Sabitlenmiş Tweet
Αλέξανδρος
16.3K posts

Αλέξανδρος
@mehakozt
Egemenlik kayıtsız,şartsız mülkünde yaşadığınız yaratıcıya aittir. WHO is a global terrorist organization. #fuckthesystem #fucktheNWO #fucktheEuropa #fuckIsrael
devlete değil,allah'a itaat et Katılım Eylül 2012
146 Takip Edilen305 Takipçiler

@TurkPulse Rahmet olsun,Hiç okumadan ahkam kesenlere,islam hakkında yalan yanlış şeyler söyleyen ve yönlendirme yapanlara ağzının payını vermiş,bu seküler insanlara az bile yapmış.
Türkçe

@financialfree42 Aylık %4-5 yıllık %50-60 iyi rakamdır,güzel bir sepet ile yakalamak da çok zor değildir.32 günlük Vadeli mevduatı aşan her rakam iyi getiri demektir.Enflasyondan da bir nebze kurtulmuş olursunuz.Ev,oto,döviz,altın yatırım aracı değildir.
Türkçe
Αλέξανδρος retweetledi
Αλέξανδρος retweetledi

@nurbetularas Dindar ve dinci arasındaki farkı bir öğrenin önce.Erbakan dindardır,erdoğan dincidir.Erbakanı tasfiye eden amerikancı paşalardır.Akıllı insana lafın tamamı anlatılmaz.
Türkçe
Αλέξανδρος retweetledi
Αλέξανδρος retweetledi
Αλέξανδρος retweetledi

