Metin KÜLÜNK

61.3K posts

Metin KÜLÜNK banner
Metin KÜLÜNK

Metin KÜLÜNK

@mkulunk

İstanbul, Türkiye Katılım Nisan 2013
6.4K Takip Edilen464.9K Takipçiler
Metin KÜLÜNK
Metin KÜLÜNK@mkulunk·
Diyor ki @reBurningBright Onların korkusu herhangi bir tek adamdan kaynaklanmıyor. Asıl korkuları; özellikle üç ismin aynı anda kamuoyu önünde giderek hizalanmasından kaynaklanıyor. Putin ve Xi’nin ekonomik ve hatta askerî zeminde giderek yakınlaşması sayesinde, Batı Hegemonyasının aslında Trump’ın söylediği gibi bir “kâğıttan kaplan” olduğu ortaya çıktı. Böylece Trump’a; hem her biriyle yüzleşebilmek hem de onlarla hizalanabilmek için gerekli olan “anlatısal koruma kalkanı” sağlanmış oldu. Trump ve Putin üzerinden bakıldığında ise; Amerika Birleşik Devletleri ile Rusya arasında olası bir kodlanmış ittifak, gerçek ve sıcak savaş alanlarında barışı dayatma kapasitesine sahip tek yapı olarak görülüyor. Çünkü hiçbir başka ikili; askerî erişim ve kaynak gücü bakımından bu ölçekte bir birleşik kapasiteye sahip değil. Öte yandan Trump ve Xi üzerinden düşünüldüğünde; Amerika ile Çin arasındaki bir yakınlaşma, karşılıklı ekonomik çöküşü durdurabilecek kapasiteyi taşıyor. Çünkü nükleer enerji destekli ve yapay zekâ tarafından şekillendirilen teknolojik sınır hattında ortak hizalanma; önümüzdeki on yılların üretim kapasitesini belirleyecek temel unsur olarak görülüyor. Böylece enerji ve teknoloji alanındaki karşılıklı hızlanmanın önündeki engeller kalkabilir ve her iki tarafın ayrı ayrı vaat ettiği “Küresel Altın Çağ”a giden yol açılabilir. Sonuç olarak: Putin ve Xi, Hegemon’un merkez anlatısını sorguladı. Trump ve Putin, Hegemon’un güç projeksiyonu mekanizmasını dondurup açığa çıkardı. Trump ve Xi ise, sistemin “varoluşsal tehdit” olarak sunduğu şeyi; küresel bolluk çağını hızlandıracak bir motor hâline dönüştürebilir. Aynı zamanda güvenlik adı altında üretilmiş kıtlık düzenini de etkisizleştirebilir. Nihayetinde güç, gücü tanır. Bu tanıma eski ideolojik ve anlatısal ayrımları aştığında ise; tek kutuplu düzeni ayakta tutan soyut yapılar — özellikle de ekonomik motor olarak kullanılan sürekli çatışma sistemi — gerçeklik üzerindeki etkisini kaybetmeye başlar. Bugünkü “çoklu kriz” ortamı (Ukrayna’dan Venezuela’ya, İran’dan Tayvan’a kadar) artık; bu yeni hizalanmanın kamuoyu önünde ilerleyebilmesini sağlayan makro bir mekanizma gibi işlemektedir. Böylece “Çok Kutuplu Ağ” her geçen gün daha görünür biçimde, egemen devletlerin iplik iplik ördüğü bir yapıya dönüşmektedir. Küreselci sistemin çürümüşlüğü artık kurumsal maskelerin arkasında gizlenemiyor. Herkesin gözü önünde açığa çıkıyor. Ve eski güç yapıları; soyut ideolojik çağın sona erip çok kutuplu ve filtresiz gerçeklik çağının doğuşunu korku ve şaşkınlık içinde izliyor. Egemenler İttifakı’nın var olmak için sistemden izin almasına hiçbir zaman gerek olmadı. Sadece gerçek gücü elinde bulunduran aktörlerin; eski şablonların artık egemen halkların çıkarlarına hizmet etmediğini fark etmeleri gerekiyordu. Hatta belki de o şablonlar hiçbir zaman hizmet etmedi. Bize yeni bir dünyanın gösterileceği söylenmişti. Fakat bunu bize yalnızca Trump’ın göstereceği söylenmemişti. “Egemenler İttifakı” üzerine son yazım.
