Muhammet Özekes
1.5K posts

Muhammet Özekes
@mozekes
▪️Prof. Dr. (DEÜ Hukuk)▪️Avukat (Özekes&Seven)▪️“karanlıktan şikayet etme, bir ışık yak”▪️Justitia est fundamentum regnorum
İzmir Katılım Şubat 2012
8 Takip Edilen26K Takipçiler

Her Paket revizyon cilası altında aslında yeni bir erezyon demek.
Değerli Hocam Prof. Dr. H. Pekcanıtez bu süreci sistematik olarak takip edip yazıyor. HMK erozyon sürecine ilişkin tarihe not düşen üçüncü yazısı yayınlandı.
👇👇
blog.lexpera.com.tr/hukuk-muhakeme…
Türkçe

@celikahmet8179 Almanların yüzyıldan fazladır temelde kanun olmadan becerdiğini (arada üç devlet kurulup yıkılmış hem de), on yıl hem de kanunla becerememek ve kaldırmak... Bu, hukuk ve hukukçumuza yeter…
Türkçe

Belirsiz alacak davasının kaldırılmak istenmesinin temel nedeninin,“işçi alacağı” davalarından duyulan rahatsızlık olmasına göre,çbunun nedenleri üzerinde durmak ve yanlışlığını göstermek istiyoruz.
1) Deniyor ki. İstisnai bir dava türü olmasına rağmen, İş uyuşmazlıklarında belirsiz alacak davası olağan hale getirilmiş olup, bu durum, hukukî güvenlik açısından sakıncalar yaratmıştır. Hangi güvenlik, sakıncalar ?
Belirsiz alacak davası, etkin bir hukuki koruma yanında, uyuşmazlıkların daha basit, daha az masraflı, daha hızlı giderilmesine hizmet ettiği; tazminat ve alacak miktarlarının başlangıçta kesin bilinememesi durumuna bir çözüm getirdiği için mi sakıncalıdır ? Bir uyuşmazlığın iki veya birkaç dava açmak yerine, usul ekonomisine uygun olarak, tek davada sonuca bağlanabilmesi mi sakıncalıdır ?
Hayır bunların hiç biri değil. Tek sorun işçi alacağı davalarının belirsiz alacak davası biçiminde açılmasından duyulan rahatsızlıktır.
Neden rahatsız olmuşlardır ?
Bu dava türünü anlayamadıkları, kavrayamadıkları için mi ? Yoksa, Muhammet Özekes hocamızın dediği gibi, Almanların yüz yıldır uyguladığını, on yıl uygulayamama beceriksizliğinin açık itirafı mı?
2) Deniyor ki: Belirsiz alacak davası yargıda bir karmaşaya (kaosa) neden olmuş; Yargıtay hep çelişkili kararlar verdiği için bir içtihat birliği yaratılamamıştır, Böyle deniyor. Hayır bu da doğru değil. Şöyle ki:
a) Haksız fiillerden kaynaklanan ölüm ve bedensel zararlar nedeniyle, belirsiz alacak davası biçiminde açılan davaların (özellikle trafik ve iş kazalarının) inceleme yeri olan Özel Daireler (17.Hukuk, 4.Hukuk, 11.Hukuk, 21.Hukuk Daireleri) arasında bir içtihat uyuşmazlığı olmamış; hepsi aynı yönde, aynı biçimde kararlar vermişlerdir. (Bu konuda tarafımdan çok sayıda kararlar incelenmiştir.)
b)Belirsiz alacak davasının uygulanmasında sorunlar ilk derece mahkemelerinde yaşandı. Hakimlerin, önceki kısmi döneminden gelen alışkanlıkla, dava değerinin artırılmasına “ıslah” demeleri, davacıdan ıslah dilekçesi istemeleri; artırılan kısım için faizi (özellikle işçi alacağı davalarında) artırım tarihinden başlatmaları gibi sorunlar yaşandı ve yaşanmakta. Hakim atamaları rasgele yapıldığı, uzmanlaşmaya olanak tanınmadığı, yirmi yıl savcılık veya ceza hakimliği yapmış kişi, iş mahkemesine atandığı için. bu yanlış uygulamalar hep yaşanacaktır. Bunda kabahat belirsiz alacak davasında değildir.
c) İşçi alacağı davalarına bakan 7’nci, 9’uncu ve 22’nci Hukuk Dairelerinden, 7.Hukuk ve 9.Hukuk Daireleri bu dava türünü hemen benimsemişler ve çok doğru, yolgösterici, uygulamayı yerleştirici kararlar vermişlerdir. (Karar örneklerini ilerde vereceğim)
c) Buna karşılık 22.Hukuk Dairesi belirsiz alacak davasını bir türlü benimsememiş, bu dava türüne direnmiş; uygulamayı alabildiğine kısıtlamış, bir takım katı kurallar koymuş; Hukuk Genel Kurulu’nu dahi etkilemiş: çok sayıda haksız ve adaletsiz kararlar vermiş; Hukuk Genel Kurulu da bu haksızlıklara ortak edilmiştir.
Bu konuda iki karar örneği vereceğim:
Birincisi, işçilik alacaklarıyla ilgili dava “belirsiz alacak davası” biçiminde açılmış olmasına. dava“kanıtlanmış" bulunmasına karşın, mahkemece davanın “kısmi dava” olarak nitelenmesi nedeniyle, 22.Hukuk Dairesince “usulden reddi” gerektiği gerekçesiyle bozma kararı verilmiş; direnme üzerine Hukuk Genel Kurulu da, Özel Daireye uyarak, "kanıtlanmış" davanın reddi gerektiği yönünde akla ve mantığa sığmayan haksız ve adaletsiz bozmaya uymuş; buna onyedi üye karşı çıkmıştır. (HGK. 17.06.2015, E. 2015/22-1052 K. 2015/1612 sayılı kararı)
