𝚉𝚊𝚏𝚎𝚛 𝚄𝚣𝚊𝚔

1.6K posts

𝚉𝚊𝚏𝚎𝚛 𝚄𝚣𝚊𝚔 banner
𝚉𝚊𝚏𝚎𝚛 𝚄𝚣𝚊𝚔

𝚉𝚊𝚏𝚎𝚛 𝚄𝚣𝚊𝚔

@mavili

Beyazıt meydanındaki takunyalı

Katılım Mart 2009
567 Takip Edilen285 Takipçiler
Neşe Sağlam ORGAnikTEKNOkent
KORKUNÇ bi şey öğrendim. Meğer telefonlarla okumuyorlarmış zihnimizi. Havaya ve suya attıkları nano partikül tozlarla zihnimizi kontrol ediyorlarmış. Bundan kaçışta yok. Telefonu uzağa koyun sonra bi şey düşünün gelin.Sonra telefona bakın düşündükleriniz orda. Yani tehlike havada
Neşe Sağlam ORGAnikTEKNOkent tweet media
Türkçe
114
735
3K
145.9K
𝚉𝚊𝚏𝚎𝚛 𝚄𝚣𝚊𝚔 retweetledi
DeepTechTR 🇹🇷
DeepTechTR 🇹🇷@DeepTechTR·
🚨 Google’ın asla öne çıkarmak istemediği 50 gizli web sitesi! Çoğu insan Google’ın ilk sayfasından öteye geçmez. Ama internetin asıl gücü burada: 1. 12ft.io → Herhangi bir haber sitesinin ödeme duvarını tek tıkla aş 2. libgen.is → Milyonlarca ders kitabı ve akademik eser ücretsiz 3. sci-hub.se → Dünyanın en iyi araştırma makaleleri bedava 4. photopea.com → Tam teşekküllü Photoshop, tarayıcıda ücretsiz 5. remove.bg → Fotoğraflardan arka planı 3 saniyede sil 6. archive.org → İnternetin Wayback Machine’i, her şeyin eski hali 7. wolframalpha.com → Matematik, fizik, kimya… anında çözüm 8. haveibeenpwned.com → E-postan hacklendi mi kontrol et 9. privnote.com → Okunduktan sonra kendini imha eden mesaj 10. elicit.org → AI destekli akademik araştırma asistanı 11-50 arası da en az bunlar kadar güçlü: • consensus.app → Bilimsel konularda uzlaşılan cevapları göster • connectedpapers.com → Araştırma makalelerini görsel harita olarak sun • raindrop.io → En gelişmiş yer imi ve koleksiyon yöneticisi • mynoise.net → Kişiye özel odaklanma ve rahatlama sesleri • tunefind.com → Dizilerde çalan şarkıları bul • smallpdf.com & ilovepdf.com → PDF’leri ücretsiz düzenle, birleştir, böl Ve daha nice araç… İnternet, Google’ın bize gösterdiğinden çok daha büyük ve özgür. Bu listeden en çok hangisini kullanacaksın ya da şu ana kadar en çok işine yarayan hangisiydi? Yorumlara yaz, birlikte keşfedelim 👇
Türkçe
2
89
526
30.9K
Melis ✨
Melis ✨@ffmelis·
Erkekler hep şöyle der ya: “Eve gelince karım olsa, lezzetli bir yemek olsa ne kadar mutlu olurum’ diye. Ben de aynı şeyi düşünüyorum: Eve gelince eşim olsa, lezzetli bir yemek olsa mutlu olurum. Peki neden otomatik olarak kadının yemek yapacağı varsayılıyor ki? Neden Bu görev sadece kadına ait gibi davranılıyor? Dürüst olmam gerekirse bu görev sadece kadına yüklenmiş bir yük.!
Melis ✨ tweet media
Türkçe
424
98
1.1K
38K
Harun Ozan Ceylan
Harun Ozan Ceylan@HarunOzanCeylan·
Afrika’da 5.000₺ olan kurban türkiyede neden 22.000? Bir koyun besicisi olarak bir izahatta bulunmak isterim. Yurtdışında (Afrika’da) 5.000’e kesilen kurbanlar zaten Türkiyedeki kesime bile müsait olmayan 6.000-7.000 civarındaki koyunlarla eşdeğer büyüklükte. Kessen et 3-5 kg ya çıkıyor ya çıkmıyor. 5 tane kessen Türkiyedeki ortalama 20-25 olan bir koyunla aynı et çıkıyor. Afrika’daki insanlar aç yemek bulamıyorken koyunu neyle besleyip büyütecekler ? Hal böyleyken 0 yem ve sadece yaydırmak suretiyle sıfır masrafla besliyorlar, bununla kalmayıp hayvanı küçücükken kesiyorlar. Yani eti olmayan gelişmemiş bir hayvan. Dileyen varsa ben aynı ayarda 11’e kurbanlık Ayarlarım ama et çıkmaz sadece kurbanlık ibadeti yerine getirilmiş olur. Şuanda henüz yeni 6 aylık olmuş kuzular ortalama 10K civarında türkiyede. Bir de bunu büyütüp yemle (çuvalı 1.000₺) besleyip öyle hazırlıyorsun kurbana. Yani ortalama 25-30K olması gayet doğal. Sebebi enflasyon olmakla birlikte Afrika ile kıyas etmek çok mantıksız. Dediğim gibi Afrika’da kesilenler zaten cılız , eti olmayan koyunlar. Türkiyede şuanda 30K olan bir kurbanlık ortalama 15 ayda yetişiyor. Samanın tonu olmuş 9.000₺ Yemin tonu olmuş 20.000₺ Aylık eleman maliyeti 50.000₺ 15 ay boyunca çoban yaydırıyor. Yoncası var, hayvanın hastalığı var, veteriner giderleri var. Var da var Peki Afrika’da ne var ? Birkaç ay sadece ot yedirilmiş cılız bir hayvan var. Açıkçası türkiyede bedavaya bile kesilmez o. Ama söz konusu Afrika olunca gözünün önünde kesilmediği için yüzbinlerce insan Afrika’da kestiriyor kendini tatmin etmek için. Al Kapının önünde kes tüm komşular görsün diyecek olursak hiçbir Allah’ın kulu kesmeye yeltenmez. Müslümanlar bile artık “Afrika’da neden 5.000 türkiyede neden 25.000” demeye başladı. Solcuların sloganik söylemleri iyi tutuyor. Güdülmeye müsait bir kitle var. İşten anlamayınca herkes konuşuyor.. Özetle; türkiyede 22.000’e kesilenden ortalama 30-35 kg et çıkarken Afrika’da 6.000’e kesilenden 3 kg et çıkar çıkmaz malum bile değil.