Salıyı Çarçamba’ya bağlayan gece, yani bu gece, Trump İran’ın köprülerini ve enerji alt yapısını yok etmek için harekete geçeceğini söyledi. Zaten günlerdir, İran’a yönelik çok ağır bombalamalar devam ediyor; okullar, hastaneler, ilaç şirketleri, üniversiteler hedef alınıyor. Şunu herkes bilmeli: ABD’nin müttefiki olan ülkeler az ya da çok bu saldırıların ortağıdır. Bu sorumluluktan kurtulamazlar. Çocuklarımız ve torunlarımız üç yıla yakın bir süredir devam eden bu ahlaksız savaşta topraklarını ABD üslerine açan, İsrail’le ilişkisini kesmeyen bütün ülkeleri yargılayacaktır. Türkiye’deki mevcut iktidar da dahil.
Şu söyleyeceklerimden İslam’ı referans almayan takipçilerim münezzehtir. Nitekim aralarında onuruyla ve özgür vicdanıyla düşünen, hareket eden pek çok kişi var. Hepsine selam olsun. Bunu yapmayan kişilereyse diyeceğim bir şey yok. Sonuçta aynı referanslarla hareket etmiyoruz.
Siyasal olaylar çoğu zaman karmaşık ve belirsizliklerle doludur. Fakat Cenab-ı Allah 7 Ekim’den sonra sahneyi öyle bir kurdu ki her mükellef insanı bir tarafta durmaya aklen ve ahlaken icbar etti.
Devam etmeden şunu belirtmeliyim: Hiçbir siyasal analize, hiçbir siyasal öngörüye tam olarak güvenmiyorum. Bunları okuyor, faydalanmaya çalışıyorum ancak hepimizi kuşatan ilahi bir planın varlığına inanıyorum. Bütün bir insanlığın ve mevcudatın ilahi bir plan dahilinde önceden belirlenmiş bir menzile doğru ilerlediğine inanıyorum. Allah jeopolitik, ekonomik ya da stratejik tahlillerle ilgilenmiyor; Allah ABD ya da İsrail’le de ilgilenmiyor. O’nun ilgilendiği tek bir şey var: Gerçekten inanıp inanmadığımızı “bize” göstermek. Her şey bunun için. Nitekim öldüğümüzde ne İsrail’in önemi kalacak, ne Amerika’nın; ne İran ne de Lübnan’ın. Ne mezheplerimizin önemi kalacak ne de kavmi ve ideolojik aidiyetlerimizin; öldüğümüzde bunların hiç birinin önemi kalmayacak.
Önemli olan tek bir şey var: Kalbimizde olanın bize de gösterilmesi. Herkes kendi kendinin şahidi olacak: Ben kimim ve ne için yaşadım? Açık kanıtlar kendi arzularımla, beklentilerimle, korkularımla; önkabul ve ön yargılarımla çatıştığında neyi tercih ettim?
İşte bu tercihin örtülmesine, manipüle edilmesine, gizlenmesine izin verilmeyecektir. Dediğim gibi, kalbimizde olan bize de aşikar olacaktır. Aynen ömürleri Peygamber beklemekle geçmiş, sonunda bekledikleri peygamber gelmiş, onun peygamber olduğunu tespit ve teşhis etmiş ama Araplardan geldiği için reddetmiş Yahudiler gibi. Onlar o gün Muhammed’i reddettiklerinde Allah’ın iradesini reddettiklerini biliyorlardı. Aynen Kerbela’da Hüseyin’in karşısında olan herkesin hakikatin de karşısında olduğunu bildikleri gibi. O gün Hüseyin’e karşı kılıçlarını çekenler hakikate karşı kılıç çektiklerini biliyorlardı. “Tarafsız” kalanlar da hakikati savunamayacak kadar alçak olduklarının farkındaydı. Herkes herşeyi bile-isteye tercih etmişti ve Allah için de önemli olan buydu.
Hatif dizisi bunu mükemmel bir replikle anlatır:
Kocasının haksız olduğunu bilen ama bunu kanıtlayamayan Reyhane ona “Mahkemede görüşürüz!” der. Ortada bir kanıt bırakmadığına güvenen kocası “Hangi belge ve delillerle görüşeceğiz?” diye sorar. Belli ki Reyhane’nin “mahkeme”den kastettiğini yanlış anlamıştır. Reyhane’nin cevabı şudur: “Belge ve delil sensin! Bu, davalı ve davacının aynı kişi olduğu tek mahkemedir.”
O yüzden o mahkemede bütün duruşmalar tek celsede ve bir an kadar kısa sürecektir. Belki bir “an”a da ihtiyaç olmayacaktır: “Artık insan kendi aleyhinde bir şâhit ve bir delildir” (Kıyamet Suresi: 14).
İşte Allah, Yahya Sinvar kulu aracılığıyla 7 Ekim’de sahneyi öyle bir kurdu ki, kimsenin ne kendini ne de bir başkasını kandırmasına izin vermedi. Nasıl izin versin ki? Yaşayan delil üzere yaşamalı ölen de delil üzere ölmeliydi. Bu ilahi bir sünnetti.
Soru şuydu: Dille söyleneni amelle tasdik etmenin önündeki engel nedir? Makam mı, para mı, can mı, mezhep mi, meşrep mi, korkular mı, geçmiş mi, tarih mi, beklentiler mi, ulusal ya da kavmi aidiyetler mi?
İşte o gün Filistin mücadelesinin gerçekte nefislerimizle bir mücadele olduğunu anladık. Allah bize Filistin’den önce kendi ön yargılarımızın ve taassuplarımızın esiri olduğumuzu gösterdi. Üstelik bunu Sünniler için Şiileri Şiiler için de Sünnileri kullanarak yaptı.
Gerçekten ancak ilahi bir güç böyle bir sahneyi kurabilirdi. Hangi Şii derdi ki o şerefli günün ezanını Yahya Sinvar okuyacak ve ona da önce Hasan Nasrallah tabi olacak? Hangi Sünni derdi ki Ebu Ubeyde Ayetullah Hamaney’i büyük komutan olarak selamlayacak ve İran’ı ümmetin ileri savunma hattı olarak tanımlayacak?
Ve kim derdi ki, 7 yıl boyunca “Sünni” ülkelerin ABD-İngiltere-İsrail’le birleşip yok etmeye çalıştıkları “Zeydi” Husiler Yahya Sinvar’ın çağrısına “Lebbeyk!” diyecek?
İnanın çok acayip şeyler oldu bu üç yıl içinde. Belki bir üç yüz yılda olabilecek kadar büyük ve acayip şeyler. Allah sahnenin dekorunu öyle bir döşemişti ki, hiçbir şeyi eksik bırakmamıştı. Aaron Bushnell’i koydu bu sahnenin bir köşesine. Sonra “Bizler -bunun olmasına izin verenler- Filistinlilerin affını asla hak etmeyeceğiz!” diyen Elias Rodriguez’i. İspanya Parlamentosundan Ione Belarra’yı da koydu uygun bir yere. “Ben Hıristiyanım, doğru ama Müslümanların bakış açım sonsuza dek değişti” diyen annesi babası Siyonist olan ismini bilmediğimiz o kızı. “Burada olduğum için işimi kaybedebilirim. Ama oturup da bekleyemezdim!” diyen Antropoloji profesörü Elizabeth Cullen Dunn’ı.
Neler oluyordu?
Bu nasıl bir sahneydi ki ortaya çıkan her bir figür ön yargılarımıza saldırıyordu! En beklenmedik kişiler sahnede tek tek boy gösteriyor ama dünyanın kendilerini beklediğine inandığımız kişiler ortalıkta görünmüyordu. Aaron Bushnell kendini yakıyor, Hasan Nasrallah 85 ton bombayı göğüslüyor, Ensarullah’ın kabinesi bombalanıyor ama “Biz kaybedersek Gazze kaybeder!” diyenler ticaretinden vazgeçemiyordu!
Bizim kafamızda kurduğumuz sahne ile Allah’ın bize gösterdiği sahne arasındaki çatışma öylesine derin ve yıkıcıydı ki herkesi bir karar anına mecbur etti: Aynen Yahudilerin Muhammed’i kabul edip etmemeyi tercih etmekle yüzleştikleri o karar anı gibi.
Fakat ön yargılar kanıtlara ve gerçeklere dirençlidir. “Tevil”, “mazeret” ve “manipülasyon” gibi şeyler icat etmiştir insanoğlu ön kabullerini korumak için: Diğer adı kendi beklentilerimize ters olan kanıtları yok saymak için o kanıtlara kulp takmak.
Bizler bunu yaptıkça Allah kanıtlardı artırdı. Hizbullah’tan 5 bin şehid aldı. HAMAS’ın bildiğimiz bütün liderlerini tek tek yanına aldı. İran’ın genelkurmay başkanlarını, komuta kademesini ve en sonunda Ayetullah Hamaney’i.
Daha neler alır neler verir bilmiyorum. Sahne tamamlandı mı onu da bilmiyorum.
Fakat bildiğim bir şey var: Herkes taassubuyla yüzleşecek. Bu iş “Filistin” demekle bitmeyecek. Sahne dinamik ve sürekli değişiyor. Tarihin kendi payımıza düşen anında sahnede kimin yanına düşeceğiz? Sevdiklerimizi nefret ettiklerimizle yan yana gördüğümüzde ne yapacağız?
Sözün kâr etmediği günlere geldik. İran bombalanıyor. Bu gece belki daha fazla bombalanacak. Belki de yerle yeksan edilecek. Lübnan bombalanıyor ve belki de dah fazla bombalanacak. Düşman net. Saflar açık. Ama bunların bir önemi yok. Kalplerdeki eğrilik ya da doğruluk sonucu belirleyecek. Kalplerinde eğrilik olanlar yine muhkemleri bırakıp müteşabihlerin peşine takılacak. Yine kabul etmesi en çok beklenenler reddedecek ve yine uzaklardan bir Ebuzer gelip hakikate beyat edecek.
Geçen bombaların altında yaşayan Lübnanlı Ahmed’in söylediklerini okudum, söyledikleri bize ulaşmasa da göklerin en üst katına ulaştığına ve melekleri de ağlattığına inanıyorum.
Dünyaya bir mesajın var mı diye soran spikere şöyle diyor:
"Dünyaya bir mesajım yok, dünyaya herhangi bir mesaj iletmeye ihtiyacım da yok. Eğer dünya onurlu bir duruş sergilemek istiyorsa, bunu kendi vicdanıyla yapmalıdır. Biz kendi duruşumuzu sergiliyoruz, üzerimize düşeni yapıyoruz, ilkelerimiz ve ahlakımız bize neyi emrediyorsa onu yerine getiriyoruz. Eğer dünyayı harekete geçirecek bir şey kalmadıysa, varsın harekete geçmesinler. Kimseye bir şey söylemek istemiyoruz"
Türkçe
Αλέξανδρος retweetledi

