Midas Araştırma

827 posts

Midas Araştırma banner
Midas Araştırma

Midas Araştırma

@midasarastirma

Yatırımların için en önemli BIST ve küresel piyasa analizleri Midas uygulamasında. Üstelik Borsa İstanbul işlemlerinde komisyon ve masraf da yok.

Katılım Mayıs 2025
5 Takip Edilen39.6K Takipçiler
Sabitlenmiş Tweet
Midas Araştırma
Midas Araştırma@midasarastirma·
.@ArdaZuber ile Opsiyon Bilgelikleri | Bölüm #1 "Volatilite maaşınız, korku ise dostunuzdur."
Türkçe
3
0
65
14.4K
Midas Araştırma
Midas Araştırma@midasarastirma·
Politika faizi sabit kaldı, belirsizlik azaldı. Şimdi söz bilanço satırlarında. Geçen hafta TCMB, bazı kurumların faiz artırımı beklentisine rağmen politika faizini sabit bıraktı. Bu karar, Merkez Bankası'nın dezenflasyon sürecine olan güvenini teyit ederken, piyasalara temkinli ama kararlı bir normalleşme mesajı verdi. Faiz tarafındaki öngörülebilirlik, yatırımcıların risk algısını olumlu yönde etkilerken, Borsa İstanbul'da özellikle reel sektör şirketlerine yönelik ilgiyi canlı tuttu. Küresel tarafta ise tablo karışık. Orta Doğu'da süregelen jeopolitik gerilim, enerji fiyatları üzerinde yukarı yönlü baskıyı canlı tutuyor. Petrol fiyatlarındaki oynaklık da enerji maliyetlerine duyarlı sektörler açısından bir belirsizlik unsuru olmaya devam ediyor. Bu ortamda bilanço sezonu, fiyatlamaların arkasındaki temel hikayeyi test eden kritik bir dönem olarak öne çıkabilir. Enflasyondaki gerilemeyle birlikte girdi maliyetlerindeki baskının hafiflemesi, şirketlerin marj tarafında nefes almasına imkan tanıyor. Şu ana kadar analist beklentisi bulunan 6 şirketin 4'ü piyasa tahminlerinin üzerinde net kâr açıkladı. Ortalama olarak bu şirketler, beklentilerin yaklaşık %25 üzerinde kâr üretmeyi başardı. Henüz sezonun başında olsak da bu oran, geçen yılın aynı dönemine kıyasla dikkat çekici bir sürpriz gücüne işaret ediyor. Ancak asıl mesele, kâr büyümesinin arkasında ne olduğu. Bu dönemde güçlü bilanço beklenen şirketler listelenirken yalnızca net kârını artıranlar değil, geçen yılın aynı çeyreğine göre FAVÖK'ünü de büyütebilen şirketler ön plana çıkarılıyor. Çünkü operasyonel tarafta sağlanan büyüme, kâr kalitesinin en güvenilir göstergelerinden biri. Faizin sabit tutulmasıyla finansman maliyetlerinde belirli bir istikrar sağlanırken, güçlü gelir büyümesi ve operasyonel verimlilik gösteren şirketler doğal bir ayrışma kaydedebilir. Piyasa, artık sadece beklenti üzerinde gelen rakamlara değil, o rakamların ne kadarının sürdürülebilir büyümeden beslendiğine odaklanıyor. Normalleşme beklentileri güçlendikçe bilanço sezonu hem yön tayini hem de hisse bazlı seçicilik açısından belirleyici olmaya devam edebilir. Kâr sürprizlerinin ötesinde, satış ve FAVÖK tarafında somut büyüme gösteren şirketler, bu dönemin gerçek kazananları olarak öne çıkabilir.
Midas Araştırma tweet media
Türkçe
3
15
152
56K
Midas Araştırma
Midas Araştırma@midasarastirma·
TCMB, politika faizini piyasa beklentilerine paralel şekilde %37 seviyesinde sabit bıraktı. Karar, özellikle son haftalarda artan jeopolitik riskler ve buna bağlı yükselen enflasyon baskılarına rağmen bankanın “bekle-gör” yaklaşımını koruduğunu gösteriyor. Piyasa fiyatlamasında da ağırlıklı senaryo faizlerin sabit tutulması yönündeydi; bu açıdan bakıldığında karar sürpriz içermese de karar metninin tonu ve ileriye dönük yönlendirme, fiyatlamalar açısından daha belirleyici görünüyor. Karar metninde en dikkat çekici unsur, enflasyonun ana eğiliminde mart ayında görülen gerilemeye rağmen nisan ayında yeniden yukarı yönlü bir hareket beklendiğinin açık şekilde vurgulanması oldu. Özellikle enerji fiyatlarında jeopolitik gelişmelere bağlı olarak gözlenen oynaklık ve yüksek seyir, maliyet kanalı üzerinden enflasyon görünümüne yönelik temel risk unsuru olarak öne çıkarılıyor. Bu çerçevede TCMB’nin yalnızca mevcut enflasyon verisine değil, öncü göstergelere ve küresel gelişmelere daha fazla ağırlık verdiğini belirtebiliriz. Bununla birlikte, iktisadi faaliyette yavaşlama sinyallerinin altının çizilmesi, politika setinin yalnızca enflasyon değil büyüme dinamiklerini de gözettiğini gösteriyor. Ancak metnin genelinde önceliğin net şekilde fiyat istikrarında olduğu korunuyor. TCMB, sıkı para politikası duruşunun talep, kur ve beklenti kanalları üzerinden dezenflasyon sürecini desteklemeye devam edeceğini vurgulayarak mevcut seviyenin yeterince sıkı olduğunu ima ediyor. Bu da kısa vadede ek bir faiz artışının baz senaryo olmadığını, ancak opsiyon olarak masada tutulduğunu gösteriyor. Nitekim metinde yer alan “enflasyon görünümünde belirgin ve kalıcı bir bozulma olması durumunda sıkılaştırma yapılacaktır” ifadesi korunuyor. Piyasa etkisi açısından değerlendirildiğinde, karar sonrasında BIST 100 endeksinde belirgin fiyat hareketinin gözlenmediğini takip ediyoruz. Zaten son dönemde mevduat faizlerinin %40’ın üzerine, kredi faizlerinin ise %50 bandına yerleşmiş olması finansal koşulların oldukça sıkı olduğunu gösteriyordu. Bu yüzden TCMB’nin politika faizini sabit tutarak mevcut sıkılığı koruma tercihi, piyasa açısından rasyonel bir denge olarak okunabilir. Önümüzdeki döneme ilişkin olarak ise ana belirleyici unsur enflasyon patikası ve enerji fiyatları olacak. Özellikle petrol fiyatlarının yüksek seyretmesi ve bunun cari denge ile enflasyon üzerindeki etkisi, yaz aylarına doğru politika alanını daraltabilir. Dolayısıyla haziran-temmuz dönemine kadar TCMB’nin mevcut duruşunu koruyarak veri akışını izlemesi, ardından ise şartların elvermesi halinde sınırlı bir gevşeme alanı yaratması daha olası görünüyor.