Türkçe
161
22
182
92.3K
𝚉𝚊𝚏𝚎𝚛 𝚄𝚣𝚊𝚔 retweetledi
Serpil Özkan
Serpil Özkan@SerpilOzkan99·
Siz 5G 'yi internet hızı ile alakalı mı sanıyorsunuz? O size söylenen yalan. 1800-2200 mhertz aralığında tüm internet verileri çalışır. Bu mhertz üstünde her veri de aynı şeyi yapar.. Ama, 4000 Mhertz üstü başka şeyleri de çalıştırır. İnsanın vücuduna yerleştirilen graphane gibi ...
Türkçe
6
65
260
6.8K
Murat AKAN 🇹🇷
Murat AKAN 🇹🇷@yazarmuratakan·
Sağlık Bakanı Kemal Memişoğlu: “Hantavirüse ilişkin toplum müsterih olsun. Şu anda böyle bir salgın riski veya bununla ilgili bilimsel dünyanın bize risklerin çok arttığı veya bu konuda risk olduğu konusunda bir bildirimi ve önerisi yok…” İşte bu! Korku yaymanın anlamı yok…
Türkçe
59
120
616
12K
𝚉𝚊𝚏𝚎𝚛 𝚄𝚣𝚊𝚔
@_Devletci_ Sanki dediklerinizi yapacaklar, adam daha fazla nasıl yok ederiz diye soru soruyor. Yazdıklarınızı bilmiyor mu sanıyorsunuz, neden dem kafa ile beraber olmaya çalışıyor, yeni anayasa ne için, küresel güçlerin neden her dediğini yapıyor..... Çok soru
Türkçe
0
0
0
42
🇹🇷
🇹🇷@_Devletci_·
Ak Parti oylarını tekrar %50 üzerine çıkarmak içim çözüm önerileriniz nelerdir. Her fikir değerli… #anket
🇹🇷 tweet media
Türkçe
3.6K
93
783
132.4K
𝚉𝚊𝚏𝚎𝚛 𝚄𝚣𝚊𝚔 retweetledi
RED
RED@Redbeeea·
“Sen bizi rezil ettin!” Kuzenim hiçbir şey demedi. Sadece önüne baktı. Çünkü bağımlılar bir yerden sonra azar işitmeye alışıyor. En kötüsü ne biliyor musun? Aile önce kızıyor. Sonra utanıyor. Sonra yoruluyor. Bir noktadan sonra kimse çözüm aramıyor artık. Sadece yeni bir kriz çıkmasın diye yaşamaya başlıyor. Kuzenim telefonunu satmıştı. Bilgisayarını satmıştı. Sonra gizlice annesinin kartını kullanmış. Annesi bunu öğrenince ilk kez: “Ben senden korkmaya başladım.” dedi. İşte o cümle herkesi susturdu. Çünkü bir annenin kendi çocuğundan korkması normal bir şey değil. Geçen ay gece bana mesaj attı: “Keşke ilk kaybettiğim gün bıraksaydım.” Ama kumarda insanlar parayı kaybettikten sonra değil, kendilerini kaybettikten sonra gerçeği anlıyor.
Türkçe
51
5
336
54.6K
Mavi Türk 🇹🇷
Mavi Türk 🇹🇷@Maviturkk·
Her ne şartta olursa olsun aşı olmayın.
Mavi Türk 🇹🇷 tweet media
Türkçe
72
656
2.1K
26.3K
TV5
TV5@tv5televizyonu·
🗣 @aliosmanonder34 📌Yeni pandemi ilan edilirse bu bir daha hiç bitmeyecek 📌Kovid gibi 1-2 yıl sürüp sonrasında yasaklar kalkacak tarzında olmayacak ↪Bu kez yasaklar kalıcı olacak 📌Yeni kurallar belirlenmiş olacak. Bu yeni kurallar vatandaşlık puanlama sistemini hızlandıracak @ahalimmese
Türkçe
33
340
880
70.7K
İbrahim Yıldız
İbrahim Yıldız@ibrahimyldz1983·
Ali Osman bey, buradaki videonuzu aldım ve önemli noktaları ins'da üzerine yazılar düzenleyerek, ins. ve WhatsApp'ta paylaştım. -Sorum şu; hantavirüs insandan insana bulaşmayan bir virüs değilse bunu(yasaklar ve kapanmaları) nasıl yapacaklar !, maske vs. gibi tedbirler alınacak mı ? @aliosmanonder34 Not:Tabii ki olsa da planlansa da OLMAMASI dileğimiz.!, Cevaplar mısınız !!! ( @ahalimmese bey,programlarınızı izleyerek ve severek takip ediyorum şahsen )
Türkçe
4
0
1
960
Uzm. Esra Güneş Kaya
Uzm. Esra Güneş Kaya@UzmEsraGunes·
Hayatınızı tamamen değiştirecek “3 kez Neyse ki Kuralı'nı” duydunuz mu? Ünlü bir milyarder bu tekniği gençliğinde öğrendiğini ve bu yolla hayatına parayı ve aşkı çektiğini açıkladı. Bu aslında temel bir nörobilim egzersizi Nasıl çalışıyor:👇 Herhangi bir sorun ortaya çıkarsa, üç kez "Neyse ki..." deyin. Bu, beyninizin sorunlara nasıl tepki verdiğini değiştirir. İşte 2 örnek:
Uzm. Esra Güneş Kaya tweet media
Türkçe
13
94
571
84.8K
𝚉𝚊𝚏𝚎𝚛 𝚄𝚣𝚊𝚔 retweetledi
Hüseyin Yılmaz
Hüseyin Yılmaz@HSYNYILMAZ09·
Luciferyan Yapının Ameleklere Algı Oyunları - 30 Yerel Halkları Eğitiyormuş Gibi Yapıp Cahil Bırakma Bunu Ancak Teoriyle anlatabilirim Komplo Teorisi Yapmıyorsun Diyen Arkadaşlara Hadi Bakalım Toplanın Mısır a Gidiyoruz ... Mısır Piramitlerinde Saklanan Gercekler ...