BurningBright@reBurningBright

Their fear is not about any one man. It is about the public alignment of three in particular, all at once. Through the increasing alignment along economic and even military grounds of Putin and Xi, the Western Hegemon has been revealed as the very Paper Tiger Trump has claimed, thereby granting him the Narrative Shielding needed to both confront and align with each. Through Trump and Putin, a potential codified alliance between the United States and Russia retains the singular capacity to mandate peace on Actual and kinetic grounds and to enforce its terms through the combination of military reach and resource leverage that no other pairing commands. Meanwhile, through Trump and Xi, a pairing between the United States and China holds the corresponding capacity to arrest mutually-assured economic collapse by aligning on the Nuclear-fueled and AI-defined technological frontier that will determine productive capacity for decades, essentually removing all blocks toward the mutual acceleration along the very energy and technological path that will simultaneously create and bring us to a Global Golden Age each has promised independently. In effect, Putin and Xi challenged the central narrative of the Hegemon itself, Trump and Putin froze and exposed the power projection arms of the Hegemon, while Trump and Xi can transform what the machine presents as existential danger into the very accelerant for a worldwide Age of Abundance, while blunting the Hegelian trap of engineered scarcity disguised as security. In the end, power recognizes power. When that recognition crosses the old ideological and narrative divides, the abstractions that once sustained unipolar control—perpetual conflict as the economic engine of the very engineered scarcity that kicked off the loop in the first place—begin to lose their grip on the central narrative that informs reality itself. The Polycrisis (from Ukraine and Venezuela to Iran and Taiwan) now functions as the very macro mechanism granting narrative shielding for the pillars to align and lock in for the next stage as the Multipolar Mesh continues to be woven, thread by sovereign thread in increasingly public view. The rot of the Globalist System is no longer hidden behind institutional facades; it is being aired out for all to see. And the old power structures can only watch in mounting fear and disbelief as the age of abstraction yields to the age of emergent multipolarity and unfiltered reality. The Sovereign Alliance has never required the machine’s permission to exist. It has only ever required the recognition, by those who hold actual power that the old templates no longer serve the interests of sovereign peoples or the futures they are now being granted the ability to build unencumbered. Rather, that they never have. We were told we were going to be shown a new world. We were never told it was going to be Trump alone who showed it to us. My latest on the Sovereign Alliance. burningbright.substack.com/p/the-multipol…

Türkçe
3
4
29
2.1K
Metin KÜLÜNK retweetledi
Osman Atalay
Osman Atalay@atalay_osman·
Cuma günleri 90 bin Camide İçki kumar haramdır hutbesinin bir anlamı kalır mı? Zaten Alkol Kumar yasal devlet kontrolünde. Türkiyede kumar oyununun büyük çoğunluğu sosyo ekonomik sebeplerle oynanıyor. #Uyuşturucunun 81 ilde ulaşımı alkol ve idda bayilerinden daha kolay 24 saat adrese teslim organizasyonu var. @ihsanaktas zaten 5 bağımlılıkla mücadele de başarılı olamayışımızın sebebi hepsi yasal arzda olması ve Patalojik süreci devletin kontrol edememesidir.. O süreçte intihar boşanmalar evlenme sorunları cinnet hırsızlık yaralama ve Cezaevlerindeki tarihi hükümlü sayısı 420 bin kişi olarak vahim bir fotoğrafı önümüze koymaktadır .. Muhafazakar Anadolu Sosyolojisi 86 milyonum % 70 i 20 kente sıkışmış vaziyette Kumar Alkol uyuşturucu sorunu Sosyo kültürel/ekonomik bir sorun olarak ele alınmalıdır . Treni kaçırıyoruz galiba ….
Türkçe
0
5
18
1.8K
Metin KÜLÜNK retweetledi
Kod Yüklemeleri
Kod Yüklemeleri@kodyuklemeleri·