İkincisi: Belirsiz alacak davası biçiminde açılan davada, alacak “kanıtlanmış” olmasına karşın, işçinin alacağını “belirleyebilecek” durumda olduğu, belirsiz alacak davası açmasında “hukuki yarar” bulunmadığı, davanın usulden reddi gerektiği gerekçesiyle bozma kararları verilmiştir. (Örnek: Yargıtay 22.HD.06.04.2017, E.2017/6458-K.2017/ 7700 sayılı, HGK 07.07.2021 E.2021/2485-K.2021/971 sayılı kararları.)
3) Yukardaki son kararda, işçi alacağını “belirleyebilece” durumda ise, belirsiz alacak davası açamayacağı görüşü, işçi alacağı davalarına bakan üç daireden 7’nci hukuk dairesinin kapatılmasından, 9’uncu ve 22’nci dairelerin 9’uncu daire çatısı altında birleştirilmesinden sonra oluşturulan “ilke kararların” en önemli kuralı oldu.
4)İşçi alacağını “belirleyebilecek” durumda ise belirsiz alacak davası açamayacağı kuralı, işçi alacağı davalarının yargıda nasıl görüldüğünü bilmeyenlerin yanlışıdır. Şöyle ki:
a) İşçinin alacağını “belirleyebilecek” durumda olduğu söylemi bir kavram yanlışıdır. İşçi elbette kendisine ödenen ücreti, ayda cebine kaç para girdiğini, işverenden ne kadar alacağı olduğunu kesin olarak “bilebilecek” durumdadır. Ücreti bordrolarda asgari ücretten gösterilmiş olmasına rağmen, elden ödenen paraların miktarını bilir, bilmemesi hayatın olağan akışına aykırıdır.
b) Peki sorun ne diyeceksiniz. Sorun, alacağı“bilemeyecek” durumda olmak değil, “KANITLAYAMAYACAK” durumda olmaktır. İşveren, açılan alacak davasında doğruyu söylese, zaten dava açmaya da gerek kalmayacaktır. Ama işveren vekilleri, işçinin iddialarını inkar ederler. mahkemeye belge sunmazlar.
c) Oysa HMK 107.maddenin 2.fıkrasında “Karşı tarafın verdiği bilgi veya tahkikat sonucu alacağın miktarı veya değerinin tam ve kesin olarak belirlenebilmesinin mümkün olduğu anda davacı, iddianın genişletilmesi yasağına tabi olmaksızın davanın başında belirtmiş olduğu talebini artırabilir” denilmiştir.
Soruyorum:
İşverenler yasanın bu hükmünü yerine getiriyorlar mı ? İşçinin özlük dosyasını, ücret ve prim bordrolarını, izin defterlerini mahkemeye sunuyorlar mı ?
İş hukuku avukatlarına ve iş mahkemesi hakimlerine bir sorun bakalım. işler nasıl yürüyor?
d) Belirsiz alacak davasını istemeyenler sırça köşklerinden çıkıp şöyle bir sahaya inselerdi, çoğu işçi alacağı davalarında işverenlerin ısrarla belge sunmadıklarını, hatta işçi özlük dosyası ve izin defteri tutmadıklarını, mühendis, teknisyen ve usta işçilerin dahi ücret bordrolarının asgari ücretten düzenlendiğini, gerçek ücretlerin elden ödendiğini, fazla mesailer için kayıt tutulmadığını, işe giriş tarihinden çok sonra sigortaya bildirim yapıldığını, işçinin haberi olmadan işe giriş ve çıkışlar yapıldığını, böylece hizmet sürelerinin az gösterildiğini, daha nice işçiye hak kaybettirici ne tür
işlemler yapıldığını. İş Kanunu’nun emredici nitelikteki 37.maddesine göre, her ay işçinin ücreti ödenirken, ücretin ayrıntılarını açıklayan “ücret hesap pusulası” verilmediğini öğrenmiş olacaklar; belirsiz alacak davasını kaldırmanın ne büyük hata olduğunu anlayacaklardı.
c) Yukardaki açıklamalarımızdan anlaşılacağı üzere, işçi, ücret alacağının miktarını “bilemeyecek durumda” olduğu için değil, “KANITLAYAMAYACAK” durumda olduğu için belirsiz alacak davası açmak zorundadır.
Not:
1) Yarın bu konuyu yeniden ele alacağım ve yukardaki tespitlerden sonra, işçi alacaklarının neden belirsiz alacak davası biçiminde açılmasının zorunlu olduğunun yasal dayanaklarını göstereceğim.
2)Ayrıca, Yargıtay 9.Hukuk ve 22.Hukuk Dairelerinin, 9.Hukuk çatısı altında birleşmesinden sonra, belirsiz alacak davasına ilişkin ilke kararlarını eleştireceğim; işçinin neden belirsiz alacak biçiminde dava açmak zorunda olduğunun haklı nedenlerini bir kez daha göstereceğim.
Türkçe