Türkçe
1
4
71
21.1K
Midas Araştırma
Midas Araştırma@midasarastirma·
TCMB, politika faizini beklentilere paralel şekilde %37'de sabit bıraktı.
Midas Araştırma tweet media
Türkçe
3
4
194
132.4K
Midas Araştırma
Midas Araştırma@midasarastirma·
Piyasa “sabit” diyor, ama masada hâlâ bir faiz artırımı ihtimali var. TCMB yarın saat 14.00’te faiz kararını açıklayacak. Beklentiler politika faizinin korunacağı yönünde yoğunlaşıyor olsa da bu kez mesele yalnızca faiz seviyesi değil. Çünkü aynı anda iki farklı hikâye fiyatlanıyor: biri “zaten yeterince sıkıyız”, diğeri ise “gerekirse yeniden sıkılaşırız”. Veriler ilk hikâyeyi destekliyor. Mevduat faizleri %40’ın üzerinde, kredi faizleri %50’ye dayanmış durumda. Reel faiz hâlâ pozitif ve TL’nin enflasyondan daha yavaş değer kaybetmesine izin verilen bir çerçeve korunuyor. Bu, örtük bir reel değerlenme stratejisi ve mevcut haliyle zaten ciddi bir sıkılık demek. Ama ikinci hikâye giderek daha fazla masaya geliyor. Petrol fiyatları yukarıda, jeopolitik riskler canlı ve dezenflasyona dair soru işaretleri sürüyor. Bu yüzden bazı global kurumlar 300 baz puanlık bir artışı “olası bir sinyal hamlesi” olarak görüyor. Yani mesele enflasyonu hemen düşürmekten çok, beklentilerin kontrolünü kaybetmemek. Burada kritik bir ayrım var. TCMB’nin gerçekten daha fazla sıkılaştırmaya ihtiyacı olup olmadığı ayrı bir soru. Ama piyasaya “gerekirse yaparım” mesajını ne kadar güçlü verdiği çok daha önemli. Çünkü son iki yılda yeniden inşa edilen kredibilitenin en hassas noktası burası. Dolayısıyla yarınki karar önümüzdeki toplantılar için de yüksek öneme sahip. TCMB sabit bıraksa bile karar metninde şahin kalabilir ve piyasa bunu yeterli görerebilir. Bu senaryoda risk iştahında toparlanma izlenebilir. Yarınki toplantı faizin yönünü değil, TCMB’nin fonksiyonunu anlatacak. Peki Merkez Bankası bugün ne yaptığıyla mı, yoksa gerektiğinde ne yapabileceğini ne kadar inandırıcı anlattığıyla mı fiyatlanacak?