Hüseyin Yılmaz tweet media
Türkçe
3
8
27
2.6K
Gülay
Gülay@Gulay3141·
@SerpilOzkan99 İnsanlar uyandı artık, kimse yutmaz bu numaraları bence!
Türkçe
1
0
1
217
Serpil Özkan
Serpil Özkan@SerpilOzkan99·
Sağlık Bakanlığı Hantavirüs hakkında açıklama yapıyor. "Ülkemizde henüz pozitif vaka tespit edilmemiştir." ▪️Henüz mü dedi ? Ne dedi ? ▪️Dur bir #COMEX 'i kontrol edelim. Mayıs sonuna doğru #Gümüş tetik gene çekilecek zaar 🤭 İspanya'da bir vâkâ haberi geldi. Virüs 'e değil, cebinize bakın. Hiper enflasyon içinde, stagflasyon için de iyi bahane. Bu sefer de kapatmaya sus-pus kalırsanız, ağzınıza-burnunuza da o zehirli maskeyi duyarsanız, bugünleri bir mum ile ararsınız!
Serpil Özkan tweet media
Türkçe
20
58
241
11.6K
𝚉𝚊𝚏𝚎𝚛 𝚄𝚣𝚊𝚔
Mükemmel bir özet 👏🏻👏🏻👏🏻👏🏻
Gül Temel@gulltemel

"SİGARA YASAKLARIYLA KAMU SAĞLIĞINI DÜŞÜNÜYORLAR" ÖYLE Mİ? HAYATIMIZ; Hastalıkların bir "virüs" ya da mikropla dışarıdan taşındığı/bulaştığı iddiası, "mikrop teorisi" şarlatanlığı gerekçesiyle, kordon bağının kesilir kesilmez yeni doğanların, okul çağı çocuklarının, gencinin, yaşlısının -koruyucu bağırsak bariyerlerine uğramadan- doğrudan kan dolaşımına zerk edilen; alüminyum, cıva, formaldehit, polisorbat80, monosodyum glutamat, gentamisin sülfat, setiltrimetilamonyum bromür, glutaraldehit, hücre kültüründen gelen filtrelenmemiş insan fetüs ve hayvan ölü hücre parçaları gibi sayısız toksik pisliği barındıran; daha 100 sene öncesinde esamesi okunmayan peyda olduktan sonra ise "genetik hastalık" diye sahtekârca tanımlanan bir otizmin, bir SMA'nın en birincil müsebbibi; kısa ve/veya uzun vadede, en basit alerjik reaksiyonlardan otoimmün hastalıklara (insan fetüs hücre hatları sebepli), nörodejeneratif hastalıklardan ensefalit, menenjit vb. inflamatuar hastalıklara dek daha nice ve çok çeşitli sağlık problemlerini ortaya çıkaran, sakatlayan ve öldüren AŞILARLA, Altta yatan gerçek nedenle ilgilenmeyen, sadece semptomları değerlendiren bir teşhis usulünün eseri olarak, tedavi etmekten tamamen uzak, sadece semptom baskılayan ve vücutta bir dizi tutarsız kimyasal reaksiyona sebep olan ve hâliyle esas sorunu zamanla şiddetlendirip azdıran, neredeyse tamamı petrokimyasallardan üretilen İLAÇLARLA, Hamilelikte kullanıldığında yeni doğanda kanama riski oluşturan (K2 vit. bağırsaklarda bakteriler tarafından sentezlenir), aşırı kullanımında kist hidatik'in ve çeşitli kistlerin, miyomların tek müsebbibi, bağırsak hasarları, karaciğer hasarları meydana getiren, "canlılık karşıtı"/mikrofloranın katili ANTİBİYOTİKLERLE, İnsan ve hayvan vücudunun bizzat kendi hücrelerinin ve mikroplarının ortamın toksisitesine göre pleomorfizm yeteneği gereğince dönüşmüş halleri, vücudun güçlü toksin yapılarıyla, dokularda birikmiş ağır metallerle mücadeleci şifa ordusu parazitleri felç ederek öldüren, dolayısıyla vücudun toksisite ile mücadelesinin önüne geçen, "kansere çare" diye pazarlanırken asıl kanserojen etkenin ta kendisi olan, kadınlarda ve erkeklerde yumurtalıklarda birikim yaparak kısırlığa sebep oldukları sayısız bağımsız çalışma ile ortaya konmuş, daha birçok sağlık hasarının bir numaralı sorumlusu ANTİPARAZİTER İLAÇLARLA, Epifiz bezinde birikerek epifiz bezinin bilişsel faaliyetlerden (sorgulama, kritik etme, mantık yürütme, analiz etme vb.) sorumlu olan melatonini üretmesini engelleyen FLORÜRLÜ ve çok düşük seviyelerde sadece solunması hâlinde bile ciddi akciğer hasarları meydana getiren, belli maruziyetiyle atardamar sertleşmesinden, kansere, kalp problemlerine dek bir dizi olumsuz sağlık etkisi olan KLORLU ŞEBEKE SULARIYLA, Baryum ve alüminyum partikülleri (BA-AL) püskürtmesiyle böylece havayı, suyu, toprağı/habitatı ağır metallere boca eden CHEMTRAİL'LE, Endüstriyel tarımda, bitkiler tohum - fide - olgunluk evresine gelene dek, her bir zerresine nüfuz edecek denli (öyle ki bitkiler başta bakırı, bünyesinde olması gereken pek çok minerali ve vitamini dışlar hâle gelir) kullanılan ve bu bitkiler aracılığıyla insan vücuduna giren, başta hormon sistemi bozukluklarından nörolojik bozukluklara dek bir yığın sağlık sorunu üreten PESTİSİTLERLE, Kaynağı kaya tuzu olsa da, bu doğal tuzun içerisinden 80'den fazla hayati mineralin ve iz elementlerin alınmış olduğu ve böylece artık insan vücudu için "agresif" forma kavuşan, vücudun su - tuz dengesini, mineral dengesini; dolaşım sistemini, sinir sistemi