Etkili Haber@etkilihaberyeni
Fatih Altaylı, Köfteci Yusuf deneyimini paylaştı:
"Eşimle Muğla’dan İstanbul’a otomobil ile dönüyorduk.
Uzun yolda elektrikli otomobil stres kaynağı. Her ne kadar gösterge yüzde 100 dolulukla 700 küsur kilometre menzil gösterse de 120 kilometre hızla, olsa olsa 450-500 km yol alınabildiği için İstanbul yolunda en az bir kere şarj etmek gerek. Allah’tan İzmir-İstanbul otoyolu zannederim dünyada elektrikli otomobiller için en uygun yol. Yol üzerinde bol miktarda akaryakıt İstasyonu ve her akaryakıt istasyonunda mebzul miktarda şarj istasyonu var. Farklı servis sağlayıcıların şarj istasyonları.
İstanbul’dan Muğla’ya giderken uygulamanın gösterdiği şarj istasyonu arızalı çıktığı için de, dönüşte Hande epey bir tedirgin, gösterge yüzde 50’nin altına indiği andan itibaren “Yine bozuk çıkabilir. Sen en iyisi her istasyona bir bak, dolu şarjla yol alalım” diye tutturdu.
Her zamanki gibi de haklı çıktı çünkü şarj istasyonları genelde dolu. Biz de boş bir tane bulma umuduyla deneye deneye gidiyoruz.
Sonunda Balıkesir kavşağında bir tane boş bulduk. Otomobili şarja taktık, o arada hem köpeği gezdirir, hem de bir şeyler atıştırırız dedik. Durduğumuz Oksijen’de Köfteci Yusuf vardı. Her ne kadar Köfteci Yusuf’un aşığı olmasam da köfte köftedir diye gözlerim parladı.
Ancak kapıda içeri köpekle girilmediğini öğrendik. Olabilir, insanlar yemek yedikleri kapalı alanda köpek istemeyebilirler, korkabilirler, işletme de böyle bir karar almış olabilir. Ancak restoranın terasında da köpeğe izin yoktu.
Ya akaryakıt istasyonunun marketinden hazır sandviç alacaktık ya da birimiz köpekle dışarıda bekleyecektik, diğerimiz içerde köfte ekmek yaptıracaktı.
Normalde sandviçe meyledecek olan eşim, hatırım için köfte ekmeğe razı oldu ve ben içeri girip siparişi verirken, o dışarıda köpeğimizle beklemeye başladı.
Köfteci Yusuf’un içindeki manzarayı başka bir gün anlatırım. Bence Türkiye’de siyaset yapmayı düşünen herkes bu dükkana girip birkaç saat oturmalı diyeyim şimdilik ama gerçekten çok ilginçti.
Ben köfte ekmekleri yaptırıp çıktım ve oradaki bir bankta atıştırırken birkaç genç yanımıza geldi. Birlikte fotoğraf çektirmek istediler. Sonra yanımızda bir otomobil durdu. Bir beyefendi indi, gençlerden birinin babasıymış, otomobilini gösterdi “Sizin tavsiyeniz üzerine almıştım. Çok memnunum, sağ olun” dedi, niye dışarıda yediğimizi sordu. Köpeği gösterdim “Köfteci Yusuf’ta yasakmış. O yüzden böyle yapmak zorunda kaldık” dedim.
Güldü. “Yakında her yerde yasak olacak” dedi. Şaşırdım, “Köpek beslemek mi yasaklanacak?” dedim hayretle. Olacak şey değildi ama Türkiye’de olmayacak şey de değildi.
“Yok yok” dedi, “Bir yasa hazırlanmış, lokantalara köpek sokulamayacak artık” dedi.
Şaşırdım.
İstemeyen elbette almaz dükkanına ama kime ne, her restoran müşteri profiline göre kendi kararını verir. Belediye ya da ilgili bakanlık hijyeni denetler, olur biter.
Kim ne karışır diyeceğim ama diyemedim. Her şeye karışılması normal oldu artık."