedef alınmasının gerçek sebebi ise mevcut düzeni kaosa sürükleyerek amaçlanan yeni düzeni bölge ülkelerine empoze etmeye çalışmak. Eş zamanlı olarak İsrail Lübnan’ı işgal edip GKRY ile de ilişkilerini geliştirerek Doğu Akdeniz’deki denklemi de kendi lehine çevirmeye çalışıyor. Söz konusu projelerle ABD’nin amacı Çin’i, İsrail’in amacı ise Türkiye’yi baypas etmek. Anlayacağınız üzere, bölgedeki gerçek rekabet ABD-Çin ve İsrail-Türkiye arasında yaşanıyor. Bu denklemde Hürmüz Boğazı’nın geleceği kritik bir öneme sahip. Ayrıca İsrail’in hegemonik hedeflerine erişmesinin önündeki en büyük engel enerji alanında elinde önemli kozlar bulunan Türkiye. Bu denklemde en kafa karıştırıcı soru şu: Körfez ülkelerindeki enerji tesislerini vuran İran’ın gerçek amacı bölge ülkelerini de savaşın içine çekip enerji piyasalarını alt üst ederek stratejik avantaj sağlamak mı? Yoksa İran içinde bir grup, isteyerek veya istemeyerek, ABD-İsrail’in kurmak istediği bu yeni enerji-ticaret düzenine mi hizmet ediyor? Şu bir gerçek ki denklem bu kadar karmaşıkken İran savaşı sonrası bölgedeki ticaret ve enerji yollarına hakim olan ülke, geleceğin süper gücü olmaya aday olacak.
Öznur Küçüker Sirene tweet media
Türkçe
54
217
737
14.6K
İbrahim BÜYÜKBAŞ
İbrahim BÜYÜKBAŞ@ibrahimbuyukbas·
👇ABD’nin amacı Çin’i, İsrail’in amacı ise Türkiye’yi baypas etmek.👇
Öznur Küçüker Sirene@SireneOznur

İRAN SAVAŞININ PERDE ARKASINDA NE VAR? ABD ve İsrail, İran savaşına gerekçe olarak rejim değişikliği, İran’ın füze stokunu yok etme, nükleer silaha erişimini engelleme gibi türlü sebepler sundular. Savaşın ilerleyen zamanlarında bunların hepsinin kocaman bir yalan ve bahane olduğu ortaya çıktı. Peki bu savaşın gerçek sebebi neydi? Trump’ın baskı ve şantaja boyun eğmesi, İsrail’in dini temelli Büyük İsrail Projesi, Netanyahu’nun siyasi bekası gibi türlü sebeblerin dışında savaşın en temel sebebi bugün artık karşımızda apaçık duruyor. Bütün bunların arkasında ABD’nin dünyanın en büyük enerji tüketicilerinden Çin’i zayıflatma ve Çin’in Kuşak ve Yol projesinin hayata geçmesini engelleme hedefi yatıyor. Bu noktada, Çin’in petrol ithalatının yaklaşık yüzde 45’inin Hürmüz Boğazı üzerinden geçtiğini hatırlatmak isterim. ABD’nin bölgedeki çıkarlarına hizmet eden İsrail’in gerçek hedefini ise Netanyahu 19 Mart’ta doğrudan açıkladı: "Arap Yarımadası'nı batıya doğru geçerek doğrudan İsrail'e ve Akdeniz limanlarımıza uzanan petrol ve gaz boru hatları inşa ederseniz, bu dar boğazları sonsuza dek ortadan kaldırmış olursunuz. Ben bunu, savaşın ardından gelecek gerçek bir değişim olarak görüyorum."  Artık her şey açık ve net : ABD, Orta Doğu’daki Çin etkisini kırmaya ve Çin’i enerji açısından zora düşürererek gelecek yıllarda süper güç olmasını engellemeye çalışırken, İsrail ise bölgede yeni bir enerji düzeni kurarak bölgesel hakimiyeti ele geçirmeye çalışıyor. Burada İsrail’in hayata geçirmeye çalıştığı iki proje devreye giriyor : IMEC koridoru ve Eastmed boru hattı. Çin’in Kuşak ve Yol projesine alternatif olarak sunulan IMEC (Hindistan–Orta Doğu–Avrupa Ekonomik Koridoru), Hindistan’dan başlayıp Körfez ülkeleri üzerinden İsrail’e, oradan da Avrupa’ya uzanan dev bir ticaret ve enerji hattı projesi. Bu