Midas Araştırma tweet media
Türkçe
3
4
113
35.4K
Midas Araştırma
Midas Araştırma@midasarastirma·
Yabancı yatırımcıların mart ayında en çok net alım ve satım yaptığı hisseler:
Midas Araştırma tweet media
Türkçe
4
12
241
61.1K
Midas Araştırma
Midas Araştırma@midasarastirma·
Yeni Fed Başkanı faizleri düşürmek için mi geliyor, yoksa piyasaya sınır çizmek için mi? Trump’ın aday gösterdiği Kevin Warsh’ın yarınki Senato süreci yaklaşırken piyasaların asıl derdi bu. Ama kritik bir detay var: Bu nihai oylama değil, ilk büyük sınav ve Warsh’ın bu süreçten çıkamama ihtimali artık ciddi şekilde konuşuluyor. Çünkü bu sadece bir başkan değişimi değil, Fed’in hangi problemi önce çözeceğine dair bir kırılma anı. Warsh’ı ilginç kılan sadece bu da değil. Geçtiğimiz günlerde açıklanan Fed Başkanlığı adayının portföyü, klasik bir merkez bankacısından çok bir teknoloji yatırımcısını andırıyor. SpaceX’ten kripto piyasalarına, fintech girişimlerinden yapay zeka projelerine uzanan bir dağılım. 100 milyon doların üzerinde servet ve Bitcoin’i “40 yaş altı için yeni altın” olarak tanımlayan bir bakış açısı. Yani karşımızda piyasayı dışarıdan izleyen değil, onun içinde yaşamış bir Fed başkanı adayı var. Bu yüzden hem piyasa hem de Washington geriliyor. Senato tarafında tablo net değil. Cumhuriyetçilerin çoğunluğu çok zayıf. Demokratların blok halinde karşı çıkması beklenirken Cumhuriyetçi Senatör Tillis’in desteği kritik hale gelmiş durumda. Çünkü Tillis, Powell soruşturması kapanmadan Warsh’a destek vermeyeceğini söyleyerek süreci kilitliyor. Bu da Warsh’ın komiteden bile geçememe ihtimalini masada tutuyor. Yani piyasa sadece “Nasıl bir Fed?” sorusunu değil, “Warsh gerçekten başkan olacak mı?” sorusunu da fiyatlıyor. Makro tarafta ise zemin kaygan. Hürmüz Boğazı kaynaklı enerji şoku, petrol fiyatlarını yükseltti ve enflasyonun yeniden kalıcı olabileceği endişesini artırdı. Bu da Fed’in tonunu değiştirdi. Faiz indirimi beklentileri bir anda “bekle-gör” moduna geçti. JPMorgan’a göre piyasanın tepkisi rasyonel. Yüksek enerji fiyatları Fed’in alanını daraltıyordu. Dolayısıyla petrol geri çekildikçe piyasa yeniden kademeli faiz indirimlerini fiyatlayabilir. Wells Fargo ise farklı bir riske işaret ediyor. Warsh’ın duruşmada vereceği mesajlar, mevcut “güvercin” beklentisini kolayca tersine çevirebilir ve tahvil piyasasında dalgalanmayı artırabilir. Bloomberg stratejistlerine göre ise orta vadede faiz beklentileri düşebilir, ancak kısa vadede enflasyon baskısı sürerse tahvil getirileri yüksek kalabilir. Yani piyasa net bir cevap değil, bir yön arıyor. Peki, Warsh bu denklemin neresinde duracak? Trump’ın düşük faiz beklentisi onu güvercin tarafa yaklaştırıyor. Ama Fed’in bağımsızlığı hâlâ hassas. Bu da vereceği her mesajı kritik hale getiriyor.
Midas Araştırma tweet media
Türkçe
6
4
70
48K
Midas Araştırma
Midas Araştırma@midasarastirma·
Bireysel yatırımcılar için hareket alanı genişliyor. ABD piyasalarında 24 yıldır süren bir kural değişiyor. Gün içi trade yapmak için gereken 25.000 dolar şartı artık tarih oluyor. Peki bu gerçekten oyunu kolaylaştırıyor mu, yoksa sadece kuralları yeniden mi yazıyor? SEC’nin 14 Nisan’da onayladığı düzenleme ile Pattern Day Trader (PDT) kuralı kaldırılıyor. Bugüne kadar bu eşik, piyasaya katılımı net bir sermaye filtresiyle sınırlıyordu. Basit ama katıydı. Birçok yatırımcı için kapıyı baştan kapatan bir yapıydı. Yeni dönemde bu sabit sınır ortadan kalkıyor. Daha geniş bir yatırımcı kitlesi, daha aktif stratejilere erişim sağlayabilecek. Bu değişimin piyasa tarafından nasıl fiyatlandığına dair ilk sinyal de geldi. Küçük yatırımcı tabanına en çok hitap eden platformlardan biri olan Robinhood’un hisseleri haber sonrası haftalık %30 yükseldi. Ancak bu değişim tek yönlü değil. Daha fazla katılım, daha yoğun rekabet anlamına geliyor. Kısa vadeli işlemlerin artması, fiyat hareketlerinin daha hızlı ve daha parçalı hale gelmesine neden olabilir. Bu da piyasada “kolay fırsat” algısını zayıflatırken, disiplin ve stratejiyi daha belirleyici hale getirebilir.
Midas@getmidas

ABD borsalarında gün içi işlemde 25 bin dolar şartı kalkıyor. SEC'in onayladığı yeni düzenlemeyle, FINRA Rule 4210 kapsamında uzun süredir uygulanan Pattern Day Trader (PDT) statüsü ve buna bağlı kısıtlamalar kaldırılıyor. Mevcut kuralda yatırımcılar 5 iş günü içinde aynı hisseyi en fazla 3 kez gün içinde alıp satabiliyor; bu sınırı aşmak isteyenler için 25.000 dolarlık minimum özsermaye şartı aranıyordu. Yeni düzenlemeyle bu tavan da ortadan kalkıyor. Düzenleme, FINRA'nın yayımlayacağı resmi bildirimin (Regulatory Notice) ardından 45 günlük sürenin sonunda yürürlüğe girecek.