fonksiyonlarını vb. alt üst eden RAFİNE TUZLA, "Zararlı bakteri" yalanıyla pastörizasyon işleminden geçen ve bu işlem sonucunda protein yapısı tamamen bozulan, vitamin ve minerallerinin neredeyse tamamını kaybeden, artık beyaz toksik bir sıvı haline gelen PASTÖRİZE SÜTLE, Daha yumurta içindeyken bile (in - ovo) aşılama yapılan, civciv halinden olgunluğa dek sprey/dumanlama (kafes sırasına püskürtme), içme suyu, göz/burun damlası, doğrudan enjeksiyon, kanat zarı batırma vb. yöntemlerle ağır metaller ve sayısız toksik malzemeyle dolu aşılara sürekli maruz kalan; düzenli olarak, bağırsak floralarını bozan, sindirim sistemlerini tahrip eden, organ hasarına yol açan antibiyotiklere maruz kalan, kelimenin tam anlamıyla gün yüzü gösterilmeyen, KAFES USULÜ KÜMES HAYVANCILIĞININ BERBAT ESERİ TAVUKLARIN TOKSİK ETİYLE, Sayısız toksik katkı maddesiyle (koruyucular, yapay tatlandırıcılar, yapay aroma vericiler, emülgatörler vs.) harmanlanmış, sağlık adına faydalı neredeyse hiçbir besin değeri bulundurmayan ENDÜSTRİYEL İŞLENMİŞ GIDALARLA, Formül olarak hücrelerin kullanabileceği yağlara çok benzediği için hücreleri kandırarak hücre zarından içeri sızan ve artık hücrelere doğru yağların girmesine mani olan; hücrelerin enzim üretmesine, reseptör organellerinin hasar almasına sebep olan ve böylece hücresel bozulmalarla gelen çeşitli hastalıklara kapı aralayan TRANS YAĞLARLA, Sayısız toksik kimyasalla formüle edilen DETERJANLARLA, TEMİZLİK VE KOZMETİK ÜRÜNLERİYLE, Belli süre - şiddette maruziyetiyle "programlanmış hücre ölümleri"ne, "savunma sistemi" yıkımına, kansere, nörodejeneratif hastalıklara, endokrin sistemi bozukluklarına vb. daha pek çok hastalığa yol açan ELEKTROMANYETİK FREKANSLARLA Vücutta birikim gösterdiği bölgelere göre - atardamarlar, beyin, yumurtalıklar, bağırsaklar, akciğer vb.- çok çeşitli sağlık problemleri geliştiren (kardiyovasküler sorunlar, demans, alzheimer, sperm sayısı ve kalitesinde düşüş, over hasarı, embriyo gelişim sorunları, kronik bağırsak iltihabı, solunum yolu hastalıkları vs.) mikroplastikleri saçan/salan POLYESTER, POLYAMİD, AKRİLİK GİBİ GİYSİLERLE, PVC'DEN YAPILMIŞ TÜM EŞYALARLA, VE DAHA NİCE ZEHİRLE VE ZEHİRLEME ARAÇLARIYLA ÇEPEÇEVRE KUŞATILMIŞ DURUMDAYKEN, ve bunların hiçbiri için yasaklar getirilmemiş/getirilmiyorken, SİGARA YASAKLARININ GERÇEKTEN KAMU SAĞLIĞI ADINA GETİRİLDİĞİNE İNANMAK MÜMKÜN MÜ? Şahsen, sigaranın sadece bir "günah keçisi" seçilmediğine - yukarıda saydıklarımın önemli çoğunluğu, bilhassa ki aşılama programları, açık bir soykırım girişimidir, dolayısıyla gönüllülük esasına dayanamaz, topyekun ortadan kaldırılmaları, yasaklanmaları gerekir. Yine, bir aşının verdiği/vereceği sağlık hasarlarıyla sigaranın verdiği/vereceği hasarlar kıyas dahi kabul etmez. - geri planda başka hesapların döndüğüne de kani olacağım. Misal, sigara yasaklarıyla uyuşturucu kullanımının yaygınlaşmayacağının garantisini kim verebilir? Not: Son 1,5 senedir (öncesinde, öyle uzun süre ve düzenli kullanım geçmişine de sahip değilim) sigara kullanmıyorum. Uzun zamandır da birisi yanımda sigara içtiğinde bundan rahatsız olacak derecede, sigara içmediğim zamanlarda olduğu gibi hassasiyet geliştirdim. Fakat bu kimselere yanımda sigara içmemeleri yönünde bir talepte bulunmadım, rahatsızlığımı dile getirmedim, getirmem. Özellikle açık alanda, burnumun dibine dibine üflenmediği takdirde, sigara dumanının kimyasalları yüksek oranda havayla dağıldıktan ve burnumun filtrasyonundan sonra aldığım şey sadece koku; daha çok sigara kağıdının yanık kokusu. "Ben sigara içmiyorum öyleyse kimse içmesin." "Ben sigara içilmesinden rahatsız oluyorum, sigara yasaklansın." diyebilmeyi, "araba gürültüsünden rahatsız oluyorum, arabalar yasaklansın" demekle eşdeğer görüyorum, hatta daha da ilerisi... Bu, Jakoben kafa yapısının bir dışavurumudur. Ve bugün sigara yasaklarına başta benim gibi sigara kullanmayanların itiraz etmesi gerektiğini düşünüyorum. Sigara içmeyenler, eğer bugün bu yasakları memnuniyetle karşılayıp itiraz etmezse, yarın, kendilerinin kıymetlilerine ve en kıymetlilerine sıra gelir. "Kamu sağlığı adına..." denilerek getirilen sigara yasakları; "kamu sağlığı adına...", "sağlığınız adına...", "iyiliğiniz adına..." gibi erdem maskeleri büründürülmüş, ardı arkası kesilmeyen yasaklara evrilir. Toplumlar işte böyle kademe kademe köleleştirilir.

