İhsan PERKGÜL DB

56.2K posts

İhsan PERKGÜL DB banner
İhsan PERKGÜL DB

İhsan PERKGÜL DB

@ihsan_db

🇹🇷TÜRK MİLLİYETÇİSİ🇹🇷 ÜLKÜCÜ ADAYI

Katılım Şubat 2019
3.5K Takip Edilen2.7K Takipçiler
Sabitlenmiş Tweet
İhsan PERKGÜL DB
İhsan PERKGÜL DB@ihsan_db·
İnadımızdan değil inancımızdan MHP ve Bilge Liderimiz Sayın @dbdevletbahceli bey diyoruz. Üç Hilalim ,Bilge Liderimiz "Bizi Yok Sayacaklar,Biz daha çok var olacağız." Dualarımız sizinle! İTLER KUDURDUKÇA DAHA YÜKSEK SESLE #LiderimizDevletBAHÇELİ #NeMutluTÜRKümDiyene 🇹🇷
İhsan PERKGÜL DB tweet media
Türkçe
0
0
5
268
İhsan PERKGÜL DB retweetledi
ultrAslan
ultrAslan@ultrAslan·
⚡️⚡️⚡️⚡️⚡️D İ N A M İ Z M ⚡️⚡️⚡️⚡️⚡️
Türkçe
20
457
16.2K
120.3K
İhsan PERKGÜL DB retweetledi
Yıldıray ÇİÇEK
Yıldıray ÇİÇEK@Yildiraycicek9·
CHP’NİN CHP’LİLERLE SINAVI CHP’nin mevcut yönetimi, başına gelen her sorunu hükümetin bir operasyonu gibi göstermeye çalışsa da aslında CHP, her olayda kendi içinde CHP’lilerle mücadele etmektedir. CHP’nin karşılaştığı tüm krizler, CHP’lilerin kendi itirafları ve şikâyetleriyle şekillenmektedir. Hükümet de elbette rakibinin sunduğu bu kozları siyasi olarak değerlendirmektedir. Nitekim CHP’nin kurultay davası, CHP’lilerin şikâyetiyle başlamış ve yine kendi itiraflarıyla derinleşmiştir. CHP’li belediyelerdeki yolsuzluk ve rüşvet skandalları da aynı modelle ilerlemektedir. Şimdi rüşvet ve yolsuzluk soruşturması kapsamında tutuklu bulunan Antalya Büyükşehir Belediye Başkanı Muhittin Böcek ile oğlu Gökhan Böcek, etkin pişmanlık ifadelerinde CHP Genel Merkezi’ne rüşvet paraları taşıdıklarını isim vererek itiraf etmektedir. “Rüşvet”, “irtikap” ve “ihaleye fesat karıştırma” suçlamalarıyla tutuklanan Uşak’ın eski Belediye Başkanı Özkan Yalım da etkin pişmanlık kapsamında verdiği ifadede, Özgür Özel’e kurultay öncesi para ve araba verdiğini söylemiştir. Keza İBB yolsuzluk ve rüşvet davasında bavullarla taşınan paraları tüm Türkiye gördü. Bu dosyadan tutuklanan birçok kişi itirafçı olmuş ve CHP’nin ayarını ciddi şekilde bozmuştu. Ben, CHP içinde “itirafçı” düzeninin artarak devam edeceğine inanıyorum. Hatta CHP’li belediyelerde çok daha fazla yolsuzluk ve rüşvet operasyonunun gerçekleşeceğini öngörüyorum. Çünkü CHP’de ciddi bir ahlaki yönetim boşluğu vardır ve bu boşluk partiyi çürütmeye devam etmektedir. Özgür Özel, Ekrem İmamoğlu’nu savunma uğruna CHP’nin tüm otokontrol mekanizmasını bozmuştur. CHP içinde rüşvet, yolsuzluk ve ahlaksızlığa bulaşma korkusu artık neredeyse hiç kimsede kalmamıştır. Çünkü herkeste “Nasıl olsa bizi ölümüne savunacak bir genel başkanımız var” rahatlığı hâkim olmuş ve bu, her CHP’li üzerinde güçlü bir motivasyon yaratmıştır. Özgür Özel kısa süre önce “Bizde rüşvet yok, irtikap yok, yalan yok, zimmet yok, yolsuzluk yok” diyordu. Şimdi ise savunduğu CHP’li belediye başkanları, paraları hem kendisine hem de CHP Genel Merkezi’ndeki kişilere verdiklerini itiraf etmektedir. Hadi diyelim ki tutuklu belediye başkanları CHP Genel Merkezi’ne iftira atıyor. Bu hal bile CHP’nin içindeki karakter erozyonunu ve çürümeyi göstermeye yetmez mi? Geçtiğimiz yıl TBMM’de bir CHP milletvekilinin odasında poşet içinde 250 bin dolar bulunduğu haberleri gündeme bomba gibi düşmüştü. Ortada 250 bin dolarlık para vardı ama hâlâ sahibi çıkmadı. O olayın akıbeti ne oldu, bilen var mı? Üstelik o dönemde ortaya atılan isimler, bugün yine gündemde olan kişilerle aynı. Bu da tesadüf mü? CHP’nin bu gidişatı toplum ve siyaset kalitesine darbe vurmaktadır. Türkiye’nin en köklü partisi, bu hale düşmemeliydi. Bu gidişat CHP’nin daha kötü günlere gebe olduğunu da göstermektedir. turkgun.com/basyazi/chpnin…
Yıldıray ÇİÇEK tweet media
Türkçe
1
43
119
1.2K
İhsan PERKGÜL DB retweetledi
Yıldıray ÇİÇEK
Yıldıray ÇİÇEK@Yildiraycicek9·
GERİSİNİ BARIŞ İSTEMEYENLER DÜŞÜNSÜN CHP zihniyetinin en büyük sorunu, dünya ve toplum gerçekliklerini doğru okuyamaması ile gelişmelere karşı milli ve akılcı politikalar üretememesidir. Bu tutum, siyasetçisinden yazarına, yorumcusundan trolüne, sanatçısından iş adamına, belediye başkanına kadar neredeyse tüm CHP kesimlerinde maalesef baskın hâldedir. Gördüğünüz gibi Orta Doğu’da savaşlar ve çatışmalar hiç eksik olmuyor. Özellikle İsrail’in Gazze’de başlattığı katliamın ardından ABD’yi de yanına alarak birçok ülkeye saldırması, bölgeyi adeta bir ateş çemberine dönüştürdü. ABD ve İsrail İran’a odaklanırken, İsrail Gazze’deki saldırılarını sürdürdüğü gibi Lübnan’ı da bombalamaya devam ediyor. İran’ın, ABD ve İsrail’in saldırılarına misilleme olarak bölgedeki ABD üslerine füze göndermesiyle savaş tansiyonu daha da yükseldi. Bir taraftan da ABD-İsrail-Yunanistan üçgeninin yönlendirmesiyle Kıbrıs’taki Rumlar silahlanmakta ve Türkleri sürekli taciz etmektedir. Tüm bu gelişmeler bir kez daha göstermiştir ki, böyle bir hengamede güçlü bir milli savunma sanayisine sahip olmak hayati bir zorunluluktur. Ne var ki Türkiye’de bu gerçeği CHP zihniyetine bir türlü anlatamıyoruz. Hem de Türkiye Cumhuriyeti’ni savaş meydanlarında kurmuş