Gülen okullarının detaylarını!🔥 — I — Sibel Edmonds’un Gladio B anlatısında bu okullar çok kritik bir parça. Edmonds’a göre bunlar “moderate Islam” kılıfı altında Orta Asya’da Gladio B operasyonlarının lojistik ve kadro üssü olmuş. 1. Gülen Hareketi ve Okullarının Genel Yapısı Fethullah Gülen’in (1941 doğumlu, Pensilvanya’da yaşayan) ilham verdiği Hizmet Hareketi (eski adıyla Cemaat). Temel felsefe: • Yüksek kaliteli seküler eğitim + ahlaki değerler (disiplin, çalışkanlık, hoşgörü). • İslam’ı doğrudan ders olarak değil, “evrensel ahlak” olarak aşılıyor. • 1970’lerden itibaren Türkiye’de başladı, 1990’larda Sovyet sonrası Orta Asya’ya patladı. Sayılar (zirve dönemi 2010’lar): • Dünya çapında 1000+ okul, üniversiteler, yurtlar, kültür merkezleri (160+ ülkede). • 2 milyondan fazla öğrenci (birçoğu burslu). • Türkiye’de 300+ okul (15 Temmuz sonrası büyük kısmı kapatıldı). • Orta Asya’da en yoğun: Kazakistan (28+ lise + üniversite), Kırgızistan, Azerbaycan, Türkmenistan, Özbekistan, Tacikistan. Okullar genellikle “Türk-Kazak Lisesi”, “Sebat Eğitim”, “KATEV” gibi isimlerle yerel ortaklıklarla açılıyor. Başarıları meşhur: Uluslararası bilim olimpiyatlarında madalyalar, üniversiteye yüksek yerleşme oranları. @sibeledmonds @NewsBud_ @serdarakinan @sakinan1968
Kod Yüklemeleri tweet media
Türkçe
1
18
51
3.3K
Metin KÜLÜNK retweetledi
Kod Yüklemeleri
Kod Yüklemeleri@kodyuklemeleri·
1️⃣ 👉Gülen Okulları = Gladio B’nin Kadro ve Lojistik Üssü • Edmonds’a göre Gülen okulları (özellikle Orta Asya’da) “moderate Islam” kılıfı altında Gladio B operasyonlarının ana üssü. • 1997-1998’den itibaren ABD (CIA ve bağlantılı güçler) bu okulları “Islamization Operations” için kullandı. Okullar hem “cover” (örtü) hem de militan/mücahit kadro yetiştirme yeri. • Öğretmenler ve öğrenciler arasında CIA asset’leri (ajanlar) barındırılıyor. Türk istihbarat eski yetkilisi Osman Nuri Gündeş’in kitabındaki “130 CIA ajanı Gülen okullarında İngilizce öğretmeni kılığında” iddiasını Edmonds doğruluyor ve genişletiyor. • Okullar Pakistan-Afganistan’dan gençleri alıp radikalleştiriyor, Türk ve Pakistan ISI komandolarıyla eğitim veriyor, sonra Avrupa ve operasyonlara sevk ediyor. 2. Gülen’in Kendisi ve CIA Bağlantısı • Gülen, 1990’ların sonunda Gladio B’ye dahil edildi. “Sembol” bir figür; asıl güç arkasındaki istihbarat ağı. • Ana bağlantı: Graham Fuller (eski CIA Afganistan istasyon şefi, RAND Corporation). Fuller, Gülen’in ABD’de kalması için referans mektubu yazdı (2006 göçmenlik davasında). Edmonds, Fuller’ı “State Secrets Privilege Gallery”sine koydu. • Clinton dönemiyle başladı, sonra devam etti. Gülen’in 25+ milyar dolarlık ağı (okullar, şirketler, üniversiteler) “moderate Islam” diye pazarlanıyor ama aslında radikal İslam militanlarını besliyor. • Edmonds: “Gülen hareketi ABD’de korunuyor, dosyaları FBI kasasında ama kullanılmıyor çünkü asset’leri.” @NewsBud_
Kod Yüklemeleri tweet media
Türkçe
0
16
48
2.1K
Metin KÜLÜNK retweetledi
Ahmet Turgut
Ahmet Turgut@ahturgut·
Siyonist Ben-Gvir, Mescidi Aksa'da israil bayrağı açarak tüm Müslüman ülkelere meydan okuyor. 67 Haziran'ında da #Siyonist askerler #MescidiAksa'ya bayrak asmıştı. O günkü #Türkiye Başkonsolosu Ali Refik İleri, Mescidi Aksa'ya bizzat gelip #israil bayrağını İNDİRTMİŞTİ. Nur içinde yatsın!
Türkçe
7
36
95
3.7K
Metin KÜLÜNK retweetledi
Bilgisel Analiz
Bilgisel Analiz@bilgiselanaliz·
FETÖ hesapları, 15 Temmuz FETÖ darbe girişiminin 1 numarası, Akın Öztürk’e Risale-i Nur’dan güzellemeler yaparak, darbeciyi ve darbeyi resmen sahipleniyorlar! Bunlar iflah olmazlar! Fırsat buldukları an yine aynı ihanetleri tereddüt etmeden yapacakları kesindir! FETÖ’cülere acıyan acınacak duruma düşer!
Bilgisel Analiz tweet mediaBilgisel Analiz tweet mediaBilgisel Analiz tweet mediaBilgisel Analiz tweet media
Türkçe
37
47
134
26.8K
Metin KÜLÜNK retweetledi
Ufuk Coskun
Ufuk Coskun@ufukcoskunn·
Elbette efsane değil. Bugün müfredatı belirlemiyor olabilir ancak hikayenin başını da bilmemiz gerekiyor. Yani 27 Aralık 1949’da Türkiye ve ABD hükümetleri arasında eğitim komisyonu kurulması hakkında yapılan ve meclis tutanaklarında da yer alan malum anlaşmayı bilmemiz gerekiyor. Anlaşmanın 1. Maddesine göre; “Komisyon’un giderleri Türkiye’nin ABD’ye olan borcundan karşılanacaktı. ABD vatandaşlarınca yapılacak öğretim ve araştırma giderlerini de biz ödeyecektik. 5. madde: "Komisyon; 4’ü Türkiye vatandaşı, 4’ ABD vatandaşı olmak üzere 8 üyeden oluşacaktır. ABD’nin Türkiye’deki diplomatik misyon şefi, komisyonun fahri başkanı olacak ve komisyonda oyların eşit olması halinde kararı komisyon başkanı verecektir!” Projenin mimarı; dönemin ABD başkanı Truman’ın meşhur doktrinini “eğitim ve kültür” alanında projelendiren kişi olan senatör William Fulbright’tı. Fulbright, aynı zamanda Latin Amerika ülkelerinde de benzer projeleri ile bilinen sömürgeci bir isimdir. Bu anlaşma 1947-49 yıllarında Sovyet tehdidine karşı Türkiye’yi bölgede kullanmanın ilk adımı olan Truman doktrini ve Marshall planı çerçevesinde Türkiye’ye yaklaşık 152,5 Milyon dolar yardım yapılmasının ardından imzalanmıştır. Her şeyi geçtim, eğitim o yıllardır beridir Amerikan kültürüne hizmet etti mi etmedi mi? Bu anlaşmayı aklamak doğru bir yaklaşım değildir.