İSTİNAFLARIN 10. YILINDA
TEK CİDDİ KURUMSAL ÇALIŞMA
📚⚖️⏳
👇👇
izmirbarosu.org.tr/Upload/files/a…


Türkçe

DURUM DAHA NASIL ANLATILABİLİR Kİ!
Akıl,ahlak,vicdan,hukuk birlikte yürümeli. Hukukun 3 amacı: Düzen/şekli; ihtiyaçları karşılama/maddi; adaleti sağlama/manevi. Sonuncusu hariç diğer ikisi hayvanlarda da var. Örneğin, arılar, karıncalar ilk ikisinde bizden daha başarılı 📚⚖️⏳
👇
İzzet Özgenç@izzetoezgenc
Özellikle yargı görevi yapanların hukuk uygulamasındaki yanlışlara işaret etmek, hukukçu akademisyen olarak görevimizdir. Gözlemimize göre, işaret edilen yanlışlardan ziyade, yanlışlara işaret edenlerden rahatsızlık duyulmaktadır. Bilinmelidir ki, şempanze ile insan arasında önemli bir fark vardır: İnsanın dikkati, işaret edilene yönelir; şempanzenin ise, sadece işaret parmağı dikkatini çeker!
Türkçe

@celikahmet8179 Tekrar vurgulamak gerekir ki tamamen haklısınız. Kanundan belirsiz alacak davasını çıkartınca bu dava açılması engellenmiş ol(a)maz. Aksini düşünmek, güneşli günde gözünü kapatınca karanlık çöktü sanmak kadar gerçek dışı ve hukuka aykırı. Akıl, vicdan ve hukuk birlikte yürümeli..
Türkçe

@mozekes Sağolun Muhammet Özekes Hocam. Yüreğime su serptiniz. Önerilerimi sizin ve Pekcanıtez hocamızın görüşlerine dayandırırken, acaba yanlış şeyler mi söylüyorum kaygısını taşıdım. Sağolun.
Türkçe

