İbrahim Kaboğlu

6.8K posts

İbrahim Kaboğlu banner
İbrahim Kaboğlu

İbrahim Kaboğlu

@ibrahimkaboglu

İstanbul Barosu Başkanı

Katılım Eylül 2014
554 Takip Edilen107.3K Takipçiler
İbrahim Kaboğlu
İbrahim Kaboğlu@ibrahimkaboglu·
Ankara Bölge Adliye Mahkemesi (BAM) 36. Hukuk Dairesi (HD)’nin 21.05.26’da “…4-5 Kasım 2023 tarihli kurultay öncesi görevde bulunan genel başkan Kemal Kılıçdaroğlu ile Parti Meclisi ve Yüksek Disiplin Kurulu üyelerinin karar kesinleşinceye kadar TEDBİREN GÖREVİ ÜSTLENMELERİNE/GÖREVE İDADELERİNE” karar verdi. Hızlıca birkaç saptama ve soru, kararın yalnızca Anayasa’ya ve hukuka aykırılığını değil, birçok çelişkiyi de ortaya koyar: Saptama 1: Asliye hukuk mahkemesi, seçim yargısının yetki alanında karar veremeyeceği için, BAM 36. HD kararı hukuken yok hükmündedir. Saptama 2: Bu tartışmaya girmeksizin, yetki sorunu bir yana, zaman olarak da seçim hukukunda öngörülen süreler günlerle sınırlı tutulduğu halde BAM, kararı yıllar sonra verdi. Saptama 3: Başvuruları reddeden Yüksek Seçim Kurulu (YSK), Anayasal yetkiyi kullanmaktan kaçındığı gibi, gerekçesiz karar verdiği için de Anayasa’yı ihlal etmiştir. Saptama 4: BAM kararı sonrası, ev baskınları, gözaltılar ve tutuklamalar oldu. Saptama 5: CHP Genel Merkezi’ne 24 Mayıs Pazar sabahı saat 7.30’dan itibaren girme girişimi sonuçsuz kalınca Kılıçdaroğlu, kolluk ve zor yoluyla Genel Merkezi tahliye ettirdi. Saptama 6: Kolluk, binaya girmesi ve kullanması gerekmediği halde aşırı biber gazı kullandı ve binaya hasar verdi. Saptama 7: Genel Merkez’den zorla ve yaşam riski karşısında bırakılarak çıkarılan CHP Genel Başkanı ve partililer, TBMM’ye dek barışçıl gösteri ve yürüyüş yaptı. Saptama 8: Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı, şiddet kullanan kolluğa karşı değil, uğradıkları haksızlığa tepki olarak görev yeri olan TBMM’ye yürüyerek giden partililere karşı soruşturma başlattı. Saptama 9: Çok yönlü ve yoğun saldırılar karşısında serinkanlı tavır ve davranışları ile CHP Genel Başkanı Özgür Özel, ciddi bir demokrasi sınavı verdi. Bu saptamalar, şu soruları beraberinde getiriyor: Soru 1: Seçimlerden yaklaşık 3 yıl sonra karar veren BAM, önlem kararı yerine, kesinleşmesini neden beklemedi? Soru 2: Başvuruları reddeden YSK, Genel Başkanlık mazbatasının Özgür Özel’in uhdesinde kalmasını geçici kararın doğası gereği onaylamış olmadı mı? K. Kılıçdaroğlu’na ise, mazbatanın ancak kararın kesinleşmesinden sonra verilebileceğini de kabul etmiş olmadı mı? Soru 3: BAM kararı sonrası özgürlükten alıkoyma operasyonları, hukuk mahkemesi kararını cezai karar niteliğine dönüştürmüyor mu? Savaş ortamında bile mutlak koruma gören suçsuz sayılma hakkı, mağdurları ile doğrudan ilişkili olmayan geçici tedbir kararı ile nasıl ihlal edilebilir? Soru 4: Ülkenin tatile girdiği bir Pazar sabahı Parti Merkezi’ni kolluk yoluyla boşalttırma konusunda Kılıçdaroğlu ivecenliği, Kurultayı en kısa zamanda toplamak için de geçerli olmalı değil mi? Soru 5: Bir tebligat için şiddet kullanarak CHP Genel Merkezi’ni savaş alanına çeviren ve onlarca kişinin sağlık ve yaşamını tehlikeye atan kolluk, cezasızlık zırhından yararlanacak mı? Olası şikayetler karşısında savcılık sessiz mi kalacak? Soru 5: Geçici tedbir kararını uygulatma tarzı ile, daha önce 2017 kurgusuna karşı oldukları görüntüsü verenler, aslında “Kişi+Parti+Devlet” füzyon harekatına hizmet sunmuş olmuyor mu? Soru 6: Yargı ve kolluk darbesi! yoluyla tasfiye edilmek istenen CHP yönetimi için, “hukuk yoluyla demokrasi” mücadelesini maksimize etme çalışmalarını, TBMM önünde sorumlu hükümetin yeniden kurulması yolunda daha sistemli ve sürekli bir seferberliğe yönlendirme zamanı gelmedi mi?