Bekir Gür@bekirgur

Türkiye’de eğitim alanında hakkında en çok efsane üretilen şey, FULBRIGHT ANTLAŞMASI. ▶️ Fulbright eğitim komisyonu, Türkiye'de müfredatı belirliyor mu? ▶️ Antlaşmanın mahiyeti nedir? ▶️ Türkiye eğitim sistemindeki etkileri neler? 👇researchgate.net/publication/40…

Türkçe
2
25
65
3.6K
Metin KÜLÜNK
Metin KÜLÜNK@mkulunk·
Bu ülke helâl lokmanın, helâl kazancın, helâl hayatlar süren insanların üzerine kurulu. Faiz, emeğin temizliğine bulaşan kir… Bu kir, topraklarımızın bereketine dökülen pas gibi. Ciğeri yanan, vebalden uykuları kaçan esnafımıza kulak verelim!
Türkçe
121
406
1.4K
25.9K
Metin KÜLÜNK
Metin KÜLÜNK@mkulunk·
Asıl sorgulanması gereken de budur: Kıyamete kadar sürecek insanlık yolculuğunda, düşünmeyi, sorgulamayı ve hakikati aramayı emreden bir dinin mensupları nasıl oldu da eleştiriyi düşmanlık; sorgulamayı ise itaatsizlik olarak görmeye başladı? Bugün Müslüman toplumlarda insanlar, önlerinde duran ve peşinden yürüdükleri isimlerin yaptığı her şeyi meşrulaştırmak için özel bir gayret göstermektedir. Ancak bu gayret, hakikatin ışığında yapılan bir çaba değildir. Daha çok güce, makama ve itibara yakın durarak kendisine alan açma arzusudur. Bu yüzden alkışçılık, “evet efendimcilik” ve “siz ne derseniz doğrudur” anlayışı yaygınlaşmıştır. Oysa Allah, bu mutlak doğruluk yetkisini peygamberlerine bile vermemiştir. Peygamberlerin görevi, Allah’ın sözlerini insanlığa ulaştırmak ve o sözlerin gereğini yaşamaktır. Buna rağmen bugün insanlar, herhangi bir alanda önde görünen kişilerin her söylediğini sorgusuz kabul etmekte; en küçük bir eleştirel çıkışa bile tahammül gösterememektedir. Asıl sorgulanması gereken de budur: Kıyamete kadar sürecek insanlık yolculuğunda, düşünmeyi, sorgulamayı ve hakikati aramayı emreden bir dinin mensupları nasıl oldu da eleştiriyi düşmanlık, sorgulamayı ise itaatsizlik olarak görmeye başladı?
