
Buto
11.9K posts






🗣Altay Bayındır: Annem o dönem bilmiyordu bu tarafının aslında daha fazla stresli olduğunu bana, 'Oğlum sen kaleci ol yorulma.' dedi. Şimdi maç izlediğinde kadıncağız artık izleyemiyor kalp atışlarından. 'O gün keşke sana forvet ol deseydim' diyor.

Normalde 250 euroya satılan İsviçre menşeili “ON” ayakkabı markasının, Çin’deki bir fabrikada yaklaşık 8 euroya mal edilip paketlendiği öne sürülen görüntüler paylaşıldı.




İstanbul’da Ev Yenileme Simülasyonu: Delirmeme Garantili Hayatta Kalma Rehberi Uzun yıllar yurtdışında yaşadıktan sonra, ciddi bir memleket özlemiyle Türkiye’ye kesin dönüş kararı aldım. İstanbul’un malum kira ve emlak kaosundan uzak kalmak için de kendi evime geçtim. Plan basitti: Mutfak yenilenecek, banyodaki klozetin yeri değişecek ve bir çamaşır odası eklenecek. Sektör dinamiklerine az çok hakim biri olarak süreci yönetirim sandım; meğer büyük yanılmışım. İlk şok, piyasa fiyatları oldu. Mimarlık ofisleri sadece yönetim ve işçiliğe 200-250 bin TL, inşaat firmaları 150-200 bin TL bandında uçuk teklifler verdi. "Ustalarla direkt çözerim" dedim; malzeme benden olmasına rağmen önüme konan işçilik faturaları 80-100 bin TL arasındaydı. Hadi yüksek maliyetleri ve enflasyonu bir kenara koydum; asıl aşamadığım, insanı kelimenin tam anlamıyla katil olmanın eşiğine getiren ustaların vizyonsuzluğu ve sektördeki derin etik çöküş oldu. İnsanların bu şehirde başlarına bir iş gelmesin, kimseyle dalaşmasın diye evlerini neden tek başlarına boyayıp tamir ettiğini şimdi çok iyi anlıyorum. Karşı karşıya kaldığım bu absürt tabloyu şu maddelerle özetleyebilirim: Sıfır Zaman Yönetimi ve Hayalet Ustalar: Hayatlarında "randevu" diye bir kelime yok. Günlerce, haftalarca telefona bakmıyorlar. Sonra birden, sabahın 7’sinde arayıp "1 saate kapıdayım" diyorlar. O an işi gücü bırakıp koşmazsanız o iş kalıyor, biliyorsunuz. Mutfak tezgahım yapılacaktı; adamın ne zaman geleceğinden, hangi malzemeyi kullanacağından haberim yoktu çünkü iletişim kurmak imkansız. Deli Pazarı" Uygulamalar: Armut gibi platformları kötülemek istemiyorum ama sistem tam bir dijital kaos. İlan açtığınız an, saat fark etmeksizin taciz boyutunda aramalar başlıyor. Telefonum susmadı; en son müşteri hizmetlerine "Yalvarırım numaramı gizleyin" diye dil döktüm ama altyapıları buna izin vermiyormuş. Kadındır Anlamaz" Fırsatçılığı: Sektörü bilmediğinizi düşündükleri an sizi yürüyen bir cüzdan olarak görüyorlar. Basit bir batarya sızıntısı var, değişmesi gereken tek şey bir conta. Ama usta bana tüm su tesisatını komple yıkıp yeniden yapmayı teklif ediyor! Ben geçmiş tecrübelerim sayesinde bu numaraları yutmadım, peki ya hiç bilmeyen bir insan ne yapacak? Resmen göz göre göre nitelikli dolandırıcılık. Laubali Tavırlar ve Sınır İhlali: İş için usta arıyorum; adam benden malzeme görseli isteyeceğine aynadan kendi selfie’sini çekip gönderiyor! Bir diğeri eve geliyor, işi gücü bırakıp evin tüm odalarını teftiş etmeye kalkıyor. En sonuncusu yüzsüzce "Eee, bize ne ikram edeceksin?" deyince sok oldum korkunc bu Akşam Mesaisi Israrı: Görüştüğüm ondan fazla ustanın istisnasız hepsi eve akşam saatlerinde gelmek istiyor. Hiçbiri normal, profesyonel mesai saatlerinde iş yapmıyor. Soruyorum size: Bir ustanın akşam vakti benim evimde, benim alanımda ne işi var? Bu nasıl bir normalleştirme? Durum o kadar çaresiz bir boyuta geldi ki, en son mahalledeki bir şantiyeye gidip ustabaşıyla görüştüm; "Gündelik yevmiyeyle gelin, başımda durun" dedim. Orada bile elli tane dalavere, kalitesiz işçilik ve laubali üslup gördüm. Parasını eksiksiz verip de işini düzgün yaptırabilen, süreçten mutlu çıkan tek bir tanıdığım bile yok. Ustalardan bir tanesi yapılacak dolap için ölçü benim almamı istedi Önce paranızla rezil oluyorsunuz, sonra onların yaptığı yanlış işi düzeltmek için bir o kadar daha para harcıyorsunuz. Ülkemi çok seviyorum, büyük bir heyecanla döndüm ama şu an psikolojik olarak çok pişmanım. Bu denetimsizlik, bu kuralsızlık ve ahlaki çöküş gerçekten korkunç bir boyutta.




Londra’da en sevdiğim uygulama kredi kartınla toplu ulaşım araçlarına binebilmek oldu. Yok 3 günlük bilet mi yok 1 haftalık bilet mi derdi yok. Otobüse de metroya binerken bir de çıkarken kredi kartını okut, aradaki parayı senden tahsil ediyor. Lokum gibi kolaylık.

Noa Lang, favori rapçisini açıkladı. (Kağan Dursun)


Clio parasına 5008






Londra’da en sevdiğim uygulama kredi kartınla toplu ulaşım araçlarına binebilmek oldu. Yok 3 günlük bilet mi yok 1 haftalık bilet mi derdi yok. Otobüse de metroya binerken bir de çıkarken kredi kartını okut, aradaki parayı senden tahsil ediyor. Lokum gibi kolaylık.




