Türkçe
0
0
0
7
𝚉𝚊𝚏𝚎𝚛 𝚄𝚣𝚊𝚔
🤔🤔
Gül Temel@gulltemel

BAKTERİLERİN, DİĞER MİKROPLARIN VE PARAZİTLERİN HASTALIK YAPTIĞI İDDİASININ SONU GELDİ, TIP TARİHİNİN EN BÜYÜK PALAVRASI OLAN MİKROP TEORİSİ VE ONA YASLANAN ŞARLATAN DÜZEN BİLİMSEL KANITLARLA YIKILIYOR! Bu konuyu 3 ana bölüme ayırıp anlatacağım: 1-) Bakteriler, Diğer Mikroplar ve Parazitler Bizim Dostlarımızdır; Onlarla Birlikte Yaşarız, Onlarsız Var Olamayız. 2-) Kanıtlar – I ve II 3-) Ivermectin, Antiparaziter İlaçlar ve Antibiyotikler Canlılık Karşıtı Zehirdir. Hadi başlayalım! 1-) BAKTERİLER, DİĞER MİKROPLAR VE PARAZİTLER BİZİM DOSTLARIMIZDIR; ONLARLA BİRLİKTE YAŞARIZ, ONLARSIZ VAR OLAMAYIZ İnsan vücudu, insan mikrobiyotası olarak bilinen çok sayıda çeşitli yaşam formuyla doludur. Bunları bakteriler en yoğunlukta olmak üzere, mantar gibi diğer mikroplar izler. Bakterilerin sayısı, insan hücre sayısına oranla 10:1 (insan hücrelerinden 10 kat fazla), 100:1 (insan hücrelerinden 100 kat fazla) ya da 1:1 (insan hücre sayısıyla bire bir aynı sayıda) gibi ifadelerle tartışılsa da insan vücudunun 100 trilyon veya daha fazla sayıda bakteri içerdiğini söyleyebiliriz. journals.plos.org/plosbiology/ar… Vücut içinde akla hayale gelebilecek her yerde; kolonda, gastrointestinal sistemde, akciğerlerde, beyinde, meme bezleri, plasenta, seminal sıvı, rahim, yumurtalık folikülleri, tükürük, ağız mukozası, konjonktiva, safra dahil olmak üzere bir dizi insan dokusu ve biyolojik sıvının üzerinde yaşarlar. Vücut dışında ciltte, göbek deliğinde, koltuk altlarında vs. her alandadırlar. Neredeyse bir iğnenin ucu kadar alan boş değildir ki bakterisiz olsun. Onlar dış dünyada, tüm organizmaların içinde ve yüzeyindedirler. İnsan vücudundaki bakterileri esas alıp konuşursak, bakterilerin ne gibi bir görevi vardır? Canlılığın başlangıcından bu yana bakterilerin ve aslında tüm mikropların esas görevi atıkları parçalamak, kirleticileri süpürmek hatta onları organizmalar için kullanışlı, işlenebilir formlara dönüştürmek ve daima bir ortam temizliği yapmaktır. Midede yer alan birçok bakteri, gıdaları bağırsakların sindirimine hazır hâle getirmek üzere parçalar. -Gıdalar mide asidi ile ilk etapta parçalanır, bakterilerin buradaki rolü mide asidi kadar değildir.- Yine bağırsaklardaki sayısız bakteri, besinlerin kana karışmasından hemen önce bir nevi ayrıştırma yaparak, çöpleri yiyerek ortadan kaldırır. Bu sayede bakteriler, sindirim sisteminin sağlıklı işleyişinde demirbaş görevdedir. Yanlış beslenmede (yoğun bir şekilde unlu mamuller, aşırı şeker ve rafine şeker, pastörize süt ve pastörize süt ürünleri -pastörize sütte besin değeri neredeyse sıfırdır- asitli içecekler, trans yağlar, endüstriyel antibiyotikli tavuk eti ve yumurtaları, ağır metallerle kirlenmiş yiyecekler, koruyucu kimyasallar ihtiva eden paketli market ürünleri, gluten, MSG, rafine tuz vb. tüketimi) ısrar edilmesi durumunda ise mide ve özellikle bağırsaktaki bakterilerin işi bir hayli zorlaşacaktır. Bu “zehirler” sindirimi güç, işlevsiz bir çöp olarak zamanla bağırsak duvarında birikinti yapmaya başlayacak ve mevcuttaki bakteriler toksik birikim alanına doluşacak ve onlara destek kuvvet olarak kolonda gizlenen birtakım diğer yaşam formları, parazitler imdada yetişecektir. Bakteriler ve parazitler böylece oradaki toksisiteyi gidermek, ortam temizliği yapmak için canla başla çabalayacaklar. Bağırsak parazitleri dışarıdan gelmiyor, zaten oradaydılar! Şimdi diğer toksisite maruziyetlerinde vücudun savunma sistemine büyük destek olan bakterileri, tüm mikropları konuşalım. Yukarıda saydığım yanlış beslenme ile toksik malzemelerin kana karışarak dolaşıma katılması ve belli organlarda birikmesi; kimyasalların, EMR (elektromanyetik radyasyon) maruziyetine uğramak, kötü gazlara maruz kalmak, ilaç kullanmak, sistemik dolaşıma doğrudan alüminyum, cıva, polisorbat 80, formaldehit, hücre kültüründen gelen fitrelenmemiş ölü hücreler (insan fetüs hücreleri, çeşitli hayvan hücreleri) barındıran aşıları almak vb. zehirlenme durumlarında toksik birikim nerede ise bakteriler ve diğer mikroplar o alanda yoğunlaşacaktır. Toksik birikim, asidik ortamı; aşırı asidik ortam seri hücre ölümlerini beraberinde getirir. Başta toksik malzemeleri ve ölü hücre atıklarını ortamdan