olan Atatürk’ün bizzat kurduğu parti oldukları hâlde… CHP, milli savunma teknolojilerinde yerli ve milli üretimi, ülkemizi korumak için aldığımız kritik önlemleri ısrarla kösteklemekte, küçümsemekte ve değersizleştirmeye çalışmaktadır. Türk devleti her türlü tehdide ve olası saldırıya karşı hava savunma sistemini güçlendirmeye çalışırken, CHP zihniyeti anında “S-400 niye alındı, bize kim saldıracak? Irak mı, İran mı, Rusya mı? Silahlar zaten onların. Yunanistan’la mı kavga edeceğiz?” refleksini göstermişti. CHP, ülke hangi milli savunma atılımına girişse muhakkak eleştirmektedir. Milli savunmanın güçlülüğünün aynı zamanda tehditler karşısında bir caydırıcılık unsuru olduğunu bir türlü anlayamamaktadır. Mesela Türkiye düşmanlığını sürekli canlı tutan ülkelerin medyasında ürettiğimiz Yıldırımhan füzesine dair duyulan endişeleri okurken, CHP’li yorumcu Nevşin Mengü de Atatürk’ün “Yurtta sulh, cihanda sulh” sözünü bu bağlamda çok yanlış yorumladığını şu sözlerle göstermiş: “Yıldırımhan füzesinin üzerinde Atatürk imzasını görünce dedim ki ne kadar ironik… Ülkemizin kurucusu Atatürk ‘Yurtta sulh, cihanda sulh’ sözüyle bilinen gerçek bir dünya lideri. Ama bugün füzenin üzerinde imzası…” Türkiye, milli savunma gücünü birilerine savaş açmak için artırıyormuş gibi bir algı yaratılmaya çalışılıyor. Mantığa bakar mısınız? Mersin Büyükşehir Belediye Başkanı Vahap Seçer de geçtiğimiz yıllarda benzer bir gaflete imza atmış ve şöyle demişti: “Vizyona bakın. Gözlerim yaşardı. İkinci yüzyıl vizyonu; tank, top, İHA, SİHA, vur kır, öldür, kahramanlık türküleri… Cumhuriyet bunun için kurulmadı. Cumhuriyet, bir medeniyet projesidir. Barış projesidir. Demokrasi projesidir.” Oysa dünyada barış, güçlü silahlara sahip ülkeler sayesinde de tesis edilir. Türkiye’nin tarihî adalet misyonu ve genetiği zaten buna son derece uygundur. Peki İsrail ya da Yunanistan gibi ülkelerden bir saldırı geldiğinde “Yurtta sulh, cihanda sulh” diyerek saldırıyı sineye mi çekeceğiz, yoksa haddini bildirerek bağımsız ve güçlü bir ülke duruşu mu sergileyeceğiz? Atatürk, Türk’ün vatanına göz koyan yedi düvele haddini bildiren başkomutan değil miydi? “Yurtta sulh, cihanda sulh” bir felsefedir; Türk milleti bu felsefeyi hem yurtta hem cihanda yaşatmak için elinden gelen her şeyi zaten yapmaktadır. Adaleti, hukuku ve merhameti bilen bir devletin elindeki güçlü silah, düşmanlara en büyük caydırıcılıktır. Biz milli savunmamızı güçlendirelim, önlemlerimizi alalım da, gerisini barış istemeyen düşmanlar düşünsün… turkgun.com/basyazi/gerisi…
Yıldıray ÇİÇEK tweet media
Türkçe
2
39
126
1.2K
İhsan PERKGÜL DB retweetledi
Yıldıray ÇİÇEK
Yıldıray ÇİÇEK@Yildiraycicek9·
MHP ÜZERİNDEN PAZARLAMALAR VE OYUNLAR MHP, herkesin kabul edeceği bir tarifte Türkiye’de özgül ağırlığı en yüksek partilerden biridir. Her eylemi ve her söylemi son derece etkilidir. MHP’nin suskunluğu dahi o büyük özgül ağırlığı harekete geçirmeye yeterlidir. MHP kurulduğu günden bu yana böyledir ve emin olun, sonsuza kadar da böyle olmaya devam edecektir. MHP’nin bu tarihî özelliğini düşmanları da çok iyi bilmektedir. Bu yüzden bir an bile durmamakta, her oyun, her plan, her kumpas doğrudan MHP üzerine kurulmaktadır. MHP öylesine büyük ve köklü bir partidir ki, yirmi yıl önce MHP’den istifa edip ardı ardına on parti değiştiren kişiler bile “Eski MHP’li-Ülkücü” sıfatını kullanmaktan asla vazgeçmemektedir. “Devrimciyim” diye slogan atan ve o sıfatla gezen kişiler dahi gün gelip “Ben de Ülkücüyüm” diyerek halk nezdinde prim yapmaya çalışmaktadır. MHP’den istifa edip, başka partilere gidenler bile itibarını eski sıfatlarında aramaktadır. Bunun sayısız örneği vardır. Dikkat edin; bir kurumda ya da ortamda menfaat peşinde koşan, bu davayla hiçbir bağlantısı olmayan kişi bile ya “Bende şöyle MHP’liydim, böyle Ülkücüydüm” diye prim yapmakta ya da MHP’ye düşmanlık yaparken yine aynı cümleyi araya sıkıştırmaktadır. Bunların hepsi, MHP’nin sahip olduğu muazzam özgül ağırlıktan ve Ülkücü Hareket’in güçlü ideolojik kimliğinden kaynaklanmaktadır. Bu tarif ettiğim manzaraya tarihten günümüze o kadar çok örnek vardır ki, inanın hepsini burada anlatmaya kalksak sayfalar yetmez. “MHP şöyle yaptı, MHP şöyle yapacak… MHP’de bu oldu, MHP’de bu olacak” propagandalarıyla ömrünü tüketen MHP düşmanları… Kendini başka partilere pazarlamak isteyenler bile hâlâ MHP kimliğini kullanmaya çalışmaktadır. Mesela geçtiğimiz günlerde bir köşede unutulmuş gibi duran Koray Aydın’ın adıyla yapılan haberleri nasıl yorumlamalıyız? Görüyorsunuz, ortada resmî bir seçim tarihi bile yokken sadece yapılan konuşmalarla yapay bir seçim atmosferi oluşturulmaya çalışılmaktadır. Bunun içinde kimi MHP üzerinden kendini pazarlamakta, kimi de MHP üzerinden konum belirlemeye çalışmaktadır. “Koray Aydın MHP’ye dönecek ve üst düzey görev alacak” iddiaları da bu yapay gündemin bir parçasıdır. Böyle bir haber çıkana kadar Koray Aydın’dan haberdar olan kaç kişi kalmıştı? Varlığının ya da yokluğunun Türkiye’de kimsenin umurunda