ege

4.5K posts

ege banner
ege

ege

@jorgovanio

dünya en çok kişiyle zeybek oynama rekortmeni

ankara Katılım Eylül 2019
707 Takip Edilen424 Takipçiler
Sabitlenmiş Tweet
ege
ege@jorgovanio·
sabit tir.
Türkçe
0
0
7
1.3K
ege retweetledi
keçi ★
keçi ★@kecilerimkacti·
+asgari ücretli geçinemiyor -bayrağa saldırdılar😭 +milyonlarca genç iş bulamıyor -bayrağa saldırdılar😭 +yolsuzluk liyakatsizlik torpil diz boyu akp her yeri yamyam gibi sardı -bayrağa saldırdılar😭 +memleketin doğası rant için talan ediliyor -bayrağa saldırdılar😭
Türkçe
0
275
2.1K
149.8K
ege retweetledi
ayzek☭🇵🇸
ayzek☭🇵🇸@askobiefsa·
“Siz yurt sever değilsiniz, tüm dünyayı seviyorsunuz.“
Senel@mombranom

@jacobinleninn Siz yurt sever değilsiniz, tüm dünyayı seviyorsunuz. Vatanınızı, başka ülkeye önceliklendirmiyorsunuz.

Türkçe
23
116
1.2K
64.7K
ege retweetledi
Evrensel Gazetesi
Evrensel Gazetesi@evrenselgzt·
ODTÜ'de düzenlenen Devrim Yürüyüşünü ve şenliği provoke eden grupların arasında polis de olduğu iddia edildi. Provokasyonun başladığı alanda aynı gün üzerinde “19 Mayıs PMYO” yazılı bir dönem yüzüğü bulundu evrensel.net/haber/5983378/…
Türkçe
34
133
540
37.7K
ege retweetledi
Yeni Nisan
Yeni Nisan@yeninisanlar·
Antikomünizm: Seküler Maskesiyle Yeniden 1943 yılında Ankara’daki çiçeği burnunda akademisyenlerin çıkardığı Yurt ve Dünya ve Adımlar’ın faaliyetlerine karşı bunun “kızıl bir tehdit!” olduğu iddia eden, o dönem henüz 20’li yaşlarında olan Reha Oğuz Türkan Kızıl Faaliyet broşüründen şu halka şu sözlerle sesleniyordu: “Türk milletini sevenler ve ölmesini istemeyenler, hükümetle ve Türkçülerle el ele verip, bu hain mikroba karşı amansız bir mücadele açmalıdırlar. Dikkat. Daima dikkat!” 1943’ten beri sağ siyasi söylem alanını genişletmenin her zaman bir başka yolunu, bir başka yolunu buldukça bir başka aracını buluyor. Çünkü bu halk düşmanlığı uğruna araçsallaşmanın 1943’ten beri kimi zayıf iradelerin karşı koyamayacağı kadar lezzetli bir ödül var. Siyasi rant, görünürlülük, nefret etme konforu ve ataerkinin onayı. Zira tabutluk mavalları okuyanların, pek az bir vakit sonra siyasi faaliyetlerine devlet desteğiyle devam etmesinin başka bir açıklaması da olamazdı. Ülkücü Hareket geleneğinin çeşitli temsilcileri olan MHP, İYİ Parti, Zafer Partisi gibi partiler ile ilintili birtakım sivil görünümlü aparat örgütler her zaman olduğu gibi yine halk mücadelesinin sesinin en gürleştiği, örgütlü emekçi kitlelerin kontrolü eline almaya davrandığı bir zamanda sahneye çıkıyor. Çünkü devlet içi klikler ve bu bayrağın sahibi olduğunu düşünen iktidar ortağı olan olmayan gruplar 19 Mart’tan, 1 Mayıs’tan, halkın demir yumruğunu gösterdiği grevlerden ve eylem alanlarından gittikçe daha çok korkuyorlar. Zira Tencerenin boşluğu her gün daha da derinleşiyor, çalışma