Yeni dava açacaklara uyarılar ve öneriler:
1) Torba Yasa Resmi Gazete’de yayınlanıncaya kadar
belirsiz alacak davası biçiminde dava açabilirsiniz.
2) Torba Yasa Resmi Gazetede yayınlandıktan sonra da,
belirsiz alacak benzeri bir dava açabilirsiniz.
Ancak:
a) Dava dilekçenizde dava türü belirtmeyiniz.
Yalnızca olayı anlatıp, ne istediğinizi belirtiniz.
b) Asla kısmi dava açmayınız ve kısmi istekte bulunmayınız.
c) Örneğin, trafik veya iş kazasında ölüm ve yaralanma nedeniyle açacağınız tazminat davası dilekçelerinin konu başlığında“ Yargılama sonunda belirlenecek tazminat tutarının tamamının (harcı tamamlanmak suretiyle) hüküm altına alınması dileğiyle,
(kısmi istek anlamına gelmemek üzere) harca esas değer
bildiriyoruz” açıklaması yapınız.
d) Dilekçenin içeriğinde de kimler için ne tür tazminat istediğinizi (destekten yoksunluk, beden gücü kaybı, yaşam boyu bakım gideri vb)istek kalemlerini açıklayınız.
e) Manevi tazminat isteğini (şimdilik) erteleyiniz veya maddi tazminat davasında kusur, beden gücü kaybı ve tazminat tutarı belli olduktan sonra ayrı bir dava açarak manevi tazminat isteyebilirsiniz.
3) İşçi alacakları için açacağınız davalarda da:
Dava dilekçesinin konu başlığında: “İşveren tarafından işçiye gerekli belge ve bilgiler verilmediği
ve işçi. alacağının tamamını “belirleyemediği” için, yargılama sonunda belirlenecek alacak tutarının tamamının (harcı tamamlanmak suretiyle) hüküm altına alınması dileğiyle, (kısmi istek anlamına gelmemek üzere) harca esas değer bildiriyoruz” açıklaması yapınız.
Açıklamalar ve Öğretiden destek:
1) Bunlar birer öneri olup, denenirse, ısrarla ve sabırla üzerine gidilirse, adil bir yargı düzeni gerçekleşebileceği
umudunu taşıyorum. Bu umudu veren Muhammet Özekes ve Hakan Pekcanıtez hocalarımızın görüşleri
şöyledir:
2) Muhammet Özekes hocamız diyor ki:
“Bir dava türünü kanundan çıkarmak ve kaldırmak, onun gerçekte de kalkması, yok olması anlamına gelmez. Bu nedenle, belirsiz alacak davası kanundan çıkartılsa dahi, biri ben belirsiz alacağım var, tam belirleyemiyorum, benim bu hakkımı koruyun ve arayın dediğinde, illa hakkını belirleyip geleceksin diye zorlarsanız onun hak arama hürriyetini elinden almış olursunuz.”
3)Hakan Pekcanıtez hocamız özetle:
“Belirsiz alacak davasının Kanun’dan kaldırılması, uygulamadan kaldırılması sonucunu doğurmayacaktır. Bir dava türünün Kanun’da açıkça düzenlenmemiş olması, bu dava türünün uygulanmayacağı anlamına gelmez; uygulanması için kanunla-rda açıkça düzenlenmesine ihtiyaç yoktur. Alman hukukunda yasal bir düzenleme bulunmayıp, Federal Mahkeme, dava dilekçesinde talebin miktarı rakamsal olarak gösterilmeden de dava açabileceği kabul edilmiştir. Bizde de, belirsiz alacak davasının Kanun’da açıkça düzenlenmediği dönemde dahi Yargıtay ve Danıştay, belirsiz alacak davası benzeri kararlar vermekte idi. 1086 sayılı HUMK’nun yürürlükte olduğu dönemde, tenkis davaları, belirsiz alacak davasının bir türü olarak uygulanmakta idi. Danıştay İçtihadı Birleştirme Genel Kurulu’nun 1983 yılında verdiği kararla, tam yargı davalarında, kamu görevlilerinin miktar göstermeksizin iptal ve tam yargı davalarını birlikte açabilecekleri kabul edilmişti. Görüldüğü üzere, belirsiz alacak davasının Kanun’dan kaldırılması, uygulamadan kaldırılması sonucunu doğurmayacaktır” demektedir.
Türkçe