olduğunu sanmıyorum. Koray Aydın ya kendi kendini MHP üzerinden başkalarına pazarlamaya çalışıyor ya da İYİ Parti’de Genel Başkanlık yarışı nedeniyle Müsavat Dervişoğlu’nun zor durumda olan ekibi, onu ötelemek için MHP ismini kullanarak engelleme stratejisi güdüyor. Nitekim Koray Aydın en son Ekrem İmamoğlu’na yanaşmış, onu makamında ziyaret ederek poz vermişti. İmamoğlu cezaevine girdikten sonra Koray Aydın bir daha ortada görünmedi. Koray Aydın, Ekrem İmamoğlu ile Trabzon hemşeriliği üzerinden bir ittifak kuracağını ve bundan büyük çıkarlar elde edeceğini düşünüyordu. Ancak İmamoğlu’nun yolsuzluk, rüşvet ve görevi kötüye kullanma iddialarıyla cezaevine düşmesi, Koray Aydın’ın tüm planlarını altüst etti. Fakat Trabzon üzerinden hemşerilik de onlarda havada kalacak bir kimlikti. Çünkü Ekrem İmamoğlu, “Ben Trabzon’dan daha fazla Beylikdüzülüyüm. Bana ‘Trabzonlu olduğunu söylesene’ diye uyaranlar oluyor ama ben Trabzonlu olduğumu unutuyorum. Emin olun, bu soruyu sormasaydınız Trabzon sadece doğum yerim olarak anılırdı” diyerek İstanbul yolunda kendi kimliğini satmıştı. Koray Aydın ise Trabzon’a başka yerlerden göçmüş bir aileye mensuptu. Ne Ekrem İmamoğlu’nun ne de Koray Aydın’ın toplumda tutunacak sağlam bir dalı yok aslında… Fakat siyasetin garip talihi, bazen kimleri nerelere taşıyabiliyor. İstanbul’a çivi çakmadan Cumhurbaşkanlığı hayalleri kuran Ekrem İmamoğlu’nun dünya görüşü daha ziyade kapitalist olmasına rağmen, babasının ve amcasının 1980 öncesi Ülkücü geçmişini sık sık öne çıkarması, yazımın başındaki tespitlere çarpıcı bir örnek teşkil etmektedir. Zira İmamoğlu şu sözleri sarf etmişti: “Kendisini ülkücü tarif edenler kadar ben ülkücülük nedir bilirim. Rahmetli ülkücü bir amcanın yeğeni olarak yetiştim. İlk okuduğum kitap Dede Korkut Destanı’dır, Oğuz Kağan Destanı’dır.” “Babam Hasan İmamoğlu’na 1960’lı yıllarda ‘Ülkücü Hasan’ denilirdi.” Seçim tarihi yaklaştıkça her cepheden MHP üzerinden her türlü oyunu oynamaya çalışacaklardır. MHP bugüne kadar üzerinde oynanmak istenen her türlü oyunu görmüş ve oyun kuranların hepsine de yenilgiyi tattırmıştır. Bu yüzden MHP bu konularda adeta şerbetlidir dersek yeridir. MHP’den ayrılıkları yıllara dayanan kişiler bile siyaset dünyasında hâlâ eski kimlikleri üzerinden itibar arıyorsa, bu da MHP’nin Türk milleti nazarındaki güçlü ve köklü özgül ağırlığından kaynaklanmaktadır. MHP, Türk milletinin kökünden beslenen milli ve manevi hazinedir. MHP’de bunun farkında olarak sevgisini, vefasını, sadakatini her daim Türk milletine göstermiştir. turkgun.com/kose-yazisi/20…
Yıldıray ÇİÇEK tweet media
Türkçe
18
86
290
9.4K
İhsan PERKGÜL DB retweetledi
Yıldıray ÇİÇEK
Yıldıray ÇİÇEK@Yildiraycicek9·
(VER-FİTNEYİ) PROPAGANDALARI Geçtiğimiz günlerde sosyal medya üzerinden haberleri izlerken önüme bir “Ver- Fitneyi” haberi düştü. Haberin başlığı ve içeriği şöyleydi: ‘MHP MYK’da kriz’ iddiası: ‘Açılıma karşı istifa edecekler.”, “MHP Merkez Yönetim Kurulu’ndan 4-6 kişilik bir grubun bölücü açılıma tepki olarak MYK Üyeliğinden topluca istifa etmeyi düşündüğü iddia edildi.” MHP’den çeşitli sebeplerle geçmişte istifa edenler olduğu gibi, bundan sonra da istifa edenler elbette olacaktır. Ancak özünde “Terörsüz Türkiye” sürecine tepki olarak MHP’den istifa edecek bir yönetici olmaz. Zira bu süreç başlayalı bir buçuk yılı aşkın bir süre geçti ve bugüne kadar bu konudan dolayı MHP’den istifa eden hiçbir yönetici çıkmadı. Bundan sonra istifa eden olursa da asıl sebebin başka olduğu, buna “Terörsüz Türkiye” kılıfı giydirileceği açıktır. Çünkü terörle mücadeledeki kararlılığı ve tavizsiz duruşu tüm dünya tarafından bilinen MHP Lideri Sayın Devlet Bahçeli’nin iç cepheyi güçlendirme, terör örgütüne silah bırakma ve kendini feshetme çağrısı, bölgedeki her gelişme karşısında onu haklı çıkarmaktadır. Bu vizyonu her sağduyulu MHP’li, Ülkücü ve vatansever vatandaşımız çok iyi anlamaktadır. ABD-İsrail’in bölgeyi ateşe çevirme ve bu amaçla terör örgütü PKK’yı taşeron olarak kullanma çabası ortada iken, MHP Lideri Sayın Devlet Bahçeli’nin Türkiye’yi ve bölgeyi koruma stratejisine “sözde vatanseverlik” adına karşı çıkmak ağır bir beyinsizlik işaretidir. Eğer bu karşıtlık bilinçli yapılıyorsa, o zaman tek amacı ABD-İsrail projelerine omuz vermektir. İçimizde Türkiye, İran, Irak ve Suriye üzerindeki gelişmeleri idrak edemeyen bir MHP’li ve Ülkücü bulmak mümkün değildir. İdrak edemeyip sıfat taşıyan varsa da emin olun ki onun ideolojik radarı çoktan puslanmıştır. Suriye’de birçok bölgenin ABD-İsrail destekli terör örgütü YPG’nin işgalinden temizlenerek güvenliğe ve huzura kavuşmasını, Irak sınırımızda Türk devletinin güçlü ve etkili bir kontrol sistemi kurmasını, Irak hükümetiyle milli menfaatlerimiz doğrultusunda oluşan sağlıklı diyaloğu, İran’ın iç cephesinde Türklerin sağduyulu ve sorumlu davranmasını, terör örgütü PKK’nın kendilerine teslim edilen silahları ABD ve İsrail projeleri için kullanamaması gibi kritik gelişmeleri hep birlikte idrak ettik. Nitekim bu