rüya

1.7K posts

rüya banner
rüya

rüya

@kafiyus

hep seni bekledim.

Katılım Aralık 2025
53 Takip Edilen20 Takipçiler
Sabitlenmiş Tweet
rüya
rüya@kafiyus·
the night we met.
English
2
1
20
2.4K
rüya
rüya@kafiyus·
oha koçari konağı bile güzelleştirmeyi başarmışlar ekibi tebrik ediyorum kına ortamını beğendim
Türkçe
0
0
0
10
rüya
rüya@kafiyus·
@fstklsahab Allah ım bugün taym şıkır şıkır gülmekten altıma edicem
Türkçe
0
0
1
128
rüya
rüya@kafiyus·
@bilemacilgin Allah aşkına koçariler dağ başında düğün mü yapılır ne yaşıyorsunuz ya bari kına falan olsun bu mağara adamları
Türkçe
1
0
4
308
ᝰ.ᐟ
ᝰ.ᐟ@bilemacilgin·
ay düğün konakta oluyomuş burda nasıl biri vurulur odak tamamen orda
ᝰ.ᐟ tweet media
Türkçe
4
0
58
7.2K
rüya
rüya@kafiyus·
iki saattir taymdaki twitlere gülüyorum bir yerlerim yarılacak gülmekten
Türkçe
0
0
0
5
rüya
rüya@kafiyus·
@Goygoyvibes oooo taşacak bu kısmet yeni sezon üyeleri hemen geçelim🥳
Türkçe
0
0
2
701
rüya
rüya@kafiyus·
@bilemacilgin bu dizinin en realist olmayan tarafı bu ikilinin birbirine karşı koyabilmesidir✍️🏻ve orucun eleniye iltifat etmemesi✍️🏻 (diğerlerini uzaya salladım
Türkçe
1
0
3
91
ᝰ.ᐟ
ᝰ.ᐟ@bilemacilgin·
şahsi oğlanını nasıl cilveli süzdü gördünüz dimi zillii resmen oruç onu ye artık şu günden sonra orucun radikal kararlar almasını bekliyorum dayanması mümkün değil sabah edemeyişini falan da görmek istiyoruz tüm gece bu günü düşünsün 💋
Türkçe
1
3
114
1.3K
rüya
rüya@kafiyus·
"Oruç’un trajedisi sevmesi değil. Sevdiği kadını korumaya çalışırken ona zarar vermesi. Eleni’nin trajedisi ise gerçeği öğrenmesi değil. Gerçeği öğrendikten sonra bile Oruç’u sevmeyi bırakamaması." nasıl bu kadar imkansız olabilirler dayanamıyorum kavuşmayı çok gördüler onlara
PSİKOLOGROZA@psikologroza

