Erhan İdiz

10.5K posts

Erhan İdiz banner
Erhan İdiz

Erhan İdiz

@idizerhan

@etimoloji Göç, İnsan, Yol, Kelimeler ve Hikâyeler.

Dünya Katılım Temmuz 2014
710 Takip Edilen88.8K Takipçiler
Erhan İdiz
Erhan İdiz@idizerhan·
@yenerxs @Aydin_BS_16 Hikayeyi anlatmaya değer kılan mesele de bu. 6 TL alıyor ama hayat da ucuz değil. Benzin Türkiye'nin 2 katından daha pahalı. Pirinç neredeyse aynı fiyata.
Türkçe
0
0
1
57
𝑌𝑒𝑛𝑒𝑟
@idizerhan @Aydin_BS_16 Ya mantığım almıyor bu yüzden ısrarla yazdım. 6 TL dediğin nedir ki, hiçbir şey alamazsın o parayla. Hayat bazıları için gerçekten de çok zor.
Türkçe
1
0
1
40
Erhan İdiz
Erhan İdiz@idizerhan·
Kurbanlıklara su verirken yanımıza gelip mahcubiyetle “Bana verebileceğiniz bir iş var mı? diye sordu. Arkadaşım, “10 kilometre ötede 9 torbamız var, kaça getirirsin” diye sorunca, 6 TL istedi. Bisikletle de olsa 10 kilometre toprak yolu gitmek ve 200 kilo yükü taşımak kolay değildi. Bu, güçlü bir hikâyenin işaretiydi. Abbat 55 yaşında. Eskiden bisiklet parçaları satarmış. Fakat ülkeyi vuran o açlık döneminde her şeyini kaybetmiş. Burada kuraklık gelince insanlar hayatta kalmak için ellerindeki her şeyi yok pahasına beyaz adama satarlar. Abbat da öyle yapmış. Çocukları aç kalmasın diye dükkanını, sermayesini satmış. Geriye bir tek eski bisikleti kalmış. Şimdilerde onunla köy köy dolaşıp iş arıyor. “Bisikletin geçinmene yetmiyor mu?” diye sordum. “Yalnız olsam yeter ama oğlumun okulu 2 saat uzaklıkta. Sabah o kullanıyor, öğleden sonra bana kalıyor. Bir iş bulduğum zaman yürüyerek giderim ama iş ararken saatlerce yürümek insanı bitiriyor.” Gözüm, gövdesi birkaç yerinden kaynaklanmış, kırık dökük bisikletine takıldı. Sorunca “Ağır eşya taşıdığım için.” dedi. Seni en çok zorlayan şey ne? “İnsanlar benim yaşımdaki birinin kapı kapı gezip günlük iş aramasını yadırgıyor. Çünkü böyle işleri gençler yapar. Sadece bir kap yemek uğruna bu yaşta çalışmak onları da üzüyor. En çok onların bu bakışları zorluyor beni. Oysa bir zamanlar durumum iyiydi.” Arkadaşım araya girdi, “Onu hatırlıyorum. Ben çocukken bisiklet parçaları satardı. Neşeli, komik bir adamdı.” dedi. Karşımda duran adama baktım. O eski günlerin neşesinden en ufak bir iz kalmamıştı. Bir iş bulabilirse günlük kazancı en fazla 25 TL oluyordu ama o işi de haftada bir buluyordu. “Yeniden başlasan ne iş yapabilirsin?” diye sordum. “Bildiğim işi yaparım. Bisiklet parçaları satarım.” dedi. Bunun mümkün olabileceğini söyleyince sevinçten titremeye başladı. Ama bir şartım var, gelip seni kontrol edeceğim. Heyecanla “Yol üstüne açın, istediğiniz zaman kontrol edin.” dedi. Kendisiyle sözleştik, bayramdan sonra dükkanını kiralayacağız. Biz oradan ayrılırken Abbat 10 kilometre ötedeki malzemeleri getirmek üzere bisikletinin pedalını çevriyordu. Cebinde 6 TL’den çok fazlası vardı ama onu asıl mutlu eden şey eski mutlu günlerin yeniden gelme ihtimaliydi.