duruma en çok öfkelenenlerden biri de bizzat Donald Trump olmuş ve şöyle demiştir: “Protestoculara silah gönderdik, bir sürü silah. Bunları örgütlere gönderdik ve sanırım örgütler silahları aldı/tuttular.” “Terörsüz Türkiye” projesini çarpan etkisiyle değerlendirdiğimizde, bunların her biri hem ülkemiz hem de bölge adına büyük bir kazanımdır. Bir MHP’li ve Ülkücü, gerizekâlılar gibi düşünüp bu kazanımlara karşı mı çıkacaktır? Aramızda böyle düşünen hiçbir MHP’li ve Ülkücü yoktur. Hele ki bugüne kadar ABD-İsrail hesabı için çalışmış, daha dün PKK ile defalarca menfaat ittifakı yapmış adamların “Terörsüz Türkiye” üzerinden yarattıkları fitnenin peşine düşecek hiçbir MHP’li ve Ülkücü yoktur. Ortada ne bir açılım vardır ne de çözüm süreci. Kendini feshetmesi, silah bırakması ve ABD-İsrail taşeronluğundan vazgeçmesi istenen bir terör örgütü vardır. Türk Devleti, çok boyutlu ve sadece bu odak noktalı süreci kararlılıkla takip etmektedir. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın ve MHP Lideri Sayın Devlet Bahçeli’nin Türkiye’yi ve bölgeyi koruma konusundaki iradesinin temelinde şu düşünce yatmaktadır: “Vatanı ve milleti için canlarını feda eden kahramanların aziz hatırası vardır. Bundan geriye dönüş yok ve olmayacaktır.” Bunu, sevdası Türkiye olan herkes çok iyi anlamaktadır. Fitneler, iftiralar ve kara propagandalar ise bu sürece karşı duyulan çaresizlikten ve acizlikten üretilmektedir. turkgun.com/basyazi/ver-fi…
Yıldıray ÇİÇEK tweet media
Türkçe
9
76
232
2.7K
İhsan PERKGÜL DB retweetledi
Yıldıray ÇİÇEK
Yıldıray ÇİÇEK@Yildiraycicek9·
TÜRK BAYRAĞINA KARŞI ODTÜ'DEKİ ALÇAKLIK VE HAFIZASIZLIK Tribünlerde provokasyon arayışları dikkat çekerken, geçtiğimiz hafta ODTÜ Bahar Şenlikleri’nde de benzer provokasyonlara tanık olduk. Bölgemizdeki kritik gelişmeler karşısında Türk Devleti “iç cepheyi güçlendirelim” stratejisi belirlerken, bazı güçler tam tersine ayrıştırma, bölme ve nefret tohumlarını ülkeye serpmek için yoğun çaba harcıyor. Tribünlerde etnik fitne çıkarmaya çalışanlarla ODTÜ’de Türk bayrağına saldıran “devrimci artıklar”ın eylemleri maalesef birbirini takip ediyor. Tam tribünlerde “Terörsüz Türkiye” sürecine yönelik tezgâhlanan olayları kamuoyuna “Dikkat edin” diye anlattığımız günlerde, ODTÜ’de Türk bayrağına alçakça bir saldırı gerçekleştirildi. Bu provokasyonlardan ve bayrak saldırısından siyasi rant devşirmeye çalışan iki parti öne çıktı: İYİ Parti ve Zafer Partisi. Olayın ardından Türk bayrağına yönelik alçak saldırıyı terör örgütü DHKP-C ile bağlantılı kişilerin gerçekleştirdiği ortaya çıktı. “Mustafa Kemal’in askerleriyiz” sloganı atan öğrencilere saldıran ve “Seni öldüreceğim” tehdidinde bulunan grubun başında DHKP-C’nin Ankara sorumlusu İlhan Kaya’nın olduğu belirlendi. İlhan Kaya ve yanındaki şahıslar, olaydan kısa süre sonra sabah saatlerinde düzenlenen operasyonla gözaltına alındı. Bir DHKP-C sempatizanı sosyal medya hesabından “İlhan abiyi ters kelepçeyle tehdit edebileceklerini sanmaları çok komik ya gerçekten. İlhan abiyi zerre tanımıyorsunuz canım, çekirdek gibi çitler o ters kelepçeyi” diye böbürlense de, Türk polisi “İlhan Abi” dediklerini çekirdek niyetine çitledi. Bu olaylar yaşanırken, ya siyasi rant peşinde olduğu ya da geçmişte “Öğrencilerime çatışma, iç savaş ve hükümete darbe ödevleri verdim; kışkırtıcı ve yaratıcı olmaları lazım” itirafıyla kendini açıkça deşifre eden Ümit Özdağ, düşünce alçaklığının bir başka örneğini şu sözleriyle verdi: “Bugün ODTÜ’de terör örgütü PKK’yı cesaretlendiren ve şımartan biri varsa, o da Devlet Bahçeli’dir.” Bu ifadeler, terör örgütü PKK’nın siyasi uzantısıyla hem 2019 yerel seçimlerinde hem de 2023 Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde ittifak yapmış bir kişinin utanmazlığının boyutlarını göstermesi açısından çarpıcıdır. ODTÜ’de Türk bayrağına saldıranlar DHKP-C mensuplarıydı. DHKP-C’ye her türlü desteği veren CHP üzerinden dolaylı yoldan hem Ümit Özdağ’ın hem de Müsavat Dervişoğlu’nun yoldaşları konumundaydılar. Ümit Özdağ, sen DHKP-C’nin gözaltına alınanına, tutuklanana, sanatçısına ve yayın organına sahip çıkan CHP ile ittifak yaparak 2018’de İYİ Parti’den TBMM’ye girmedin mi? 2025 yılında Zafer Partisi Genel Başkan Vekili Ali Şehirlioğlu, DHKP-C’nin meşhur sloganı “Kurtuluş yok tek başına, ya hep beraber ya hiçbirimiz”i kullanarak muhalefeti birleşmeye davet etmedi mi? Zafer Partisi İstanbul İl Başkanı Hakan Akşit, Saraçhane mitinginde sahneye çıktığında, ODTÜ’deki olayların fitilini ateşleyen ve DHKP-C’ye gönül bağı olduğu bilinen sanatçı İlkay Akkaya da aynı sahnedeydi. O mitingde başta DHKP-C olmak üzere sol örgütlerin marşları okunmadı mı, sloganları atılmadı mı? Aynısını, İYİ Parti İstanbul İl Başkanı olduğu dönemde Buğra Kavuncu da yapmıştı. Boğaziçi Üniversitesi’ne rektör atamasına tepki gösteren DHKP-C ve diğer sol örgütlerin polisle çatıştığı ortama katılarak “Özgür düşünceye ne olursa olsun kelepçe vurulamaz” demişti. Üniversite önünde polisle çatışan gruplar ise DHKP-C’ye