Türkçe
0
3
135
29.5K
Midas Araştırma
Midas Araştırma@midasarastirma·
Değerleme çarpanları tarihsel ortalamaların altında. Hangi hisseler fırsat sunuyor? Nasdaq 100 ileri F/K oranı 22,4 seviyesine gerileyerek hem 5 yıllık ortalaması olan 24,7’nin hem de 10 yıllık ortalaması olan 22,9’un altına indi. Bu, piyasanın beklenti tarafında belirgin bir iskontoya işaret etmekle beraber ve uzun vadeli ortalamaların altında fiyatlanan hisselerde seçici bir yaklaşımla fırsatlar sunabilir. Ancak düşen ileri F/K tek başına yeterli bir sinyal değil; bu ucuzlamanın arkasında güçlü bir kâr büyüme hikayesinin de bulunması gerekiyor. Bu noktada ilk kriterimiz devreye giriyor: Mevcut F/K oranının ileri F/K oranının 2 katından fazla olması. Böylece ileriye dönük kâr beklentilerinde %50’den fazla bir F/K daralması olan hisseler öne çıkıyor. Wall Street analistlerinin kârlılıktaki güçlü yükseliş öngörüsüyle hissenin F/K oranlarının belirgin şekilde gerilemesi beklenebilir. Bu tür bir daralma beklentisi de büyüme potansiyelinin fiyatlara henüz tam yansımadığını düşündürebilir. İkinci kriterimiz, 2026 hisse başına kâr büyüme beklentisinin %50’nin üzerinde olması. İleri F/K’nın düşmesi olumlu görünse de bu düşüşün kaynağı kritik. Kâr beklentileri güçlü şekilde artıyorsa, hisse fiyatı yükselse bile F/K oranı düşük kalmaya devam edebilir. Bu durum yatırımcıya hem fiyat yükselişi hem de değerleme daralması gibi nadir bir kombinasyon sunabilir. Son kriterimiz ise ileri F/K seviyesinin 25’in altında kalması. Nasdaq 100’ün 5 yıllık ortalama ileri F/K’sı yaklaşık 25 seviyesinde seyrediyor. Bu eşiğin altında kalan hisseler, endeksin uzun vadeli değerleme normlarına göre hala iskontolu bölgede konumlanıyor denebilir. Bu çerçevede oluşturulan liste; ileri F/K daralması belirgin, 2026 kâr büyüme beklentisi güçlü ve değerlemesi endeksin uzun vadeli ortalamalarının altında kalan hisseleri bir araya getiriyor. Fiyatlama henüz beklentileri tam yansıtmıyor olabilir ve bu tür isimler, kârlılık hikayesi gerçekleştikçe yatırımcı radarına beklenenden hızlı girebilecek adaylar arasında yer alabilir.
Midas Araştırma tweet media
Türkçe
0
14
107
47.6K
Midas Araştırma
Midas Araştırma@midasarastirma·
Bir ayakkabı markasının bir günde yapay zeka şirketine dönüşmesi kulağa absürt geliyor. Ama piyasa bu hamleyi ciddiye almış durumda. Allbirds hisseleri dün %500’ün üzerinde yükseldi, hatta bazı anlarda bu yükseliş %760’ı aştı. Ama bu yükselişin arkasındakinin değer mi yoksa hikaye mi olduğunu iyi anlamak gerekiyor. Şirket, ayakkabı faaliyetlerini yaklaşık 39 milyon dolara devredip 50 milyon dolarlık finansmanla yüksek performanslı işlemciler satın almaya bunları kiralamaya odaklanacağını açıkladı. Kağıt üzerinde bakıldığında mevcut piyasa değerinin birkaç katı büyüklüğünde bir sermaye ile tamamen yeni bir alana giriş söz konusu. Ama bu odak, yalnızca donanım alıp kiralamaktan ibaret değil. Enerji maliyetleri, veri merkezi yatırımları, soğutma altyapısı ve müşteri erişimi gibi ciddi bariyerler de dikkate alınmalı. Üstelik bu pazarda zaten trilyon dolarlık devler rekabet ediyor. Piyasanın tepkisi daha çok hikâyeye verilmiş bir tepki gibi duruyor. Çünkü ortada henüz somut bir gelir, müşteri kontratı ya da operasyonel başarı yok. Sadece yön değişimi ve bu yönü finanse edecek bir kaynak var. Bu da ister istemez bizi geçmişe götürüyor. Dot-com yıllarında da şirketler faaliyet alanlarını değiştirmeden sadece isimlerine “internet” ekleyerek ciddi değer artışları yaşamıştı. O dönemde de bazı dönüşümler gerçekti, ama bu şirketlerin büyük kısmı beklentiyle şişmişti. Bugün Allbirds örneğinde de benzer bir ayrım oluşuyor olabilir. Eski iş modeli zaten piyasa tarafından silinmiş durumda. Yeni hikâye ise henüz test edilmedi. Bu yüzden güncel fiyatlama, gerçekleşmiş bir dönüşümü değil, potansiyel bir senaryoyu yansıtıyor. Bu da hareketin neden bu kadar sert olduğunu açıklarken aynı zamanda sürdürülebilirliğinin belirsiz olduğunu gösteriyor. Dolayısıyla önümüzdeki günlerde belirleyici olacak şey sadece açıklamalar değil; gerçek işlemci yatırımları, müşteri anlaşmaları ve operasyonel kapasite olacak. Şu anki görünüm güçlü olabilir ama piyasa bir noktadan sonra rakam görmek ister. Dot-com döneminden kalan en net ders de bu.