Erhan İdiz tweet media
Türkçe
54
833
5.3K
312.3K
Erhan İdiz
Erhan İdiz@idizerhan·
@yenerxs @Aydin_BS_16 Geçen yıl kuraklık varken bazıları sadece öğle yemeğine çalışıyordu. Bu adamın istediği para 6.02 TL'ye denk geliyor.
Türkçe
1
0
2
32
Erhan İdiz
Erhan İdiz@idizerhan·
Sıkı sıkı sarılışı yok mu… Onlar için bayram başladı. Afrika’dakileri teslim edince yine dikkatimi çekti, çocuklar heyecandan gülemiyordu bile. Burada insanlar hep mutlu ama bir sevinç anında donup kalıyorlar :)
Türkçe
17
272
1.8K
17.4K
Erhan İdiz
Erhan İdiz@idizerhan·
@StatTarik İnstagram’da sürekli paylaşıyorum. 3 yıl önce yardım ettiğimiz insanların bile son durumunu paylaşıyorum çünkü hep aynı yere geliyorum. Ayrıca Ntaja (Malavi) çarşıda olacak. Yolu düşen, tanıdığı olan varsa bizzat sordurabilir.
Türkçe
0
0
44
4.4K
Tarik
Tarik@StatTarik·
@idizerhan Verilen yardımlar toplanınca. Yardım yapılırken paylaşım yapacak mısın?
Türkçe
2
0
4
6.7K
Erhan İdiz
Erhan İdiz@idizerhan·
@mehmetkaansnckl Adam benim orada olduğumu bile bilmiyordu. Dümdüz gelirken fotoğrafını çektiğimi sandı muhtemelen, önümde öylece durdu. Ben de hiç dokunmadım.
Türkçe
3
1
5
284
Mehmet Kaan Sancaklı
Mehmet Kaan Sancaklı@mehmetkaansnckl·
@idizerhan Abi rica ediyorum şu çekimleri doğal yapın. 50 metre bisiklet sürüp gelip önünüzde durup 15 saniye daha kameraya sünnetlik çocuk gibi poz vermesini istemeyin adamdan. Yanınızdan gelip geçsin, buna benzer çekimler daha doğal durur. Bu hâliyle çok sırıtıyor.
Türkçe
1
0
3
270
Erhan İdiz
Erhan İdiz@idizerhan·
Gelen bağış, dükkanı kiralamaya yeter. Bundan sonra Abbat’ın köylülerine bisiklet olarak gönderebilirsiniz. İyi bir bisikletin fiyatı yaklaşık 4500 TL. Bisiklet açıklamasıyla gelen her kuruş oraya aktarılacak
Türkçe
13
41
446
31.6K
A. Cüneyt POLAT 🇹🇷
X'te halen iyilik hikayeleri yazan bir adam. Bizim dertlerimizden daha büyük dertler olduğunu, insanoğlunun hikayesinin coğrafyasıyla nasıl yoğrulduğunu yaşarak anlatan biri... İmkanlarımızın ne kadar büyük şükür sebebi olduğunu hatırlatan hikayeler... İnsanlığın mücadelesine dair şahit olmak istedikleriniz varsa @idizerhan hesabını takip etmenizi öneririm...
Türkçe
1
12
66
6.4K
Erhan İdiz
Erhan İdiz@idizerhan·
Buradaki sorun zaten bu. İnsan emeğinin hiçbir karşılığı yok ama her şey çok pahalı. Koli bandı bile bir işçinin iki günlük parasına eşit. Kırsalda bir işçi gün boyu çalışıp bir kilo pirinç alamaz. Hatta geçen bir kadının hikayesini paylaşmıştım, gün boyu 4 bardak mısıra çalışıyor. youtube.com/watch?v=fYV0A6…
YouTube video
YouTube
Comp Licated@oy_toon