ait “Ellerinde sapanlar vuruyor bu çocuklar, kalkın ayağa kalkın, biz şehirden siz köyden” ve “Katil polis üniversiteden defol” sloganlarıyla açıkça terör propagandası yapmıştı. Cumhuriyet Savcısı Mehmet Selim Kiraz’ın DHKP-C’li militanlarca şehit edilmesinin ardından düzenlenen operasyonda, DHKP-C’nin Türkiye sorumlularından Kamile Kayır ile aynı hücre evde yakalanan DHKP-C’li avukat Ebru Timtik’e CHP sahip çıktığında, Ümit Özdağ ve Müsavat Dervişoğlu ne tepki vermişti? O günlerden sonraki ilk seçimlerde her ikisi de yine CHP ile ittifak yaptı. Dün DHKP-C’nin kucağında oturanlar, bugün kalkıp “şımartma ve cesaretlendirme” iftirası atabiliyor. PKK’nın ve DHKP-C’nin siyasi uzantılarıyla ittifak yaparken menfaat sevincinden ağızları kulaklarına varan İYİ Partililer ve Zafer Partililer, ODTÜ’deki Türk bayrağı saldırısı karşısında hemen istismar damarlarını açarak oraya koştular. Ey İyi Partililer ve Zafer Partililer o Türk bayrağına saldıran alçaklar sizin yoldaşlarınızdı. O yüzden istismarınızı ve iftiralarınızı abartmayın… “Lahanayı yerken kıtır kıtır sapına gelince mee” demeyi artık bırakın… Daha geçtiğimiz Salı günü MHP Grup Toplantısı’nda MHP Lideri Sayın Devlet Bahçeli, “Hudutlarımızda canımıza kasteden, sivillerimizi hedef alan, karakollarımıza çıkartma yapan, köylerimizi yağmalayan, evlatlarımızı kaçıran; analarımızı gözü yaşlı, çocuklarımızı yetim, bacılarımızı dul bırakan terörü bitirmek artık farz olmuştur” diyerek terörle mücadeledeki kararlılığını bir kez daha vurgulamıştı. Terör devam ederken PKK’nın siyasi uzantılarıyla işbirliği ve ittifak yapanların Sayın Devlet Bahçeli’ye yönelik iftiraları, siyasette tutunmak için gösterdikleri acizlikten başka bir şey değildir. MHP Lideri Sayın Devlet Bahçeli, yaptığı stratejik çağrılarla terör örgütü PKK’nın kurucusu Abdullah Öcalan’a –senin 7 Ocak 2005’te “Önderlik karşısında itaat sonsuzdur” diye tarif ettiğin Öcalan’a– PKK tarihinde ilk defa şu açıklamayı yaptırdı: “PKK’nın anlam yoksunluğu ve aşırı tekrarı, ömrünü tamamlamasına ve feshini gerekli kılmasına yol açmıştır. Ayrı ulus-devlet, federasyon, idari özerklik ve kültürel çözümler tarihsel toplum sosyolojisine yanıt verememektedir. Bu koşullarda silah bırakma çağrısında bulunuyor ve bu çağrının tarihî sorumluluğunu üstleniyorum. Devlet ve toplumla bütünleşme adına kongrenizi toplayın; tüm gruplar silah bırakmalı ve PKK kendini feshetmelidir.” Terör örgütleri bu tür açıklamalarla şımarmaz, ikilik yaşar ve dağılır Ümit Özdağ. Peki terör örgütleri ne zaman cesaretlenir, ne zaman şımarır biliyor musun? Türk Ordusu Zeytin Dalı (Afrin) Operasyonu’nda terör örgütü PKK/YPG’nin üzerine ölüm yağdırırken, senin gibi biri çıkıp “Erdoğan, Afrin’i almak için karşılığında ne verdin?” diye sorarsa işte o zaman şımarır ve cesaretlenir. Sınır ötesi her terörle mücadele operasyonuna karşı çıkan Ümit Özdağ, bu konularda en son konuşacak kişi bile değilsin. Ümit Özdağ’a ve ondan zerre farkı olmayan Müsavat Dervişoğlu’na tavsiyem şudur: Siyasette tutunmak için kendinizi bu kadar küçük düşürmeyin. Gerçi siz de haklısınız; MHP’ye ne kadar çok saldırırsanız, CHP’den o oranda kontenjan hakkı kazanırsınız. turkgun.com/kose-yazisi/20…
Yıldıray ÇİÇEK tweet media
Türkçe
3
44
161
1.8K
İhsan PERKGÜL DB retweetledi
Yıldıray ÇİÇEK
Yıldıray ÇİÇEK@Yildiraycicek9·
TRİBÜN PROVOKASYONLARINI KIŞKIRTANLARA DİKKAT! Türkiye’yi yarım asırlık terör belasından kurtarma çabası kutsal bir çabadır. Bu nedenle “Terörsüz Türkiye” hedefini başlatan, destekleyen ve bu uğurda mücadele eden herkes Türk milletinin hayır duasını alacaktır. “Terörsüz Bölge” hedefi de “Terörsüz Türkiye” sürecine entegre olduğu için dua alanı daha da genişleyecek, bereketi katlanacaktır. Bu süreç başarıyla sonuçlandığında Türkiye’nin Irak, Suriye ve İran ile kadim dostluk ve komşuluk hukuku çok daha güçlü bir temele kavuşacaktır. Biliyorsunuz, bu süreç bölgemizde yaşanan emperyalist oyunlara karşı iç cepheyi güçlendirmek amacıyla Sayın Devlet Bahçeli tarafından, davetler, çağrılar ve nasihatlerle başlatılmıştı. İlerleyen aşamalarda ise Türkiye, Irak, Suriye ve İran olmak üzere dört ülkede taşeron olarak kullanılan terör örgütü PKK’nın ve onun uzantılarının tüm bileşenlerine yönelik çağrılar yapılmıştır.DEM’e uzattığı eli şu şekilde tarif etmişti: “Uzattığım el, gelin Türkiye partisi olun, gelin teröre cephe alın, gelin bin yıllık kardeşliğimizde kenetlenelim temennisidir.” Ardından da şu çağrıda bulunmuştu: “Türk ve Türkiye Yüzyılı’nda terörü sıfırlamak, milli birlik ve beraberliği çelikleştirmek amacına matuf ikinci hüküm cümlem şöyledir: Terörist başı işin içinde olmazsa bir şey çıkmaz diyenlere de sesleniyorum; şayet teröristbaşının tecridi kaldırılırsa, gelsin TBMM’de DEM Parti grup toplantısında konuşsun. Terörün tamamen bittiğini ve örgütün lağvedildiğini haykırsın.” Bu çağrıların tek bir cümlesinde ve hayata geçirildiğinde Türkiye’nin zararına olacak bir ifade var mı? “Biz sırtımızı İmralı’ya, Kandil’e dayadık” diyen DEM’e “Gelin