saatleri daha da uzuyor, eğitim dinci müfredata daha da teslim olurken en temel sağlık hizmeti daha da lüksleşiyor. “Yeni tür milliyetçi” gençler ODTÜ’nün “bozkurt yuvası” olduğunun sloganları attığı sırada, geriye sadece Türk bayrağı altında bir fotoğrafı kalmış olan 9 yaşındaki İsa Şimşek bir tarlada can veriyor. Dün daha yabancı, yarın daha karanlık hale geliyor. Halk, tarihte hep olduğu gibi, boynundaki zincir sıkılaştıkça attığı çığlığı daha da keskinleştirip kulakları daha da acı verici tırmalıyor. Halkın çığlığı daha kulak tırmalayıcı hale geldikçe, egemenlerin 70’lerdeki Milliyetçi Cephe refleksiyle sivil maskeli paramiliter yapıları birer silah olarak öne sürmesi tarihin bir cilvesi veya tesadüf değildir. Egemenlerin gösterdiği sınıfsal bir iradedir. Bugün Türkiye’ye baktığımızda halkımızın gündelik yaşantısının ne ölçüde siyasallaştığını ve her bir yurttaşın Türkiye siyasetinde doğrudan özneleşme ihtiyacı duyduğunu açıkça görebiliyoruz. Bunu kimi zaman klasik sohbetlerinde pasif bir şekilde yaparken kimi zaman bulduğu en yakın örgütlenme aracına sarılarak yapıyor. Sosyal medya kullanma alışkanlıkları dahi bu yönde değişen halkımız elinden kayıp gitmekte olan yaşamının farkına vardıkça egemenler adına daha korku verici bir tehdit haline geliyor. Metropollerde siyasal gücü temsil eden örgütlü mahalleler ve kampüsler halkın her zaman sömürü terazisini tekmelemeye hazır olduğunu bizlere her gün hatırlatıyorlar. Yoksulluk derinleştikçe, parsellenecek vatan toprağı kalmadıkça, sermayeye hibe edilecek yurttaş emeği tükendikçe bıçak kemiği aşındırıyor, halk elindeki son çareye, örgütlü mücadeleye sarılıyor. Bu işçi sınıfının üzerine düşen tarihsel görev kendisini ondan hiçbir zaman yadsımıyor. Halk tarih sahnesine çıktığında, halk düşmanları da çıkıyor. Bu kampüslerden, grev alanlarından, kırsaldan ve metropollerden yeniden baskın ses olmaya başlayan örgütlü halk hareketine karşı Türkiye’nin yüz yıllık cumhuriyet tarihinde her zaman olduğu gibi yine egemen düzenin yegâne kapı kulları, paramiliter kontrgerilla geçmişlerine özlem duyan sağ gruplar örgütlü halk mücadelesini terörize ve paralize etme uğraşında oluyorlar. Yörükeli Hareketi, Dizgin Dergisi, İstiklal Kadın Hareketi gibi bu görevi üstlenmiş bu gruplar Zafer Partisi, İYİ Parti, MHP gibi ortak gelenekten gelen partiler ile doğrudan ilintili olduklarını çoğu zaman saklama gayreti dahi göstermiyorlar. Her fırsatta, her alanda sahaya inerek gerek kendilerine kutsal bir kalkan olarak siper ettikleri bayrağın arkasından mücadeleyi kriminalize etmekten, solcu öğrencileri önceki gün fişleyip gecesinde sabah yapılacak gözaltıların müjdelerini vermekten gurur duyuyorlar. Üstlenmek istedikleri ve üstlenmekte oldukları rol, devletin mevcut hegemonya