noktada, İsrail ve Hindistan arasında son aylarda gittikçe güçlenen ortaklığı da hatırlatmak isterim. Daha önce askıya alınan EastMed ise Doğu Akdeniz’de keşfedilen doğal gazın İsrail üzerinden Avrupa’ya taşınmasını amaçlayan bir enerji projesi. Şu anda bölgedeki enerji tesis ve alt yapılarının hedef alınmasının gerçek sebebi ise mevcut düzeni kaosa sürükleyerek amaçlanan yeni düzeni bölge ülkelerine empoze etmeye çalışmak. Eş zamanlı olarak İsrail Lübnan’ı işgal edip GKRY ile de ilişkilerini geliştirerek Doğu Akdeniz’deki denklemi de kendi lehine çevirmeye çalışıyor. Söz konusu projelerle ABD’nin amacı Çin’i, İsrail’in amacı ise Türkiye’yi baypas etmek. Anlayacağınız üzere, bölgedeki gerçek rekabet ABD-Çin ve İsrail-Türkiye arasında yaşanıyor. Bu denklemde Hürmüz Boğazı’nın geleceği kritik bir öneme sahip. Ayrıca İsrail’in hegemonik hedeflerine erişmesinin önündeki en büyük engel enerji alanında elinde önemli kozlar bulunan Türkiye. Bu denklemde en kafa karıştırıcı soru şu: Körfez ülkelerindeki enerji tesislerini vuran İran’ın gerçek amacı bölge ülkelerini de savaşın içine çekip enerji piyasalarını alt üst ederek stratejik avantaj sağlamak mı? Yoksa İran içinde bir grup, isteyerek veya istemeyerek, ABD-İsrail’in kurmak istediği bu yeni enerji-ticaret düzenine mi hizmet ediyor? Şu bir gerçek ki denklem bu kadar karmaşıkken İran savaşı sonrası bölgedeki ticaret ve enerji yollarına hakim olan ülke, geleceğin süper gücü olmaya aday olacak.

Türkçe
0
0
4
47
X TAKİP
X TAKİP@x_takip·
🇹🇷 BAYRAK AKIŞI Gece ilerlerken bayrak zinciri güçlenir. 🇹🇷 bırakanlar birbirini bulur.
X TAKİP tweet media
Türkçe
391
20
194
5.6K
Gizli Arşiv 🇹🇷
Gizli Arşiv 🇹🇷@GizliArsiv·
İranlı hackerlar, FBI Direktörü Kash Patel’in dansöz gibi kıvırtırken çekilen görüntülerini yayınladı.
Türkçe
38
489
1.8K
68.5K
Hilmi Daşdemir
Hilmi Daşdemir@DasdemirHilmi·
Size, “Ülker’e yakışmıyor.” diyeceğim ama maalesef hepimiz Ülker’in sağlıksız değil sağlığa zararlı ürünleri ile zehirlendik burada zehirlenmeden maksadım sağlığımızın bozulmasına sebep olacak ürünler olmasıdır. Tabii bu noktada devlet kurumlarının da gerekli denetimi yapma noktasında hatta sınırlamalarda gereğini yapmaması da ayrı bir problem. Normalde, obeziteye, şeker hastalıklarına ya da kansere yakalanan vb hastaların bu tür firmalara dava açıp düştükleri durumun hesabını sormaları gerekir ki bu hastalıkların yaygınlaşmasında ciddi paylarının olduğunu düşünüyorum.
Gıda Dedektifi@gidadedektifiTR

Tek paketi 400₺'den satışa sunulan Ülker Ece markalı çıtır kadayıflı ve Antep fıstıklı çikolata içeriğinde %5 oranında Antep fıstığı bulunuyor. Ürün içeriğinde ayrıca sırasıyla; Sofra şekeri, Palm yağı, Palm çekirdeği yağı, Maltodekstrin, %1,3 oranında kadayıf parçacığı, Emülgatörler, Renklendiriciler ve içeriği bilinmeyen aroma vericiler yer aldığı görülüyor. gidadedektifi.com/gonderiler/det…

Türkçe
95
540
2K
53.3K
Sabri Amca
Sabri Amca@sabriamcatv·
Ana hesabı ❗❗ Takip edelim yeğenlerim 👇👇👇 @SabriAmca1453 Nokta dahi olsa yorumda atalım 🤗🤗
Türkçe
15
6
33
847
Barbarossa
Barbarossa@hakanfidan_tr·
BİRBİRİMİZE DESTEK OLALIM! Hesabınızın 20.000' den az takipçisi varsa, yorum atın birbirinizi takip edin ve etkiyi görün.