Türkçe
5
6
36
1.7K
Metin KÜLÜNK
Metin KÜLÜNK@mkulunk·
GÜN ORTASINDA ELEŞTİREL DÜŞÜNCEYE DÜNYASINI KAPATMIŞ MÜSLÜMAN KİMLİKLİ DÜŞÜNME VE SİYASET BİÇİMİYLE İSLAM DÜNYASI YOK OLUŞA DOĞRU GİDİYOR. HÂLÂ FARK ETMEYECEK MİSİNİZ? İslam dünyasının en temel problemlerinden biri, eleştirel düşüncenin büyük ölçüde yok edilmiş olmasıdır. Bunun yerine, sınırları başkaları tarafından çizilmiş ve insanların da o sınırların dışına çıkamayacak şekilde şartlandırıldığı bir düşünce modeli hâkim hale gelmiştir. Akıl, zekâ ve varlık arasındaki ilişki, özgürlük bağlamından koparılarak tekrarcı bir anlayışa teslim edilmiştir. İnsanlar artık varlığın sırlarını anlamaya ve yaratılışın işaretlerini fark etmeye değil, gördüğünü dahi sorgulamayan doğru yanlış be sırrı nedir odaklı düşünmeyen bir cehalet düzenine yönlendirilmiştir. Oysa yaratılış her an devam etmektedir. Varlık sürekli bir oluş hâlindeyse, bunu fark edecek akıl ve zekânın da sürekli üretken olması gerekir. Müslüman toplumların içerisinden bu düşünce çıkmasa bile, başka medeniyetlerden ve başka akıllardan çıkmıştır, çıkmaktadır. Çünkü hakikati arama çabası, düşünmenin ancak özgür olduğu yerde ortaya çıkar. Eleştirel düşünceye tahammülü olmayanlar ve özeleştiri yapma kabiliyetini yok sayanlar, nefis muhasebesi de yapmazlar. Çünkü onlar nefislerini tanrı edinmişlerdir; vicdanları ise rafa kalkmıştır. Vicdanların yerini haz ve güç, Allah’ın emrettiği hak ve adaletin yerini ise derebeylik odaklı, kutsal ve kuralsız güç edinmek almıştır. Sonuç; Afrika ve Orta Doğu’nun hali, Gazze’de yıllardır sürmesinin yanında son üç yıldır pik yapan soykırım, Lübnan’daki işgal ve katliamlar, İran’a yapılan saldırılar, Hindistan’da Müslümanlara yönelik arsız ve kanlı oyunlar, Doğu Türkistan’daki acılar sosyolojik yok oluş riski ve baskılar… Hâlâ bundan ibret almayan Müslümanlar, kafalarını kuma gömmüşler. En ufak bir eleştiriye tahammülleri yok. Kendilerini tanrı gören, Hazreti Muhammed’i güç ve makam uğruna Hz.Muhammed’i kendilerinin güç ve çıkarları uğruna araçsallaştırarak güç ve makamı elde ettikten sonra Hz.Muhammed’in pratiği ile hiçbir ilişkisi olmayan bir yaşam modelini esas alıp yolda bırakan bir model ile hak ve adalet esaslı algoritmasını temel değerlerimizin şekillendirdiği bir modeli inşa ederek insanlık medeniyeti üretebilme şansı güçlü olabilir mi? Varlıktaki sırrı akıl ve zekâ ile soru sorarak ve eleştirerek arayıp bulmuş, bunu bilgiye ve bunu da üretime ve eşyaya, bunu ise ekonomik güce, bunu da siyasî güce dönüştürmüş, sonunda küresel şeytan odaklı bir paradigma haline gelmenin ardından yeryüzünden Allah’ı hâkimiyetini silmek iddiası taşıyan odaklar, aklı, zekâyı ve eleştirel düşünceyi nasıl kullanmışlar ve bu hale nasıl gelmişler sizce? Ahmet, Mehmet, Hasan, Ali, Hüseyin, Ayşe, Fatma, Hatice, Tuğba isimleri bize neyi hatırlatıyor ve bu isimlerin yerinde şu isimlerin olması bizi neden rahatsız etmiyor: Sam Altman, Elon Musk, Greg Brockman, Ilya Sutskever, Jeff Bezos, Bill Gates ve Paul Allen, Larry Page ve Sergey Brin, Jack Ma, Peter Thiel, Alex Karp, Joe Lonsdale, Stephen Cohen… Bugün Müslüman toplumlarda insanlar, önlerinde duran ve peşinden yürüdükleri isimlerin yaptığı her şeyi meşrulaştırmak için özel bir gayret göstermektedir. Ancak bu gayret, hakikatin ışığında yapılan bir çaba değildir. Daha çok güce, makama ve itibara yakın durarak kendisine alan açma arzusudur. Bu yüzden alkışçılık, “evet efendimcilik” ve “siz ne derseniz doğrudur” anlayışı yaygınlaşmıştır. Oysa Allah, bu mutlak doğruluk yetkisini kendisine ait kılmıştır . Peygamberlerin görevi, Allah’ın sözlerini insanlığa ulaştırmak ve o sözlerin gereğini yaşamaktır. Buna rağmen bugün insanlar, herhangi bir alanda önde görünen kişilerin her söylediğini sorgusuz kabul etmekte; en küçük bir eleştirel çıkışa bile tahammül gösterememektedir.
Türkçe
14
20
92
119.8K
Metin KÜLÜNK retweetledi
Ahmet Turgut
Ahmet Turgut@ahturgut·
ROTA GAZZE... Haftalardır yapılan hazırlıklar tamamlandı. Global #Sumud Filosuna bağlı tekneler bugün Marmaris'ten yola çıkıyor. Sadece insani yardım değil, umut da götürüyorlar Gazze'ye. Yetim yiğitlere... Yolları açık olsun! #Perşembe İŞGALE DUR DE #SpeakOutForGaza
Ahmet Turgut tweet media
Türkçe
5
35
77
2.1K
Metin KÜLÜNK retweetledi
İbrahim Karagül
İbrahim Karagül@ibrahimkaragul·
Üzerinde; Hilal, Selçuklu ya da Osmanlı motifli bir şey görmesinler. Aniden saldırıyorlar. Tahammül edemiyorlar. Bu ülkenin yerlisi gibi hissetmiyorlar. Bu toprakların hamuruna, mayasına yabancılar. Sancaktepe Belediyesi saat kulesine bile tahammül edememiş. Oysa biz ideolojik kimlikleri sorgulamaya başlasak, kim bilir neler çıkacak ortaya. Mesele saat kulesi değil, mesele sembollerin kimliği, Selçuklu-Osmanlı-Türkiye Cumhuriyeti “devletler sürekliliğini” hazmedemeyenlerin, Türkiye ile, içeriden hesaplaşmasının sayısız örneklerinden sadece bir tanesi bu. Mesele bir yapının yıkılması değil. Mesele o yapıyı yıkmanın bilinçaltındaki, zihindeki çarpıklıklar..