Videoyu izledikten sonra siz de anlayacaksınız masum Yahudi yoktur.
7 sinden 70 ine hepsi katil.
#genocidelaw
İnsanlığın acilen bu virüslerden kurtulması lazım.
Türkçe

@Ayet1Hadis Araştırmacı,Serhat ahmet tan ve hamza yardımcıoğlu bunları anlatalı belki 10 yıldan fazla oldu.
Türkçe
Αλέξανδρος retweetledi

@yaklasansaat Yecüc mecüc,uzaydan gelecek kardeş.Ayetleri iyi okuyun.
Türkçe

YENİ BELGESELİMİZ; "YECÜC MECÜC: SEDDİN YERİ VE HİKAYESİ"
Yaklaşan Saat'in nihai helakı olarak Kur'an'da haber verilen Ye'cüc -Me'cüc varlıklarının ortaya çıkışı ve yere geçirilmelerinin detaylarını, daha önce yayınladığımız; "İNSANLIK TARİHİ: MU-ATLANTİS, YEC'ÜC- ME'CÜC" belgeselimizde anlatmıştık. Bu kez, Ye'cüc -Me'cüc Seddinin yerini delillerle açığa çıkaran araştırma videomuzu yayınlayacağız:
• Yecüc Mecüc Seddi Nerededir?
• Kur'an ayetlerinde ve sahabe rivayetlerinde; bölge halkı için ve coğrafyası için kullanılan özel ifadeler, bizi hangi ipuçlarına götürüyor?
• Bizzat bölgeyi ziyaret ederek yaptığımız araştırmalar bulmacanın kalan parçalarını nasıl tamamlıyor?
"YE'CÜC- ME'CÜC: SEDDİN YERİ VE HİKAYESİ" adlı belgesel videomuz, yarın akşam 19: 00'da Yaklaşan Saat Youtube kanalımızda yayınlanacak inşaAllah.
Aşağıda ön izlemesini veriyoruz:
Türkçe
Αλέξανδρος retweetledi
Αλέξανδρος retweetledi
Αλέξανδρος retweetledi