ilişkilerini muhafaza etmek için her daim ihtiyaç duyduğu ve hiçbir kaynağı bu uğurda harcamaktan sakınmayacağı bir rol. Yağlı bir kapı. Bu kapının bekçiliğini yapıyorlar. Fakat Halk, her zaman olduğu gibi bugün de bu kapıyı kıracak. CKMP’den MHP’ye dönüşüm sürecinde, sivil gençlik kitlelerinin askeri nizamda eğitilmesi, bugün sivil görünümlü uzantılar olarak tanımlayabileceğimiz bu yapıların prototipidir. Bu kamplar, o dönem yükselen işçi ve öğrenci hareketine karşı bir baraj olarak kurgulanmıştı. Halkın ve emekçilerin sesinin gürleştiği anlarda bu sahneye çıkma durumuna en somut tarihsel örnek Kanlı Pazar’dı. 6. Filo’yu protesto eden devrimci gençlere karşı, dönemin sağ/muhafazakâr derneklerinin (Mücadele Birliği gibi) cihad çağrılarıyla sokağa dökülmesi, bugün karşılaştığımız milliyetçilik çağrılarıyla sokağa dökülen grupların tarihsel bataryası, mücadeleyi kriminalize ve paralize etme stratejisinin ilk büyük ve kanlı provasıydı. Tarihsel ilerlemeyle ve toplumsal dönüşümle sekülerleşmiş olmaları muhakkak bir siyasal hayatta kalma refleksi. Bu gruplar, dünün kanlı pazar zihniyetini, bugünün kentli ve seküler kaygılarıyla soslayarak servis ediyor, ancak kullandıkları fişleme yöntemleri ve devlet içindeki odaklarla kurdukları ihbar hattı ilişkisi, özlerindeki kontrgerilla yöntemlerinin değişmediğini, seküler milliyetçilik adında yeniden üretildiğini kanıtlıyor. Bu yerli ve milli seküler muhalefet, 16 Şubat 1969’da 6. Filo’yu kıble belleyenlerin, 12 Eylül öncesi mahalleleri barikatlarla bölenlerin, 2000’lerde Gülen Cemaatinin Orta Asya’ya genişlemesini salyalar akıtarak izleyenlerin bugünkü modern ve çağdaş görünümlü mirasçılarıdır. 19 Mart süreci sonrasında gençlik üzerinde artan baskıyla birlikte, üniversitelerdeki en basit demokratik taleplerin dahi dillendirilmesinden uzak olunan şu günlerde; “İstibdada karşı hürriyet” sloganıyla yola çıkanları Enver’leri, Niyazi’leri sahiplendiklerini iddia edenler, Abdülhamid dönemine has en alçak hafiyecilik ve jurnalcilik yöntemlerini başvurmuş; öğrenci ailelerinin araması gibi çeşitli yöntemlerle gençlik hareketini bastırma çalışmalarına alet olur hale gelmişlerdir. Seküler ve İttihatçı maskeli Post-modern Genç Siviller bu haliyle AKP iktidarının üniversitelerdeki kayyum ve baskı rejiminin kapı kulluğunu üstlenmektedir. Bugünün sözüm ona “İttihatçıları” Ergenekon’da kullanılıp kenara atılmış Fetullahçı Genç Sivil abilerinin taktikleriyle sosyal medya hesaplarından gözaltıları öncesinde haber verme ve bundan destan yaratma yoluna girmişlerdir. 