Türkçe
196
11
124
6.1K
Savcı Sayan 🇹🇷🇹🇷
Mavi tık ve normal takipçi etkinliği Yorum kısmına bayrak bırakın Takiplere geri dönüş yapalım. Milli hesaplar büyüsün. Etkinlik başladı 🇹🇷🇹🇷🇹🇷 Takip yapmayacaklar yorum yapmasın🇹🇷
Savcı Sayan 🇹🇷🇹🇷 tweet mediaSavcı Sayan 🇹🇷🇹🇷 tweet media
Türkçe
117
26
142
2K
SON LAİK BÜKÜCÜ 🇹🇷
Hesabıma büyük bir saldırı var Sizden ricam bu paylaşıma nokta dahi olsa çokça yorum yapıp elden ele paylaşarak destek olmanız…
SON LAİK BÜKÜCÜ 🇹🇷 tweet media
Türkçe
1.6K
526
2.5K
28.3K
İbrahim BÜYÜKBAŞ
İbrahim BÜYÜKBAŞ@ibrahimbuyukbas·
‼️OYUN KALDIĞI YERDEN DEVAM EDİYOR‼️
Hilmi Daşdemir@DasdemirHilmi

FETÖ’nün akıl hocası Rubin elini Türkiye’den çekmeden olası senaryoları yazmış. Bir taraftan Cumhurbaşkanımız @RTErdogan ve tüm ailesini hedefe koymuş ve hedef gösteriyor. Yetmiyor, 15 Temmuz ve sonrasında FETÖ ve PKK ile amansız mücadele eden @suleymansoylu’yu MİT Başkanı @ikalin1’ı, Hakan Fidan’ı da hedef gösteriyor. İlginç bir şekilde Abdullah Gül’ü işbirlikçi gösteriyor. Sonuç olarak; herkesi takip ettiklerini herhangi bir saldırı esnasında ilk hedef olacaklarını söylüyor. Aklınca bir işbirlikçi çıksın herkesi yok etsin Türkiye’de önde olabilecek kim varsa ve buna geçmişte onlarla işbirliği yapanları da dahil ediyor Sonuç olarak; öyle de böyle de hedefiz. Nasıl ki 1 asır önce 1. Dünya savaşı öncesi hedefsek şimdi de 3. Dünya savaşı öncesi hedefiz. Ya onlar kazanacak, bizi köleleştirecek. Ya biz kazanacağız onurlu bir yaşam süreceğiz.. “..Açık bir çatışma çıkması durumunda ABD veya İsrail’in Türkiye hava sahasını kontrol altına alması 48 saatten az sürebilir. Türkiye’nin TAI TF Kaan projesi teoriden öteye geçmemiştir. Türkiye’nin kullandığı F-16’lar ve olası F-35’ler etkili olmayacaktır. İran’ın şu anda karşı karşıya olduğu saldırı ile Türkiye’nin yaşayabileceği durum arasındaki en büyük fark, İran içinde Amerikan üslerinin bulunmamasıdır. İncirlik’ten havalanan bir F-16’nın Ankara’daki Erdoğan konutunu yok etmesi 20 dakikadan az sürebilir. ABD ve İsrail istihbaratı muhtemelen Erdoğan, Emine, Burak ve Bilal Erdoğan, Hakan Fidan, Selçuk Bayraktar, İbrahim Kalın, Süleyman Soylu gibi isimlerin hareketlerini zaten takip etmektedir. Kendileri ve aileleri bir çatışmanın ilk dakikalarında hayatta kalamayacaktır. Eski işbirlikçi Abdullah Gül de kurtulamayacaktır. Ahmet Davutoğlu ise ülkesinin Ali Larijani’sidir. Türkiye’nin askeri altyapısı büyük zarar görecektir. Türkler bu tür senaryolara öfkeyle karşılık verebilir veya sansür yoluyla konuyu görmezden gelmeye çalışabilir. İnternet üzerindeki sert söylemler artacaktır, ancak bu söylemler karşı tarafı korkutmak yerine Türkiye’ye yönelik eleştirilerin doğruluğunu yansıtacak ve aynı zamanda Erdoğan ve Kalın çevresindeki kişilerin tuhaf şekilde bastırılmış öfke ve karmaşasını ortaya koyacaktır. Türk askeri liderlerinin bir nesli, ülkenin kurumlarını korumak için müdahale edebilirdi. Yaşar Büyükanıt şantaja boyun eğdi, Erdoğan ise Hulusi Akar ve Yaşar Güler’i makam ve güç yanılsamasıyla yanına çekti. Yine de Türk ordusu içinde hâlâ ülkesini para veya ayrıcalıktan üstün tutan vatanseverler bulunmaktadır. Bunların birçoğu hâlâ Erdoğan veya Fidan’ın düzenli olarak görüştüğü danışmanlar ve yardımcılar arasında olabilir. Türkiye’nin istikrarlı, müreffeh ve onurlu bir ülke olarak geleceği, muhtemelen birinin ayağa kalkıp o evrak çantasını yerleştirmesine bağlıdır. Bunu yapan kişi Türkiye tarihine en büyük vatanseverlerden biri olarak geçecek ve ülkeyi yıkıma giden yoldan çevirecektir. Sadece meşe masalardan kaçınmayı hatırlamalıdır. “

