Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu

23.6K posts

Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu banner
Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu

Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu

@kcdplatformu

Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu resmi X hesabıdır. İletişim: 02129124243 Kurumsal Whatsapp Hattı: 05070015534

Katılım Temmuz 2017
12 Takip Edilen97K Takipçiler
Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu retweetledi
İzmir Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu
📌 Bu ataerkil kapitalist sistemin bedelini en çok kadınlar ve çocuklar ödüyor. Bütün bu işçi cinayetlerinin, kadın cinayetlerinin, "kaza" denilip üzeri kapatılan şüpheli kadın ölümlerinin hesabını soracağız. Temsilcilerimizden Tülin Osmanoğulları, Dilovası için adalet nöbetinde konuştu.
Türkçe
0
6
18
686
Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu retweetledi
Ankara Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu
Adalet Peşinde Aileleri Platformu’nun çağrısıyla Madenci Anıtı’nın önünde Dilovası için adalet nöbetindeydik. Yaşam hakımızı yok sayan bu sömürü düzenin karşısında ailelerimizle omuz omuza mücadele etmeye devam edeceğiz. Adalet mücadelesi verenler asla yalnız yürümeyecekler.
Ankara Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu tweet mediaAnkara Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu tweet media
Türkçe
0
4
12
581
Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu retweetledi
esikplatformu
esikplatformu@esikplatformu·
🟣 Kız ve erkek çocuklarını ayıran eğitim anlayışı, eşitlik ilkesine yönelik açık bir tehdittir! 📌 HÜDA-PAR tarafından 16 Temmuz 2026 tarihinde TBMM’ye sunulan Milli Eğitim Temel Kanunu’nun 15. maddesine ilişkin değişiklik teklifi, eğitim sistemine yönelik teknik bir düzenleme değil; Laik Cumhuriyet’in eğitim modelini adım adım tasfiye etmeye yönelik stratejik bir girişimdir. ➡️ Teklif, okullarda bazı sınıfların yalnızca kız ya da yalnızca erkek öğrencilerden oluşturulmasının önünü açmayı hedeflemektedir. Gerekçesinde ise karma eğitimin toplumsal sorunlara yol açtığı, kız ve erkek çocuklarının “fıtraten” farklı olduğu yönünde bilim dışı iddialar ileri sürülmektedir. Bu yaklaşım, çocukların birey olarak eşitliğini değil, cinsiyetleri üzerinden ayrıştırılmasını esas almaktadır. 📌 Millî Eğitim Bakanı Yusuf Tekin’in laiklik ve karma eğitim karşıtı açıklamaları da bu teklifin uzun süredir verilen siyasi sinyallerin devamı olduğunu göstermektedir. ⚠️ Bu zihniyeti iyi tanıyoruz. İstisna gibi sunulan bu düzenlemenin zamanla yaygınlaştırılarak kurala dönüştürülmek istendiğini biliyoruz. Bu tehlikeli adımdan derhal vazgeçilmelidir. 🚫 İktidarın ve destekçilerinin kadınların kazanımlarına yönelik yıllardır süren saldırıları ile karma eğitimi tasfiye girişimi aynı siyasal planın parçalarıdır. ⚖️ Amaç; kadınların ve kız çocuklarının eşit yurttaşlığını zayıflatmak, toplumsal cinsiyet eşitliğini hukuk düzeninden ve kamusal yaşamdan silmektir. ➡️ Yaratılmak istenen düzen; kadınlarla erkeklerin yaşamın her alanında ayrıştırıldığı, eşit yurttaşlığın yerini cinsiyet temelli ayrımcılığın aldığı, kadının eğitimden, istihdamdan ve kamusal alandan dışlandığı, haremlik-selamlık bir toplumsal düzendir. 🎓 Karma eğitim yalnızca kız ve erkek çocuklarının aynı sınıfta eğitim görmesi değildir. Kadınların ve kız çocuklarının kamusal alanda eşit varlığının ve toplumsal cinsiyet kalıplarının kırılmasının temel güvencelerinden biridir. ➡️ Bugün kız ve erkek çocuklarını ayırmayı hedefleyen bu teklif, yarın kadınların hayatın her alanında eşit var olma mücadelesini doğrudan etkileyecektir. 📚 Devletin görevi; çocukların eşit, özgür ve bilimsel eğitim hakkını güvence altına almaktır. ✊ EŞİK Platformu olarak; laiklikten, karma eğitimi savunmaktan ve kadınların, kız çocuklarının eşit yurttaşlık hakkından vazgeçmeyeceğimizi bir kez daha vurguluyoruz. #LaiklikVazgeçilmezimiz #KarmaEğitimdenVazgeçmiyoruz #GenderApartheid'a Hayır birgun.net/haber/akp-ile-…