“Birbirlerinin yarasıydılar, yine de şifayı birbirlerinde aradılar..” Konuşmanın en dikkat çekici yeri başlangıç, Ben senin için dünyanın öbür ucuna gelirim. Bu cümle Harvard konuşmasının gölgesinde kalıyordu. Aslında sahnenin duygusal merkezlerinden biri bile olabilirdi. Çünkü dünyanın öbür ucu mesafe değil, fedakarlığın ölçüsü olarak kullanılıyordu. “Nereye gidersen git, gelirim” anlamı taşıyordu.. Konuşmanın görünen konusu olan Harvard’a gitme kararı ile alttaki asıl konu olan ayrılık korkusu arasındaki fark. Eleni’nin tarafında konuşma oldukça netti. “Ben kendi geleceğimi düşünmeliyim.” “Harvard’a gidiyorum ben.” “Sağlık ocağı beni kesmiyor.” Bunlar mantıklı gerekçeler gibi görünse de aslında Eleni kendini ikna etmeye çalışıyordu. Çünkü konuşmanın başında, “Ben annemi arıyordum. Biliyorsun.” diyerek hayatında yaşadığı kırılmaları hatırlatıyordu. Annesini bulma süreci, kaçırılma travması ve yaşadığı belirsizlikler onu artık kendi yolunu çizmeye itmiş gibi duruyordu. Harvard burada sadece bir okul değil; kendi hayatını sahiplenme arzusu. Oruç’un tarafı ise farklı. O, Harvard’ın kendisini tartışmıyor. Sürekli geride kalacak insanları konuşuyor. Onlar sensiz yapamaz, dayanamaz. Bu önemli. Çünkü bazen bir insan gitmesini istemediği kişiye doğrudan “Gitme” diyemez. Bunun yerine başkalarını öne sürer. Oruç’un cümlelerinde biraz bu hissediliyor. Sanki “Ben sensiz ne yaparım?” demek yerine “Onlar sensiz ne yapar?” diyordu.. Gidecek mi gitmeyecek mi?” sorusundan çok, gitme kararını ilk kiminle paylaştığıydı dikkatimi çeken. Eleni gerçek ailesini bulmuş. Bunu Oruç’a söylememiş. Ama Harvard’a gitme fikrini de anne babasına değil, Oruç’a söylemiş. Eleni ne kadar kırgın olursa olsun, hayatındaki en önemli kararları hala Oruç’un bilmesini istiyor. Çünkü insan gerçekten kopardığı kişiye önce gidip geleceğini anlatmaz. Özellikle ailesine söylemeden gidip ona söylemesi, Oruç’un hala hayatındaki en özel kişilerden biri olduğunu gösteriyordu. Ben bu köyde bir doktora aşık oldum.. Çok büyük bir an aslında. Çünkü Eleni ilk kez duygusunu saklamıyordu. Üstelik bunu bir başkasına anlatmıyor; doğrudan o duygunun sahibinin karşısında söylüyor. Oruç’un adını anmıyor ama aslında herkesin bildiği gerçeği dile getiriyor. Bu cümlede beni etkileyen şey aşkın kendisi değil, sadeliği. Sanki Eleni uzun zamandır içinde taşıdığı bir şeyi sonunda masanın üzerine bırakıyor. Ve hemen ardından o aşkın karşılık bulmayacağına inandığını söylüyor. İşte orada insanın içi burkuluyor. Çünkü Eleni’nin derdi “Acaba beni seviyor mu?” değil artık. O aşamayı geçmiş.. Sanki kendini çoktan ikna etmiş, “Ben sevdim ama o beni seçmeyecek.” Bu yüzden sözlerinde umut değil, kabulleniş vardı. Eleni’nin istediği şey küçüldükçe aslında trajedi büyüyordu.. Bir insan sevdiği adamdan ömür istemeyi bırakıp bir gün istemeye başlamışsa, umudunun ne kadar azaldığını anlarsın. Eleni o gün Oruç’tan aşk istemedi. Çünkü aşkın zaten orada olduğunu biliyordu. Sorun buydu. Oruç’un onu sevmediğinden korkmuyordu. Oruç’un onu sevip de seçmeyeceğinden korkuyordu. Ve insanın kalbini kıran şey çoğu zaman sevgisizlik değildir. Sevilip seçilmemektir.. Eleni’nin istediği şey, Bir ömür değil, bir gelecek değil, bir gün. Sadece bir gün.. Bu sahneyi izlerken insanın boğazını düğümleyen yer burası. Çünkü bir kadın sevdiği adamdan sadece bir gün istiyorsa O adamdan umudunu yavaş yavaş kesmiş demektir. Eleni’nin “bir gün” istemesi sıradan bir romantik istek gibi durmuyordu. Çünkü burada mesele sadece sevdiği adama kavuşamamak değil. Aynı zamanda sevdiği adam tarafından derinden hayal kırıklığına uğramış olmak.. #orel

Türkçe
0
0
1
52
rüya
rüya@kafiyus·
kahroldum elenim... oruç inşallah bir patlama yaşayıp o küflü ailenin yerine artık eleniyi seçersin. orucun sebeplerini hep anladık ama bir noktada artık canına tak etmesi gerekiyor.
PSİKOLOGROZA@psikologroza