Türkçe
0
2
9
2.9K
İbrahim BÜYÜKBAŞ retweetledi
Hilmi Daşdemir
Hilmi Daşdemir@DasdemirHilmi·
FETÖ’nün akıl hocası Rubin elini Türkiye’den çekmeden olası senaryoları yazmış. Bir taraftan Cumhurbaşkanımız @RTErdogan ve tüm ailesini hedefe koymuş ve hedef gösteriyor. Yetmiyor, 15 Temmuz ve sonrasında FETÖ ve PKK ile amansız mücadele eden @suleymansoylu’yu MİT Başkanı @ikalin1’ı, Hakan Fidan’ı da hedef gösteriyor. İlginç bir şekilde Abdullah Gül’ü işbirlikçi gösteriyor. Sonuç olarak; herkesi takip ettiklerini herhangi bir saldırı esnasında ilk hedef olacaklarını söylüyor. Aklınca bir işbirlikçi çıksın herkesi yok etsin Türkiye’de önde olabilecek kim varsa ve buna geçmişte onlarla işbirliği yapanları da dahil ediyor Sonuç olarak; öyle de böyle de hedefiz. Nasıl ki 1 asır önce 1. Dünya savaşı öncesi hedefsek şimdi de 3. Dünya savaşı öncesi hedefiz. Ya onlar kazanacak, bizi köleleştirecek. Ya biz kazanacağız onurlu bir yaşam süreceğiz.. “..Açık bir çatışma çıkması durumunda ABD veya İsrail’in Türkiye hava sahasını kontrol altına alması 48 saatten az sürebilir. Türkiye’nin TAI TF Kaan projesi teoriden öteye geçmemiştir. Türkiye’nin kullandığı F-16’lar ve olası F-35’ler etkili olmayacaktır. İran’ın şu anda karşı karşıya olduğu saldırı ile Türkiye’nin yaşayabileceği durum arasındaki en büyük fark, İran içinde Amerikan üslerinin bulunmamasıdır. İncirlik’ten havalanan bir F-16’nın Ankara’daki Erdoğan konutunu yok etmesi 20 dakikadan az sürebilir. ABD ve İsrail istihbaratı muhtemelen Erdoğan, Emine, Burak ve Bilal Erdoğan, Hakan Fidan, Selçuk Bayraktar, İbrahim Kalın, Süleyman Soylu gibi isimlerin hareketlerini zaten takip etmektedir. Kendileri ve aileleri bir çatışmanın ilk dakikalarında hayatta kalamayacaktır. Eski işbirlikçi Abdullah Gül de kurtulamayacaktır. Ahmet Davutoğlu ise ülkesinin Ali Larijani’sidir. Türkiye’nin askeri altyapısı büyük zarar görecektir. Türkler bu tür senaryolara öfkeyle karşılık verebilir veya sansür yoluyla konuyu görmezden gelmeye çalışabilir. İnternet üzerindeki sert söylemler artacaktır, ancak bu söylemler karşı tarafı korkutmak yerine Türkiye’ye yönelik eleştirilerin doğruluğunu yansıtacak ve aynı zamanda Erdoğan ve Kalın çevresindeki kişilerin tuhaf şekilde bastırılmış öfke ve karmaşasını ortaya koyacaktır. Türk askeri liderlerinin bir nesli, ülkenin kurumlarını korumak için müdahale edebilirdi. Yaşar Büyükanıt şantaja boyun eğdi, Erdoğan ise Hulusi Akar ve Yaşar Güler’i makam ve güç yanılsamasıyla yanına çekti. Yine de Türk ordusu içinde hâlâ ülkesini para veya ayrıcalıktan üstün tutan vatanseverler bulunmaktadır. Bunların birçoğu hâlâ Erdoğan veya Fidan’ın düzenli olarak görüştüğü danışmanlar ve yardımcılar arasında olabilir. Türkiye’nin istikrarlı, müreffeh ve onurlu bir ülke olarak geleceği, muhtemelen birinin ayağa kalkıp o evrak çantasını yerleştirmesine bağlıdır. Bunu yapan kişi Türkiye tarihine en büyük vatanseverlerden biri olarak geçecek ve ülkeyi yıkıma giden yoldan çevirecektir. Sadece meşe masalardan kaçınmayı hatırlamalıdır. “
