
Hatay’da konteynerde yaşayan binlerce insan karanlıkta, soğukta yaşamaya zorlanıyor. Elektrik kesintileri saatler değil, günler sürüyor. Konteynerde elektrik lüks değil, hayatta kalma meselesidir. #HataydaElektrikYoksaHayatYok
Ilham Tokatli
4.8K posts


Hatay’da konteynerde yaşayan binlerce insan karanlıkta, soğukta yaşamaya zorlanıyor. Elektrik kesintileri saatler değil, günler sürüyor. Konteynerde elektrik lüks değil, hayatta kalma meselesidir. #HataydaElektrikYoksaHayatYok


Arkadaşlar evdeki power stoğu tükenmek üzere. Telefon şarjı da bitmeye yakın. Elektrik halen yok . ( 3-5 gündür ) Hani olurda içinde bulunduğumuz vaziyetten bahseden , şehirdeki mağduriyetleri anlatan tweetler atamazsam bir şeyler düzeldi sanmayın. Tamamen daha kötüye gittiği için yazamıyorumdur . #antakya #hatay

Hatay Karanlığa Teslim! Mazeretlerinizden Bıktı, Çözüm Bekliyor! Hatay, depremden bu yana yalnızca enkazın altında değil, liyakatsizlik ve kâr hırsıyla örülen zifiri bir karanlığın içinde debeleniyor. Kenti esir alan, 48 saati aşan ve dondurucu soğukla birleşerek bir halk sağlığı krizine dönüşen elektrik kesintileri ne geçici bir durumdur ne de iddia edildiği gibi "kaçak tüketim" masalıdır. Hatay halkına yaşatılan karanlık, deprem sonrası kentin yaralarını sarmak yerine onu parçalara ayıran, bütünlükten yoksun ve plansız bir "yeniden inşa garabeti”nin doğrudan sonucudur. Şehir, kurumlar arasındaki koordinasyonsuzluğun ve aymazlığın pençesinde bir yapboza dönüştü. Bir kurumun kazdığını diğeri kapatamamakta, birinin planladığı altyapı diğerinin beton yığınına takılmaktadır. Bu keşmekeşin faturası ise evinde cihazına bağlı yaşama tutunmaya çalışan hastalara, battaniye altında titreyen bebeklere ve ekmeği internete bağlı olan esnafa kesilmektedir. Yetkililerin bu tablo karşısındaki duyarsızlığı ise en az kesintiler kadar ağırdır. Sürekli tekrar edilen mazeretler, geciken çözümler ve sorumluluktan kaçan açıklamalar, Hataylıların yalnız bırakıldığını göstermektedir. Yaşanan bu dramın esas faili, kamu hizmeti olan enerji dağıtımını sermayenin insafına terk eden özelleştirme politikalarıdır. Elektrik dağıtım şirketleri, depremle sarsılmış bir kentin artan enerji ihtiyacını görmezden gelmiş, kâr marjlarını koruma uğruna gerekli altyapı yatırımlarını yapmaktan imtina etmiştir. Şebekeler en küçük bir doğa olayında çökmekte, trafolar yetersiz kalmaktadır. Şirketin kendi ihmalini, "halkın kontrolsüz tüketimi" olarak yaftalaması ise halka hakarettir. Modern çağın "gaz lambası" dönemine mahkûm edilen Hatay, piyasacı mantığın insafına bırakılmış, bir mahrumiyet bölgesine dönüştürülmüştür. Plansızlık, koordinasyonsuzluk ve özelleştirme politikalarının kesiştiği noktada, insanlar karanlıkta ve soğukta kaderine terk edilmiştir. Enerji bir lütuf değil, en temel vatandaşlık hakkıdır. Bu hakkı gasp eden, altyapıyı yenilemeyen ve özel şirketlerin çıkarlarını halkın can güvenliğinin önünde tutan her yetkili, bugün Hatay’dan yükselen feryadın sorumlusudur. Yetkililerin artık mazeret üretmeyi bırakıp, kamusal sorumluluklarını hatırlaması gerekmektedir. Hatay halkı, mazeret değil enerji kabusunun son bulmasını talep ediyor. Ş. Can Atalay Seçilmiş Hatay Milletvekili Marmara (Silivri) Cezaevi, 9-A47

#HakanTosunaNeOldu? Sevgili arkadaşımız, gazeteci, belgeselci ve ekoloji aktivisti Hakan Tosun’un beyin ölümü gerçekleşti. İki gün önce akşam saatlerinde saldırıya uğramış Hakan. 27 saat sonra ağabeyinin hastanede olduğunu öğrenen kardeşi şu açıklamaları yaptı: “Kaldırıldığı hastanede ‘kimliksiz’ olarak kaydı yapılmış. Yüz taraması yapılmamış, parmak izi okutulmamış! Olay basına yansıyınca kritik olan ilk 24 saatin ardından tutulduğu acil servisten yoğun bakıma alınmış. Hala bir açıklama yok!” Olay sonrası iki kişi tutuklandı. Ancak saldırının nedeni bilinmiyor, hiçbir yetkili ne ailesine ne avukatına ne kamuoyuna bilgi vermiyor. Validebağ’da, Akbelen’de, Kaz Dağları’nda, Hatay’da hep o sordu ne olduğunu, şimdi soru sorma sırası bizde: #HakanTosunaNeOldu? Katilleri bulunana, hak ettikleri cezaları alana kadar bu soruyu ısrarla ve ısrarla sormaya devam edeceğiz: #HakanTosunaNeOldu?