İbrahim Kaboğlu tweet media
Türkçe
1
680
1.8K
60.6K
İbrahim Kaboğlu retweetledi
İstanbul Barosu
İstanbul Barosu@istbarosu·
HALK İRADESİNE, DEMOKRASİYE VE HUKUK DEVLETİNE SAHİP ÇIKIYORUZ! Serbest seçimler yoluyla iktidarın el değiştirmesini önlemek için yargının araçsallaştırılmasına, demokrasinin ve örgütlü siyasal katılım hakkının yok sayılmasına, hukuk devletinin askıya alınmasına karşı sessiz kalmayacağız. Anayasal demokrasi ve hukukun yolunu açmak Baroların görevleri arasındadır. Demokratik siyasetten ve anayasal düzenden vazgeçmiyoruz. Bugün saat 19.00’da gerçekleştirilecek basın açıklaması ve oturma eylemlerinde olacağız 1. Bölge Kadıköy Boğa Heykeli 2. Bölge Şişhane Meydanı 3. Bölge CHP Bahçelievler İlçe Başkanlığı
İstanbul Barosu tweet media
Türkçe
16
605
1.9K
25.9K
İbrahim Kaboğlu retweetledi
Özgür Özel
Özgür Özel@eczozgurozel·
Milletimize…
English
8.9K
29.8K
148.3K
7.5M
İbrahim Kaboğlu retweetledi
Tele2 Haber
Tele2 Haber@tele2haber·
İbrahim Kaboğlu: 'Mutlak butlan' adı altında verilmiş olan Bölge Adliye Mahkemesi kararının kendisi, anayasal düzenimiz çerçevesinde hukuken yok hükmündedir.
Türkçe
129
3.4K
18.2K
253.4K
İbrahim Kaboğlu
İbrahim Kaboğlu@ibrahimkaboglu·
Ülkemizde, özellikle hukuk ve iktisat alanında, bilginin kirletilmesi adeta alışkanlık haline getirildi. Bilindiği halde, farkında olunduğu halde bilginin yanlış kullanılması en büyük ahlaksızlıktır. Osmanlı Devleti’nden Cumhuriyete, hukuki güvenlik ilkesi alanında anayasal ve siyasal düzlemde güçlü bir birikimimiz olmasına rağmen bugün en büyük sorunumuz hukuk güvenliği sorunudur. Hukukçunun asla farklı siyasal eğilimlere göre hukuku eğip bükme hakkı yoktur. Aksi durumda hukukçuluğu bırakmalıdır. Hepimizin çaba gösterdiği hukuk ortak paydasında buluşma olmadan toplumda huzur sağlanamaz ve adalet tesis edilemez. Yargı yurttaşın güvenebileceği en son makam, son sığınak olduğu halde yargılama sürecinde hak ve özgürlük ihlalleri öne çıkıyor. Sizler sav-savunma-hüküm üçlüsünün eşit bileşeni olarak bugün en çok ihlal edilen adil yargılanma hakkının bekçilerisiniz. İnsan haklarına dayanan laik ve demokratik Türkiye Cumhuriyeti’nin temeli adalettir. Aynı zamanda Cumhuriyetin bekçilerisiniz. Cumhuriyet insan haklarına dayandığı, halkın iradesini yönetime yansıtabildiğimiz ölçüde Cumhuriyettir. Daha etkili baro nasıl olabilir, hukuku nasıl etkili kılabiliriz sorularıyla gecemizi gündüzümüze katıyoruz. Baro olarak üstlendiğimiz sorumlulukların farkındayız. Sizlerin de avukat olarak kendi sorumluluklarınızın farkındalığıyla hukuka, ahlaka ve haysiyete bağlı kalacağınıza ve bu yönde bütün yurttaşların özgürlüğünü, eşitliğini ve adaletini tesis etmek için çalışacağınıza olan inancımız tamdır.