Michael Rubin@mrubin1971

“Türkiye Kendi Valkyrie Operasyonuna Sahip Olacak mı?” Hellas Journal 28 Mart 2026 Michael Rubin tarafından 20 Temmuz 1944’te Alman askeri subaylar Adolf Hitler’i bir evrak çantası bombasıyla öldürmeye çalıştı. Almanya Yedek Ordusu’nun kurmay başkanı Albay Claus von Stauffenberg bombayı bir konferans odasına yerleştirdi. Amacı Almanya’yı kaçınılmaz yenilgiden kurtarmaktı. Savaşın gidişatı çoktan değişmişti. Hitler gerçeği kabul etmeyebilirdi, ancak vatansever Almanlar edebilirdi. Büyük bir meşe konferans masasının patlamanın büyük kısmını saptırması nedeniyle bomba Hitler’i sadece hafif yaraladı, ancak Valkyrie Operasyonu kod adlı plan başarısız oldu. Üçü de ertesi gün kurşuna dizilerek öldürüldü. Bugün tarih Valkyrie komplocularını iyi hatırlamaktadır. Von Stauffenberg vatanseverdi. Güçlü bir milliyetçi ve askeri geçmişe sahipti. Diğer bir komplocu ve piyade generali Friedrich Olbricht, ailesinde askeri gelenek olmamasına rağmen I. Dünya Savaşı’nda onurlu şekilde hizmet etmişti. Tümgeneral Henning von Tresckow ise 300 yıllık askeri geleneğe sahip bir aileden geliyordu. Hitler’in etrafındaki pek çok kişi özel şüpheler taşımasına rağmen güç ve ayrıcalık uğruna sessiz kalırken, Von Stauffenberg, Olbricht ve Von Tresckow ülkeyi her şeyin önüne koydu. Amerikalı romancı Mark Twain’e sıklıkla atfedilen bir söz vardır: “Tarih tekerrür etmez, ama sık sık kafiyelidir.” Türkiye için de durum böyledir. Türk Ordusu uzun ve onurlu bir geçmişe sahiptir. Günümüzde bile birçok Türk, ülkenin NATO’daki rolü sorulduğunda 1950-1953 Kore Savaşı’ndaki Türk eylemlerine ve özellikle Wawon Muharebesi’ndeki kritik role işaret eder. Ayrıca birçok Türk, Osmanlı İmparatorluğu’nun çöküşü sonrasında Avrupa’nın Anadolu’yu bölme planlarını engelleyen Mustafa Kemal Atatürk’ü ve orduyu da onurlandırır. Türk Ordusu’nun geçmişinin bu şekilde yüceltilmesi, birçok Prusyalı ve geleneksel Alman askeri subayın, kurumu içeriden tahrip eden Nazilere karşı Alman ordusunun mirasını savunma biçimine benzemektedir. Türkiye’de Erdoğan’ın diktatörlüğü artık Almanya’daki Hitler rejiminin süresinin neredeyse iki katına ulaşmıştır. Hitler rejiminin hem Alman ordusunu içten çökertmesi hem de Almanya’yı ulusal bir felakete sürüklemesi gibi, Erdoğan da hem Türk ordusuna hem de ülkenin kendisine benzer bir zarar vermektedir. Art arda gelen sahte komplolar ve Temmuz 2016’daki Reichstag Yangını benzeri bir darbe, Erdoğan’ın Türk ordusunu ele geçirmesine ve profesyonellerin çoğunu izole etmesine ya da hapse atmasına olanak sağladı. Erdoğan, eski müttefiki Fethullah Gülen’in takipçilerinin sızmasını tasfiyelere gerekçe olarak gösterse de, gerçekler Erdoğan’ın NATO deneyimine sahip olanları veya Türk ordusunun daha laik ve milliyetçi ruhunu temsil edenleri hedef aldığını göstermektedir. Genelkurmay’ı kontrolü altına alan Erdoğan, Türkiye’yi felakete