Kemal Alimoğlu

1.6K posts

Kemal Alimoğlu banner
Kemal Alimoğlu

Kemal Alimoğlu

@kemalalimoglu

Klinik Psikolog

Katılım Mayıs 2021
753 Takip Edilen5.1K Takipçiler
Kemal Alimoğlu
Kemal Alimoğlu@kemalalimoglu·
Gelecekteki o hayali versiyonumuza o kadar çok yatırım yapıyoruz ki bugünkü halimiz sadece o muhteşem sonuca hizmet eden isimsiz bir işçiye dönüşüyor. 'O gün geldiğinde çok mutlu olacağım' cümlesi, aslında bugünün üzerine atılmış en ağır topraktır. Çünkü o gün genellikle gelmez, gelse bile biz o kadar çok beklemişizdir ki tadını çıkaracak iştahımız çoktan o bekleme salonlarında tükenip gitmiştir. Elimizde biriken tek şey, 'yapılacaklar listesinin ağırlığı' ve 'bir gün yaparım' dediğimiz hayallerin tozlu raflarıdır. Belki de hayat, o beklediğimiz büyük mucize değil, o mucizeyi beklerken pencereden dışarı bakıp kaçırdığımız o sıradan ikindi vaktidir.
Türkçe
0
0
2
265
Kemal Alimoğlu
Kemal Alimoğlu@kemalalimoglu·
En çok da kendime katlanmaktan yorgunum. Zihnimin içinde hiç susmayan o kalabalıkla, bitmek bilmeyen o içsel pazarlıklarla yaşamaktan... Sanki hayat, herkesin elinde bir haritayla koştuğu bir yarış ve ben o haritayı çoktan kaybetmişim de sadece kimse fark etmesin diye kalabalığa ayak uyduruyormuşum gibi. Zihnimdeki o içsel pazarlıklar ise hiç bitmiyor: "Şimdi gülümse, şimdi onaylar gibi kafa salla, şimdi derin bir cümle kur ki boşluğun anlaşılmasın." Kendimi idare etmekten, kendi enkazımı her sabah yeniden ayağa kaldırıp "her şey yolunda" vitrinine yerleştirmekten bittim. Yorulmak değil bu, yavaş yavaş seyrekleşmek.
Türkçe
0
8
46
2.6K
Kemal Alimoğlu
Kemal Alimoğlu@kemalalimoglu·
İnsan, her şeye sahip olduğunda bile 'bir şeylerin eksik' olduğunu hissetmek için özel bir çaba sarf eden tek varlıktır. Tamamlanmak istemez aslında. Çünkü onu hayatta tutan şey, o hiç dolmayan boşluğun peşinde koşma arzusudur. O boşluk dolduğu an, hikaye biter. İnsan aslında varacağı hedefi değil, yolda olmayı sever.
Türkçe
0
0
11
818
Kemal Alimoğlu
Kemal Alimoğlu@kemalalimoglu·
Zarif davrandığında zayıf sanılmak, hassas olduğunda değersiz görülmek… Ne acı. Oysa zarafet güçsüzlük değil, kontrol edebilme becerisidir. Hassas olmak ise her şeye kırılan biri olmak değildir. Aslında daha derin hissedebilmek, daha ince fark edebilmek demektir. Ama bu derinlik, yüzeyden bakanlara zayıflık gibi görünür. Çünkü herkes aynı incelikte algılayamaz. Yani mesele senin ne olduğun değil, karşındakinin neyi anlayabildiğidir.
Türkçe
0
7
43
1.5K
Kemal Alimoğlu
Kemal Alimoğlu@kemalalimoglu·
Herkes kendi çıkarını düşünür. Kimse sen kendini düşünmedin diye seni yüceltmez. İyilik yaptın diye seni başlarının üstüne koymazlar. Bu yüzden sen de kendini düşünmek zorundasın. Çünkü kendini geri plana attığın yerde, değer görmek değil, alışkanlık olursun. Sürekli veren olursun, idare eden olursun ama fark edilen olmazsın. İnsanlar çoğu zaman sana ne verdiğine değil, senden ne alabildiğine bakar. Bu yüzden kendini düşünmek bencillik değil, dengedir.Kendini korumadığın yerde kimse seni korumaz.