esikplatformu tweet media
Türkçe
0
40
62
2.5K
Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu
Bu boşluk eşit yurttaşlıkla değil, aile ile dolduruluyor. Kadın artık bağımsız hak sahibi bir birey olarak değil; anne, eş ve bakım veren kimliğiyle tanımlanıyor. Böylece devlet kadının hak ve özgürlüklerini güvence altına almak yükümlülüğünden de kurtuluyor, kendini sadece aile kurumunu korumaya adıyor. Yıllardır yürütme, yargı, idari düzenlemeler ve Diyanet ele ele verip birbirini tamamlayarak kadın haklarını sadece aile içinde tanımlamak peşindeler. Peki sonuç? Kadınlar en çok aile içinde öldürülmeye devam ediyor. Aile koruma iddiası ile ölümcül şiddetin artışı arasındaki bu uyumsuzluk nasıl açıklanır? Öte yandan şüpheli ölümle hayatını kaybeden kadınların aileleri aile sayılmıyor mu? Eşit vatandaşlık hakları yok mu? “Bir şey değişmeyecek, kadınlar korunacak” denilerek İstanbul Sözleşmesi'nden imza çekildi ama en önemli esaslarla oynanıyor. Bu sürecin en ağır etkisi, yalnızca bir uluslararası güvencenin kaybı değil; kadınların eşit yurttaşlık fikrinin adım adım aile merkezli bir vatandaşlık anlayışıyla ikame edilmeye çalışılmasıdır ki bugün asıl mücadele edilmesi gereken de budur. Şüpheli ölümlerde artış, evrensel haklarımızdan ve şiddetin esas ilacı olan “toplumsal cinsiyet eşitliğinden” uzaklaşmamız nedeniyledir. Başımıza gelen bütün bunlar, evrensel haklarımız yerine “yerli ve milli” addedilen bir kültüre mecbur bırakılmak istendiğimiz için. "Toplumsal cinsiyet adaleti" gibi kadını "fıtrat" gereği "tamamlayıcı" rolde gören, eşit görmeyen, sadece aile içinde tanımlayan politikalar yüzünden öldürülüyoruz. DEVLET NİYE VAR? Şimdi benzer bir durum çocukların da başına gelmek üzere. TBMM gündemine gelen kanun teklifi, çocuk adalet sisteminde, evrensel “çocukluk” tanımıyla oynayacak değişiklik öngörüyor. Merkezine adaleti değil, cezayı alan bu teklife göre, suç işlemiş çocuklara verilen cezalar artırılıyor, yaş indirimi sınırlandırılıyor, kapalı cezaevinin yolu genişletiliyor. Bir yandan da "suça sürüklenen çocuk" kavramı değiştirilerek çocukları suça iten yoksulluk, ihmal, istismar ve eşitsizlik örtülmek isteniyor. Teklif bununla da sınırlı değil. Çocuklarının işlediği suçlar nedeniyle ailelere daha ağır yaptırımlar öngörülüyor. İşte yine karşımızda aile. Evrensel çocuk hakları, çocukların güvenli koşullarda büyümesini garanti altına almak, yoksullukla mücadele etmek, ailelere sosyal destek sağlamak, koruyucu hizmetleri güçlendirmek gibi türlü önlemi devletlere yüklerken, biz yine devletin tüm yükümlülüklerini ailelerin üzerine yıkmasıyla karşı karşıyayız. Dört çocuktan birinin okula aç gitmesini umursamayanlar şimdi onları ve ailelerini daha ağır cezalandırmanın peşinde. Çocuklar MESEM'lerde çalışırken ölür, istismara uğrar, çetelerin eline düşerken, eğitimden, sosyal hizmetlerden, güvenceli yaşamdan ve dahi tokluktan mahrum bırakılırken, önce devlet görevini yapmalı, çocukları koruma yükümlülüğünü yerine getirmelidir. Kadınların ve çocukların yaşadığı sorunları ve emek gücüyle geçinmeye çalışan tüm hanelerde yaşanan geçim derdini, yani bu toplumun en ağır meselelerini, hep aileler çözsün isteniyorsa devlet niye var?
Türkçe
1
5
20
592
Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu
🟣Eşit Yurttaşlık Yerine Aile mi? Mekiye Akyel doğduğunda, ölen ablasının kimliğini vermişler, kendi kimliği hiç olmamış. Şimdi cansız bedeni kayıp, henüz kendi mezarı da yok.Şiddet gördüğü kocasından boşandıktan sonra çocuklarına yönelik şiddeti durdurmak için gittiği eski kocasının evinde kayıplara karışan Mekiye’nin ablası, adalet arıyor. Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu’nun, 6 aylık raporlamayı paylaşmak ve artan şüpheli ölümlere dikkat çekmek için, yakını kadınları bu şekilde kaybetmiş ailelerle birlikte yaptığı basın toplantısında abla Halime, kardeşine seslenerek “kimliğin olmadı ama mezarın olacak kardeşim” diyor, söz veriyor… Basın toplantısında arka arkaya söz alan ailelerin dile getirdikleri, kadın şüpheli ölümlerinin ne kadar ağır bir sorun olduğunu bir kez daha ve çok daha sert biçimde ortaya koydu. Yüksekten düşme ile hayatını kaybetmiş Aysun Yıldırım’ın annesi 9 senedir kızının intihar etmediğini kanıtlamaya çalışıyor. Cansız bedeni, bir halıya sarılı olarak suda bulunan Sedef Güler’in annesi dosyadaki otopsi raporuna bile ulaşamıyor ama kızını sardıkları halı eline verilebiliyor. OLAY YERİ İNCELEMESİ BİLE YAPILMAMIŞ DOSYALAR VAR Havin Aşkan, Eda Küçükbaltacılar, Duygu Bölükbaş, Elif Özkan ve Ceren Ünal’ın ailelerinin anlattıklarına da insan inanmak istemiyor. Hepsi de aynı biçimde, evinde, “kendini asarak intihar ettiği süsü verilerek” bulunmuş. Hepsinde aynı şekilde olay yeri incelemesine çıplak gözle bakılması bile ölümün mantıken böyle gerçekleşemeyeceğini açıkça ortaya koyduğu; banyoda duş ortamında o boy ve kiloda kadınların intiharının mümkün olmadığı ve hepsinde maktul tırnak arasında erkek DNA bulunması kadar somut delil olduğu halde, bu dosyalar kapanabilmiş. Bu nasıl olabilir diye hayret ediyoruz değil mi? Buna cevabı da yine aileler veriyor; olay yeri incelemesi bile yapılmamış dosyalar var. İntihar notu bırakıldığı iddia edilen bazı dosyalarda el yazısı karşılaştırması bile yapılmamış. Bazılarında telefon kayıtları bile incelenmemiş; bir annenin deyimiyle “koskoca emniyet teşkilatı, bir android telefonun ekran kilidini açamamış” … Akıl almaz boyutta ihmaller silsilesi… Bırakın etkin soruşturmayı bir soruşturmada asgari olarak yapılması gerekenler bile yok, ortada soruşturma yok. İşte bu yüzden sadece ilk saatlerde olay yeri inceleme ve delil toplama düzgün yapılsa ortaya çıkabilecek gerçekler karanlıkta kalıyor. Tam bir cezasızlık anlamına gelen bu adaletsizlik, şüpheli ölümlerde gerçeğin karanlıkta kalmasına ve benzeri yeni ölümlerin yaşanmasına neden oluyor. Bu açıdan bugün mesele yalnızca tek tek dosyalar da değildir. Karşımızdaki sistemli cezasızlık politikası. Ülkede komedyenler, sanatçılar, seçilmiş siyasetçiler hukuksuz biçimde hızla tutuklanabilirken, kadına karşı suç işleyenlerin sırtının sıvazlanması... ŞÜPHELİ ÖLÜMLE HAYATINI KAYBEDEN KADINLARIN AİLELERİ, AİLE SAYILMIYOR MU? Peki biz bu noktaya nasıl geldik? Şüpheli kadın ölümlerinde devletin sorması gereken soruları sormak, cevapları bulmak, delil toplamak, tanık bulmak; kolluğun, savcının, adli tabibin yapması gereken her görevi üstlenmek zorunda kalan aileler, siyasi iradenin sorması ve çözmesi gereken bu sorunun da cevabını veriyor. Aysun Yıldırım’ın annesi Hüsniye Yıldırım çok önemli konuları ve bu asıl meseleyi de dile getirdi: “İstanbul Sözleşmesinden 1 gecede çıkanlar 9 senede kızımın gerçeğini ortaya çıkarmıyor… Açıklama istiyoruz. Ben de bu ülkenin vatandaşıyım. Vatandaşlık haklarım var, özlük haklarım var…” İşte meselenin iç içe iki ana yönü; İstanbul Sözleşmesi'nden çekilmek ve bunun kadınların “vatandaşlık” tanımını nasıl değiştirdiği. Şöyle ki; geriye dönüp baktığımızda görüyoruz ki, mesele yalnızca uluslararası bir sözleşmeden vazgeçmek değilmiş. Asıl mesele, uzaklaştığımız evrensel hakların yerine ne konulduğu? Oluşan boşluğun nasıl doldurulduğu?
Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu tweet media
Türkçe
1
22
70
1.8K
Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu retweetledi
İstanbul Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platform
"İstanbul Sözleşmesi'nden çıktıktan sonra Pınar Gültekin'in faili 'Cumhurbaşkanına teşekkür ederim İstanbul Sözleşmesi'nden çekildiği için' demişti." Temsilcilerimizden Şirin Yalıncakoğlu, Sercem TV'nin Kadın Bakışı programında İstanbul Sözleşmesi ve 6284'ün önemini anlattı.
Türkçe
3
11
32
2.8K
Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu retweetledi
Manisa Kadın CinayetleriniDurdurduracağızPlatformu
Bir kadın daha boşanmak istediği erkek tarafından hedef alındı. Bu kez yalnızca bir kadın değil, aynı evde bulunan ailesi de saldırının hedefi oldu. Kadınlar en temel haklarını, yaşamlarına ilişkin kararları özgürce alabilmek istedikleri için hedef alınıyor.
Türkçe
4
6
18
787
Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu
"Özellikle de Türkiye'nin daha Anadolu'daki illerinde 6284'ün uygulanmasına yönelik sıkıntılar olduğunu görüyoruz. İstanbul Barosu'nun geçtiğimiz günlerde yaptığı çalıştayda Doğu illerinden gelen avukat arkadaşlarımız 6284'ün nasıl unutturulmaya çalıştığını somut delilllerle anlattı." Genel Temsilcimiz Gülsüm Kav (@GulsumKav ), Birgün TV ekranlarında 6284 sayılı kanunun ve İstanbul Sözleşmesi'nin kadın cinayetleri ve şüpheli kadın ölümlerini önlemesindeki kritik rolünü anlattı. 🔗 Programın tamamını izlemek için: m.youtube.com/watch?v=-d9zo0…
Türkçe
0
26
100
2.1K
Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu retweetledi
İstanbul Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platform
📌 Kadınlar bilirler ki bize küçüklüğümüzden itibaren tehlikeli olduğu için sokaklardan ve gecelerden uzak durmamız söylenir. Fakat görüyoruz ki kadınlar en fazla evlerinde ve en yakınlarındaki erkekler tarafından öldürülüyor.
Türkçe
1
10
31
1.3K
Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu retweetledi
Kadın Davaları
Kadın Davaları@kadindavalar·
🔴 İstanbul'un Esenyurt ilçesinde E. Ö.'ye karşı nitelikli cinsel saldırı suçundan indirimsiz hapis cezası alan Y. Ş. tahliye edildi.
Türkçe
1
9
18
1.5K
Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu
"15 yıldır kadınlar en çok ateşli silahlarla ve boşanma aşamasında öldürülüyorsa bunun için önlem almak gerekirdi. Fakat Türkiye'de ateşli silahlara ulaşmak çok kolay. Boşanmayı zorlaştıran adımlarsa sürekli gündemde." Genel Temsilcimiz Gülsüm Kav (@gulsumkav) iktidarın aile odaklı politikalarının kadın cinayetleri ve şüpheli kadın ölümleri verilerine nasıl yansıdığını Rojda Aslan'la Mercek Altı programında değerlendirdi. 🔗 Programın tamamını izlemek için: youtube.com/live/H6SpBdrKF…
YouTube video
YouTube
Türkçe
1
48
173
3.6K
Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu
🟣 150 Kadın Cinayeti, 151 Şüpheli Ölüm: Gerçeği Açığa Çıkaracak, Sorumlulardan Hesap Soracağız Siyasi iktidarın ekranlarda ve kürsülerde kurduğu propaganda barikatını aşarak; kurumsal cezasızlık ve ihmallerle büyüyen örgütlü şiddet çarkının tüm gerçekliğini, kadınların gerçek verilerini açıkladık. Yılın ilk yarısında 150 kadının öldürülmesi ve 151 kadının ölümünün şüpheli bırakılması, bu topraklarda kadınların topyekun bir yaşam mücadelesi verdiğinin en somut kanıtıdır. Açıkladığımız ilk 6 aylık rapor; görevini yapmayan emniyet güçlerinin, gerçeklerin üzerini örten adli mercilerin ve aflarla faillere sokakları açan siyasi iktidarın suçüstü belgesidir. Öldürülen her kadının, karanlıkta bırakılan her şüpheli ölümün sorumlusu görevini kasıtlı olarak yerine