“Birbirlerinin yarasıydılar, yine de şifayı birbirlerinde aradılar..” Konuşmanın en dikkat çekici yeri başlangıç, Ben senin için dünyanın öbür ucuna gelirim. Bu cümle Harvard konuşmasının gölgesinde kalıyordu. Aslında sahnenin duygusal merkezlerinden biri bile olabilirdi. Çünkü dünyanın öbür ucu mesafe değil, fedakarlığın ölçüsü olarak kullanılıyordu. “Nereye gidersen git, gelirim” anlamı taşıyordu.. Konuşmanın görünen konusu olan Harvard’a gitme kararı ile alttaki asıl konu olan ayrılık korkusu arasındaki fark. Eleni’nin tarafında konuşma oldukça netti. “Ben kendi geleceğimi düşünmeliyim.” “Harvard’a gidiyorum ben.” “Sağlık ocağı beni kesmiyor.” Bunlar mantıklı gerekçeler gibi görünse de aslında Eleni kendini ikna etmeye çalışıyordu. Çünkü konuşmanın başında, “Ben annemi arıyordum. Biliyorsun.” diyerek hayatında yaşadığı kırılmaları hatırlatıyordu. Annesini bulma süreci, kaçırılma travması ve yaşadığı belirsizlikler onu artık kendi yolunu çizmeye itmiş gibi duruyordu. Harvard burada sadece bir okul değil; kendi hayatını sahiplenme arzusu. Oruç’un tarafı ise farklı. O, Harvard’ın kendisini tartışmıyor. Sürekli geride kalacak insanları konuşuyor. Onlar sensiz yapamaz, dayanamaz. Bu önemli. Çünkü bazen bir insan gitmesini istemediği kişiye doğrudan “Gitme” diyemez. Bunun yerine başkalarını öne sürer. Oruç’un cümlelerinde biraz bu hissediliyor. Sanki “Ben sensiz ne yaparım?” demek yerine “Onlar sensiz ne yapar?” diyordu.. Gidecek mi gitmeyecek mi?” sorusundan çok, gitme kararını ilk kiminle paylaştığıydı dikkatimi çeken. Eleni gerçek ailesini bulmuş. Bunu Oruç’a söylememiş. Ama Harvard’a gitme fikrini de anne babasına değil, Oruç’a söylemiş. Eleni ne kadar kırgın olursa olsun, hayatındaki en önemli kararları hala Oruç’un bilmesini istiyor. Çünkü insan gerçekten kopardığı kişiye önce gidip geleceğini anlatmaz. Özellikle ailesine söylemeden gidip ona söylemesi, Oruç’un hala hayatındaki en özel kişilerden biri olduğunu gösteriyordu. Ben bu köyde bir doktora aşık oldum.. Çok büyük bir an aslında. Çünkü Eleni ilk kez duygusunu saklamıyordu. Üstelik bunu bir başkasına anlatmıyor; doğrudan o duygunun sahibinin karşısında söylüyor. Oruç’un adını anmıyor ama aslında herkesin bildiği gerçeği dile getiriyor. Bu cümlede beni etkileyen şey aşkın kendisi değil, sadeliği. Sanki Eleni uzun zamandır içinde taşıdığı bir şeyi sonunda masanın üzerine bırakıyor. Ve hemen ardından o aşkın karşılık bulmayacağına inandığını söylüyor. İşte orada insanın içi burkuluyor. Çünkü Eleni’nin derdi “Acaba beni seviyor mu?” değil artık. O aşamayı geçmiş.. Sanki kendini çoktan ikna etmiş, “Ben sevdim ama o beni seçmeyecek.” Bu yüzden sözlerinde umut değil, kabulleniş vardı. Eleni’nin istediği şey küçüldükçe aslında trajedi büyüyordu.. Bir insan sevdiği adamdan ömür istemeyi bırakıp bir gün istemeye başlamışsa, umudunun ne kadar azaldığını anlarsın. Eleni o gün Oruç’tan aşk istemedi. Çünkü aşkın zaten orada olduğunu biliyordu. Sorun buydu. Oruç’un onu sevmediğinden korkmuyordu. Oruç’un onu sevip de seçmeyeceğinden korkuyordu. Ve insanın kalbini kıran şey çoğu zaman sevgisizlik değildir. Sevilip seçilmemektir.. Eleni’nin istediği şey, Bir ömür değil, bir gelecek değil, bir gün. Sadece bir gün.. Bu sahneyi izlerken insanın boğazını düğümleyen yer burası. Çünkü bir kadın sevdiği adamdan sadece bir gün istiyorsa O adamdan umudunu yavaş yavaş kesmiş demektir. Eleni’nin “bir gün” istemesi sıradan bir romantik istek gibi durmuyordu. Çünkü burada mesele sadece sevdiği adama kavuşamamak değil. Aynı zamanda sevdiği adam tarafından derinden hayal kırıklığına uğramış olmak.. #orel

Türkçe
1
0
4
149
rüya
rüya@kafiyus·
şu an isfakçılar çok komik bayılcam sıra bize geliyor yazmışlar HAHAHAHSJSKXJDMDLXJDJFJ
Türkçe
0
0
0
10
rüya
rüya@kafiyus·
taşacak bu deniz setinde ne dönüyor aqqqqqqqqqqqqqqq
Türkçe
0
0
0
61
rüya
rüya@kafiyus·
bim a101 falan yok muydu hiç acaba gerçi elenim bilmezdi zaten bakkaldan red yiyince gitmemiştir
Türkçe
0
0
1
33
rüya retweetledi
Cemre
Cemre@cemrezyy·
adilin denizlerinde balik birakmicam demesinin sebebi kendisinin balik olmayi istemesiymis baliklari kiskanmis kanim meybuz oldu
Türkçe
6
5
225
2.1K
rüya
rüya@kafiyus·
bence bu edit bir manifest oldu ve aytek diziden çıkarsa yeraltında oynayabilir djckdjckdjfn
Türkçe
0
0
0
40
rüya retweetledi
sena
sena@ssenawxqq_·
tiktokta gördüğüme bakınn🥹
sena tweet media
Türkçe
11
39
1.2K
20.1K