7-8 Temmuz’da, Ankara’da yapılacak olan NATO zirvesinin evvelsinde bu grupların bu kadar aktifleşmesi ve ODTÜ, Hacettepe gibi politik kampüslerde fişlemeler yapıp, operasyon sipariş etmesi, sosyal medya hesaplarından bu operasyonları gururla birinci ağızdan duyurmaları tabii ki belirli bir siyasal ajandanın gereği. Kendini “yerli ve milli” olarak pazarlayan bu yapıların, her kritik NATO eşiğinde veya emperyalist çıkarların tahkim edildiği dönemlerde (tıpkı 6. Filo’da olduğu gibi) halkçı dinamiklere saldırması, milliyetçiliklerinin sınırının nerede bittiğini ve hangi koroya eşlik ettiklerini açıkça ifşa etmektedir. 15-16 Haziran’da sendikal hakları için İstanbul’u sarsan işçi sınıfına karşı, devletin kolluk güçlerinin yanı sıra sivil grupların da bir tahkimat olarak kullanılması, burada bahsettiğimiz ve bu grupların üstlenmek için canhıraş uğraştığı bu kapı bekçiliği rolünün sınıfsal kökenini gösteriyor. MHP ve diğer sağ partilerin devlet aygıtına sızması ve sivil yapılarını devletin resmi olmayan bir uzantısı gibi kullanması yine bu dönemde kurumsallaşmıştır. Bugün önlerinde nöbet tuttukları bu yağlı kapı, o günlerden bugüne devredilen bürokratik ve ekonomik kadrolaşma geleneğinin sunduğu ranttan fazlası değildir. 12 Eylül darbesinden sonra Türkeş’in ettiği “fikrimiz iktidarda, biz hapisteyiz” sözü bir bayrak olarak taşınmış görünüyor. Bu söylemin bugün karşımızda olan Yörükeli Hareketi, Dizgin Dergisi, İstiklal Kadın Hareketi gibi sağ grupların devlet için kirli işleri yaptıktan sonra bir kenara fırlatılıp atılacakları, silahşörlüğünü yaptıkları düzenin yani statükonun, devletin özü haline gelmiş olduğunu itiraf eden tarihsel bir ibret vesikasıdır. Emekçi çocuklarına, aynı sınıftan geldikleri insanlara karşı kapı bekçiliği yaptıran bu düzen, onlara sadece bir aidiyet yanılsaması ve devletin gölgesinde halk düşmanlığıyla şekillenen kriminal bir konfor vaat ediyor. Oysa o kapı kırıldığında, bekçiliğini yaptıkları sarayların altında kalacak olan yine kendileridir. Dün komando kamplarında eğitilenler, bugün sosyal medya mecralarında ve kampüslerde fişleme listeleri hazırlayanlar, solcu gençleri tehditlerle ve baskıyla sindirmeye çalışanlar aynı tarihsel tiyatronun farklı perdeleridir. Ancak unutulan şudur: Tarih, sadece sarayların ve onların kapı kullarının değil, o kapıları omuzlayanların, 15-16 Haziran’da, 19 Mart’ta barikatları aşanların ve tenceresindeki boşluğun öfkesini örgütlü bir bilince dönüştüren halkın yazdığı bir kitaptır. O kapı, sömürüldükçe özneleşen halkın elinde kalacaktır. Önünde bekleyen silahşörlerle birlikte. Nihat Yalçın yazdı…
Yeni Nisan tweet media
Türkçe
20
94
353
80.7K
ege retweetledi
Mert ☭ 🇵🇸
Mert ☭ 🇵🇸@bodofffvol2·
Şu oluşumları bir işçi eyleminde, bir doğa katliamı protestosunda, bir toplumsal eylemde göremezsiniz. Nerede boş beleş eylem var anında organize olurlar. Bayrağın arkasına sığınıp konforlu bir eylemsellik gösterirler. Her pisliklerini bayrakla kapatırlar.
Turancı Dernekler Birliği@turancibirlik