temizleyecek olan ise bakterilerin, diğer mikropların ta kendisi olacaktır. Yine bağırsaklardaki bakterilerin durumunda olduğu gibi, toksik birikim ve ölü hücre atıklarının yoğunlaştığı bölgelerde bakteriler de yoğunlaşacak toksik malzemeleri ve ölü hücre atıklarını yiyerek ortam temizliği yapmaya çalışacaktır. O bakteriler, mikroplar dışarıdan gelmiyor, zaten oradaydılar! Eğer bakteriler, diğer mikroplar ve parazitler bunu yapmasaydı ya da görevlerinin dışına bir an olsun çıksaydı neler olabileceğini hiç düşündünüz mü? Vücutta toksisite son hızla artar, ölü hücre atıkları bir çöp dağı gibi birikir, canlı hücreler sağlıklı işleyemez hâle gelir, organlar iflas etmeye ve vücut kısa bir süre sonra çürümeye başlardı. Ve belki de ani ölüm gelirdi. 100 trilyonu aşkın bakteriden biri dahi kötücül amaçlarla insan vücudunda yer almıyor! Onların bir görevi var. Vücudu hasta etmek için değil, hastalık zamanında vücuda sağlığını geri kazandırmak için oradalar. Buna karşılık modern tıp tarafından ısrarla “hastalığa sebep olabiliyorlar” suçlamasına uğruyorlar. SITMA: Suçlanan parazitler ya da kan hücrelerinin kandaki aşırı asitlenmeye karşı geliştirdiği tepki mekanizmasını “parazit” diyerek servis etme aldatmacası… Tarihten bu yana (özellikle Afrika'da hâlâ görülüyor) sıtma vakalarının (aşı ve ilaç hasarlarının, ya da birtakım başka zehirlenmelerin taklit ettiği semptomlar hariç) neden hep bataklık bölgelerinden çıktığını düşündünüz mü? Biz Türkçe'de "sıtma" diyoruz. "Malaria" orijinal ismi, Latince kökenli olan... "Mal" - "kötü", "aria" - "hava/gaz" demektir. "Malaria" Türkçe anlamıyla "kötü hava/gaz" demek. Bataklık çevresinde yaşayan halkta sıklıkla baş gösteren "ateş, titreme, kusma vs." gibi hâllerin nedenini aslında o halk çok iyi bilirdi, bu bildiğiniz hidrojen sülfür (bataklık gazı) zehirlenmesiydi. haliccevre.com/hidrojen-sulfu… Pek çok zaman sonra, bu gaz zehirlenmesine uğrayan birinin kanına baktılar ve orada “parazit” gördüler. “Kırmızı kan hücrelerinin arasında bana parazit gibi görünen elementler fark ettim. O zamandan beri 44 sıtma hastasının kanını inceledim; 26 vakada aynı elementler mevcuttu. Bu beni bunların parazitik doğasına ikna etti.” Alphonse Laveran, 1880, pubmed.ncbi.nlm.nih.gov/6750753/ Gerçekten parazit gördüler ise, gaz zehirlenmesinden sebep kandaki toksisitenin aşırı artması sebebiyle ortam temizliğine bazı parazitlerin katıldığını düşünebiliriz. Fakat böyle olsa bile Laveran ve onu izleyenler, altta yatan gerçek nedenle ilgilenmeyip “bu probleme işte bu parazit sebep oluyor” dediler. Parazitlerin orada, o hastalığın/zehirlenmenin nedeni olarak değil, hastalığın/zehirlenmenin sonucu olarak bulunabileceği gerçeğini göz ardı ettiler. Taşıyıcı olarak da aynı parazitleri taşıdığını düşündükleri sivrisinekleri gösterdiler. (Ronald Ross,1897) Bir parazitin dışardan taşınmış olabileceği düşüncesi, hiçbir şekilde deneylenebilir ve gözlemlenebilir değildi, bir varsayımdı sadece. Oysa sivrisineklerin tek suçu larvalarını durgun su birikintilerine/bataklıklara bırakıyor olmasıydı. Ne sivrisineklerin ilgili paraziti insana taşıdığı, ne de parazit taşınsa bile ilgili parazitin hastalığa sebep olabileceği kanıtlanabilirdi. Sadece sivrisinekler üzerinden hikâye yazmak kolaydı ve öyle de oldu. Aslında sıtma hastası kişinin kanında gördükleri gerçekten bir parazit dahi olmayabilirdi. Aynı tarihlerde Dr. Thin ve Dr. Bland-Sutton, sivrisineklerin midesinde sözde ilgili parazitin olduğunu söyleyen Ross’a eleştiri getirir ve onların normal “epitel hücreleri” olduğunu, yani Ross’un sivrisineğin kendi hücrelerini “parazit” olarak tanımladığı hatasına düştüğünü söyler. Önemli not: Kırmızı ve beyaz kan hücrelerinin belli koşullar altında hücre formundan çıkıp kamçılı bir forma bürünebildiği (sıtma parazitini “kamçılı” olarak tanıtmışlardı) ve hareket edebildiği gözlemlenebilir. Misal, bir insandan kırmızı kan hücreleri alınıp daha sonra bunlar çeşitli reaktiflere maruz bırakıldığında, -antikoagülanlar, keratin sitrat, sodyum oksalat, heparin ve ringer solüsyonu gibi şeylere- kamçı geliştirebilir ve hareketli hale gelebilir. Muhtemel ki beyaz ve kırmızı kan hücreleri bu davranışı vücutta da kanın pH’ını korumak için (hafif alkalide