Türkçe
0
35
203
7.2K
İbrahim Kaboğlu retweetledi
İstanbul Barosu
İstanbul Barosu@istbarosu·
DEMOKRATİK ANAYASAL DÜZENE VE HALK İRADESİNE YARGI ELİYLE MÜDAHALE KABUL EDİLEMEZ Cumhuriyet Halk Partisi’nin kurultay iradesine yönelik verilen “mutlak butlan” kararı, yalnızca bir siyasi partinin iç işleyişine ilişkin teknik bir hukuk meselesi değildir. Söz konusu karar; hukuk devleti ilkesi, demokratik siyasal yaşam, hukuki güvenlik ve halk iradesi bakımından son derece ağır sonuçlar doğurma potansiyeline sahiptir. Anayasa’nın 68. maddesi uyarınca siyasi partiler demokratik hayatın vazgeçilmez unsurlarıdır. Seçim kurullarının denetiminden geçerek oluşmuş kurultay iradesinin, yıllar sonra “mutlak butlan” kavramı genişletilerek tartışmaya açılması; seçme ve seçilme hakkını, demokratik meşruiyeti ve hukuk güvenliği ilkesini zedelemektedir. Demokratik süreçlerin ve seçimlerin yıllar sonra yargısal müdahalelerle tartışmalı hale getirilmesi; yalnızca bir siyasi partiyi değil, çok partili demokratik yaşamın bütününü ve anayasal düzeni etkileyebilecek ciddi bir tehlike oluşturmaktadır. Seçimlerin yönetimi ve denetimi Anayasa gereği münhasıran Yüksek Seçim Kurulu’nun yetkisindedir. Seçim kurullarının denetiminden geçerek kesinleşmiş siyasal iradenin, sonradan adli yargı eliyle hükümsüz hale getirilmeye çalışılması; anayasal kurumlar arasındaki görev dağılımını, hukuk güvenliği ilkesini ve demokratik meşruiyeti zedeleme riski taşımaktadır. Yargının görevi siyasal alanı dizayn etmek değil; hukukun üstünlüğünü, temel hak ve özgürlükleri ve demokratik anayasal düzeni korumaktır. Mahkemelerin siyasal rekabeti doğrudan etkileyebilecek kararlarında çok daha yüksek bir anayasal hassasiyetle hareket etmesi zorunludur. Bizler, aşağıda imzası bulunan barolar olarak; hukukun üstünlüğünü, demokratik siyasal yaşamı, seçme ve seçilme hakkını ve halk iradesinin meşruiyetini savunmaya devam edeceğimizi, yargının siyasal alanı şekillendirme aracına dönüştürülmesine karşı hukuk çerçevesinde mücadelemizi sürdüreceğimizi kamuoyuna saygıyla bildiririz.
İstanbul Barosu tweet mediaİstanbul Barosu tweet media
Türkçe
24
680
2K
22K
İbrahim Kaboğlu
İbrahim Kaboğlu@ibrahimkaboglu·
İstanbul Tabip Odası'nın Dişhekimi Sevinç Özgüner anısına düzenlediği İnsan Hakları, Barış ve Demokrasi Ödülü'ne bu yıl İstanbul Barosu Yönetim Kurulu olarak layık görüldük. Sevgili Sevinç Özgüner'in mücadelesini dinlerken, 50 yıldır değişmeyen durumu bir kez daha teyit ettik: Fikrin varsa, fiziğin yok olabiliyor. Sevinç Özgüner yalnızca diş hekimliği yapsaydı başına bir şey gelmeyecekti. Ancak Anayasa'nın kendisine yüklediği sorumluluğun bilincinde, ülkenin geleceğini ve hukuk devletini kendisine dert edinen bir yurttaş olarak insan haklarını ve demokrasiyi savundu. Bizler de ödül almamıza gerekçe gösterilen açıklamamızı yapmayı, baro olarak görevimizin ve varlık nedenimizin bir parçası olarak gördük. Görevlerini ifa ederken katledilen gazetecilerin desteklenmesi, baronun hakkı olduğu kadar sorumluluğu da. İstanbul Barosu, hukuk hakkını kullandığı için davalar silsilesi ile karşı karşıya kaldı. Günümüzde haksız bir biçimde; resmi işlem ve makamları kullanarak; yakalama, gözaltına alma ve tutuklama kurallarına uyulmadan kişiler özgürlüklerinden alıkonuluyor. Bu açıdan 12 Eylül öncesinden de kötü bir tablonun karşısındayız. Son olarak karşılaştığımız "mutlak butlan" kararı da gösteriyor ki büyük bir demokrasi ve hukuk mücadelesi gerekliliği ile karşı karşıyayız. Benim umudum, Sevinç Özgüner gibi güçlü bir mirasa sahip oluşumuzdadır.