Yarın saat 18.00’da ODTÜ önünde toplanıyoruz! #TurancıDerneklerBirliği

Ankara, Türkiye 🇹🇷 Türkçe
150
190
1.7K
93.1K
ege
ege@jorgovanio·
@dmitrictopov evde imrenerek favlıyoruz abi hepsini daha çok şenlik tiviti bas
Türkçe
0
0
4
1.2K
ege retweetledi
Öğrenci Sendikası
Öğrenci Sendikası@OgrenciSen_·
MESEM Raporumuzun Gebze’de yapılan anketlerine göre, her 10 MESEM’li öğrenciden en az 7’si günde 12 saatten fazla çalışıyor! Raporun tamamına bio’daki linkten ulaşabilirsiniz.
Öğrenci Sendikası tweet media
Türkçe
3
97
199
20.1K
ege retweetledi
Altuğ Öztürk
Altuğ Öztürk@ozturkcaltug·
İşçiyi solcular örgütleyecek, HES eylemine solcular gidecek, kıyıları solcular savunacak ,meydanları solcular zorlayacak, dayağı solcular yiyecek, hapishaneye solcu gazeteci girecek sonra birileri gelecek biz geleceğe talibiz. Ne güzel bir ülke bu ya? Tek bir yerde yoksunuz.
Türkçe
16
210
1.4K
35.7K
ege retweetledi
Öğrenci Sendikası
Öğrenci Sendikası@OgrenciSen_·
Hangi yol zor gelir, birlikte olduktan sonra?
Öğrenci Sendikası tweet media
Türkçe
7
603
6K
150.5K
ege retweetledi
Öğrenci Sendikası
Öğrenci Sendikası@OgrenciSen_·
Kampüsten hayata, emeğin yanına!
Türkçe
14
82
1.3K
341.8K
ege retweetledi
fırat
fırat@firatfstk·
mecidiyeköy'de zaten gözaltına alınan, yere yatırılan birinin suratına bastırılıyor #1mayıs
Türkçe
61
682
1.9K
83K
ege retweetledi
Şaziye Karlıklı
Şaziye Karlıklı@saziyekarlikli·
Başaran Aksu, protesto için yarın 28 Nisan’da Ankaralı yurtseverleri Yıldızlar Holding’in önüne bekliyor.
Türkçe
0
33
184
4.2K
ege retweetledi
Bağımsız Maden İş
Bağımsız Maden İş@bagimsizmadenis·
Madenciye reva gördükleri bu! 8 gündür açlık grevindeyiz. Hakkımızı istedik, biber gazıyla geldiler. Holdingler üzülmesin diye bu kadar çaba! #HakkımıVerDorukMadencilik
Türkçe
15
445
1.2K
31.5K
ege retweetledi
Bağımsız Maden İş
Bağımsız Maden İş@bagimsizmadenis·
Genel Başkanımız Gökay Çakır ve Örgütlenme Uzmanımız Başaran Aksu gözaltına alındı! Sadece Gökay Çakır'ı, Başaran Aksu'yu gözaltına almakla bizi yıldıramazsınız. Hepimizi alın, burdayız. Hodri meydan! #HakkımıVerDorukMadencilik
Türkçe
14
447
1.2K
42.2K
ege retweetledi
Bağımsız Maden İş
Bağımsız Maden İş@bagimsizmadenis·
Bizim cesetlerimizi alın götürün, kurtulalım! 8. gündür açlık grevindeyiz, biber gazlı saldırıya maruz kaldık. #HakkımıVerDorukMadencilik
Türkçe
70
1.9K
5.7K
247.8K
ege
ege@jorgovanio·
parkta destek için oturan halka bile tahammülleri yok, alandan süpürmeye çalışıyorlar #MadencininHakkınıVer #MadenİşçileriyleOmuzomuza #DorukMadencilikİşçininHakkınıÖde
Türkçe
0
0
3
62
ege retweetledi
Bağımsız Maden İş
Bağımsız Maden İş@bagimsizmadenis·
Gence, öğrenciye, yaşlıya, emekliye, Ankara halkına biber gazını kimin emri ile sıkıyorsunuz? Basını hangi hakla uzaklaştırıyorsunuz? Yılmayacağız, Doruk madencisi kazanacak! #HakkımıVerDorukMadencilik
Türkçe
117
2.6K
9.5K
159.6K
ege retweetledi
Toplumsal Muhalefet
Toplumsal Muhalefet@toplumuhalif021·
Direnen maden işçisinin çocuğu da direniş alanında konuştu: “Sabah okula giderken simit alamıyorum. Annem karttan eksiye düşerek simit alıyor.”
Türkçe
77
2.6K
11.9K
341.2K