𝐹𝑎𝑡𝑚𝑎 𝐴𝑦𝑑@Aydgn__
TESETTÜR'ü çok yanlış anlıyoruz..!
Suna ilhan bu serzenişimizi bir yazısında şöyle dile getiriyor ;
Tesettür, sadece kadını örtmez. Onun kadınsı davranışlarını da örter.
O yüzden, hakiki tesettüre bürünmüş bir hanımdan, şuh gülüşler, histerik kahkahalar duyamazsınız meselâ...
Kırıla kırıla yürüyüşün yerinde vakur bir duruş, tepeden tırnağa resmi geçit yapar.
Sosyal medyada, iki gözü görünen gizemli ve süzgün bakışlar paylaşmaz.
Hatta tesbih çeken elini bile gösterme ve merak uyandırma tuzağına düşmez.
Hakiki tesettürlü bir hanım, arkasından fitneye sebep olacak hiçbir paylaşım ve yaklaşım yapmaz. Dijital dünyanın muhafazakâr teşhirciliğine kapılmaz.
Cafcaflı, renkli-payetli kıyafetler giyip görene güzel görünen, görmeyene "ben buradayım" dedirten süflî kreasyonların da esiri olmaz.
Kâmil anlamda mestûre bir bayan, topuklu ayakkabının zerafetini de dışarı taşırmaz. Bazı heveslerini evin içinde gidermeye özen gösterir. Çünkü onun, yabancı bakışları kendine çekme gibi huyları yoktur ve bundan da yılandan kaçar gibi ittika eder. O yüzden ne ayak gösterir ne topuk; ne dudak gösterir ne de topuz...
Dışarıda görünmez olan bu kadınlar, ehlinin elinde binbir çiçek açan gülizâr olur.
Sanmayın ki, tam tesettürlü hanımlar hayatı bigâne yaşar.
Onların ömrü, ahirete taşar.
Onlar, bu dünyanın cazibesine kapılıp ukbayı ziyan etmezler.
Helal daire keyfe kâfi gelir ve daha fazlasıyla ne bedenlerini ne de ruhlarını yorarlar...
Yüzlerinde, iffetin nuru parlar,
Dilleri Rahman'ı zikrederken,
Gönülleri yine O'nu temâşa etmenin hazzı içindedir.
Bu sevme ve sevilme onlara her şeyden daha sevimlidir, paha biçilmeyen bir servet içinde olduklarının şuuru aydınlatır yüreklerini.
O yüzden, mestûre bir hanım, başka insansı sevgilere talip olmaz,
Matlup olunsun da istemez. Ucuz hesaplar yapmaz, kendini basite indirgeyen numaralar çevirmez.
Başındakinin âyet olduğunu bilir ve icabını yerine getirir.
Tam anlamıyla tesettür, hür kadınların işidir. Bir şekilde nefsinin esaretinden kurtulamayanlar onun hakkını vermekten acizdirler ve bu acziyet bir şekilde kendini açığa çıkarır.
Kimi yaptığına helâl der,
Kimi haramına kılıf örer...
Dolayısıyla örtü, sadece kadını değil onun her türlü işve, cilve ve albenisi de de örter ki, başka yollara kapı aralanmasın,
Kalbinde hastalık olanlar farklı mesaj almasın. Zinhar!
O izlenen bir nesne değil,
Manevî bir öznedir.