@idizerhan O paraya Türkiye'de de bisiklet var. Altı liraya çalışılan bir ekonomi için istenen para yüksek değil mi? Anlamak için soruyorum.

Türkçe
2
24
257
28.7K
Erhan İdiz
Erhan İdiz@idizerhan·
Artık Malavi'de bir torba mısırım var :))
Türkçe
9
4
267
15.3K
Erhan İdiz
Erhan İdiz@idizerhan·
Kapı çalındı. Baktık, karşımızda koca bir çuvalla duruyor. Ne olduğunu sorunca, çuvalı gösterdi, “Size getirdim, sizin sayenizde ..." dedi. Halime, komşumuz. Dört çocuğuna çiftçilik yaparak bakıyor. Evinin önündeki araziyi ekip biçiyor ama gübre ve tohum bulmak mümkün değil. Yokluk ve çaresizlik öyle boyutta ki insanlar kimyasala bulanmış zehirli tohumları bile yıkayıp yemek zorunda kalıyor. Sırf çocuklarının karnı doysun diye... Halime’nin de diğerleri gibi tohum ve gübre alacak parası yoktu. Bu yüzden geçen yıl koca araziden iki torba mısır hasat edebildi. Bütün yıl uğraştığı araziden bu kadar mısır almak bütün yılı aç geçirmek demekti. Bu yıl, Halime’ye de gübre ve tohum hediye etmiştik. Kendisi 36 torba mısır hasat edince birini bizimle paylaşmak istemiş. Gerek olmadığını söylesek de ikna olmadı. O zaman karşılıklı hediyeleşebiliriz deyip kabul ettik. Halime bu yıl çocuklarını zorlanmadan doyurabilecek. Hatta seneye kendi tohum ve gübresini de satın alabilecek. Çünkü 36 torba mısır demek, birkaç yıl kimseye muhtaç olmadan yaşamak demek. Halime’yle her karşılaştığımızda içi içine sığmıyordu. Ondan olsa gerek gönlünden taşanlarla bir torba mısırı kucaklayıp gelmişti.
Erhan İdiz tweet media
Türkçe
53
453
3.2K
69.7K
Erhan İdiz
Erhan İdiz@idizerhan·
Türkmen atı Ahal Teke’nin dünyanın en güzel atlarından olduğunu biliyor muydunuz? Parlak derileri sayesinde 'Altın Atlar' olarak da bilinen Ahal Teke, en eski at ırklarından biri. Maalesef uğradıkları soykırım sonrasında yeryüzünde yalnızca 6 bin Ahal Teke kaldı. Türkiye'de görebileceğiniz tek yer, 21-24 Mayıs'ta, Atatürk Havalimanı, Etnospor Kültür Festivali.
Erhan İdiz tweet mediaErhan İdiz tweet media
Türkçe
6
47
449
21.9K
Erhan İdiz
Erhan İdiz@idizerhan·
Bir bağışçımız (HA) Şayibu’ya özel inek gönderdi. Yanına gidip durumu anlatınca, “Bir inek bana çok fazla, köylüye dağıtırım.” dedi. Hem ineğini teslim ettik hem de bayramlıklarını.. Tabii ayağından dolayı terlik veya ayakkabı giyemiyor.
Türkçe
2
9
148
3.6K
Erhan İdiz
Erhan İdiz@idizerhan·
İki yıl önce köye ilk geldiğim zamanlarda, onu "garibanın biri" diye tanıttılar. Kendi halinde, üstü başı pejmürde biriydi. İlk bakışta aklımdan geçen, "Meczup herhalde." fikriydi. Ancak zaman geçtikçe tanıdım Şayibu’yu. Meğer çocukken İslami eğitim almış. Fakat kader işte. Önce kimsesiz kalmış, sonra kendi dünyasına çekilmiş. Zamanla eli ayağı da tutmaz olmuş. Her şeyi bırakmış ama yalnızca Kur'an’dan vazgeçmemiş. Tanıdıkça öğrendim ki hâlâ köyün çocuklarına Kur'an’ı o öğretiyor. Hatta köyünde cami yok diye kamıştan bir mescit yapmış. Hikâyesini öğrendikten sonra hadsizce, "Diğer hocalara benzemiyorsun," dedim. "Hangilerine mesela?" diye sordu. Öyle bir sordu ki rehber arkadaş bile kalakaldı. Ben de dondum, cevap veremedim. Gülümseyerek baktı, bir şey demedi. Dün gittiğimde mescidi yıkılmıştı. Yağmur, binbir emekle yaptığı mescidi yerle bir etmişti. Şayibu, o enkazın önünde oturmuş huzur içinde Kuran okuyordu. Bir sözü ezberlersiniz, sonra anlamanız için yaşamanız gerekir ya. Ben de "Defineye malik viraneler vardır" sözünün ne olduğunu dün öğrendim. Ben harabat ehlini hor görendim, o defineler sahibi virane.
Erhan İdiz tweet media
Türkçe
59
1K
7.5K
285.8K
Berna🌷
Berna🌷@Brn_Ny·