sürüklemektedir. Kuzey Kıbrıs’a F-16 konuşlandırılması, İstanbul’da Hamas’a ev sahipliği yapılması veya Türkiye’nin Hizbullah’a daha örtülü desteği gibi adımlar, Türkiye’yi çatışmaya doğru çekmektedir. İran’ın merhum dini lideri Ali Hamaney’in öğrendiği gibi, bir ülke “Amerika’ya ölüm” veya “İsrail’e ölüm” sloganlarını ancak belirli sayıda tekrar edebilir; bu noktadan sonra hedef alınan taraflar yakın tehdidin aşıldığını düşünmeye başlar. Dürüst her Türk analist bundan sonra ne olacağını bilir. Türkiye’nin “Mavi Vatan” anlayışı bir yana, Türk donanması bir savaşın ilk gününü bile atlatamayabilir. Karadeniz, Akdeniz ve Ege, binlerce Türk denizci için mezarlığa dönüşebilir. Hitler’in takipçileri gibi Erdoğan’ın çevresi de Türkiye’nin gücünden söz etmektedir. Türkiye ve vekil güçleri Suriye ve Dağlık Karabağ’da daha zayıf silahlı gruplara karşı iyi performans göstermiştir. Ancak Türkiye’nin Kürdistan İşçi Partisi’nin (PKK) varlığını sona erdirememesi ve sınırları boyunca hatta içinde dağlık bölgelerde etkin kontrol sağlayamaması, bu güç iddialarını çökertmektedir. Açık bir çatışma çıkması durumunda ABD veya İsrail’in Türkiye hava sahasını kontrol altına alması 48 saatten az sürebilir. Türkiye’nin TAI TF Kaan projesi teoriden öteye geçmemiştir. Türkiye’nin kullandığı F-16’lar ve olası F-35’ler etkili olmayacaktır. İran’ın şu anda karşı karşıya olduğu saldırı ile Türkiye’nin yaşayabileceği durum arasındaki en büyük fark, İran içinde Amerikan üslerinin bulunmamasıdır. İncirlik’ten havalanan bir F-16’nın Ankara’daki Erdoğan konutunu yok etmesi 20 dakikadan az sürebilir. ABD ve İsrail istihbaratı muhtemelen Erdoğan, Emine, Burak ve Bilal Erdoğan, Hakan Fidan, Selçuk Bayraktar, İbrahim Kalın, Süleyman Soylu gibi isimlerin hareketlerini zaten takip etmektedir. Kendileri ve aileleri bir çatışmanın ilk dakikalarında hayatta kalamayacaktır. Eski işbirlikçi Abdullah Gül de kurtulamayacaktır. Ahmet Davutoğlu ise ülkesinin Ali Larijani’sidir. Türkiye’nin askeri altyapısı büyük zarar görecektir. Türkler bu tür senaryolara öfkeyle karşılık verebilir veya sansür yoluyla konuyu görmezden gelmeye çalışabilir. İnternet üzerindeki sert söylemler artacaktır, ancak bu söylemler karşı tarafı korkutmak yerine Türkiye’ye yönelik eleştirilerin doğruluğunu yansıtacak ve aynı zamanda Erdoğan ve Kalın çevresindeki kişilerin tuhaf şekilde bastırılmış öfke ve karmaşasını ortaya koyacaktır. Türk askeri liderlerinin bir nesli, ülkenin kurumlarını korumak için müdahale edebilirdi. Yaşar Büyükanıt şantaja boyun eğdi, Erdoğan ise Hulusi Akar ve Yaşar Güler’i makam ve güç yanılsamasıyla yanına çekti. Yine de Türk ordusu içinde hâlâ ülkesini para veya ayrıcalıktan üstün tutan vatanseverler bulunmaktadır. Bunların birçoğu hâlâ Erdoğan veya Fidan’ın düzenli olarak görüştüğü danışmanlar ve yardımcılar arasında olabilir. Türkiye’nin istikrarlı, müreffeh ve onurlu bir ülke olarak geleceği, muhtemelen birinin ayağa kalkıp o evrak çantasını yerleştirmesine bağlıdır. Bunu yapan kişi Türkiye tarihine en büyük vatanseverlerden biri olarak geçecek ve ülkeyi yıkıma giden yoldan çevirecektir. Sadece meşe masalardan kaçınmayı hatırlamalıdır.

