İnsanlığı böyle yaşamaktan ne alıkoyuyor diye sormuşlar.
Söyleyeyim.
Aşağıdaki fotoğrafta gördüğümüz şey birkaç insanın bir anda karar verip dışarıda bir masa etrafında oturması değil.. Bunu yapmak istiyor, ve yapabiliyor oluşudur.
Bu anın oluşabilmesi için bir çok şeyin bir arada olması gerekir.
Sadece masa sandalye değil.
Bunun için önce;
O masa sandalyeyi kaldırıma koyup hizmet verebilecek bir restoran gerekir. O restoranın masayı kaldırımın o yerine koyabilmesi için belediyeden izin gerekir. Belediyenin izni için halkın bunu içselleştirmiş olması gerekir.
Sonra güzel iklim gerekir. Yaratıcının güneş ışığını dağıtırken rahmetini bol verdiği bir memlekette olmak gerekir.
Sonra dostlar gerekir. Sen çağırdığında ‘hadi filanca yerde yemeğe gidelim’ dediğinde seninle birlikte gelebilecek insanlar gerekir.
Para gerekir.
Bir yerde yiyip içip sonra para harcamış olmanın pişmanlığını yaşamayacak kadar bir varlık gerekir.
Sona düzgün bir şehir gerekir. Rahatsız edilmeden sokakta oturabileceğin. Magandasız bir şehir. Korna sessiz caddeler gerekir.
Hepsinden önemlisi de arkadaşlarınla dışarıda oturup sohbet edip bir şeyler yiyip içmenin, zevkini ve gerekliliğini öğrenebileceğin bir aile ve toplum gerekir.
Bu tip şeyler nesiller boyu aktarılan bir hayatı yaşamayı bilmek işidir.
Tıpkı Çetin Altan’ın elli yıl önce yazdığı Limonata ve Rafadan Yumurta yazısında bahsettiği gibi;
“Yaşam sevgisi bir kültürdür. Tıpkı çiçek sevgisi, tıpkı müzik sevgisi, tıpkı yüzme sevgisi gibi...
Bu sevgi ya vardır, ya yoktur.
Böyle bir sevgi pekişmemişse; orada insanlar, ne yaratıcı bir yaşama, ne sağlıklı bir aşka, ne keyifli bir yücelmeye fazla kulaç atamazlar...
Kafası yarım kesik bir horoz gibi, çırpınır, bunalır, önüne geleni suçlar; ne istediğini, ne aradığını, daha doğrusu ne halt edeceğini bir türlü tam kestiremez ve kendilerini de, canım yaşamı da ziyan zebil ede ede, sönüp giderler.
Yaşam sevgisi; enerjinin, yaşam zevkini kuşaklar boyu ortaklaşa yoğurmasından oluşur.”
İzmir Bakırçay Kız KYK Yurdu'na gecenin bir yarısı sapık bir erkek giriyor ve mastürbasyon yaparken “öğrenci” tarafından yakalanıyor.
Kız öğrenciler çığlık çığlığa..
Aralarından bir tanesi “Ben ölebilirdim bu gece” diyor ve yurt müdürü “şunun ismini alın” diyor.
Çoluk çocuğu olan, okutmak için farklı şehire yollayan insanlar devlet yurdundan başka nereye güvenebilir ?
Bu yurtların güvenliği ne iş yapar ki herhangi biri alelade KIZ ÖĞRENCİ YURDUNA gecenin bir yarısı girebiliyor?
Nereden tutsak elimizde kalan bir yönetimle karşı karşıyayız artık YETER.
Bakın bu konuyu siyasete karıştırma niyetim yok ama artık YETER!
Öğrencileri koruyun, yurtları koruyun.
We are pleased to host Prof. Dr. Ceyhun Elgin from Boğaziçi University in our seminar series.
🗓️Mar 30th (Monday), 14.00
For details: econ.metu.edu.tr/en/events/metu…
This is absolutely insane:
At 7:04 AM ET today, President Trump said “the US and Iran have had productive discussions" to end the Iran War.
By 7:10 AM ET, the S&P 500 surged +240 points adding +$2 TRILLION in market cap.
27 minutes later, Iran completely denied all of President Trump's claims and said there has been "no contact" with the US.
By 8:00 AM ET. the S&P 500 had fallen -120 points erasing -$1 trillion in market cap.
That's a $3 TRILLION swing market cap in 56 minutes, just in the S&P 500.
What is happening here?
Eren Holding patronu Ahmet Eren:
"Çorlu fabrikamızı kapatmak zorunda kaldık. Kapatmamak için 3-4 ay bekledik. Çok ağrıma gidiyor çünkü işçinizin işine son veriyorsunuz. Nasıl iş bulacak, nerede çalışacak?
Fabrika kapatan sadece biz de değiliz ki birçok fabrika kapandı."