Türkçe
209
1.1K
3K
38.8K
Metin KÜLÜNK
Metin KÜLÜNK@mkulunk·
Bu ısrarın sebebi nedir? Ayrıca “okulculuk”, “çevrecilik” ve belli grupları öne çıkaran anlayış da artık terk edilmelidir. Çünkü mesele bir makam meselesi değil; Türkiye’nin güvenliği meselesidir. Ve unutulmamalıdır ki… Polis teşkilatının moralini kaybettiği bir ülkede, devlet sahadaki refleksini kaybeder Devlet yönetiminde esas olan sadakat değil liyakattir. Aidiyet değil ehliyettir. Çevre değil devlet tecrübesidir.
Türkçe
14
39
188
7.6K
Metin KÜLÜNK
Metin KÜLÜNK@mkulunk·
Güne Merhaba NEDEN EMNİYET TEŞKİLATI’NIN BAŞINDA, TEŞKİLATIN KENDİ GÜZİDE KADROLARINDAN BİRİ NEDEN GENEL MÜDÜR OLMAZ? Bir kez daha hatırlatıyoruz. Asıl mesele; Emniyet Genel Müdürü’nün mülki idare amiri olmasının ötesindedir. Esas mesele; Türkiye’nin en stratejik kurumlarından biri olan Emniyet Teşkilatı’nın bugün yaşadığı moral, motivasyon ve kurumsal aidiyet problemidir. Bekçisinden polis memuruna, komiserinden emniyet genel müdür yardımcısına kadar teşkilatın her kademesinde ciddi sorunlar yaşanıyor. VE ÖNÜMÜZDE ÇOK ZOR VE KRİTİK AYLAR VAR. POLİSİN MORAL MOTİVASYONU ÇOK ÖEMLİ. Özlük hakları… Çalışma şartları… Amir-memur ilişkilerindeki problemler… Psikolojik problemler… Artan polis intiharları… Mesleki tükenmişlik… Bütün bunların sebep-sonuç ilişkileriyle birlikte masaya yatırılması ve polis teşkilatına yönelik gerekli adımların gecikmeden atılması gerekiyor. Çünkü moralsiz polis sahada etkili olamaz. Polisin etkili olamadığı yerde sokakta güvenlik problemi ortaya çıkar. Güvenlik probleminin olduğu yerde huzur olmaz. Huzurun olmadığı yerde ise demokrasi sağlıklı işlemez. Bunu Ankara’daki siyasetçi arkadaşlara daha nasıl anlatacağız? 15 Temmuz işgal girişiminin ayak sesleri, 7 Şubat MİT kriziyle başladı; 17-25 Aralık süreciyle açığa çıktı ve nihayetinde 15 Temmuz gecesi işgal girişimine dönüştü. Devlet aklı ve Sayın Cumhurbaşkanı’nın milletimiz ile birlikte kararlı duruşu sayesinde, özellikle 17-25 Aralık operasyonlarından sonra yargı, bürokrasi ve emniyet içerisindeki işgalci yapılar tasfiye edilmeye başlandı. Tamamı temizlendi mi? Hayır. Hâlâ saklananlar var mı? Evet. Ancak o süreçte polis teşkilatı kendi içinde çok ciddi bir yurtsever dönüşüm yaşadı. FETÖ tarafından türlü operasyonlarla tasfiye edilmek istenen, iftiralarla yargılanan, intihara sürüklenen, ihraç edilen ya da kenara itilen vatansever emniyet mensupları; o kritik dönemde devletine, milletine ve bayrağına sahip çıktı. 15 Temmuz gecesi siyasetin içinde saklananları, ortadan kaybolanları, çiftlik çiftlik dolaşanları millet unutmadı. Diğer tarafta ise Özel Harekât Daire Başkanlığı bombalandı. Polislerimiz şehit oldu. Ankara Emniyet Müdürlüğü hedef alındı. Köprülerde emniyet mensupları can verdi. Türkiye’nin dört bir yanında polis teşkilatı, vatandaşlarla omuz omuza vererek işgal girişimine direndi. O gece kaçanların bir kısmı ise daha sonra en yüksek perdeden “FETÖ karşıtı” söylemler üretmeye başladı. Çünkü hem kendilerini gizlemek hem de toplumu ikna etmek zorundaydılar. 