getirmeyenlerdir. Siyasi iktidarın kadın düşmanı politikalarının ve yapısal cezasızlığın en karanlık boyutu olan şüpheli kadın ölümleri, ilk ihbardan mahkeme salonuna kadar uzanan zincirleme ihmallerin sonucudur. Nitekim yılın ilk yarısında kayda geçen 151 şüpheli ölümün ardından, gerçeği açığa çıkarma yükünün adli makamlardan alınıp adalet arayan ailelerin ve kadınların omuzlarına yıkılması, siyasi iktidarın kendi sorumluluğundan tamamen istifa ettiğinin resmidir. Bu ihmaller zincirine rağmen, geçmişte şüpheli ölüm olarak kayıtlara geçen 12 şüpheli kadın ölümünün aslında birer kadın cinayeti olduğu ortaya çıkmıştır. Bu veri bizlere açıkça gösteriyor ki; etkin, bağımsız ve adil bir soruşturma yürütüldüğünde hiçbir gerçek karanlıkta kalmayacaktır. "Aile Yılı" söylemleriyle kadınların içine hapsedilmeye çalışıldığı o "güvenli ev" illüzyonu ise bir kez daha verilerimizle yerle bir olmuştur; Nitekim hayattan koparılan 150 kadının 92’sinin –yani %61'inin– evlerde öldürülmesi ve yine kadınların %61’inin uzaktaki bir yabancı tarafından değil ailesindeki erkekler tarafından öldürülmesi kutsanan aile kurumunun aslında kadınlar için birer suç mahalline dönüştüğünün ilanıdır. Bu düzen bireysel silahlanmaya göz yuman ve faillere bu alanı açan devlet mekanizmasının da eseridir. Bugün Türkiye’de silaha erişimin hiç olmadığı kadar kolay olması kadın cinayetlerinin doğrudan suç ortaklığına dönüşmüş durumdadır; öyle ki, yılın ilk yarısında öldürülen her iki kadından biri, yani 78 kadın (%52) ateşli silahlarla yaşamdan koparılmıştır. Daha da vahimi, kadınların ellerindeki yasal güvencelerin kağıt üzerinde bırakılmasıdır. Öldürülen kadınların 8’i, öldürüldükleri anda cebinde 6284 sayılı kanun kapsamında uzaklaştırma/tedbir kararı taşıyordu; yani devlet elindeki tüm yasal yetkilere rağmen bu kadınları koruyamadı. Bu bütüncül tablo bize bir gerçeği söylüyor: Kadın cinayetleri ve şüpheli kadın ölümleri sistematik, cezasızlıkla beslenen ve önlenebilir bir sorundur. Kadınların yaşam hakkı; siyasi iktidarın kadın düşmanı politikalarıyla, kamu birimlerinin baştan savma süreçleriyle ve failleri koruyan cezasızlık pratiğiyle gasp edilemez. Kadınları yaşatacak olan; İstanbul Sözleşmesi’nin yeniden uygulanması, 6284 sayılı kanunun tavizsiz işletilmesi, bireysel silahlanmanın durdurulması ve her şüpheli ölümün etkin bir şekilde soruşturulmasıdır. Bizi hapsetmek istediğiniz o evlerde de, yasaklamaya çalıştığınız sokaklarda da, sesimizi kısmak istediğiniz dijital mecralarda da daha gür, daha örgütlü bir şekilde haykırmaya devam edeceğiz: Haklarımızdan, hayatlarımızdan ve birbirimizden vazgeçmiyoruz. Tüm kadınlar eşit, şiddetsiz ve özgür bir dünyada yaşayana kadar mücadelemiz sürecek. Şüpheli kadın ölümlerini aydınlatacak, sorumlularından hesap soracağız.
Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu tweet media
Türkçe
0
36
103
1.7K
Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu
Konya'da Dursuniye Öztürk ve Esmanur Öztürk, Rahman Öztürk tarafından öldürüldü. İktidarın "aileyi güçlendirme" söylemlerine rağmen kadınlar en çok en yakınlarındaki erkekler tarafından öldürülüyor. Kadınları aile içinde şiddete mahkûm eden politikalar, koruma mekanizmalarının etkin uygulanmaması ve cezasızlık, kadına yönelik şiddeti beslemeye devam ediyor. Kadın cinayetleri münferit değil; kadınları şiddete karşı korumayan, etkin soruşturma yürütmeyen ve cezasızlığı besleyen politikaların sonucudur. Kadınların yaşam hakkını koruyacak mekanizmalar eksiksiz uygulandığında, şiddet failleri gerekli yaptırımlarla karşılaştığında bu cinayetler önlenebilir. Dursuniye Öztürk ve Esmanur Öztürk için mücadele etmeye devam edeceğiz.
Cumhuriyet@cumhuriyetgzt1