Türkçe
0
11
127
5.9K
İbrahim Kaboğlu
İbrahim Kaboğlu@ibrahimkaboglu·
GENÇLERİN ANAYASAL BİLGİLENME HAKKI VAR 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramını geride bırakıp Gençlik ve Spor Bayramına hazırlanırken, ileri yaş kuşakları “yeni Anayasa” söylemlerini yeniden Türkiye’nin gündemine yerleştirdi. Oysa zaman olarak Anayasa, bugünkü kuşaklardan çok gelecek kuşaklara, erişkinlerden çok gençlere ve çocuklara hitap eder. ‘Sivil ve kuşatıcı’! anayasa söylemi, izledikleri yol ve yöntem bakımından gençleri ve çocukları muhatap almak bir yana, tümüyle kapalı kapılar ardında eyleme geçiriliyor. Önce, 2017 kurgusu üzerine kısa bir bellek tazelemesi yapalım: 1OHAL ortam ve koşullarında yapılan Anayasa değişikliği, 16 Nisan 2017 halkoylamasında mühürsüz zarf ve oylar da sayılarak “evet” ile sonuçlandırıldı. 2Bakanlar Kurulu ve Hükümet kaldırıldı; parlamenter rejime son verildi. 3Devlet başkanlığı ve hükümet birleştirildi ve bu yetkiler bütünü bir kişiye verildi; aynı kişi, siyasal parti başkanı oldu. 4Siyasal sorumluluk ve denge-denetim düzenekleri kaldırıldı. Sonra, 2021’de Anayasa yeniden gündeme getirildi: 1 - Cumhur İttifakı (AKP ve MHP) yöneticileri TBMM önünde sorumlu hükümeti yeniden öngören demokratik Anayasa önerilerine sürekli karşı çıktı. 2 - Şubat 2021’de ise, “şimdi sivil anayasa zamanı” çıkışı ile 4 yıl süren ret yaklaşımının tam tersine Anayasa gündemi oluşturmaya başladı. Ne var ki, kurulu iktidarlar düzleminde çifte koalisyon ortakları, kurucu iktidarda yolları ayırdı. 3 - Bu yapay Anayasa gündemi, yürürlükteki Anayasa’nın emredici hükümlerini ihlal için perdeleme aracı olarak kullanıldı. Nihayet, 28. Yasama döneminde yeni bir evreye geçildi: 1 - Siyasal iktidarı sınırlandıran toplumsal sözleşme özelliğinin tam tersine Anayasa’yı “mutlak iktidarı meşrulaştırma aracı” olarak kullanan Cumhur İttifakı, genel bir siyasal bilgi kirliliği yarattı. 2 - Oysa, anayasal bilgilenme, bütün yurttaşların olduğu gibi öncelikle çocukların ve gençlerin en doğal hakkıdır. Çünkü, Anayasa’ya saygıyı istemek, gençler ve gelecek kuşaklar için yaşamsaldır. 3 - Anayasa’nın “insan haklarına dayanan laik ve demokratik Cumhuriyet” özelliğini pekiştirici ve TBMM önünde sorumlu bir Hükümetin kurulması ereğinde anayasal süreçlere gençlerin katılımı, en demokratik hakları olduğu gibi Atatürk’ün “yurtta barış, dünyada barış” ereğinde Cumhuriyet’in 2. Yüzyılı için bir gerekliliktir. Gençlerin anayasal bilgilenme haklarının gerçekleşmesi dilek ve umuduyla Atatürk’ü Anma Gençlik ve Spor Bayramı kutlu olsun!
