marvelyus
2.2K posts

marvelyus
@marvelyus
ben nereden bileyim... if you go away... LÂM... TANRI UMUTTUR... evrimsel teoloji... misafir...


Araştırmacı-Yazar Mustafa Akyol @AkyolMustafa : Kur’an’ın indiği dönemde çok sert bir mücadele ve kamplaşma vardı. Kur’an’ın en ağır şekilde eleştirdiği insanlar sadece “farklı inananlar” değil; zulmeden, baskı kuran, kibri yüzünden hakikati reddeden insanlardı. Kur’an’daki “kâfir” kavramı da bu tarihsel bağlam içinde anlaşılmalı. “Kâfir”, hakikati gördüğü hâlde kibri, çıkarı ve iktidar tutkusu yüzünden inkâr eden kişidir. Firavun bunun en açık örneğidir. Musa’nın hak peygamber olduğunu görüyor ama “Mısır’ın sahibi benim” diyerek hakikate teslim olmuyor. Fakat bugün dünya bambaşka bir dünya. “Guatemala’nın Katolik bir köyünde yaşayan iyi niyetli bir yaşlı teyze niye kâfir olmuş oluyor? Yani bizim Elazığ’ın bir köyünde yaşayan yaşlı bir teyze ne yapıyorsa o da aynısını yapıyor.” Birisi annesinden babasından Hristiyanlığı öğrenmiş, diğeri İslam’ı. Biri kiliseye gidiyor, diğeri camiye. İkisi de doğduğu dünyanın içinde hayatını yaşamaya çalışıyor. “Bugün Müslümanların %99’u Müslüman olarak doğmuş insanlar. Katoliklerin de öyle, Protestanların da öyle, Yahudilerin de öyle, Hinduların da öyle.” İnsanların büyük çoğunluğu dinini uzun felsefi araştırmalar sonucunda seçmiyor; doğduğu aile, toplum ve kültür içinde öğreniyor. “Bir insan Tahran’da doğarsa Şii olacaktır. Kahire’de doğarsa muhtemelen Sünni olacaktır. Lazkiye’de doğarsa da muhtemelen Arap Alevisi olacaktır.” “Bir insan niye Hasibi olmuş da ötekisi Sünni olmuş? Anası babası öyleymiş.” Dolayısıyla insanları mezhebi, dini veya kimliği üzerinden “özünde kötü”, “ahlaken aşağı” görmek çok problemli bir yaklaşım. Kur’an’ın indiği dönemdeki savaş ve çatışma atmosferini, bugün bütün insanlığa uygulanacak değişmez bir düşmanlık şablonu gibi okumak bizi yanlış yerlere götürür. “İslam’ın çıktığı şartlardaki çatışmayı anlamak, saygıyla anmak ama aynı zamanda bugün daha farklı bir dünyada olduğumuzu görmek gerekiyor.” Bugün ihtiyaç duyduğumuz şey; birbirini şeytanlaştıran mezhepçilik değil, adalet fikridir. “Farklılıklarımız var ama hepimiz eşitiz. Hakları hak ediyoruz. Eşit şartlarda bir siyasi sistem içinde olmalıyız.” İnsanları doğduğu coğrafya üzerinden mahkûm etmek yerine, ortak insanlık ve ortak hukuk temelinde birlikte yaşayabilmeyi öğrenmek gerekiyor.



