Türkiye partisi olun, gelin teröre cephe alın” demek, zaten durulan yerin Türk milletinin değerlerinden yana olduğunu ve insanımıza acı veren teröre karşı kararlı bir mücadele yürütüldüğünü ispat etmektedir. Terör örgütü PKK’yı kuran Öcalan’a, DEM Parti grup toplantısında (yer/konum vurgusu çok önemli) konuşma imkânı vererek “Terörün tamamen bittiğini ve örgütün lağvedildiğini haykırsın” çağrısı da bir nevi yüzleştirme amacı taşımaktaydı. Aynı zamanda sonuç almayı… Peki o günden beri “Terörsüz Türkiye” sürecini baltalamak ve itibarsızlaştırmak isteyenler ne yaptı? Çok şey yaptılar da bunlardan birisi de “Devlet Bahçeli, Öcalan’ı TBMM’ye konuşmaya çağırdı…” cümlesini kurup, devamını getirmeme kurnazlığıdır. Çağrının devamındaki “Terörün tamamen bittiğini ve örgütün lağvedildiğini haykırsın” sözlerini asla birleştirmeden bu propagandayı yaptılar. Yazılarda, yorumlarda ve siyasi konuşmalarda bu propaganda kurnazlığını ısrarla sürdürdüler. Hâlâ da devam ettiriyorlar. Örneğin son dönemde futbol ve basketbol maçlarındaki tribünleri bu provokasyon için kullanmaya başladılar. Birçok maçta organize edilen gruplar, “Terörist mecliste konuşma mı yapar ulan?” şeklinde sloganlar atarak kalabalıklar üzerinde provokasyonlarını sürdürmektedir. Peki konuşma nedir? Konuşmanın muhatabı kimdir? Bu konuşmayı yaptığında ülke ne kaybedecekti? En acı olanı ise şudur: Bu sloganların üreticileri ve tribünlerde provokasyonlara zemin hazırlayanların ise, “Terörün tamamen bittiğini ve örgütün lağvedildiğini haykırsın” çağrısına muhatap edilen terör örgütü PKK’nın kurucusu Abdullah Öcalan’ın kurduğu siyasi partilerle ittifak ve işbirliği yapan Ümit Özdağ ve Müsavat Dervişoğlu gibi isimlerin partileri olmasıdır. Bu, ayrı bir garabettir. Mesela o tribünlerde figüran olarak kullanılan kişiler, Ümit Özdağ ve Müsavat Dervişoğlu gibi isimlerin partilerinde PKK’nın siyasi uzantısıyla, terör eylemleri devam ederken ittifak ve işbirliği yaparken, milli kimliğe darbe indirecek Anayasa taslakları hazırlarken ve sınır ötesi terörle mücadele operasyonlarına karşı çıkarken böyle sloganlar üretip atmış mıdır? Onlara yönelik atılmayan sloganlar, şimdi nasıl olup da onların yönlendirmesiyle atılmaktadır? Bu tür slogan provokasyonunun ilk denendiği şehrin Bursa olması ve Bursa Spor’u bu işe alet edenlerin İyi Partililer ile Zafer Partililer olması da alenen ortadadır. En üzücü olanda Bursa gibi Osmanlı devletine başkentlik yapmış güzide bir ilimizin sağduyusuna leke sürülmeye çalışılmasıdır. Mesela “Öğrencilerime çatışma, iç savaş ve hükümete darbe gibi konularda ödevler verdim; kışkırtıcı düşünmeleri, yaratıcı olmaları lazım” diyen bir Ümit Özdağ zihniyetinin Bursa Spor tribünlerinde ne işi vardır? Amedspor içinde ve tribünlerinde de benzer etnik fitneyi güçlendirecek tahriklerin yaşandığı görülmektedir. Orada da bu provokasyonların arkasındaki Ümit Özdağ benzeri zihniyetler tespit edilip ortaya çıkarılmalıdır. Çünkü karşılıklı tahrik ve provokasyon ağının örüldüğü çok net görülmektedir. Gerçekten bu tür provokasyonlara önlemlerin gevşek tutulmasının, taviz verilmesinin, görmezden gelinmesinin ileri de büyük toplumsal olaylara gebe olduğu aşikardır. İç cepheyi güçlendirmeyi amaçlayan “Terörsüz Türkiye” hedefi karşısında, iç cephede ayrıştırma, bölünme ve çatışma arayanlara asla yol verilmemelidir. Bu tür provokasyonların gidişatını çok önemsediğim için yaklaşık bir yıl önce “TERÖRSÜZ TÜRKİYE” SÜRECİNE KARŞI ORGANİZE TRİBÜN PROVOKASYONU” başlıklı yazıyı kaleme alarak çok net uyarılarda bulunmuştum. Bu yazım geçtiğimiz günlerde medyadaki tartışma programlarında yeniden gündeme geldi. tv100’de yayımlanan “Erdoğan Aktaş ile Eşit Ağırlık” programındaki konuklar ve Halk TV’de yayınlanan “Ebru Baki ile Para Siyaset” programında İsmail Saymaz, yazımıza geniş bir şekilde atıfta bulunarak tribün provokasyonlarını değerlendirmiştir. Bugün tartışma programlarında atıfta bulunulan o yazımda şu uyarılarda bulunmuştum: “Bölgesel gelişmelerin yarattığı hassas ortamda, ‘Terörsüz Türkiye’ hedefi doğrultusunda iç cephenin güçlendirilmesi için mücadele edilen bu süreçte; ülkenin doğusundaki ve batısındaki tribünleri birbirine düşürmeye çalışan her kim varsa bilinmelidir ki bunlar, Türkiye’yi zayıflatmak isteyen düşmanların hedefleri doğrultusunda hareket eden unsurlardır. Zıt kutuplarda yer alıyormuş gibi davranarak radikal tutumlar sergileyenlerin, ABD ve İsrail’in çıkarlarına hizmet etme ihtimali son derece yüksektir. Nitekim dikkatle bakıldığında, sergiledikleri her eylem ve kullandıkları her söylem bu aktörlerin lehine sonuçlar doğurmaktadır. Kitleleri tribünler üzerinden yönlendirme, ayrıştırma ve çatışmaya sürükleme çabaları kirli bir aklın ürünüdür. Bu nedenle Gençlik ve Spor Bakanlığı ile Emniyet Teşkilatı son derece dikkatli olmalı; bu kirli ellerin Türkiye’ye verebileceği zararların önüne kararlılıkla geçmelidir.” *** Futbolun toplum üzerindeki derin ve güçlü etkisini bilenler, siyasi, sosyal ve etnik ayrışmaları tribünlerdeki