İbrahim Kaboğlu tweet media
Türkçe
0
16
37
2.1K
İbrahim Kaboğlu
İbrahim Kaboğlu@ibrahimkaboglu·
Bugün ruhsat alan genç meslektaşlarıma hatırlatmak isterim ki; Cumhuriyetin temeli adalettir, adaletin de temel bileşeni avukatlardır. Ancak bugün gerek avukatlar gerekse barolar çok yönlü saldırıların hedefinde bulunuyor. Oysa içinde yer aldığımız Avrupa-Akdeniz havzası demokrasinin, hukukun ve felsefenin temelinin atıldığı topraklardır. Çok zengin bir birikime sahip bulunuyoruz. Adaletin ölçütü devlet için yükümlülük olan adil yargılama ve yurttaş için hak olan adil yargılanmadır. Hem devletin bu yükümlülüğü yerine getirmesinin bekçileri olacaksınız hem de yurttaşlar açısından bu hakkın güvencesi olacaksınız. Avukat yalnızca mahkemede değil, demokratik hukuk devletinin bekçisi olarak yaşamın her alanında adaleti savunmakla yükümlüdür. Türkiye’de demokrasi avukatların seçim sandıklarına sahip çıkabilmesi ölçüsünde yaşatılabilir. Hukuk devletinde yönetenler ve yönetilenler hukuk önünde eşittir. Ama bugün Türkiye’de siyasal sorumluluk ortadan kaldırıldığı için yönetenler hiçbir şekilde hukuk önünde sorumlu tutulamadığı gibi, yurttaşlar da hukuk önünde eşit değiller. Bazıları suç işleseler de aramızda gezebiliyorlar; bazıları suç işlemese de hapse konulabiliyorlar En çok ihtiyaç duyduğumuz husus savunmanın dayanışmasıdır. Siz genç avukatların bu dayanışma sürecini içselleştirmeniz gerekir. Bireysel, birlikte ve kurumsal olarak öreceğimiz dayanışma halkalarıyla, dışarıdan gelecek olan saldırıları Türkiye’de hukukun etkili kılınması, adaletin gerçekleşmesi ve gelecek kuşakların barış içinde yaşayabilmesi için göğüslemeliyiz.
Türkçe
0
7
67
3K
İbrahim Kaboğlu
İbrahim Kaboğlu@ibrahimkaboglu·
Prof. Dr. Türkan Saylan'ı, aramızdan ayrılışının 17. yılında derin özlem, minnet ve saygıyla anıyorum. Çağdaşlaşma ve insan hakları mücadelesinde uzun soluklu yol arkadaşlığımızın anısı; ömrünü bilime, eğitime ve çağdaş Cumhuriyet değerlerine adayan bu değerli insanı kaybetmenin hüznünü taşısa da bana hep güç veriyor. Türkan Saylan'ın mirası, hukukun üstünlüğünü savunma ve insan haklarını koruma mücadelemizde bize yol göstermeye devam edecektir. Bize bıraktığı sorumluluğu dayanışmayla ve kararlılıkla taşıyacağız. Özlem, saygı ve sevgi ile.
İbrahim Kaboğlu tweet media
Türkçe
0
8
104
2.6K
İbrahim Kaboğlu retweetledi
İstanbul Barosu
İstanbul Barosu@istbarosu·
"Küresel Ekolojik Zorluklar Çağında Anayasacılık" Uluslararası Sempozyumu, 5-6 Haziran 2026'da İstanbul Barosu Av. Orhan Adli Apaydın Konferans Salonu'nda gerçekleşiyor. istanbulbarosu.org.tr/haber/kuresel-…
Türkçe
2
10
18
4.7K
İbrahim Kaboğlu
İbrahim Kaboğlu@ibrahimkaboglu·
İstanbul Barosu Genç Avukatlar Meclisinin düzenlediği kahvaltıda genç meslektaşlarımızla buluştuk. Savunma mesleği çok yönlü saldırılarla sarsılırken, hukuk devletine yönelik tehditler gün geçtikçe artarken ve sosyal devlet gerekleri gözetilmediğinden özellikle genç meslektaşlar için avukat haysiyetine uygun bir yaşam sürmek gittikçe zorlaşırken, baromuz üyesi genç avukatların dayanışma içerisinde bir araya gelmesi kayda değer. Dış saygınlığımız için dayanışma halkaları örerek iç saygınlığımızı pekiştirmeliyiz. Bu yöndeki kazanımların taşıyıcısı genç avukatlar olacaktır.