Midas Araştırma tweet media
Türkçe
2
1
45
8.5K
Midas Araştırma
Midas Araştırma@midasarastirma·
Ortadoğu’da diplomasi yeniden ısınıyor ama adres hâlâ net değil. Dün Wall Street Journal’ın Türkiye’nin ev sahipliğinde yeni bir temas zemini oluşabileceğine işaret eden haberiyle Borsa İstanbul kapanışa doğru güçlü alımlarla toparlandı. Ancak birkaç saat sonra Trump’tan gelen “görüşmeler Pakistan’da olabilir” mesajı, masanın yerinin hâlâ belirsiz olduğunu gösterdi. Peki, Türkiye neden bir adım geri planda kaldı? Türkiye son haftalarda açık şekilde bir “köprü” rolü üstlenmiş durumda. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın ateşkesin uzatılması ve ABD-İran hattında diyalog kanallarının açık tutulmasına yönelik mesajları, Türkiye’nin sadece ev sahibi değil aynı zamanda kolaylaştırıcı olmak istediğini gösteriyor. Antalya’da planlanabilecek temaslar da bu çabanın somut bir uzantısı. Bölgedeki birçok aktörün aynı masa etrafında buluşabileceği nadir zeminlerden biri. Buna rağmen Trump’ın Pakistan ihtimalini öne çıkarması dikkat çekici. Bunun arkasında birkaç dinamik olabilir: Pakistan’ın halihazırda aktif bir arabulucu rolü üstlenmesi ve taraflarla daha “düşük profilli” bir temas zemini sunması Washington açısından daha esnek bir alan yaratıyor olabilir. Türkiye ise daha görünür ve politik ağırlığı yüksek bir aktör. Bu da bazı başlıklarda taraflar için hem avantaj hem de risk anlamına geliyor. Ancak büyük resimde Türkiye’nin rolü ortadan kalkmış değil. Aksine, jeopolitik konumu ve çok taraflı diplomasi kapasitesi sayesinde süreç uzadıkça Ankara’nın devreye girme ihtimali artıyor. Özellikle Hürmüz Boğazı gerilimi ve petrol fiyatlarındaki oynaklık devam ederken, tarafların güvenebileceği “orta zemin” ihtiyacı büyüyor. Piyasa tarafı da bu belirsizliği fiyatlıyor. Dün BIST’te kapanışa doğru gelen güçlü alımlar, Türkiye’nin diplomatik merkez olma ihtimaline yazılan bir senaryo üzerindeydi ama Trump’ın Pakistan çıkışıyla birlikte tablo yeniden karıştı. Yine de mekandan bağımsız olarak, müzakere sürecinin devam etmesi ve ateşkesin korunması risk iştahı açısından belirleyici olmaya devam ediyor. Bu yüzden asıl odaklanılması gereken “görüşmeler nerede yapılacak?” değil, “gerçekten ilerleme sağlanabilecek mi?” olmalı.
Midas Araştırma tweet media
Türkçe
3
2
54
68.8K
Midas Araştırma
Midas Araştırma@midasarastirma·
Opsiyonlarla portföyünü korumayı denedin mi? 28 Şubat'ta ABD ve İsrail'in İran'a yönelik operasyonuyla başlayan süreç, piyasalarda çok katmanlı bir risk zincirine dönüştü. Petrol fiyatlarında görülen artış sonrası 12 aylık enflasyon beklentileri %3,6 seviyesinde. Birkaç ay öncesine kadar 2026'da Fed’den 2 faiz indirimi beklenirken bugün yıl sonuna kadar faizlerin sabit kalma olasılığı %67 ile en yüksek ihtimale işaret ediyor. Bu da başta teknoloji hisseleri olmak üzere birçok hissede düşüşe sebep oldu. Şimdi tüm gözler Perşembe günü beklenen ikinci tur müzakerelerde. Arabuluculuk çabaları masayı ayakta tutsa da somut bir anlaşma çıkmazsa ateşkesin bozulma riski enerji fiyatlarını ve tüm risk varlıklarını yeniden düşüşe geçirebilir. Bu ortamda opsiyonlar ile portföyündeki hisselere dokunmadan riski sınırlayabilir ve düşüşü fırsata çevirebilirsin. Bu doğrultuda ilk strateji Protective Put. Elindeki hisseyi satmak istemiyor ama sert bir düşüşe karşı sigorta eklemek istiyorsan, put opsiyonu tam bu işlevi görüyor. Hisse düşerse put opsiyonundan sağladığın getiri hissedeki kaybı dengeler. Aksi durumda ise zarar yalnızca başlangıçta ödediğin prim maliyeti ile sınırlı kalır. Jeopolitik şokların fiyatları aniden değiştirdiği dönemlerde bu, yukarı potansiyeli açık tutarak pozisyonu korumanın yollarından biri. İkinci strateji ise Cash Secured Put. “Biraz daha düşünce alırım” dediğin bir hisse varsa, fiyatı beklemek yerine belirlediğin seviyeden put opsiyonu satarak ya beklediğin fiyattan alıma girebilir ya da beklediğin seviye gelene kadar prim geliri elde edebilirsin. Bu strateji ile bekleyiş artık bir maliyet olmaktan çıkıp gelire dönüşebilir. Jeopolitik risklerin arttığı dönemde yatırımcıya destek olabilecek bir diğer strateji ise Covered Call. Aldığın bir hisseyi eğer jeopolitik risk dönemine rağmen satmak istemiyorsan, pozisyonun üzerine yazacağın call opsiyonu ile düzenli prim geliri sağlayabilir ve bir nevi maliyet düşürebilirsin. Hisse yatay kalırsa aldığın prim net senin getirin olur, hisse belirlediğin seviyeye yükselirse de zaten kâr gördüğün noktadan satışın gerçekleşir. Yön belirsizliğinin hakim olduğu dönemlerde bu stratejiler ile hisseyi tutmanın fırsat maliyetini nakit akışına dönüştürmenin en pratik yollarından biri. Dolayısıyla opsiyonlar riski sıfırlamaz, ama doğru kullanıldığı zaman jeopolitik risklerin olduğu, volatilitenin arttığı dönemlerde yatırımcıya riskini sınırlama, hatta bu volatiliteyi kâra geçirme imkanı sunabilir.