Yargı Paketinde belirsiz alacak davasını kaldırma ve kısmi davadaki (yararından çok zararı olacak) düzenleme hakkında Değerli Hocam Prof. Dr. Hakan Pekcanıtez’in ayrıntılı makalesinin linki ektedir.
👇👇
blog.lexpera.com.tr/hukuk-muhakeme…
* ayrıca avukatlar ve vekalet ücretinde sorunludur.
Türkçe

GÜCE Mİ YOKSA HUKUKUN HUKUKUNA MI SAYGI?
📚⚖️⏳
İki tür hukukçuluk: Biri nameşru olsa da, hukuka uymasa da bir fetva üreten, kanun, karar adında yol bulandır; ikincisi, hukukun ilke ve değerlerini, hukuka saygıyı koruyup dik durandır.
👇👇
karar.com/gorusler/guce-…
Türkçe

@celikahmet8179 Haklısınız! Daha önce bu konuda çok yazdım. Size katkı olması bakımından geçen sene yazdığım yazıyı buraya bırakıyor, Türk hukuk birikimini ve hukukçusunu küçülten, değişiklikteki bu hukuktan ve gerçekten uzak gerekçe ve anlayışı ibretle izliyorum.
hukukihaber.net/belirsiz-alaca…
Türkçe

YANITLARIM:
Prof. Dr. Selcuk Öztek’in TBMM. Adalet Komisyonu’ndak konuşmasına yanıtlarm:
1) Bu çok sayın profesör, geçmişte “kısmi dava”nın ne büyük haksızlıklara neden olduğunu bilmiyor olsa gerek; yargıda davaların nasıl yürüdüğünü hiç incelememiş, öyle anlaşılıyor.
2) Çoğu usul hukukçuları gibi, Almanya’da 130 yıldan beri, İsviçre’de 70 yıldan beruygulanan "rakamlandırılmamış alacak (belirsiz alacak) davası"ndan hiç söz etmediler. Bu konuda öven veya eleştiren tek makale yazmadılar.
3) Batı'dan alınan her hüküm bize uymuyormuş. Öyle ya biz geri kalmış ülkeyiz. Böyle düşünüp yıllarca yargıda hak arayanların canına okudunuz.
4) İşviçre’den alınırken yanlış tercüme edilmiş. Hayır efendim, İsviçre Federal Usul Kanunu’nun 85.maddesinin hem Fransızca’sını, hem Almanca’sını Türkçeye çevirdik ve İsviçre metnindeki “rakam belirtilmemiş alacak davası” deyimini “belirsiz alacak davası” olarak adlandırdık.
5) Belirsiz alacak davası “çıban başı” olmuş, onlara “çile çektirmiş. Vah vah ! Bir doktora görünseydiniz, belki yaranıza merhem bulurlardı.
6) Belirsiz alacak davası, Yargıtay ile Anayasa Mahkemesini birbirine düşürmüş. Yok öyle bir şey. Yargıtay, bir denetim yeri olan Anayasa Mahkemesi’nin uyarılarını dikkate almadı. Hem “belirsiz tam yargı davalarını” başarıyla uygulayan Danıştay ile Anayasa Mahkemesi, sayın Prof’un deyimiyle birbirlerine düştüler mi ? Hem biliyor musunuz, İdari Yargı, yasa değişikliğind önce de “belirsiz tam yargı davası” biçiminde özlük haklarla ilgili kararlar veriyordu.
Siz HMK’dan belisiz alacak davasını kaldırırsanız iki yüksek mahkeme arasında
İçtihat aykırılığı olacak.
7) Son olarak şunu belirteyim ki: Hem HMK’nın 107.maddesinin kaldırılması, hem TBK 55.maddesine iki fıkra eklenmesi. sermayenin ve bazı patronların
İsteğiyle yapılıyor. Tıpkı 1993 yılında yapıldığı gibi.
!Bu ülkede en çok haksızlık işçilere yapıldı, yapılıyor !
Türkçe



