Son ABD/İsrail ile İran savaşı gösterdi ki :
1- İslâm devletleri birleşemez
2- Kendi kendine yeten savunma sanayiiniz olmazsa, kimse size çıkarı olmadan destek vermez
3- Müslümanız diyenlerin gerçek Müslüman olmadıkları ve siyonizm savunucusu oldukları
4- Ortaçağdan kalma mezhepler arası düşmanlığın devam ettiği ve Müslümanların akıllanmadığı
5- Türkiye’nin bir savaşa girmesi halinde bazı dindar geçinenler başta olmak üzere bazı kesimlere güvenilemeyeceği
6- İçinizdeki ayrılıkçı terör gruplarının, ister ismine terörsüz Türkiye de deseniz, siz ne yaparsanız yapın, fırsat doğduğunda düşman tarafında yer alacağı
7- Ümmet adı altındaki Ortadoğu devletlerine güven duyulamayacağı
8- Birlik ve beraberlik için Millî değerlerin gençlere öğretilmesinin şart olduğu
9- Liyakatli insanların yönetiminde ancak düşmana karşı başarı kazanılabileceği
10- Dua ile düşmanla baş edilemeyeceği
11- Ülkemizde İsrail sevicilerin sanıldığından fazla olduğu
12- Aynı Allah’a, aynı Peygambere, aynı kitaba inanan Şiileri, milyonlarca müslümanı katleden, soykırım yapan siyonistlerden ve Epstein canavarlarından daha kötü gören sözde dindarlar gördük.
Aslında biz bu maddelerdeki durumları, Millî Mücadeleyi verirken de görmüştük. Belli ki yüz yıl geçmiş olmasına rağmen, geçmişten ders almamışız. Ders almadığımız ve bu konuda yeterli eğitimi vermediğimiz için maalesef tarih tekerrür ediyor.
Türkçe
Αλέξανδρος retweetledi

1988 yılıydı. İstanbul Hukuk Fakültesinde 2. sınıf öğrencisiydim.
Beyazıt'taki ana kapının köşesinde gazete/dergi bayii vardı.
Bir dergi gördüm, adını şimdi unuttum. Aldım.
Bir röportaj gördüm, okudum.
Röportaj veren kişi, baktım; milli bir duruş sergileyen, gadre uğramış olan, siması tipik bir Anadolu evladının mayasıyla bezenmiş bir kişiydi.
5 yılı hücrede olmak üzere 7.5 yıl hapis yatmıştı.
12 Eylül generallerinin yaptığı zulme kızsa da bunu devlete düşmanlık boyutuna evriltmemiş biriydi.
O gün içimden dedim ki:
"Adını yeni duyduğum bu adam bir gün gelecek bu vatanın sarsılmaz bir neferi, bu milletin şerefli bir serdengeçtisi gibi davranan adam olarak herkes tarafından tanınacak."
Aradan 9 yıl geçti ve 28 Şubat'ın muhtıracı generallerine o adam çıkıp şöyle haykırdı:
"Namlusunu millete çeviren tanka selam durmam."
Haysiyet fukaralarına çıkıp şöyle dedi:
"Üç günlük dünya için fırıldak olmaya lüzum yoktur."
O adam, 17 yıl önce karanlık bir cinayetin kurbanı oldu.
Adı, Muhsin idi.
Soyadı, Yazıcıoğlu idi
Sıfatı, delikanlı idi.
Mekânı cennet olsun.

Türkçe

@Aslanlar_1 Devlet bu cezalardan Muaf olanların ölmesinimi istiyor!😀
Türkçe
Αλέξανδρος retweetledi
Αλέξανδρος retweetledi

@islamozkann Müslüman kız kardeşimizin şehadetini allah kabul etsin.
Türkçe

İranlı bir kadın, İsrail'in evini ve komşularını bombalamasını videoya çekiyor.
Kadın siper almaya çalışırken, İsrail tekrar saldırıyor.
Kadın kendi ölümünü çekiyor, vefat ederken kelimei şehadet getiriyor.. Ardından Ya Fatıma, Ya Zehra sesleri..
Video kesiliyor...
Bazıları ise İsrail'in İran'a demokrasi getireceğini, mutluluk ve refah getireceğini zannediyor..
Allah akıl fikir versin..
Türkçe