Türkçe
0
18
95
3.4K
Kemal Alimoğlu
Kemal Alimoğlu@kemalalimoglu·
Bugün bir yazı okudum: Balık ile kuş birbirine aşık olabilir ama birlikte bir yuva kuramazlar diye… Çünkü sevgi her zaman yetmez. İki insan birbirini ne kadar severse sevsin, aynı hayatı paylaşabilecek yerde değillerse o sevgi bir süre sonra zorlanır. Mesela biri sakinlik ister, diğeri sürekli hareket… Biri sorunları konuşarak çözmek ister, diğeri susarak uzaklaşır… Biri para biriktirmeyi önemser, diğeri anı yaşamayı… Biri ailesine çok bağlıdır, diğeri mesafe ister… Bunlar küçük farklar gibi görünür ama aynı hayatın içinde büyür. Ve zamanla sevgi değil, uyumsuzluk yorucu hâle gelir.
Türkçe
2
14
168
8.1K
Kemal Alimoğlu
Kemal Alimoğlu@kemalalimoglu·
İnsanlar eşiyle arasında hiçbir bağ kalmamışken ikinci çocuğu yapar. Bazen bunu uzun uzun düşünmez, sorgulamaz. Hayat devam ediyordur, ilişki bitmiş olsa bile düzen sürüyordur. Ve o düzenin içinde bir çocuk daha olur. Ve çocuk, sevginin olmadığı bir ortamda büyüdüğünde güveni değil, gerilimi öğrenir. Sevgi görmeyi değil, mesafeyi normal sanır. Sessizliği, tartışmayı, soğukluğu içselleştirir. Ve en acısı şudur: Sebep ne olursa olsun, çocuk bir boşluğu doldurmak için geldiğinde o boşluğun yükünü taşımak zorunda kalır.
Türkçe
3
12
138
16.5K
Kemal Alimoğlu
Kemal Alimoğlu@kemalalimoglu·
Bazı insanlar sizi sevmez; sadece sizde bıraktığı etkiyi sever. Yanınızda durur ama iyi gelmez, gitmez ama iyileştirmez. Çünkü siz, onların kendini iyi hissettiği bir alansınızdır. Sizi biraz aşağı çekerek, kendilerini yukarıda hissederler. Ve insan bunu geç fark eder: Bazı insanlar hayatınızda kalır ama size ait değildir. Bu aslında sizin çöküşünüzdür.
Türkçe
3
18
105
6.3K
Kemal Alimoğlu
Kemal Alimoğlu@kemalalimoglu·
Kadın zayıf olmalı, kadın bakımlı olmalı, kadın şöyle olmalı, böyle olmalı… Sanki kadın olmak başlı başına yeterli değilmiş gibi, üzerine sürekli bir “olması gerekenler” listesi ekleniyor. Biraz kilo alsa eleştirilir, zayıf olsa bu sefer başka bir şey bulunur. Bakımlı olsa “abartmış” denir, bakımsız olsa “kendine bakmıyor” denir. Ne yaparsa yapsın, birilerine göre hep eksik kalır. Ve gerçek şu ki:Kadın bir kalıba sığmak zorunda değil, olduğu hâliyle zaten yeterlidir. Ne yaparsa da kendi öz bakımı ya da canı istediği içindir, sizinle pek ilgisi yoktur.
Türkçe
14
9
171
8K
Kemal Alimoğlu
Kemal Alimoğlu@kemalalimoglu·
Ehlini bulmayan ziyan olur derler. İnsan da böyledir; doğru yerde değilse, ne kadar değerli olursa olsun ya anlaşılmaz ya da eksik sanılır. Oysa eksik olan insan değil, onu gören gözün yetersizliğidir. Ama insan bunu hemen anlayamaz. Kendine döner: “Ben mi fazla geliyorum?”, “Ben mi yetersizim?”, “Niye kimse beni olduğu gibi görmüyor?” diye sorgular. Yanlış yerde olduğunda fazla gelirsin, doğru yerde ise tam.Bir yerde “fazla” olan, başka bir yerde olması gereken şeydir aslında. Ve insan en çok da burada yanılır: Kıymet görmediği yerde kendini düzeltmeye çalışır. Oysa bazı şeyler değiştirilecek değil, doğru yerde anlaşılacak şeylerdir.