Midas Araştırma tweet media
Türkçe
2
1
35
18.4K
Midas Araştırma
Midas Araştırma@midasarastirma·
Piyasa düşerken kimler alıyor? Büyük bankalar. Son günlerde JPMorgan, Bank of America ve Morgan Stanley’den gelen mesajlar aynı noktada birleşiyor. Gürültü yüksek, riskler masada ama piyasa büyük ölçüde bu hikayeyi zaten fiyatladı. Bu yüzden de dipler, panik değil fırsat olarak görülüyor. JPMorgan’a göre mevcut geri çekilmeler, aşırı satım ve negatif yatırımcı algısı nedeniyle klasik bir “dipten al” zemini oluşturuyor. Volatilite sürebilir ancak 3-12 aylık perspektifte risk almak daha rasyonel görünüyor. Bu, kısa vadeli korkunun orta vadeli fırsata dönüştüğü tipik bir döngü. Bank of America cephesinde hikaye biraz daha makro. Piyasa, jeopolitik tansiyonun düşeceğini fiyatlamaya başlamış durumda. Bu senaryoda doların zayıflaması, gelişen ülke varlıkları ve riskli enstrümanlar için alan açıyor. Yani sadece hisse değil, global çapta bir risk iştahında artış beklentisi konuşuluyor. Morgan Stanley ise teknik ve temel tarafı birleştiriyor. S&P 500 dipten yaklaşık %7 yükseldi ve güçlü bilanço beklentileri bu hareketi destekliyor. Bu hafta bankacılık hisselerinde başlayacak bilanço sezonu ise yükselişe katalist olabilir. Dolayısıyla Wall Street perspektifinden baktığımızda düzeltme büyük ölçüde geride kalmış olabilir. Ama unutmamak gerekir ki pozisyonlama artık daha seçici. Döngüsel sektörler ve kaliteli büyüme öne çıkarken, enerji tarafında zirveye yaklaşılmış olabileceği düşünülüyor. Piyasa kötü haberleri sindirmiş durumda. Negatif algı hâlâ güçlü ama bu, genellikle dip bölgelerine işaret ediyor. Önemli olan bu bir yeni yükselişin bir trend başlangıcı mı, yoksa geçici bir tepki mi olduğunu anlayabilmek. Bunun için de veri akışı önemli. Makro göstergeler ve bilanço sezonu bu iyimserliği doğrularsa şu anki fiyatlamalar bir dönüşün erken sinyali olabilir. Aksi senaryoda ise bu ralli, tipik bir tepki alımı olarak kalabilir.
Midas Araştırma tweet media
Türkçe
5
3
70
154.4K
Midas Araştırma
Midas Araştırma@midasarastirma·
Abluka, savaşın yeni adı mı? İslamabad'daki 21 saatlik görüşme sonuçsuz kalmasıyla Trump, ABD Donanması'na İran limanlarına yönelik abluka emri verdi. Arabulucuların “tam bir çıkmazın içinde değiliz, kapı henüz kapanmadı” söyleminden yola çıkarsak barış ihtimali tamamen bitmedi, ama yeni perde artık abluka baskısı. ABD askeri yetkilileri, söz konusu ablukanın geminin hangi ülkenin bayrağını taşıdığına bakılmaksızın tüm deniz trafiği için geçerli olacağını bildirdi. Bu gelişmelerle brent petrol, %5’in üzerinde yükselerek 100 doların üzerine çıktı. Washington-Pekin eksenindeki bir gelişme ise CNN'in 11 Nisan'daki istihbaratına göre Çin, İran'a hava savunma sistemi göndermeye hazırlandığı haberi. Trump, 12 Nisan'da "İran'a silah satana %50 ek gümrük" tehdidinin Çin'i kapsadığını doğruladı. Bu, Orta Doğu arz şokuna ticaret savaşı riskini ekliyor. Buna ek olarak Hürmüz’de ateşkes haftasında bile tanker trafiği normalleşmedi. Hürmüz'deki 20 milyon varillik akışın alternatif yollar, rezerv salımları ve yaptırımlı ithalatla günde sadece 6,3’ü telafi edilebiliyor. Tüm esnekliklere rağmen küresel stoklardaki günlük net engel 12,3 milyon varil. Bu kayıp, fiyatlardaki risk primini yapışkanlaştırabilir. Yani Hürmüz nominal olarak açık olsa dahi, akışın güvenli ve ucuz olmaması fiyatlarda kalıcı bir risk primi yaratıyor. Goldman Sachs'ın senaryosu bu yüzden önemli. Hürmüz bir ay daha büyük ölçüde kapalı kalırsa Brent 3. çeyrekte 120, 4. çeyrekte 115 dolar bandına yerleşebilir. Bu TUPRS, CVX ve XOM gibi petrol üretici hisselerini pozitif etkileyebilir. Bu bağlamda ACI Avrupa, Hürmüz'den petrol tedariki başlamazsa üç hafta içinde jet yakıtının tükenebileceğini ve yazın kıta genelinde uçuşların iptal edilebileceğini AB'ye bildirdi. Bu uyarı, havacılık hisselerine operasyonel kapasite riski ile olumsuz yansıyabilir. Makro tarafa bakıldığında Trump, petrol ve benzin fiyatlarının Kasım seçimlerine dek değişmeyeceğini kabul etti. Bu durum hanelerin yıllık enflasyon beklentisini %3,4'e, benzin artış beklentisini ise 2022 Rusya-Ukrayna’dan beri zirve olan %9,4'e taşıdı. Bu Fed için de sıkışık bir denklem. Ateşkes rallisinde fiyatlanan indirim beklentileri ablukayla yeniden masadan kalkabilir; tahvil getirileri "politika değişikliği bölgesi"ne yaklaştıkça siyasi baskı da artabilir. Faiz indirimlerinin tekrardan ertelenmesi, hatta arttırımının söz konusu olması başta teknoloji büyüme hisseleri olmak üzere tüm endeksi olumsuz etkileyebilir. Kısacası ne bir barış, ne de tam bir çatışma söz konusu. Ablukanın sahada ne kadar kararlı uygulanacağı ve ABD ve Çin tarife hattının ne kadar sertleşeceği, bu haftanın iki ana kredibilite testi olacak.
