Dr. fuat

1.2K posts

Dr. fuat banner
Dr. fuat

Dr. fuat

@kr39840992

Özgürlük yolunda yol almaya çalışan...

Katılım Ekim 2018
152 Takip Edilen296 Takipçiler
Dr. fuat
Dr. fuat@kr39840992·
Doğru olsada olmasa da 15 Temmuz’dan bu yana Türkiye’de tek irade RTE’dir!
Maaruf Ataoğlu@mmaarufataoglu

Mühür Kimde, İrade Kimde? Kürt Siyasetinde Kritik Kırılma Maaruf Ataoğlu Tuncer Bakırhan’ın TBMM resepsiyonunda yaptığı konuşmasında “mühür sizde, Süleyman da sizsiniz” ifadesiyle barışın Recep Tayyip Erdoğan’ın iki dudağı arasında olduğunu ima eden değerlendirmesi, yüzeyde pragmatik bir siyaset dili gibi görünse de, derinlikte ciddi bir zihinsel kırılmaya işaret etmektedir. Öncelikle şunu açıkça ifade etmek gerekir: Barış, bir kişinin iradesine indirgenecek kadar dar bir mesele değildir. Barış; toplumsal mutabakatın, kurumsal aklın ve tarihsel sorumluluğun birleştiği bir zeminde anlam kazanır. Eğer bir süreç, tek bir iradenin tasarrufuna bırakılıyorsa, orada barış değil; olsa olsa kontrollü bir “sükûnet yönetimi” veya teslimiyet söz konusudur. Bu söylem, siyasetin doğasında var olan denge ve denetim mekanizmalarını da zayıflatmaktadır. Çünkü “mühür sizde” demek; dolaylı olarak “sorumluluk da sizde, biz ise edilgen bir pozisyondayız” anlamına gelir. Oysa tarih bize defalarca göstermiştir ki, edilgen aktörlerin olduğu bir denklemde devletler kalıcı çözümler değil, geçici düzenlemeler ortaya koyar. Diğer yandan bu yaklaşım, Kürt siyasetinin uzun yıllara dayanan mücadele ve müzakere birikimini de gölgelemektedir. Bir halkın kaderini, tek bir siyasi merkezin inisiyatifine havale etmek; o halkın özne olma iddiasını zayıflatır ve yok eder. Siyaset, talepkâr ve kurucu bir dil gerektirir; teslimiyet ima eden metaforlarla Türkiye’ye ve Kuzey Kürdistana barış gelmez. Elbette ki devlet aklının ve yürütmenin süreçte belirleyici bir olü vardır. Bunu inkâr etmek gerçekçi olmaz. Ancak belirleyicilik ile mutlaklık arasında ince ama hayati bir fark vardır. Bu fark ortadan kalktığında, siyaset yerini beklentiye, strateji yerini temenniye bırakır. Sonuç olarak; Sayın Bakırhan’ın bu çıkışı, iyi niyetli bir çağrı olarak okunabilir. Ancak kullanılan dil ve kurulan metafor, barışın toplumsal ve siyasal çoğulculuk zemininden uzaklaştırılarak tek merkezli bir iradeye indirgenmesi riskini barındırmaktadır. Barış, bir liderin iki dudağı arasında değil; halkların ortak vicdanında, eşitler arası bir müzakere zemininde ve güçlü bir siyasal iradenin çoğulcu akılla buluştuğu yerde hayat bulur. Aksi takdirde, kurulan her cümle barışı büyütmek yerine, onu daha da kırılgan hâle getirir.

Türkçe
0
0
0
23
Dr. fuat
Dr. fuat@kr39840992·
Hoca, Kürtlerin yeni Ortadoğu’da siyasi süreçleri okumada yetersiz kaldıklarını ve muhtemelen bir daha treni kaçıracaklarını yazmış! Hoca haklı görünüyor! Kürt hafızası, ancak bunu üretebilir!
Weysi Dag (Çiya)@dagweysi