Türkçe
0
11
78
8.2K
İbrahim Kaboğlu
İbrahim Kaboğlu@ibrahimkaboglu·
Avrupa Barolar ve Hukuk Birlikleri Konseyi’nin (CCBE) talebi üzerine, Avukatlık Mesleğinin Korunmasına İlişkin Avrupa Sözleşmesi’nin imzaya açılmasının 1. yıl dönümü vesilesi ile başlattıkları kampanyaya; savunmanın ülkemizde karşılaştığı sorunlara ve İstanbul Barosunun yargı yoluyla hedef alınması sürecine ilişkin deneyimlere de değindiğim video mesaj ile katkı sundum. İmzaya açılmasının birinci yılında, savunma mesleğine yönelik saldırıların gün geçtikçe arttığı, meslektaşlarımızın katledildiği acı haberleriyle sarsıldığımız bu süreçte, Türkiye’nin bu sözleşmeyi onaylaması ivedi ve yaşamsaldır. Baro olarak, savunma mesleğinin onurunu koruma görevimiz çerçevesinde; vekilin müvekkili ile özdeşletirilmemesi, avukatların mesleklerini şiddetten uzak bir biçimde icra edebilmeleri ve insanca yaşam koşullarına erişebilmeleri için çalışmalarımızı kararlılıkla sürdüreceğiz. Bütün yetkilileri, sözleşmenin onaylanması için adım atmaya çağırıyorum. Hukukun üstünlüğünün olmazsa olmaz koşulu, savunmanın mesleğini her türlü baskı ve şiddetten uzak olarak icra edebilmesidir. youtube.com/watch?v=ufbPed…
YouTube video
YouTube
Türkçe
0
6
19
2.6K
İbrahim Kaboğlu
İbrahim Kaboğlu@ibrahimkaboglu·
Savunma Hakkı Seminerleri kapsamında siz değerli konukları baromuzda ağırlamak bizim için bir onurdur. Genellikle avukatlık mesleğine başlayanların fakültedeki bilgileri bir yana bırakıp avukatlığı öğrenmeleri gerektiği yönünde bir yaklaşım oluyor. Oysa öğreti ve uygulama iç içe geçmiş bulunuyor. İyi uygulama örnekleri öğretiyi sürekli esinlediği gibi, öğretide öne sürülen fikirler de mahkeme kararlarına yansıyor. Hukukta ilerleme bu şekilde sağlanıyor. 2017'de siyasal sorumluluğun ortadan kaldırılmasıyla, siyasi sorumluluğun olmadığı yerde cezai ve hukuki sorumluluğun uygulamaya geçirilmesinin ne denli zor olduğunu hep birlikte deneyimledik. Savaş hukuku için geçerli olan dezenformasyon suçu , bir yandan demokratik toplum gereği siyasal çoğulculuğu baskılama aracı olarak kullanılırken, öte yandan resmi dezenformasyonu yaygınlaştırdı. Dün bir bakan, "Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti'nin üyesi olarak" ifadesiyle bir mesaj yayınladı. Hukuk diplomasına da sahip olan bu bakan, hükümetin kaldırıldığını bilmeyecek kadar cahil olamayacağına göre, Anayasa değişikliği ile ilga edilmiş olan bir kurumu var gibi göstererek dezenformasyon suçunu işlemiş olmuyor mu? Zorunlu avukatlığa dair düzenleme 1992 yılında yapıldığında devrim olarak nitelendirdik. Günümüzde siyasal şantaj aracı olarak kullanılan etkin pişmanlık sorgulaması sırasında avukat bulunmaması, zorunlu avukat kuralına aykırı değil mi? Bütün bunlar bu etkinlikte konuk ettiğimiz ceza hukukçularını ilgilendiren konular.