provokasyonlarla bilinçli bir şekilde şekillendirmeye çalışmaktadır. Tüm bu provokasyon oyunlarının farkında olan ve tribünlerin ayrışmalara alet edilmesine karşı son derece hassas olan MHP Lideri Sayın Devlet Bahçeli, çocukluğundan beri büyük bir sevdayla tuttuğu ve ismiyle özdeşleşen takımı Beşiktaş JK’nin üyeliğinden 26 Şubat 2023 tarihinde istifa etmişti. Sayın Devlet Bahçeli’nin istifasını MHP Medya, İletişim ve Dijital Mecralardan Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı İsmail Özdemir şöyle duyurmuştu: “Afet sonrası futbol maçlarını izleme bahanesiyle tribünleri tahrik eden bazı eylemler, şehitlerimize ve milletimize büyük bir saygısızlık olmuştur. Bugün oynanan Beşiktaş JK-Fraport TAV Antalyaspor müsabakasında da deprem şehitlerimize yapılan sistemli saygısızlık, Beşiktaş’a ve Beşiktaş’ın taşıdığı milli manevi değerlere yakışmamıştır. Sayın Genel Başkanımız, Beşiktaş JK üyeliğinden bugün itibarıyla ayrılmıştır.” *** Sayın Devlet Bahçeli, Türk milletinin birliğini ve beraberliğini her şeyin üstünde tutan öncelikli sevdası uğruna Beşiktaş sevgisi karşısında bu kararı almıştır. Bu duruşu, aynı zamanda tribünlerde provokasyon arayanlara karşı verdiği mücadelenin de en güzel ve örnek manifestosu olmuştur. Türk Devleti’nin, hükümetin, konuyla doğrudan muhatap olan yetkililerin, sağduyulu muhalefetin ve medyanın tribün provokasyonları karşısında son derece hassas ve kararlı davranması gerekmektedir. Aksi halde tribünlerde provakasyon ateşi yanar, etnik fitne közü alevlenirse bu toplumun huzurunu ortadan kaldırır. Siyasetçi görüntüsü altında görevlendirilmiş, öğrencilerine ayrıştırma/kışkırtma görevi vermiş adamlara karşı dikkatli olmak Türkiye’nin milli birlik ve beraberliğini korumak demektir. turkgun.com/kose-yazisi/20…
Yıldıray ÇİÇEK tweet media
Türkçe
28
51
163
1.9K
İhsan PERKGÜL DB retweetledi
Yıldıray ÇİÇEK
Yıldıray ÇİÇEK@Yildiraycicek9·
ASIL RİSK SENDİN EKREM İMAMOĞLU Bir milli güvenlik meselesi olduğunu İBB Başkanlığı döneminde eylem ve söylemleriyle defalarca göstermiş olan Ekrem İmamoğlu, “casusluk” davasındaki savunmasında şu cümlelerle yine kendine yakışan bir ukalalık sergilemiştir: “Sayın Cumhurbaşkanı’nı, Sayın MHP Genel Başkanı’nı uyarıyorum. Bu millet, bu bayrak, bu devlet risk altındadır. Bu durum Türkiye’nin temel duruşunu tehdit etmektedir.” Oysa Cumhur İttifakı, Türk milletinin, Türk bayrağının ve Türk devletinin herhangi bir riskle karşı karşıya kalmaması için her türlü tedbiri almakta ve en kararlı mücadeleyi vermektedir. Terörle mücadelesini Türkiye üzerinde çok başarılı bir şekilde göstermiş, Irak ve Suriye’nin kuzeyi dâhil çok başarılı bir şekilde sürdüren, milli savunma sanayisinde yerli ve millî üretimlerle dostların takdirini, düşmanların ise kaygılı, endişeli dikkatini toplayan, dünya devletleriyle saygın bir diyalog yürüten Türkiye’nin, Ekrem İmamoğlu gibi birinden ne akıl ne de nasihat alacak bir hali vardır. Mesela Barış Pınarı Harekâtı sırasında Ekrem İmamoğlu’nun sergilediği sinsiliği de unutmadım… Türk Devleti, Suriye’de terör örgütü üzerinden kurulmak istenen korsan devlet yapısını kökünden temizlemek için başlattığı bu kritik terörle mücadele operasyonuna gölge düşürmek için İmamoğlu, çok sinsi bir üslupla şöyle demişti: “Bir karmaşanın içine mi çekiliyoruz? Güvenli alan gerçekten oluşturulabilecek mi? Suriyeliler oraya yerleştirilebilecek mi? Belirsizlikler var. Toplumumuz tam olarak aydınlanmış değil. Konunun uzmanı değilim, çok bilgi sahibi değilim ama kaygılıyım. Bir yurttaş olarak kafam rahat değil, bu yüzden endişeliyim.” Türk Devleti o günlerde Irak ve Suriye’de terör koridorlarını ortadan kaldırmasaydı, işte o zaman Türkiye millet, devlet ve bayrak olarak gerçek bir risk yaşayacaktı. “Ekrem İmamoğlu’nun vizyonsuzluğu” dediğimiz şey tam da budur. Zaten İmamoğlu bu açıklamaları, CHP’nin topyekûn sınır ötesi operasyonlara karşı çıktığı siyasi atmosferde yapmıştı. Öylesine kurnaz bir üslup kullanıyordu ki; operasyona karşı çıkıyor gibi görünerek o dönem ittifak yaptığı HDP’nin ağzına bir parmak bal çalıyor, Suriye üzerindeki emperyalist güçler karşısında Türkiye içinde bir sorgulama ve güvensizlik atmosferi oluşturuyor, ardından da “Ama yine de şunu vurgulamak istiyorum: Silahlı Kuvvetlerimizin, Mehmetçiğimizin tabii ki yanındayız” diyebiliyordu. Bu ikircikli, her yana oynayan dil, başlı başına Türkiye’yi her türlü riske sürükler. Hem yolsuzluk ve rüşvetten yargılanan bir kişinin, hâlâ sanki bir devlet adamı kumaşı varmış gibi Türkiye’nin duruşundan dem vurması trajikomik bir haldir. Seçildiği günden cezaevine girdiği son ana kadar İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı görevini fiilen yerine getirmeyen, bunun yerine hayallerinin ve heveslerinin peşinde koşan Ekrem İmamoğlu’nun cezaevindeki hali, psikolojisinin derin yaralar aldığını açıkça göstermektedir. Artık Ekrem İmamoğlu siyasi hayatının fiilen bittiğini ve o eski hayallerinin konuşulmasının bile zaman kaybı olduğunu anlamalıdır. Yapması