tutmak için) bir tür savunma mekanizması olarak kullanır. Dr. Edward Lawrie ve Dr. Martyn Jordan’ın aralarında olduğu bir grup araştırmacı; Laveran’ın ve Ross’un “parazit tanımına” tamamen karşı çıkar ve parazit diye gördükleri şeylerin zaten vücuda ait kan hücrelerinin form değişikliğinden başka bir şey olmadığını açıklar. Dr. Edward Lawrie, araştırmalarını kaleme aldığı makalelerinin birinde, bir sıtma hastasının kanında gördükleri “parazitler”in ise tüm gözlem boyunca önce hücre olmaktan bağımsız gibi hareket ettiğini, sonra hücre duvarının belirip tekrar eski formuna döndüğünü, kan hücrelerinin şekil olarak gerçekleştirdiği bu geçişi Laveran’ın “hastalık ajanı” olarak yorumladığını belirtir. #p=1" target="_blank" rel="nofollow noopener">online.fliphtml5.com/wompk/bsvd/#p=1 Yine Dr. Edward Lawrie bir diğer makalesinde kırmızı kan hücreleri üzerine yaptığı inceleme üzerine bu kan hücrelerinin şekil değişikliklerine gittiğini açıklar ve şunları ekler: “Plasmodistler iddia ettikleri paraziti, sıtmalı kandan başka hiçbir yerde gösteremezler ve bu kesinlikle sıtmalı ateşin her vakasında geçerli değildir, çünkü Laveran’ın iddia ettiği ‘parazit gövdesi’ dalağın çok dejenerasyona uğradığı hastalığın o kökleşmiş formlarında asla bulunmaz. O bahsettikleri ‘paraziti’ insan kanından başka bir ortamda gösterebilene kadar, onun bir parazit olduğu varsayımının tamamen yanlış ve yanıltıcı olduğu görüşünü sürdüreceğim. Tüm kanıtlar, Laveran’ın iddia ettiği ‘parazit gövdelerinin’ lökositle yakın ilişkili olan değişmiş kan hücreleri olduğunu ve onlar gibi kanın ürünleri olduğunu göstermektedir. Laveran’ın iddia ettiği ‘parazit gövdeleri’ parazit olarak kabul edilecekse lökosit de bir parazit olarak kabul edilmelidir. Bu bizi tüm mevzunun anahtarına getiriyor. Lökositin gerçek fizyolojisi hakkında çok az şey biliniyor veya hiçbir şey bilinmiyor… Büyük Britanya'daki fizyologlar, tehlikeli bir kloroform uygulama yöntemini desteklemek için patentli kalpleri avlamak için harcadıkları zamanın bir kısmını lökositin fizyolojisi üzerine gerçek bir araştırmaya ayırırlarsa, sıtma parazitolojisinin sahte biliminin temeli çok yakında yıkılırdı.” sci-hub.se/10.1016/s0140-… Özetle Edward Lawrie’nin söylediği, Laveran’ın gözlemlediği ve parazit olduğunu iddia ettiği şeylerin aslında sadece normal hücrelerimiz, hastalığa yanıt olarak değiştirilmiş kırmızı ve beyaz kan hücreleri olduğudur. Ve sonuç olarak, parazitler ya da kan hücreleri “parazit” sanılıp suçlandı, sivrisineklerin hastalık taşıdığı yalanı ortaya atıldı ve hastalığa sebep olan esas neden/açıklama, perdelenmeye devam etti. Çünkü bir gerçekti ki, esas neden, ilaç üreticilerine kazandırabilecek bir neden değildi. “LYME”: Bir kene ısırığından huylanıp hastaneye gidenlerin, enfeksiyoncuların eline düşenlerin -iki anlamda- hapı yutma durumu… Denir ki, "Lyme", bir kene ısırığıyla Borrelia burgdorferi adındaki bir bakterinin enfeksiyona sebep olmasıdır. Gerçek şu ki, insanlar bu bakterileri zaten vücutlarında da taşır. Bu bakteri isimlerinin hiçbir önemi yoktur, bu ismi taşıyan bir bakteri grubu özellikle hastalık yapma amacı olan kötücül bakteriler değildir. Modern tıp sadece, gerçek nedenlerle/toksisite maruziyetiyle ilgilenmeyip, suçu üzerine atacağı bir unsur arama peşindedir. Bir kene sizi ısırdığında yapacağı en büyük kötülük cildinizin bir miktar derinliğine kadar toksin boşaltmak olacaktır. Vücudunuzun her alanının bakterilerle dolu olduğunu tekrar ve tekrar hatırlayın. Toksin boşaltımı ile ne olacak? O bölgedeki hücreler zehirlenecek ve hücre ölümleri yaşanacak. Bakterilerinizden bir kısmı o bölgede yoğunlaşacak, ölü hücre atıklarını yemek ve toksinleri süpürmek üzere faaliyete geçecek. Eğer savunma sisteminize güvenirseniz bir kenenin ısırığı sonrası kayda değer hiçbir zarar almadan kurtulabilirsiniz. Fakat panikle hastane yoluna ve bir enfeksiyoncunun eline düşerseniz, işte problem o zaman baş gösterecektir. Size antikor testi yapacak (Lütfen Stefan Lanka’nın “Antikorların Yanlış Yorumlanması” makalesini okuyunuz: viroliegy.com/wp-content/upl…. Buna göre hiçbir antikor testi “spesifik ve özgül” yani ilgili sözde antijenlere bağlanan antikorları tespit edemez. Antikorlar hücrelerin zehirlenmesi