Türkçe
0
11
65
3.9K
İbrahim Kaboğlu
İbrahim Kaboğlu@ibrahimkaboglu·
Genç meslektaşlarıma ruhsatlarını teslim ederken öncelikle "3+2" diye adlandırdığım normları hatırlatmak isterim. Bunlar yalnızca referans normlar değil, elinizin altında bulunması gereken beş metindir: •Avukatlık Kanunu •Avukatlık Mesleğinin Korunmasına İlişkin Avrupa Konseyi Sözleşmesi •Türkiye Cumhuriyeti Anayasası •İnsan Hakları Avrupa Sözleşmesi •İnsan Hakları Evrensel Bildirgesi Bu beş normu çok iyi bilmenizde ve yanınızda taşımanızda yarar var. Avukatlığı bir sanat olarak tanımlayacaksak; bu yalnızca referans normlardan ibaret olamaz, aynı zamanda bulguları ve bilgileri bir araya getirmek de bu sanata dahildir. Ama eğer referans normları iyi kullanamazsanız, çok haklı olduğunuz hâlde bir davayı kaybedebilirsiniz. Adil yargılanma hakkı, savunma mesleğinin temel kavramıdır. Hak yurttaşlar için; yükümlülük ise devlet için. İşte sizler, savunma mesleğinin özneleri olarak bu yükümlülük ve hakkın birleşim eşiğinde yer alıyorsunuz. İstanbul Barosu 1878'de; tam da Osmanlı Devleti'nde hukuk reformlarının, hukuk kurallarının, hukuk kurumlarının kök saldığı bir dönemde kuruldu. Ve İstanbul Barosunun tarihi, aslında Osmanlı Devleti-Türkiye Cumhuriyeti modernleşme tarihiyle örtüşen bir tarihtir. Bugün, ifadeye çağrıldığında yasal gerekleri yerine getirecek kişiler, daha baştan yargısız infaza tabi tutularak evlerinden gece yarılarında gözaltına alınıyor. İşte burada usul ve esas ayrımını iyice düşünmeliyiz. Eğer esasa ilişkin olarak haklıysak, bir kişinin suç işlediğine dair elimizde ciddi veriler varsa, o zaman o kişiyi usul açısından Anayasa'ya ve ilgili yasalara uygun işlem ve muamelelere tabi tutmalıyız. Esası kirletmek için usul kurallarını ihlal edemezsiniz.
Türkçe
0
28
329
32.4K
İbrahim Kaboğlu
İbrahim Kaboğlu@ibrahimkaboglu·
Engelli Hakları Merkezimizin düzenlediği Engelli Hakları Sempozyumu’nun açılışında konuşmak, Engelliler Haftası’ında yaşanan sorunlara dikkat çekmek benim için son derece önemli. Empati ötesinde bir özne başlığı olan “Biz Olmadan Bizim İçin Asla” bize, engelli yurttaşlarımızın çözüm önerileri konusundaki düşüncelerine daha çok önem vermeye değil, onları eksen almaya işaret ediyor. Acaba engelliler ve sağlamlık arasındaki fark nerede başlıyor, nerede bitiyor? Yani hangi özellikler bir insanı sağlam veya engelli kılıyor? Bu konu çok geçişken ve birçok ara kategoriyi beraberinde getiriyor. Tıpkı kadınlar, çocuklar ve azınlıklar için söz konusu olduğu gibi engelliler de genel olarak insan haklarına sahip olmanın yanı sıra, artı hak olarak da engelli olmaktan kaynaklanan haklara sahipler ve bunun temeli, açıkça belirtilmese de Anayasa’nın 10. maddesine içkin 2 kavramda görüyoruz: Ayrımcılık yasağı ve pozitif ayrımcılık. Engelli olan ve olmayan arasındaki ilişki, ayrımcılık yasağının en kritik olduğu alan. Çünkü engellilerle engelli olmayanların birlikte yaşamı, yaşamın her alanında birlikte etkinliği için yaşamın her alanında ayrımcılık yasağını anlamlandırmamız gerekir. İnsan hakları biliminin temel verileri ışığında biliyoruz ki engelli olanlar ve olmayanlar hak özneliği ve haysiyet bakımından eşit konumdadır. Bu da engelli haklarının merkeze yerleştirilmesini gerekli kılar.
Türkçe
0
13
91
5K
İbrahim Kaboğlu retweetledi
İstanbul Barosu
İstanbul Barosu@istbarosu·
HUKUK DEVLETİ İLKESİ BAĞLAMINDA SAVUNMA HAKKI SEMİNERLERİ (1)
İstanbul Barosu tweet media
Türkçe
25
26
68
19.2K
İbrahim Kaboğlu
İbrahim Kaboğlu@ibrahimkaboglu·
Önceki başkanlardan Yücel Sayman’ı doğum gününde sevgi ve saygıyla anıyorum. Yücel Sayman, İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi’nde doçentken Bülent Tanör aracılığıyla tanıştım. Bu vesile ile Bülent Tanör'ü de anmak isterim. 1997-2001 arasında, Türkiye’nin AB’ye adaylığının kabul edildiği ve Kopenhag Kriterleri sürecinin yaşandığı umut yıllarında, İstanbul Barosu İnsan Hakları Merkezi başkanı olarak, Yücel Sayman’la birlikte birçok güzel etkinliğe imza attık. 2001'de düzenlediğimiz Azınlık Hakları Toplantısı’na yönelik saldırılara karşı kesin ve kararlı bir tavır ortaya koydu ve bu tutum Avrupa’da yankı buldu. Staj Eğitim Merkezi, CMUK Servisi gibi baromuza önemli katkılar sağladığı dönemle ve hukukun üstünlüğü yolunda emekleriyle Yücel Sayman’ın hatırası hep bizimle olacak.