Konya'da dehşet: Tartıştığı üvey annesi ve kız kardeşini öldürdü Konya'da Rahman Öztürk, evde tartıştığı üvey annesi Dursuniye Öztürk ve kız kardeşi Esmanur Öztürk'ü boğazlarını bıçakla keserek öldürdü. cumhuriyet.com.tr/turkiye/konya-…

Türkçe
0
23
95
2.4K
Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu
"Yeni daire başkanlığından bize gelen cevaplar pek de iç açıcı değil. Bu durum bizde 'Yalnızca kamuoyunda tepki uyandıran kişiler için mi çalışacaklar' şüphesi uyandırıyor." Genel Temsilcimiz Gülsüm Kav (@gulsumkav), 2026 yılının ilk 6 ayının kadın cinayetleri ve şüpheli kadın ölümleri verilerine dair yaptığımız basın toplantımız ve Adalet Bakanlığı'nın faili meçhul cinayetlerle ilgilenen yeni daire başkanlığı hakkında İlke TV'nin Mercek Altı programında konuştu. 🔗 Programın tamamını izlemek için: youtube.com/live/H6SpBdrKF…
YouTube video
YouTube
Türkçe
0
24
79
1.8K
Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu
Hülya Eser, Kilis’te boşanma aşamasında olduğu erkek tarafından öldürüldü. Kadınların yaşam hakkı göz göre göre ellerinden alınıyor. 2026’nın ilk altı ayına ilişkin yayımladığımız kadın cinayetleri ve şüpheli kadın ölümleri verileri de gösteriyor ki kadınlar en çok en yakınlarındaki erkekler tarafından öldürülüyor. Kadınları korumakla yükümlü olanlar görevlerini yerine getirmedikçe, koruyucu ve önleyici mekanizmalar etkin işletilmedikçe her yeni kadın cinayeti aynı ihmaller zincirini büyütüyor. Hülya Eser için adalet sağlanana, kadınların yaşam hakkı eksiksiz güvence altına alınana kadar mücadelemizden vazgeçmeyeceğiz. Kadın cinayetlerini durduracağız.
BirGün Gazetesi@BirGun_Gazetesi