sonucu hücrelerin bizzat geliştirdiği bir “savunma mekanizmasıdır.” İlgili makaleden bir bölüm: “Vücutta antikor artışı vücudun zehirlenmeye tepkisinden başka bir şey değildir. Vücut zehirlendiğinde bu zehirler hücrelerde delikler açar ve hücreleri parçalar. Hücreler parçalandığında vücudun tepkisi, diğer protein ve diğer şeylerle ağ oluşturmak için, asidik koşullarda hemen genişleyen, düz hale gelen ve enerjinin depolandığı sızdırmaz maddeler -globülinler- yani küçük protein gövdeleri oluşturmaktır… Bunlara spesifik antikor dense de bu doğru değildir, bunlar vücuttaki asit – baz durumuna göre konumlanır ve laboratuvar ortamında da istedikleri gibi manipüle edebilirler.”) herhangi bir sebepten dolayı, altta yatan başka bir toksisite maruziyeti varsa bunu, sizi “pozitif” çıkarmak için kullanacak ve sonra 10 ila 14 gün arasında değişen antibiyotik tedavisi(!) ile bakterilerinizin görevini yapmasını engelleyecek dolayısıyla maruziyetlere daha açık hâle getirileceksiniz. Kimse hastaneye düşüp o testleri yaptırmadan bir kene ısırığı sonrası gerçek bir hastalığa maruz kalmaz! Buradaki aldatmacayı artık görebiliyor musunuz? Bu noktada bakteriler ve parazitler hakkında öğrendiklerinizi, ezberlerinizi bir kenara koyup olabildiğince temiz ve şeffaf bir akılla düşünmeye başlayın. İnsan bedeni, benzetme yaparsak bakteri ve diğer tüm mikropların havuzunda yüzüyorken, neredeyse bir iğne ucu kadar alan dahi boş değilken, nasıl olur da, yine bizim gibi tüm bedeni ve beden yüzeyi bakterilerle, mikroplarla dolu olan bir sivrisinek, bir kene bize bakteri/mikrop/parazit taşıyabilir/bulaştırabilir? İnsan vücudu ASİT-BAZ dengesi ve Tampon Sistemlerle pH ayarlaması üzerine en temel mekanizmasını kurduğu için dışarıdan gelerek doğal bakteri florasını bozacak ve asidik katkı fazlalığı oluşturacak bakteri girişi olsa dahi diyelim, bunu zaten doğru beslenen ve ağırlıklı olarak vücut suyunu alkali tutan insanların uygun pH'ı sayesinde nötrleyecektir ve bakteri florasını vücut gene dengeleyecektir. Size bakteri odaklı hastalık anlatanlara dikkat edin, o "hastanın" yanlış beslenerek vücudunu asitlediğini, asitlenmenin ise hücrelerde uygun çalışma pH'ını bozduğunu söylemeyen kişilerdir yani, bakteriler en zor durumlarda, asitli durumlarda üzerine düşeni yaparken, asıl kendi üzerine düşeni yapmayıp yanlış beslenen o hastanın bu yanlışını anlatmadan olayı sadece olay mahallindeki bakterilerin üstüne yıkarlar. Bu, her yangın yerinde itfaiye eri görüp, demek ki yangını itfaiye eri çıkartıyor sonucuna vardırmak gibidir. İşte modern tıp böylesine akla zarar bir sonuca varıyor, zira geri planda, parazit ilaçlarıyla, antibiyotiklerle, savunma sisteminin demirbaşı, dost organizmalara zarar vermeyi hedefleyen ilaç şirketlerine hizmet ediliyor! HAYIR bir sivrisinek sizi hasta etmez. HAYIR bir kene sizi hasta etmez. HAYIR bir kum sineği sizi hasta etmez. HAYIR bir kedi tırmığı sizi hasta etmez. HAYIR bir köpek salyası sizi hasta etmez. HAYIR, bakteriler, diğer tüm mikroplar ve parazitler sizi hasta etmez. Bakteriler, diğer mikroplar ve parazitler bizim dostlarımızdır. Onlarla birlikte yaşar ve onlarla birlikte canlılığımızı idame ettiririz. Bu, insanın ve tüm canlılığın mükemmel dizaynının göstergesidir. Görebilenler için, korunma prensibidir. İlaç şirketleri ve sahipleri, asıl hastalık nedeni olan toksisite maruziyetiyle kasten ilgilenmez. Çünkü o zaman ne satabilecekleri aşı ne de ilaç kalır. Özellikle ki enfeksiyoncular doğruyu söylemiyor, doğruyu söyleseler ne enjekte edebilecekleri aşı ne de reçete edebilecekleri ilaç olur. Anlıyorsunuz değil mi?

ART
0
0
0
16
Mustafa KÖSEOĞLU
Mustafa KÖSEOĞLU@mstf_ksgl90·
@yazarmuratakan 2020 21 dönemindeki gibi kapanma ve kısıtlamalar gelmez. Allah korusun gelirse hiç kimse bunun altında kalkamaz. Esnaf zaten perişan iyice perişan olur. Bir ekmek 100 lira 2+1 kiralık ev 100.000 lira olur
Türkçe
1
0
1
220
Murat AKAN 🇹🇷
Murat AKAN 🇹🇷@yazarmuratakan·
Maymun Çiçeği dediler olmadı, Kuş Gribi dediler olmadı, Koronavirüs yeniden geliyor dediler olmadı! Yani olmadı, olmadı, olmadı… Şimdi bir gemide görüldüğü iddia edilen “Hanta Virüs” korkusu pompalanıyor. Yani illa aşşıcılar para kazanacak. Yeni soyguna hazır olun…
Türkçe
148
945
3.5K
50.9K