Görüntüler depremin vurduğu Hatay’dan, bugüne ait… Samandağ Mağaracık’ta “acele kamulaştırma” kararı ile köy sakinlerinin tapulu arazilerine el konuluyor. İnsanlar narenciyelerine, zeytin ağaçlarına, suyuna toprağına sahip çıkmak için kepçelerin önlerine yatıyorlar. Jandarma genç yaşlı demeden müdahale ediyor; fenalaşanlar, baygınlık geçirenler, yaralananlar, hastaneye kaldırılanlar var. Depremin üzerinden 800 gün geçmesine rağmen Hataylıların çilesi de mücadelesi de bitmiş değil. Video: @gulnursaydam



Anjiyo zamanımız geldi, Her şey yolunda giderse inşallah yarın akşam görüşmek üzere canlar 😊👋

Hataylılar sevdiklerini anıyor. 5 Şubat 2025, Antakya/Hatay







Açık Radyo’nun karasal yayın lisansı RTÜK tarafından resmi olarak iptal edildi. Türkiye’de ve belki de dünyada en geniş çapta ses ve ifade biçimlerine muazzam bir alan açmış radyomuz tamamiyle bürokratik ve teknik bir gerekçeyle ifade özgürlüğünden mahrum bırakılıyor. Oysa milyonlarca dinleyicisinin kolaylıkla şahitlik edebileceği gibi Açık Radyo bunca yıldır yaratmış olduğu toplumsal etki sayesinde susturulamaz. ***** En son Kamuoyu’na yapmış olduğumuz 10 Temmuz 2024 tarihli açıklamada, Ankara 21.ci İdare Mahkemesi’nin vermiş olduğu “yürütmenin durdurulması” kararına karşı RTÜK tarafından yapılan itirazın reddolduğunu ve bu doğrultuda yayına devam edildiğini paylaşmıştık. Ancak, Ankara 21’inci İdare Mahkemesi tarafından alınan 27.09.2024 tarihli yeni karar ile bu kez “yürütmenin durdurulması isteminin reddine” karar verildiği tarafımıza bildirilmiştir. Bu karara karşı yasal çerçevede itiraz edilmektedir. Yürütmenin durdurulması isteminin reddine karşı yasal itiraz süreç devam ederken, maalesef, Radyo ve Televizyon Üst Kurulu’nun 03.07.2024 tarih ve 2024/25 nolu toplantısında 16 nolu karar ile alınan; fakat daha evvel verilmiş olan yürütmenin durdurulması kararı sebebiyle tarafımıza tebliğ edilmemiş bulunan “YAYIN LİSANSININ İPTALİ” kararı 11.10.2024 tarihinde yani bugün tebliğ edilmiştir Dolayısıyla, 30 yıldır devam eden, 95.0 frekansından yaptığımız karasal yayınımız, tebliğ edilen karar doğrultusunda RTÜK tarafından kapatılacaktır. Elbette, gerek yürütmenin durdurulması talebinin reddine dair karara ve gerekse yayın lisansının iptali kararına karşı yasal yollara müracaat edilecek ve hukuki mücadelemiz sürdürülcektir. Açık Radyo olarak, yukarıda belirttiğimiz yasal yollar çerçevesinde, karasal yayın hayatımıza ilişkin bu ayrılığın, geçici olacağını ve bir an önce sona ereceğini umuyoruz. ***** Bundan tam bir ay sonra 30. yayın yılına girecek olan Açık Radyo, bugüne dek layık görüldüğü sayısız ödülün de gösterdiği gibi çevre ve iklim mücadelesinden halk sağlığına, toplumsal cinsiyet eşitliğinden çok-kültürlülüğe pek çok alanda sivil sesler için megafon işlevi görmüş; sadece radyo frekanslarıyla da sınırlı kalmayıp tasarımdan edebiyat ve sosyal bilimlere, sahne sanatlarından plastik sanatlara uzanmış bağımsız bir mecra olarak bundan sonra da görevini sürdürecektir. Tüm dinleyicilerimizi, meslek örgütlerini ve uluslararası kamuoyunu, Türkiye'de basın ve yayın özgürlüğü adına telafisi mümkün olmayan bir kayba yol açan bu RTÜK kararına karşı, “kâinatın tüm seslerine, renklerine ve titreşimlerine Açık Radyo” adına bu sefer çok daha net ve gür bir biçimde ses çıkarmaya davet ediyoruz. Kâinatın tüm seslerine, renklerine ve titreşimlerine Açık Radyo! #AçıkRadyoSusturulamaz