Midas Araştırma tweet media
Türkçe
0
1
53
39.5K
Midas Araştırma
Midas Araştırma@midasarastirma·
Enflasyon verisine dair notlar: Mart ayında ABD’de tüketici enflasyonu aylık bazda %0,9 artarak piyasa beklentisi olan %1,0 seviyesinin hafif altında gerçekleşti. Yıllık enflasyon ise %3,3 ile %3,4’lük beklentinin sınırlı da olsa altında kalırken, önceki ayın %2,4 seviyesine kıyasla belirgin bir hızlanmaya işaret etti. Şubat ayında aylık %0,3 gibi görece ılımlı bir artış sonrası yıllık enflasyonun %2,4’e kadar gerilemiş olması, mart verisiyle birlikte dezenflasyon sürecinin kesintisiz bir patikada ilerlemediğini ve özellikle enerji kaynaklı şoklara karşı kırılgan olduğunu ortaya koyuyor. Aylık bazda %1’e yaklaşan artış, manşet düzeyde beklenti altı kalsa da fiyat baskılarının yeniden ivme kazandığını gösteren güçlü bir veri olarak öne çıkıyor. Bu açıdan bakıldığında veri, “pozitif sürpriz” üretmekten ziyade enflasyon dinamiklerindeki yukarı yönlü riski teyit eden bir görünüm sunuyor. Mart ayında enflasyondaki yükselişin temel belirleyicisinin enerji fiyatları olduğu görülürken Orta Doğu kaynaklı arz şokunun özellikle akaryakıt fiyatları üzerinden manşet enflasyona hızlı yansıdığı anlaşılıyor. Bu tür maliyet yönlü baskıların önümüzdeki aylarda ulaştırma ve gıda gibi kalemler üzerinden daha geniş bir alana yayılma potansiyeli bulunuyor. Beklenti altı gerçekleşmeye rağmen yıllık enflasyondaki sert artış, baz etkisinin artık daha az destekleyici hale geldiğini ve enflasyonun yeniden %3 bandı üzerine yerleşme riski taşıdığını gösteriyor. Bu da çekirdek enflasyon eğilimine ilişkin yukarı yönlü risklerin de yeniden gündeme gelmesine neden olabilir. Özellikle enerji şoklarının gecikmeli etkileri dikkate alındığında, önümüzdeki 3-6 aylık dönemde enflasyonun daha geniş tabana yayılan bir baskı üretmesi olası görünüyor. Dolayısıyla veri, Fed’in mevcut para politikası duruşunu koruması açısından destekleyici bir zemin sunuyor. Manşet verinin beklenti altı gelmesi kısa vadede rahatlatıcı olsa da yıllık enflasyondaki hızlanma ve yukarı yönlü riskler faiz indirimlerine yönelik beklentilerin daha temkinli bir çerçeveye çekilmesine neden olabilir. Petrol fiyatlarındaki artış sonrasında Fed’den bu yıl indirim beklenmiyor. Önümüzdeki dönemde özellikle enerji fiyatlarının seyri ve bu şokun çekirdek enflasyona ne ölçüde yansıyacağı, para politikası patikası açısından belirleyici olacak. Genel anlamda piyasa cephesinde ise veri ilk etapta “beklenti altı” manşet nedeniyle sınırlı bir rahatlama yaratabilecek olsa da enflasyondaki yeniden hızlanma eğilimi risk iştahı üzerinde baskı oluşturabilecek bir unsur olarak öne çıkıyor. Özellikle faiz indirimlerinin zamanlamasına yönelik beklentilerin ötelenmesi, başta teknoloji hisseleri olmak üzere faiz hassasiyeti yüksek varlıklarda dalgalanmayı artırabilir. Buna karşın verinin beklentilerden çok belirgin bir sapma göstermemesi, piyasalarda sert bir fiyatlama yerine daha dengeli ve seçici bir reaksiyon görülmesine neden olabilir.
Türkçe
0
0
21
3.5K
Midas Araştırma
Midas Araştırma@midasarastirma·
ABD'de mart ayında enflasyon aylık %0,9, yıllık %3,3 açıklandı.
Midas Araştırma tweet media
Türkçe
3
3
66
79.6K
Midas Araştırma
Midas Araştırma@midasarastirma·
Model portföyler ve fonlar hangi hisseleri öne çıkarıyor? Piyasalarda yön çoğu zaman yalnızca hikayelerle değil, aynı zamanda profesyonellerin ve büyük yatırımcıların pozisyonlanmasıyla belirlenir. Model portföyler ve yatırım fonları, bu açıdan yalnızca birer tercih listesi değil; aynı zamanda kurumsal aklın hangi şirketlerde yoğunlaştığını gösteren güçlü sinyallerdir. Ancak bu yoğunlaşma her zaman “fiyatlandı ve bitti” anlamına gelmez. Aksine, bazı durumlarda piyasa fiyatlaması ile hedef değerlemeler arasındaki makas hala açık kalabilir. Özellikle model portföylerde geniş yer bulan ve çok sayıda fonun portföyünde kendine yer bulan hisseler, genellikle hem temel hikayesi güçlü hem de görünürlüğü yüksek şirketlerden oluşur. Bu tür hisselerde analist kapsamı geniştir ve fiyat hedefleri daha sık güncellenir. Bu da yatırımcıya yalnızca bir büyüme hikayesi değil, aynı zamanda bu hikayenin kurumsal düzeyde teyit edildiği bir çerçeve sunar. Asıl kritik nokta ise bu güçlü sahiplik yapısına rağmen hala anlamlı bir getiri potansiyelinin korunuyor olması. Hedef fiyatlara göre %50’nin üzerinde getiri potansiyeli sunan hisseler, bu anlamda dikkat çekici bir