One of the significant outcomes of the "terror-free Turkey" process, as implemented by the Turkish government, has been the prevention of the emergence of Kurdish actors in the Middle East amidst the turmoil following the October 7 atrocities. Furthermore, Turkey’s direct and indirect actions have led to the collapse of Rojava as an autonomous entity, deepened the fragmentation among Kurdish groups in Iraq to weaken their collective position and ignite intra-Kurdish conflict, hindered the ability of Kurds in Iran to play an active role in challenging the Iranian regime, and contributed to a sense of apathy among Kurds in Turkey, further marginalizing them. Turkey has tried to win its war against the Kurds without fighting and has been successful so far. By presenting the Kurdish issue as a domestic problem and effectively managing it, which has long been a central concern in Turkish politics, the Turkish state has expanded its influence in the Middle East and restored or forged new alliances with states such as Egypt, Jordan, Saudi Arabia, and Pakistan. In contrast, the Kurds in various regions have faced significant setbacks: the Kurds in Syria have lost the chance for self-determination and political status in Rojava; Kurds in Iraq are concerned about their political survival and local power; Kurds in Iran remain active targets of Mullah repression; and the Kurds in Turkey continue to await legislative changes by the Turkish regime, which, in my opinion, will never happen. The Kurds still believe that the Turks will change their conventional anti-Kurdish approach and instead recognize and respect Kurdish rights. However, the denial of Kurdish identity is a pillar of the Republic of Turkey, and without this pillar, Turkey does not have a future. It is only the Kurds who can eliminate this pillar, but not in the way they behave now. One possible explanation for these outcomes is that Kurdish actors failed to understand the ramifications of the October 7 events fully. They also did not reflect on their previous experiences with Turkey or recognize the shifting dynamics at play. Instead, they have often placed their hopes and strategies in the hands of an individual, who remains effectively hostage to the Turkish state. Moreover, Kurdish actors could have struggled to build strong alliances, create an alternative path to Turkey’s imposed policy, and establish a more assertive diplomacy at the center of regional and international power.

Türkçe
0
0
0
17
Umut Yenilmez
Umut Yenilmez@umutyenilez·
🚨KDP Politbüro Üyesi: İran, Kürtleri değil yasadışı örgütleri vuruyor Fazıl Mirani: 📍İran, bizim nazarımızda topraklarımızı hedef almıyor 📍Yasa dışı olan ve topraklarımıza el koyan bir kısım İranlıları hedef alıyor. 📍İran, 6 Peşmerge’yi yanlışlıkla öldürdü
Türkçe
28
21
49
18.2K
Dr. fuat
Dr. fuat@kr39840992·
Bu kadın, senin tersini söylüyor Federalizm olmasa Suriye’de tekrar iç savaşın kapısını açılır diyor!
Türkçe
0
0
0
23
Dr. fuat
Dr. fuat@kr39840992·
Merak ediyorum Güney Kürdistan’ın yönetiminde kim oturuyor? Sn. Neçirvan BERZANİ Başkan değil mi? Süleymaniye işgal altındaysa bundan başkanın sorumluluğu yok mu? Tabi iki köklü aile, Kürdistan’ı özel mülkü gibi görürse hiç bir çözüm üretemez!
Serbest Ferhan Sindî@serbesttsindi

Süleymaniye’nin işgal altında olduğunun en net resmi. KYB Süleymaniye’yi işgal altında tutuyor ve düşmanlarının istediği politikaları hayata geçiriyor. Bir Kürt Peşmergesi hastanelere kabul edilmiyor, şehid oluyor. Camilerde yıkanmasına, kefenlenmesine izin verilmiyor. Mezarlıkta gömülmesine izin verilmiyor. Taziyesinin yapılmasına izin verilmiyor. Bu utanç Kürd’üm diyen herkese yeter…

Türkçe
0
0
0
57
Dr. fuat
Dr. fuat@kr39840992·
Celadet Bey haklı ve tespitlerine katılmamak siyasi körlüktür bence! Maalesef sözleri muhatabın kulaklarına göre değil!
Celadet جالادەت@Celladdet