Türkçe
14
15
67
13.3K
İbrahim BÜYÜKBAŞ
İbrahim BÜYÜKBAŞ@ibrahimbuyukbas·
👇İsrail bir terör ve istihbarat örgütüdür. 👇
Nevzat Çiçek@nevzatcicek

İsrail bölgede buna oynuyor 1- Savaşı uzatmak ve bölgedeki tüm ülkeleri zayıflatmak. 2- Körfez ülkelerini savaşa sürüklemek ve Sünni-Şii çatışmasını alevlendirmek. 3- Pakistan'ın Suudi Arabistan ve İran arasındaki savaşa dahil edilmesi, bu durum Pakistan'da Şii ayaklanmasına yol açmasının önünü açma 4- Kürtleri İran'da ayaklanmaya teşvik etmek. Onlarla İran Türkleri arasında fitne çıkarmak, bu da Kürt-Türk savaşını körüklemek. 5- Irak'taki Kürtler ve Halk Seferberlik Güçleri (Haşdi Şabi) arasındaki çatışmayı alevlendirerek Arap-Kürt savaşını körüklemek. 6- Suriye'yi Irak'taki Şiilerle savaşa sürüklemek. 7- Lübnan'ın yarısını, Suriye'nin bir kısmını, Batı Şeria'nın tamamını işgal etmek, Gazze'yi ilhak etmek ve Filistinlileri topraklarından tamamen çıkarmak. 8- Göç dalgaları ve mezhep çatışmaları yoluyla Türkiye ile çatışma çıkarmak, iç cepheyi zayıflatmak ve gerekirse İran’a müdahale etmesine yol açacak zemini hazırlamak 9- Tüm bölgeyi kaosa sürüklemek ve tüm İslam ülkeleri arasında fitne çıkarmak. 10- Körfez ülkelerinin zenginliklerine el koymak ve onları yirminci yüzyılın başlarındaki haline geri döndürmek. 11- Mısır'da Kıpti devrimini kışkırtmak ve ülkeyi bölmek. Bu plan dahilinde üç sözü buraya bırakıyorum; Cumhurbaşkanı @RTErdogan dediği “Siyonist şebekenin kardeşi kardeşe kırdırma tuzağına düşmeyin” Meclis Başkanı @NumanKurtulmus yıllardır söylediği gibi; İsrail’in en büyük gücü ne silahı, ne istihbaratıdır. En büyük gücü İslam dünyasının parçalanmışlığıdır MİT Başkanı @ikalin1 dün ifade ettiği gibi Büyük savaşla birlikte bölgemizde aynı zamanda büyük bir fitne ateşinin yakıldığını da ifade etmeliyim. Bu savaşın hesaplanan sonuçlarından bir tanesi sadece İran'ın nükleer kapasitesinin ortadan kaldırılması değil fakat bundan çok daha tehlikeli olarak bölgenin kurucu asli unsurları olan Türkler, Kürtler, Araplar ve Farslar arasında on yıllarca devam edecek bir kardeş savaşına, bir kan davasına zemin hazırlayacak adımların atılmasıdır. Bunlara karşı Türkiye olarak sonuna kadar teyakkuz halinde mücadele edeceğimizi ifade etmek isterim. Biz Türkiye olarak hiçbir zaman fitne ateşine odun taşıyan taraf olmadık, olmayacağız. Gerekirse ateş topunu elimize alacağız, göğsümüzde soğutacağız ama onu hiçbir zaman fitne ateşine atmayacağız. Fitne ateşini yaymaya çalışanlara karşı da kendi dinamiklerimizle, değerlerimizle, liderliğimizle kendi önceliklerimizle karşı durmaya devam edeceğiz. Biz dostun ve düşmanın kim olduğunu bilerek hareket ediyoruz.”

Türkçe
0
0
2
58
İbrahim BÜYÜKBAŞ retweetledi