ayrışmaya işaret edebilir. Çünkü bu, ya piyasanın ilgili hikayeyi henüz tam fiyatlamadığını ya da kısa vadeli dalgalanmalar nedeniyle geçici bir iskontonun oluştuğunu düşündürür. Bu tip senaryolarda kurumsal yatırımcıların pozisyonlarını korumaya devam etmesi aşağı yönlü riskleri sınırlayan bir unsur haline gelebilir. Aynı zamanda yeni fon girişleri için de doğal bir aday havuzu oluşturur. Dolayısıyla burada seçicilik yeniden devreye giriyor. Yüksek sahiplik oranı tek başına yeterli değil; bu sahipliğin arkasında sürdürülebilir büyüme, güçlü bilanço ve beklentilerle uyumlu bir fiyatlama olması gerekiyor. Aksi takdirde kalabalık pozisyonlar, ters rüzgarda daha sert çözülmelere de sahne olabilse de doğru kombinasyon yakalandığında, bu tür hisseler piyasanın hem en çok sahip olunan hem de henüz tam keşfedilmemiş fırsatlarını aynı potada sunabilir. • Model portföyde bulunma sayısı > 10 • Yatırım fonunda bulunma sayısı > 50 • Konsensüs hedef fiyata göre getiri potansiyeli > %50
Midas Araştırma tweet media
Türkçe
2
4
91
32.2K
Midas Araştırma
Midas Araştırma@midasarastirma·
Kritik verilere dair notlar: ABD’de çekirdek kişisel tüketim harcamaları verisi şubat ayında aylık bazda %0,4 artarken yıllık bazda %3,0 seviyesinde gerçekleşti. Veri, aylık bazda beklentilere paralel gelirken yıllık tarafta %3,1 olan önceki seviyeye kıyasla sınırlı bir gerilemeye işaret etti ve piyasa beklentisiyle uyumlu açıklandı. Aylık artışın %0,4 seviyesinde korunması, enflasyonun ana eğiliminde belirgin bir yumuşama olmadığını gösterirken, yıllık verideki sınırlı geri çekilme dezenflasyon sürecinin devam ettiğine işaret etse de bu sürecin oldukça kademeli ve kırılgan ilerlediğini ortaya koyuyor. Özellikle aylık momentumun yüksek kalmaya devam etmesi, fiyatlama davranışlarındaki katılığın sürdüğünü ve enflasyonun hedef seviyelere dönüş sürecinde beklenenden daha dirençli bir yapı sergilediğini teyit ediyor. Manşet beklentiyle uyumlu bir veri akışı görülmesine rağmen çekirdek enflasyonun %3 seviyesinde sıkışması Fed açısından rahatlatıcı olmaktan uzak bir görünüm sunuyor. Bu seviye, %2 hedefinin hâlâ belirgin biçimde üzerinde kalmaya devam ederken, enflasyonun düşüş hızındaki yavaşlamaya işaret ediyor. Aynı anda açıklanan büyüme verisi ise daha zayıf bir makro tabloya işaret etti. ABD ekonomisi yılın son çeyreğinde %0,5 büyüyerek hem önceki %0,7’lik okumaya göre aşağı yönlü revize edildi hem de %0,7 seviyesindeki piyasa beklentisinin altında kaldı. Bir önceki çeyrekte %4,4 gibi oldukça güçlü bir büyüme performansı sergileyen ekonomide bu sert yavaşlama, iç talebin momentum kaybetmeye başladığını ve ekonomik aktivitenin belirgin biçimde soğuduğunu gösteriyor. Büyümedeki bu zayıflamaya karşın enflasyon tarafında anlamlı bir çözülme görülmemesi, makro görünümde daha zor bir dengeye işaret ediyor. Talebin yavaşladığı ancak fiyat baskılarının kalıcı olduğu bu yapı, politika yapıcılar açısından “rahatsız edici bir kombinasyon” oluşturmaya devam ediyor. Bugünkü veri seti, Fed’in mevcut “bekle-gör” ve temkinli duruşunu destekler nitelikte. Enflasyonda belirgin bir iyileşme görülmeden büyümedeki yavaşlama tek başına politika değişikliği için yeterli görünmüyor. Bu çerçevede, faiz indirimlerine yönelik beklentilerin daha ileri bir takvime ötelenmesi ve “daha uzun süre yüksek faiz” senaryosunun güç kazanması muhtemel görünüyor. Öte yandan büyüme tarafındaki aşağı yönlü sürpriz, ekonomik aktivitenin düşündüğünden daha hızlı soğuyabileceğine işaret ederek ileriye dönük riskleri artırıyor. Bu da ilerleyen dönemde Fed’in manevra alanını daha da daraltabilecek bir unsur olarak öne çıkıyor. Hisse senedi piyasaları açısından bakıldığında ise zayıf büyüme ve dirençli enflasyon kombinasyonu, özellikle risk iştahı üzerinde baskı yaratabilecek bir görünüm sunuyor. Dolayısyıla bu veriler, piyasalar açısından net bir yön üretmekten ziyade mevcut belirsizlikleri artıran bir tablo ortaya koyarken yarın açıklanacak enflasyon verisi bu dengenin hangi yönde kırılacağını belirleyecek temel unsur olmaya devam edecek.
Türkçe
0
0
11
3.4K
Midas Araştırma
Midas Araştırma@midasarastirma·
ABD'den kritik veriler geldi. Fed'in öncelikli enflasyon göstergesi olarak dikkate aldığı çekirdek kişisel tüketim harcamaları şubat ayında yıllık %3,0 arttı. Diğer taraftan, ABD ekonomisi dördüncü çeyrekte %0,5 büyüdü.
Midas Araştırma tweet mediaMidas Araştırma tweet media
Türkçe
4
6
92
40K