Birkaç gündr Bafel Talabanî hakkında söylenmedik söz bırakılmadı. Ben de aynı tepkileri verdim Oysa dönüşümlü vali modeli Bafel Talabanî’nin ya da KYB’nin icadı değildi; bu model daha önce de Türkiye’nin gündemindeydi. Türkiye, KYB ile ilişkilerinin kötü olduğu dönemde bu planı KDP ve bazı Arap partileri üzerinden hayata geçirmek istedi. Nitekim 2024’te “Türkmen vali seçilecek” haberleri çıktı. Ancak birkaç gün sonra İran’ın da devreye girmesiyle Şii Araplar ikna edildi ve Rebwar Taha vali seçildi. O dönemde KDP, Türkmenler ve bazı Sünni gruplar da bu sonuca itiraz etmişti. Dolayısıyla, kendi merkezinde olmadıkları her girişimi sonradan ulusal refleks gibi sunmaları samimi görünmüyor. Son bir yılda ise Türkiye ile KDP arasındaki ilişkiler eskisi kadar güçlü değil. Buna karşılık Türkiye ile KYB arasında bir yakınlaşma başladı. Bu kez de Türkiye, aynı modeli KDP üzerinden değil daha uygulanabilir gördüğü KYB üzerinden devreye soktu. Kürt partileri zaman zaman ulusal hamaseti iç politika malzemesi olarak kullanıyor. Ama gerçek şu ki, biri diğerinden daha ulusalcı olduğu için değil, çıkar ilişkileri nereye işaret ediyorsa ona göre pozisyon alıyorlar. Mesele çoğu zaman ilke değil, güç ve çıkar dengesi. KYB, Süleymaniye’de sıkıştığı için Bağdat, Tahran ve Ankara hattı üzerinden siyasi manevralar yapıyor. Bu manevralar Kürt halkının çıkarına olmasa da, iç çelişkiler ve iktidar hesapları onları böylesi savrulmalara ve rezaletlere sürüklüyor. Dün de gördük: Güney Kürdistan’da bir peşmergenin cenazesini ne hastane ne de cami kabul etti. Bu tablo bile başlı başına çok şey anlatıyor. Güney, bugün yalnızca kendi iç krizlerini derinleştiren bir yapı değil; aynı zamanda diğer Kürdistan parçalarının statü elde etmesi önünde de çoğu zaman bir engel gibi davranıyor. 1991 sonrasında Kuzey için Türkiye’nin ileri karakolu işlevi gören Güney, bugün de diğer parçalar üzerinde bir şantaj ve pazarlık malzemesine dönüştürülmüş durumda.

Türkçe
0
0
0
35
Dr. fuat
Dr. fuat@kr39840992·
Hoca’nın tespitleri yerinde!
Türkçe
0
0
0
25
Dr. fuat
Dr. fuat@kr39840992·
Şok olmana gerek yok! Sürekli kritik dönemlerde Kürt siyasi aktörleri, öncelikleri şahsi çıkarları olmuştur. Zira Kürt hafızası, kendi siyasi öncülerini eğitememiştir. Dolayısıyla sonuç bu olacaktır.
Weysi Dag (Çiya)@dagweysi

As a human being, I am deeply shocked and disgusted to learn that multiple hospitals in the Kurdistan Region of Iraq, under the control of the so-called “Patriotic” Union of Kurdistan (PUK), have refused to treat an injured Kurdish girl, a human being forced to live as a refugee in her own homeland. She was wounded by the Iranian regime, yet denied care by those who claim to represent her and her people. What is truly unbearable is that hospitals, institutions that, across the world, are bound by a fundamental moral duty to treat every human being, regardless of any identitied, believes or any backgrounds, have instead become instruments of power, controlled by clan-like structures that operate more like mafias than public servants. This is not just a political failure. It is a collapse of basic human morality. I feel not only anger, but also a profound sense of shame and grief that such injustice is carried out in the name of Kurdish leadership. When those entrusted with care and protection become agents of neglect and exclusion, something far deeper is broken. Once again, it becomes painfully clear that without a fundamental transformation within Kurdish society, without dismantling the grip of entrenched clan powers that, in many ways, replicate and even deepen the oppression of colonial systems, hope for meaningful change remains an illusion. These structures do not protect the Kurdish people. They weaken them. They enable repression and leave the population vulnerable to the very forces that deny them freedom, dignity, and security. Not only are lives being lost or harmed, but our moral integrity as a society is also being diminished.

Türkçe
0
0
0
22
Dr. fuat
Dr. fuat@kr39840992·
Yoksa sözüm ona “din” adına kitleleri ehlileştiriyor mu? Millet hiç bir zaman bunların umrunda değil! Bu zihniyet, “Allah” adına yığınları uyuşturdu! Hangi yüzle inandıkları Allah’ın huzuruna çıkacaklar! Allah adına aldatmaktan daha ahlaksız kimse yoktur!
Türkçe
0
0
0
23