Kilis'te kadın cinayeti: Boşanma aşamasındaki erkek tarafından katledildi birgun.net/haber/kilis-te…

Türkçe
0
28
77
2.6K
Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu
Bugün Elif Özkan'ın ölümünün üzerinden tam bir yıl geçti. 2025 yılında evinde ölü bulunan Elif'in ölümü "intihar" denilerek kayıtlara geçirildi. Etkin bir soruşturma yürütülmeden dosyaya takipsizlik kararı verildi. Abisi Orhan Karadağ Elif'in ölümüyle ilgili şüpheli olan, soruşturulması gereken her detayı ve 1 yıldır sürdürdükleri mücadeleyi basın toplantımızda anlattı. Elif'in dosyası yeniden açılmalı, ölümündeki tüm şüpheler aydınlatılmalı ve sorumlular hesap vermelidir. Adalet mücadelesi yürüten hiçbir aile asla yalnız yürümeyecek.
Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu@kcdplatformu

"Bizim araştırarak bulduğumuz delilleri nasıl hiçbir kurum görmedi? Biz mi savcı olalım? Biz mi hakim, doktor olalım?" 2025 yılında evinde ölü bulunan Elif Özkan'ın abisi Orhan Karadağ basın toplantımızda konuştu.

Türkçe
0
38
103
2.8K
Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu
CHP Kadın Kolları Genel Başkanı Asu Kaya'ya 2026 yılının ilk 6 ayında gerçekleşen kadın cinayetleri ve şüpheli kadın ölümleri verilerimizi TBMM'de gündeme getirdiği için teşekkür ederiz. Kadın cinayetlerini ve şiddeti durdurmanın yolu ortak mücadeleden geçiyor. Eşitliği hep beraber kazanacağız.
Dr.Asu Kaya@AsuKaya80TBMM

Bu ülkede kadın cinayetlerin üzeri "şüpheli ölüm" denilerek örtülüyor. Yaşatmak devletin görevidir. Bu görevi yerine getirmeyen iktidar bunun ağır sorumluluğundan da kaçamayacaktır!

Türkçe
1
34
79
2.5K
Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu retweetledi
Odatv
Odatv@odatv·
Son birkaç günde yedi kadın şüpheli şekilde öldü odatv.com/guncel/kadin-c…
Odatv tweet media
Türkçe
1
14
23
5.6K