15 Temmuz sonrasında yargı ve bürokraside mücadele sürerken, mülki idare soruşturmaları kapsamında ByLock kullandığı açık olan birçok isimle ilgili dosyaların bir kısmı engellendi, bazıları ise rafa kaldırıldı. Ve ardından… 15 Temmuz gecesi en kararlı mücadeleyi veren emniyet mensuplarına yönelik sessiz ve sinsi tasfiye süreçleri başladı. Bugün bütün bunları konuşmak zorundayız. Çünkü birileri, yıllardır FETÖ’nün hedeflediği projeleri yeniden devreye sokmaya çalışıyor. Polisin sahada etkisizleşmesini isteyen anlayış, bugün farklı yöntemlerle yeniden karşımıza çıkıyor. Mülki idare amirlerinin doğrudan emniyet müdürlüğü kadrolarına özellikle büyük illerde atanabilmesi yönündeki ısrar bunun en dikkat çekici örneklerinden biridir. FETÖ’nün en büyük hedeflerinden biri polisi tamamen kontrol altına almaktı. Bu nedenle özellikle büyükşehirlerde emniyet müdürlüklerine örgüt çizgisinde isimlerin atanmasını istiyorlardı. Bu girişimler geçmişte defalarca gündeme getirildi ancak başarılı olunamadı. Bugün ise çok önemli bir soru ortada duruyor: Liseden itibaren polislik kültürüyle yetişmiş, İstanbul’u, Ankara’yı, İzmir’i yönetebilecek kapasiteye ulaşmış onlarca kariyer emniyet müdürü varken… Neden teşkilatın içinden gelen isimler sistematik biçimde geri planda bırakılıyor? Neden Emniyet Genel Müdürlüğü’nde ısrarla bir mülki idare amiri görmek isteniyor?
Metin KÜLÜNK@mkulunk

10 Nisan 2026. POLİS TEŞKİLATMIZIN 181.KURULUŞ YILI. Bugün, polis teşkilatımızın 181. kuruluş yıl dönümü vesilesiyle sosyal medyada pek çok mesaj paylaşılıyor. Ancak artık duygusal ve hamaset dolu ifadelerin ötesine geçerek, polis teşkilatımıza özellikle siyasetin daha derin ve gerçekçi bir perspektiften ele almak zorunda olduklarını hatırlatalım. ARA NOT: POLİSİMİZİN MESELELERİNE KARŞI İLGİDE AZALMA OLDUĞUNU VE ÇÖZÜM NOKTASINDA ATILMASI GEREKEN ADIMLARIN ATILMADIĞINI GÖRDÜKLERİNDE ŞUNU UNUTMAYALIM Kİ POLİSİMİZDE İNSANDIR VE TÜRKİYE CUMHURİYETİ DEVLETİ’NİN VATANDAŞIDIR. Şimdi; Yapay zekâ ve dijital devrim, kendi psikolojisini ve sosyolojisini inşa ediyor. Bununla birlikte, yalnızca mevcut suçları dönüştürmekle kalmıyor; aynı zamanda tamamen yeni suç tipleri, yeni suçlu profilleri ve örgütlü suç modelleri de ortaya çıkarıyor. Artık geçmişte var olmayan, karmaşık ve dijital temelli suç yapılarıyla karşı karşıyayız. Bireyin değişen psikolojisi, bilginin ve imkânların yapay zekâ sayesinde kolay ulaşılabilir hâle gelmesi, kutsalların ve kuralların itibarsızlaştırılması; farkında olmasak da toplumu sosyolojik bir anarşizme doğru sürüklemektedir. Bu sürecin en önemli sonuçlarından biri şudur: Evlerimizin kapısında güvenlik görevlileri, sitelerimizin girişinde kontrol noktaları olsa bile; eğer polis teşkilatımız yeni çağın gerekliliklerine uygun bir şekilde yeniden yapılandırılmaz ve mücadele yöntemleri köklü biçimde güncellenmezse, ciddi güvenlik sorunlarıyla karşılaşmamız kaçınılmazdır. Polis teşkilatımız, suç ve suçluyla mücadele ederken aynı zamanda sokaklarımızın, toplumumuzun, huzur ve güvenliğimizin teminatıdır. Bu görevini büyük bir fedakârlıkla yerine getirmektedir. Ancak açıkça ifade edilmesi gereken bir gerçek var: ÖNEMLİ NOT: Polisin morali iyi değildir. İçinde bulunduğu ağır çalışma şartları, mesleğin omuzlarına yüklediği büyük sorumluluklar ve polisin insan olduğunun neredeyse kimi zaman unutulduğu ve bunun da sanki polisi mekanik bir varlık olarak görme problemini ortaya çıkardı bu ve buna bağlı olarak varolan maddi ve manevi problemler teşkilatın motivasyonunu