@idizerhan ♥️♥️♥️ burda Tek Tek anlatmaniz o kadar guzel oluyor ki hem kendi hayatimiza bakisimizi sarsiyo gereksiz yuklerden kurulup ozumuze donuyoruz, hem icimizi istiyor, hem ulasabilecegimiz elimiz oluyosunuz. Ne kadar guzel bi hayat gercekten imrendim. Hangi dernekle calisiyosunuz?
Türkçe
1
0
47
3.3K
Erhan İdiz
Erhan İdiz@idizerhan·
Onu görmek için 270 kilometre yol gittik. Bu defa niyetimiz yardım etmek değildi çünkü her ay destek oluyorduk kendisine. Fakat onun ihtiyacı başka bir şeydi. Hikâyesini daha önce anlatmıştım: ****** Annem köyüne dönünce babam yeniden evlendi. Üvey annemin adı Ndala Wanii’ydi. Bu bizim dilimizde “suçum ne?” demek. Çocukken bir anlam verememiştim ama şimdi anlıyorum.  Üvey annem kısırdı. Burada çocuğu olmayanı dışlarlar. Dahası insan yerine koymazlar. Üvey annem de bunun acısını çektiği için midir bilmem ama beni çok seviyor, her şeyimle ilgileniyordu. O kadar iyiydi ki annemi aratmıyordu.  Bir yıl sonra babam vefat etti. Sekiz yaşındaydım. Herkes anneme gitmemi beklerken ben üvey annemle kaldım. Ndala Wanii ile babamdan kalan evde yaşıyor, küçük arazimizde tarım yapıyorduk ama akrabalarımız bu durumdan rahatsızdı. Ne olursa olsun bu evi ve araziyi kadına bırakmak istemiyorlardı. Başta, hasta babama baktığı için her türlü güvenceyi verdikleri bu kadını kovmaya yer arıyorlardı. Üvey annemin ilk eşi vefat etmişti. Bu yüzden onun uğursuz olduğu söylentisini yaydılar. Tüm köy zamanla onun uğursuz olduğuna inanmaya başladı. Hem eşleri ölüyor hem de çocuğu olmuyordu. O lanetlenmiş bir kadındı. Benimle annem gibi ilgilenen, okuyabilmem için elinden geleni yapan kadını çok geçmeden kovdular. Yalnız kalmıştım. Biraz büyüyünce onu bulmak istedim ama bunca sene geçmesine rağmen adını bilen tek bir kişi bile yoktu.  Aylar süren zorlu bir uğraştan sonra izini buldum. Beni görür görmez koşarak boynuma sarıldı. Bizde büyükler ağlamaz ama o ağlıyordu. Bir süre yanında kaldım. Gördüm ki burada da kaderi değişmemiş. Komşularının gözünde zavallı bir kadındı. Hem şiddet görüyor hem aşağılanıyordu. Komşularından işittim, herkes ona Ndala Wanii diyordu, yani “suçum ne?” Ona bu ismi layık görmüşlerdi ve her yerde bu isimle biliniyordu. ****** Bu hikâyeyi Ndala Wanii’nin üvey oğlundan dinlemiştim. Dün nasip oldu birlikte kadının köyüne kadar gittik. Karşısında bizi görünce heyecanla konuşmaya başladı. Herkes görsün, duysun istiyordu. Oğlu onu ziyarete gelmişti. Zaten her geldiğinde sevinçle komşulara haber veriyor, “Bakın oğlum uzaklardan beni ziyarete geldi.” diyordu. Uzun bir sohbetin ardından tüm köy, kadının kapısında toplanmaya başladı. Ndala Wanii’ye “Bu köye kaç kurban göndermemizi istersin” diye sorunca tüm köylü gözlerinin içine baktı. Dışladıkları kadın bir anda kurtarıcıları olmuştu. Sözleştik, dört inek göndereceğiz kendisine. İnsanlar bu sayıyı duyunca mutluluklarını görmeliydiniz. Oradan ayrıldığımızda, kendisi için sakladığı yer fıstıklarını hediye etti bize. Komşular kapısına toplanmış, onu tebrik ediyorlardı.
Erhan İdiz tweet mediaErhan İdiz tweet media
Türkçe
30
325
1.9K
76.8K
İsmail Halis
İsmail Halis@ismail_halis·
"Bu köye kaç kurban göndermemizi istersin.." Nice insanlar var Her biri adeta bir peygamberin ömründen şerha gibi Kimisi de bir çok peygamberin hikayesini omuzlamış da, kıyamete dek sabra tevekkül ettiği mahzunlukla, izzeti ile ahireti bekliyor Biraz Yakup, biraz Salih, biraz Eyüp aleyhisselam.. Hepsinde Yusuf aleyhisselam güzelliği Hepsinde Efendimiz Muhammed Mustafa'nın yetimliği
Erhan İdiz@idizerhan

