Culd@〽️
126 posts

Culd@〽️
@myculda
💙I have no religion! I have no political views. My only beliefs are the principles of Mustafa Kemal ATATÜRK.💙



16 yıllık Orban rejimi sona ereceği için insanlar Budapeşte'deki Parlamento'nun önünde dans ediyor.












Fatih Altaylı, Teke Tek yayınlarına başladı. İlk konuğu, Dr Deniz Şimşek: “Ölüm, bacaktan başlar. Bacak kasları hem kemik için, hem damar yapısı için kalp gibi çalışır. ‘Bacak kasları genetikten daha önemli’ diye bir çalışma var.”

Merkür retrosu 22 gün sürecek! Bu zaman içerisinde ne hissedeceksin hemen söyleyeyim. Şimdiden bu noktaya gelmen gerekir. Bazen insanın hayatında bir çizgi çekmesi gerekir. Öyle kalın, net, geri dönüşü olmayan bir çizgi… Herkese yetişmeye çalıştığı, her çağrıya koştuğu, her yükü omuzladığı o dağınık günlerin ortasına çekilmiş bir sınır. Çünkü insan, fark etmeden kendini tüketebilen tek varlıktır. İyilik yapayım derken tükenen, kırmayayım derken kırılan, yetişeyim derken kendi hayatına geç kalan… Gençken zamanın sonsuz olduğunu sanırız. “Daha çok var” deriz. “Sonra dinlenirim, sonra kendime vakit ayırırım, sonra hayallerime dönerim…” Ama o “sonra” dediğimiz şey çoğu zaman hiç gelmez. Zaman sessiz bir hırsızdır; kapıyı kırmaz, camı indirmez. Sadece alır ve gider. Sen başkalarının telaşına koşarken, kendi ömründen eksilir. Bir gün durup geriye baktığında şunu fark edersin: En kıymetli anlarını, seni hatırlamayacak insanlar için harcamışsın. Kıymet bilmeyenlere sabır göstermiş, değer vermeyenlere değer katmaya çalışmış, amacı ve sonucu belirsiz işlerin peşinde yorulmuşsun. Oysa hayat, başkalarının beklentilerini tamamlamak için verilmiş bir görev listesi değildir. İnsanın kendine borcu vardır. Ruhuna, bedenine, hayallerine… Sürekli “evet” diyen bir insanın içi zamanla “hayır” diye bağırmaya başlar. Çünkü sınır koymamak fedakârlık değil, çoğu zaman kendini ihmal etmektir. Ve insan en çok kendini ihmal ettiğinde kaybeder. Çizgi çekmek bencillik değildir. Aksine, kendine duyduğun saygının göstergesidir. Herkese yetişmeye çalışmak erdem değil neyi, kimi, ne kadar taşıyabileceğini bilmek erdemdir. Her kapıyı çalmak zorunda değilsin. Her soruna çözüm olmak zorunda değilsin. Her yükü sırtlanmak zorunda hiç değilsin. Unutma, tükenmiş bir insan kimseye fayda sağlayamaz. Sürekli veren ama hiç doldurmayan bir kaynak eninde sonunda kurur. Kendine zaman ayırmak, dinlenmek, hayır demek, uzaklaşmak… Bunlar zayıflık değil bilgeliktir. Çünkü hayat, herkese eşit verilen ama kimseye geri verilmeyen tek hazinedir: zaman. Bir gün gerçekten değerli olan şeyin ne olduğunu anlarsın. O da şudur: İç huzurun. Başkalarının onayı değil, kendi vicdanının sessizliği. Alkış değil, dinginlik. Koşuşturma değil, anlam. O yüzden bazen dur. Bir adım geri çekil. Kime, neye, neden enerji verdiğini sorgula. Seni büyütmeyen, yormaktan başka bir şey yapmayan ilişkileri gözden geçir. Amacı belirsiz, sonucu sana hiçbir şey katmayan uğraşları azalt. Hayatını sadeleştir. Çünkü günün sonunda geriye kalan tek şey, gerçekten yaşadığın anlardır. Başkaları için tükettiğin değil; kendin olarak var olduğun anlar. Çizgini çek. Sınırını belirle. Zamanına sahip çık. Çünkü zaman, sen sahip çıkmazsan senden izinsiz gider. Ve geri gelmez.






