ve moral gücünü zayıflatmaktadır. Bu nedenle, polis haftasında paylaşılan hamaset dolu mesajların ötesine geçmeli; ayakları yere basan, gerçekçi ve çözüm odaklı bir yaklaşım benimsemeliyiz. Polis teşkilatımızın bu ülke için taşıdığı stratejik önemin farkında olarak, daha güçlü bir yapıya kavuşması için gerekli adımlar hızla atılmalı ve mevcut olumsuzluklar kararlılıkla pozitife dönüştürülmelidir. SOKAKTA CAN GÜVENLİĞİMİZİN HUZURUMUZUN TEMİNATI OLAN POLİSİMİZE YÜREKTEN TEŞEKKÜR EDİYORUZ. ŞEHİT POLİSLERİMİZE ALLAH’TAN RAHMET GAZI POLISLERIMIZE ŞIFA DILIYORUZ. @tcbestepe @RTErdogan @MHP_Bilgi @dbdevletbahceli @Nalan_Kocak @T_Muderris @T_Muderris @cemgurdeniznet @TURKIYE_REPORT @trhaber_com @yenisafak @Hekimoglusulymn @muratgener @hallederiztamam @resul_torer @resit_as @ankarausatolyes @KIZILELMA_VATAN @saracihan5454 @TahaSaricaoglu

Türkçe
140
172
810
229.2K
Metin KÜLÜNK
Metin KÜLÜNK@mkulunk·
Akşama not düşelim Tehlike büyüktür. Hem PKK’nın ve siyasi uzantılarının içinde, hem de iktidar çevrelerinde; sürecin çökmesi, Türkiye’nin iç çatışmaya sürüklenmesi ve nihayetinde bölünmesi için olağanüstü bir çaba olduğu görülmektedir. Asıl hedef ise; Kürt kardeşlerimizi bütünüyle İsrail eksenine bağlamak ve yaklaşan büyük bölgesel savaşta İsrail’in kara gücü hâline getirmektir. Dün İngiliz-Fransız ortaklığıyla Sykes–Picot dayatılmıştı. Bugün ise daha ileri bir jeopolitik kuşatma, Tel Aviv–Londra hattı üzerinden dayatılmaktadır. İSRAIL MERKEZLI (PAC JUDAICA) VE ÖNÜNDEKI EN ÖNEMLI GEL TÜRKIYE’MIZIN TASFIYE EDILMESI HEDEFLERIDIR Bu süreçte içeride gerçek kimliklerini gizleyen, fakat zihnen ve stratejik olarak Evanjelik-Siyonist akla teslim olmuş yapılara dikkat edilmelidir. Çünkü bazıları görünürde farklı kimlikler taşısa da, inandıkları siyasal proje başka bir merkeze hizmet etmektedir. ÇOK DİNLİ MÜMİN KİMLİKLERE DİKKAT Bu coğrafyada tarih şahittir ki; Hanif Türklerle Hanif Kürtlerin ittifakı, bir kez daha dünyanın çehresini olumlu anlamda dönüştürecek güçtedir.
Metin KÜLÜNK@mkulunk

Güne Merhaba Türkiye’nin bütünlüğü insanlığın bütünlüğünü güçlendirecektir Birileri terörsüz Türkiye sürecini sabote etmek için Sayın Bahçeli’yi hedef alarak aslında Türkiye’nin bölünme projesinin adı olan FETÖnün devleti yeniden teslim almasının önünü açmak istiyor. ARA NOT: UNUTULMASIN; BİRİLERİ ISR ARLA BU COĞRAFYADAKİ KÜRT KARDEŞLERİMİZİ SİYONİST İSRAİL’İN SAFINA İTMEK İSTİYOR. DİKKAT! Süreci yok etmek peşindeler ve iğrenç bir model olan şantajcılığı kullanıyorlar Yani birileri “tanrıyı kıyamete zorlayanların”devleti teslim almak isteyenlerin önünü açmak istiyor. AMEDSPOR’un bu ülkenin parçalanmaması ve tam bağımsızlığı için çalışan bir unsur olduğunu, bu durumun ülke sosyolojisine pozitif etkilerini hep birlikte yaşayarak görmek durumundayız. Bu anlamda herkes çok ama çok dikkatli olmak zorunda, çünkü FETÖ ve bağlı unsurlar önümüzde ki yıl tribünleri asla rahat bırakmayacaktır. Şimdiden TFF ve Klüpleri uyaralım, taraftar gruplarının asla böyle bir tuzağa düşmeyeceğinden de eminiz. Global Sumud Filosunun evrensel çağrısının daha fazla duyulması için konuştuk. Bu vicdan hareketinin etkileri bütün insanlığı saracak. Söyleşimizin tamamını aşağıdaki linkten izlemek mümkün. youtube.com/watch?v=OiSiXC…

Türkçe
45
60
182
138.7K