Türkçe
0
11
106
5.7K
İbrahim Kaboğlu
İbrahim Kaboğlu@ibrahimkaboglu·
İstanbul Tabip Odası’nı birlikte gerçekleştirdiğimiz “Çocuk Hakları Perspektifinden Aşı Reddi: Hukuki ve Tıbbi Boyut” etkinliği vesilesiyle baromuzda ağırlamaktan onur duyuyoruz. 21. yüzyılın covid benzeri virütik dalgalar yüzyılı olacağını düşündüğümüz zaman, 21. yüzyılın kuşakları olan çocuklarımız açısından bu etkinlikte işlenen konuları ele almak oldukça önemli. Büyükler kendi haklarını çocuklara dayatmamalıdırlar. Kendilerini onların yerine koyarak sorumluluklarının ikiye katlandığını sürekli olarak düşünmelidirler. Çevre hakkı, sağlık hakkı, gelişme hakkı, barış hakkı gibi haklar bizlerden çok gelecek kuşakların haklarıdır. Sağlık hakkı bu açıdan değerlendirilmelidir. Biz anayasayı yazmakla kendimizi ehil addediyoruz. Her şeyi biliyoruz ve uzmanız diyoruz. Ancak kendimizden çok çocuklarımıza uygulanacak metni onları dikkate almadan yazıyoruz. Bu tür etkinlikler, biz yetişkinlerin perspektifini değiştirerek belirli bir konunun uzmanları tarafından işlenmesinin ötesine geçip daha geniş bağlamdaki sorunlarımıza da ışık tutabilecektir diye düşünüyorum.
Türkçe
0
7
40
2.9K
İbrahim Kaboğlu
İbrahim Kaboğlu@ibrahimkaboglu·
İdeaPolitik Siyasal Araştırma ve Düşünce Enstitüsü’nün daveti üzerine “Seçilmişler, Yargı ve Demokrasi – Türkiye’de Yerel Yönetimlerin Geleceği” etkinliğinde konuşmaktan mutluluk duydum. 2017’de iktidar “ya hep ya hiç” dedi, hep elde edildi ve şimdi de o hep her zaman kendi ellerinde olsun isteniyor. Siyasal, toplumsal, iktisadi ve anayasal tarihimizde son on yılda bir toplumun, bir devletin tarihine sığdırılabilecek krizler, darbeler gibi olayların üst üste geldiğine, iç içe geçtiğine tanıklık ettik. 2015 Haziran’ından 2025 Mart’ına kadar olan bu dönemi iyi anlamaz isek, bu dönemi aşmakta zorlanacağımızı düşünüyorum. Cumhuriyetin ilk çeyreğinde tek parti yönetiminden çok partili yönetime geçildi. Günümüzde, Cumhuriyetin son çeyreğinde ise çok partili yönetimin ortadan kaldırılmasına değilse de siyasal münavebenin artık yaşanmaması için yapılan düzenlemelere ve uygulamalara tanıklık etmekteyiz. Yaşadığımız sorun siyasal iktidarın el değiştirmesinde düğümleniyor. Sandık elbette kurulur, oylar tabi ki hesaba katılır. Fakat asıl önemli olan sandığa giden yolun engellerle döşenmesi. Siyasal sorumluluk olmadığında, Can Atalay dosyasında gördüğümüz gibi, hukuku en çok ihlal edenler siyasal açıdan en çok ödüllendirilenler oluyor. Yargının araçsallaştırılması denilen süreci, yargının demokratik siyasete son vermek amacıyla kullanılması olarak nitelendirmeyi tercih ediyorum. Bu açıdan otoriter anayasal hükümler yoluyla açılan keyfi alana dikkat etmek gerekiyor. Eğer Anayasa’yı değiştirme imkanımız olursa; TBMM önünde siyasal sorumluluğu olan bir hükümeti yeniden ihdas etmek için çok çalışmalıyız. Bunu yapamazsak, Cumhuriyetin ikinci yüzyılında 25 yıllık bir parti bir daha iktidardan inmemek üzere kalıcılaşabilir.
Türkçe
0
4
44
2.2K