gereken, yolsuzluk ve rüşvet sarmalından hesap vererek çıkmaktır. Mahkemede yolsuzluk ve rüşvet iddialarını yapıp yapmadığını net bir şekilde ortaya koymasıdır. Hâlâ kendini Cumhurbaşkanı adayı olarak görmesi ve dünyadaki ile Türkiye’deki gelişmeleri vizyonsuz bir bakışla yorumlaması, sadece kendi adına zaman kaybıdır. Artık güç hevesi peşinde koşacak hali bile kalmamıştır. Yarın seçim atmosferine girildiğinde Özgür Özel, hukuki engellerden (diploma ve yargı süreci) dolayı ya kendini ya da başka birini Cumhurbaşkanı adayı olarak kamuoyuna açıklayacaktır. O andan itibaren Ekrem İmamoğlu’nu hatırlayan bile olmayacaktır. Muharrem İnce’yi hatırlayın. Cumhurbaşkanı adayı olduğunda büyük bir rüzgâr oluşturmuştu; ancak seçimi kaybeder kaybetmez ilk hakareti edenler, onu çılgınca destekleyenler olmuştu. Yüzüne bakan bile kalmamış, parti kurmuş peşinden giden olmamış, sonunda tekrar CHP’ye sığınmak zorunda kalmıştı. Ekrem İmamoğlu’nun hali bundan da beter olacaktır. Ekrem İmamoğlu artık kendi hayatına ve geleceğine dair risklere bakmalıdır. Türkiye’nin yaşayacağı riskler konusunda yorum yapabilecek ne birikimi ne de milli bir vizyonu vardır. İstanbul halkı hizmet beklerken “Tatilde bana çok yakışıyor” diye poz vererek duruş sergileyen bir adamın, mahkeme heyetine risk masalları anlatması başlı başına bir eziyettir. Ekrem İmamoğlu’na samimi tavsiyemiz şudur: Artık kendini kurtarmak için mücadele vermelidir. İBB’nin başında sadece İstanbul halkına hizmet etmeyi düşünen bir belediye başkanı olsaydı, başına bunlar gelmezdi. Ondaki para ve makam sevdası etrafında oluşan kontrolsüz “güç hevesi”, onu çok ağır tökezletmiştir. CHP kurtarılacak haldeyken “CHP beni kurtarır” diye bekliyorsa, daha çok bekler. turkgun.com/kose-yazisi/20…
Yıldıray ÇİÇEK tweet media
Türkçe
16
51
168
2.1K
İhsan PERKGÜL DB retweetledi
Volkan Yılmaz
Volkan Yılmaz@BBvolkanyilmaz·
7'den 70'e bir ve beraber olmanın gücüyle; İlçe ilçe, sokak sokak, Teşkilatlarımızla büyüyor, İstanbulla kucaklaşıyoruz.
Istanbul, Turkey 🇹🇷 Türkçe
12
227
966
9.6K
İhsan PERKGÜL DB retweetledi
Yusuf Alabarda
Yusuf Alabarda@yusufalabarda·
İran kaynaklı füze ve İHA tehdidinin artmasıyla Körfez ülkeleri, Türk hava savunma sistemlerine ilgiyi artırdı. Kuveyt, Suudi Arabistan, Katar, BAE, Umman ve Irak’ın KORKUT, HİSAR ve AKINCI gibi Türk savunma ürünleri için alım sürecini hızlandırdığı belirtiliyor.
Türkçe
6
278
1.1K
7.9K
İhsan PERKGÜL DB retweetledi
Bengü Türk
Bengü Türk@benguturktv·
🔴 YENİ DOKUNULMAZLIK FORMÜLÜ ÜRETTİLER CHP'li Çiftçi belediye başkanlarına dokunulmazlık istedi Gazeteci Hacı Yakışıklı: "Bu teklif Türkiye siyaseti adına sadece partiler değil bütün Türkiye siyaseti adına gerçekten esefle karşılanabilecek bir ifade diyebiliriz." @haciykk
Türkçe
3
10
60
3.8K
İhsan PERKGÜL DB retweetledi
Ece Sevim
Ece Sevim@ecesevimtr·
Üç ifadenin izini sürdüm: Baba Böcek, Oğul Böcek ve Gelin Böcek. Eğer ki Veli Ağbaba 10 Ocak’taki PM gününde 1 milyon Euro’yu Özgür Özel adına alıp da yine de Muhittin Böcek o gün adaylaşamadıysa başka kime ya da kimlere ödeme yapmak zorunda kalındı? ecesevim.com/2026/05/12/muh…
Türkçe
46
191
744
13K
İhsan PERKGÜL DB retweetledi
Bengü Türk
Bengü Türk@benguturktv·
🔴 "Özgür Özel'in azıcık aklı vardı, onu da kaybetti" Gazeteci Nedim Şener: "Özgür Özel'in bu laflarını söyleyen dışarıda başka biri olsa tımarhaneye kapatırlar." @nedimsener2010
Türkçe
7
98
427
12.9K
İhsan PERKGÜL DB retweetledi
Fatih Aydın
Fatih Aydın@fatihaydin_TC·
Türk Yüzyılı'na yürüyen Türk gençliğini herkese göstereceğiz! Ahmet Yiğit Yıldırım @ayyildirim1 Ülkü Ocakları Genel Başkanı
Türkçe
5
50
201
1.7K
İhsan PERKGÜL DB retweetledi
Galatasaray SK
Galatasaray SK@GalatasaraySK·
“Bir tarih yazıyorsunuz, çıkın tarihi yazın!” #DOMİN4SYON gecemizden en özel anlar ÇOK YAKINDA GSPlus Premium ve Galatasaray YouTube Sarı-Kırmızı Paket üyelerine özel olarak yayında olacak! 💛❤️ Şimdiden yerinizi alarak kulübünüze destek olmayı unutmayın. 🦁 👉 youtube.com/channel/UCQpeu… 👉 onelink.to/gsplus
Türkçe
116
930
20.5K
171K
İhsan PERKGÜL DB retweetledi
Savcı Sayan 🇹🇷
Savcı Sayan 🇹🇷@SavciSayan·
ESNAFIMIZ ÇOK ZORDA..
Türkçe
323
791
3.1K
58.3K
İhsan PERKGÜL DB retweetledi
TRT HABER
TRT HABER@trthaber·
🇹🇷 EFES 2026 Tatbikatı'nda 53 bayrak semalarda dalgalandı. 51 ülke bayrağı, 2 Türk bayrağı ve EFES 2026 flamasının açıldığı bayrak atlayışı faaliyetinde; Türkiye, Macaristan ve Azerbaycan personeli aktif atlayış icra etti.
Türkçe
1
44
238
9.7K
İhsan PERKGÜL DB retweetledi
Anadolu Ajansı
Anadolu Ajansı@anadoluajansi·
Baykar Yönetim Kurulu Başkanı Selçuk Bayraktar, Belçika Kraliçesi Mathilde'ye insansız hava araçları ve kamikaze platformlarına ilişkin sunum yaptı ⤵️ — Dronlar bir bakıma caydırıcılık unsuru. Hatta en büyük caydırıcılık unsurlarından — Yeterince fazla sayıda üretirseniz kimse size saldıramaz — Bu kadar çok silahtan, silahlandırma detayından bahsettiğim için kusura bakmayın ama maalesef dünyanın ve yaptığımız işin talihsiz yanı bu v.aa.com.tr/3935594
Türkçe
19
171
949
38.9K