Türkçe
2
13
105
3.1K
Kemal Alimoğlu
Kemal Alimoğlu@kemalalimoglu·
Toplum seni bir gül fidanı olarak görse, neden papatya gibi mütevazı değilsin diye yererler; papatya olsan, neden bir gül kadar ihtişamlı ve dikenli değilsin diye kusur bulurlar. Sen kendi renginde açmaya çalışırken, onlar ellerinde bir makasla seni kendi zihinlerindeki o "ideal bahçe" şablonuna göre budamaya kalkarlar. Başkalarının vazosuna sığmak için yapraklarını döktüğün, kokunu değiştirdiğin her an aslında kendi köklerine ihanet edersin. Oysa senin görevin, başkasının manzarasını süslemek değil, kendi toprağında en hür halinle yeşermektir.
Türkçe
0
7
33
1.3K
Kemal Alimoğlu
Kemal Alimoğlu@kemalalimoglu·
Modern dünya bize sürekli bir şeyleri 'başarmayı', 'daha iyisi olmayı' ve 'hep yukarıya tırmanmayı' kutsal bir görev gibi dayatıyor. Öyle bir noktaya geldik ki sadece durmak, dinlenmek veya sadece 'olmak', artık bir suçluluk duygusu haline geldi. Kendi değerimizi banka hesabımızla, unvanımızla veya kaç kişinin bizi onayladığıyla ölçüyoruz. Oysa insan bir 'performans nesnesi' değil, bir varoluş mucizesidir. Gerçek tükenmişlik, çok çalışmaktan değil, kim olduğumuzu unutacak kadar çok 'başarılı görünmeye' çalışmaktan kaynaklanıyor. Ruhunun, senin hiçbir şey üretmediğin anlarda bile sevilmeye ve değerli hissetmeye ihtiyacı var. Durmak geride kalmak değil, kendine yetişmektir.
Türkçe
1
4
42
1.9K
Kemal Alimoğlu
Kemal Alimoğlu@kemalalimoglu·
Toplum olarak doğumu bir mucize olarak görürken, o mucizenin içindeki kadını 'herkesin fikrinin olduğu bir kamusal alan' ilan ediyoruz. Bebeğin nasıl beslendiğinden, annenin uykusuzluğuna kadar her kafadan bir ses çıkması; aslında yeni bir hayatın inşasına değil, bir kadının özgüvenine saldırıdır. Oysa lohusalık bir performans sergisi değil, ruhun ve bedenin yeniden doğuş sancısıdır. Bir annenin en çok ihtiyacı olan şey 'tavsiye' değil, 'senin kararlarına ve sınırlarına saygı duyuyorum' diyen güvenli bir sessizliktir. Kendi iç sesini, dışarıdaki gürültüden korumaya hakkın var. Sen sadece bir bebek değil, bir sınırda doğuruyorsun.
Türkçe
0
21
149
6.6K
Kemal Alimoğlu
Kemal Alimoğlu@kemalalimoglu·
Bazen her şeyi doğru yapmaya çalışırken yorulursun. İyi bir evlat, başarılı bir çalışan, sadık bir dost ya da kusursuz bir eş olma çabası... Ama kimse sana 'kendi içinde nasıl olduğunu' sormaz. Gerçek şu ki herkesin içinde kimseye anlatamadığı bir yorgunluk, kimsenin görmediği bir kırgınlık var. Kendine 'vakit kaybı' dediğin o dinlenme anları aslında ruhunun hayatta kalma çabasıdır.
Türkçe
1
6
57
2.6K