Onu görmek için 270 kilometre yol gittik. Bu defa niyetimiz yardım etmek değildi çünkü her ay destek oluyorduk kendisine. Fakat onun ihtiyacı başka bir şeydi. Hikâyesini daha önce anlatmıştım: ****** Annem köyüne dönünce babam yeniden evlendi. Üvey annemin adı Ndala Wanii’ydi. Bu bizim dilimizde “suçum ne?” demek. Çocukken bir anlam verememiştim ama şimdi anlıyorum.  Üvey annem kısırdı. Burada çocuğu olmayanı dışlarlar. Dahası insan yerine koymazlar. Üvey annem de bunun acısını çektiği için midir bilmem ama beni çok seviyor, her şeyimle ilgileniyordu. O kadar iyiydi ki annemi aratmıyordu.  Bir yıl sonra babam vefat etti. Sekiz yaşındaydım. Herkes anneme gitmemi beklerken ben üvey annemle kaldım. Ndala Wanii ile babamdan kalan evde yaşıyor, küçük arazimizde tarım yapıyorduk ama akrabalarımız bu durumdan rahatsızdı. Ne olursa olsun bu evi ve araziyi kadına bırakmak istemiyorlardı. Başta, hasta babama baktığı için her türlü güvenceyi verdikleri bu kadını kovmaya yer arıyorlardı. Üvey annemin ilk eşi vefat etmişti. Bu yüzden onun uğursuz olduğu söylentisini yaydılar. Tüm köy zamanla onun uğursuz olduğuna inanmaya başladı. Hem eşleri ölüyor hem de çocuğu olmuyordu. O lanetlenmiş bir kadındı. Benimle annem gibi ilgilenen, okuyabilmem için elinden geleni yapan kadını çok geçmeden kovdular. Yalnız kalmıştım. Biraz büyüyünce onu bulmak istedim ama bunca sene geçmesine rağmen adını bilen tek bir kişi bile yoktu.  Aylar süren zorlu bir uğraştan sonra izini buldum. Beni görür görmez koşarak boynuma sarıldı. Bizde büyükler ağlamaz ama o ağlıyordu. Bir süre yanında kaldım. Gördüm ki burada da kaderi değişmemiş. Komşularının gözünde zavallı bir kadındı. Hem şiddet görüyor hem aşağılanıyordu. Komşularından işittim, herkes ona Ndala Wanii diyordu, yani “suçum ne?” Ona bu ismi layık görmüşlerdi ve her yerde bu isimle biliniyordu. ****** Bu hikâyeyi Ndala Wanii’nin üvey oğlundan dinlemiştim. Dün nasip oldu birlikte kadının köyüne kadar gittik. Karşısında bizi görünce heyecanla konuşmaya başladı. Herkes görsün, duysun istiyordu. Oğlu onu ziyarete gelmişti. Zaten her geldiğinde sevinçle komşulara haber veriyor, “Bakın oğlum uzaklardan beni ziyarete geldi.” diyordu. Uzun bir sohbetin ardından tüm köy, kadının kapısında toplanmaya başladı. Ndala Wanii’ye “Bu köye kaç kurban göndermemizi istersin” diye sorunca tüm köylü gözlerinin içine baktı. Dışladıkları kadın bir anda kurtarıcıları olmuştu. Sözleştik, dört inek göndereceğiz kendisine. İnsanlar bu sayıyı duyunca mutluluklarını görmeliydiniz. Oradan ayrıldığımızda, kendisi için sakladığı yer fıstıklarını hediye etti bize. Komşular kapısına toplanmış, onu tebrik ediyorlardı.

Türkçe
1
23
174
7.3K
Erhan İdiz
Erhan İdiz@idizerhan·
@efelerinefesiy1 Aslında İbrahim, Şayibu ve bu kadın öyle. Hepsi toplumun dışladığı insanlar fakat...
Türkçe
0
0
11
2K
efem
efem@efelerinefesiy1·
@idizerhan Bu durumda olan , bir şekilde dışlanmış iyi insanları bulup daha fazla hayatlarına dokunmak ve bu yanlış inanışları değiştirmek gerek. Böylece toplumun bakış açısıda değişecektir.
Türkçe
1
0
9
2.3K