
Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanımız Sayın Prof. Dr. @isikhanvedat, Koop-İş Sendikası Genel Başkanı Sayın Eyüp Alemdar’ı Bakanlığımızda kabul etti.
Burcu Tabak
11.4K posts

@nebu_34
Siyaset Bilimi ve Kamu Yönetimi Lisans ve Yüksek Lisans Mezunu

Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanımız Sayın Prof. Dr. @isikhanvedat, Koop-İş Sendikası Genel Başkanı Sayın Eyüp Alemdar’ı Bakanlığımızda kabul etti.






Şanlıurfa ve Samsun'da meydana gelen sel felaketinden etkilenen vatandaşlarımızın yanındayız. Bu kapsamda, afetten etkilenen vatandaşlarımızın ilk etapta acil ve temel ihtiyaçlarının karşılanması amacıyla, her iki ilimizde faaliyet gösteren Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Vakıfları’na (SYDV) 30 milyon lira tutarında kaynak aktardık. SYDV ekiplerimiz; saha incelemesi, hane ziyaretleri ve hasar tespit çalışmalarını ilgili kurumlarla koordine içinde yürütmeye devam ediyor. Psikososyal Destek Ekiplerimiz ile ilk andan itibaren sahadayız. Afetten etkilenen vatandaşlarımıza psikososyal destek hizmeti veriyoruz. Rabbim, ülkemizi ve milletimizi her türlü afetten korusun.

Her zaman olduğu gibi Ramazan ayı boyunca Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Vakfı Müdürümüz Remzi Sarıgöl ve kıymetli vakıf ekibiyle birlikte hanelerimizi ziyaret ettik. Elinde bir defter, koltuğunun altında dosyalar… Aslında taşıdığı şey evrak değil; insanların derdi, umudu, beklentisi… Biz “vakıf müdürü” diyoruz ama o, bu şehrin her hanesinde bir büyük ağabey, her kapıda bir gönül insanı gibi karşılanıyor. Kapısını çaldığımız bir annenin gözlerindeki ışıltı her şeyi anlatıyor: “Evladım, geldin mi yine…” Bu cümle, yapılan işin tanımıdır aslında. Çünkü mesele sadece gitmek değil; hatırlanmak, aranmak, değer verilmek… Remzi Bey ve ekibi, oturup dinliyor. Sözün bittiği yerde sessizce not alıyorlar. Bir çatının derdi, bir hastalığın telaşı, bir yalnızlığın sessizliği… Hepsini kendi meselesi gibi sahipleniyorlar. Ve sonra hiçbir gürültüye ihtiyaç duymadan, kimseyi incitmeden, kimseyi mahcup etmeden çözümün peşine düşüyorlar. Her gittiğimiz evde gördüğümüz şey şuydu: Devletin gücü samimiyettir ve en önemlisi insan ruhunun harcı olan sevgidir… Ama asıl gücü, insanına dokunduğu o ince yerde saklıdır. İşte Remzi Sarıgöl ve vakıf ekibi, bu ince yeri bilen, hisseden ve koruyan bir anlayışın temsileridir… Güneş batarken mahallerden ayrılıyoruz… Yorgunluk var belki ama daha çok bir huzur var yüzlerde. Çünkü bir gün daha, bir kalbe değmeden geçmemiş, geçmiyor… Kimseyi kırmadan, dökmeden, incitmeden… Sessizce kurulan o gönül köprüleri, aslında bir şehrin en sağlam yapılarıdır. Bu güzel ekip ruhu, bu ince ve naif ruh hali, bu insanı baş tacı eden anlayış için Remzi Sarıgöl’e ve Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Vakfı’mızın her bir ferdine gönülden teşekkür ediyorum. İyilik, en çok birlikte güzel.


Her zaman olduğu gibi Ramazan ayı boyunca Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Vakfı Müdürümüz Remzi Sarıgöl ve kıymetli vakıf ekibiyle birlikte hanelerimizi ziyaret ettik. Elinde bir defter, koltuğunun altında dosyalar… Aslında taşıdığı şey evrak değil; insanların derdi, umudu, beklentisi… Biz “vakıf müdürü” diyoruz ama o, bu şehrin her hanesinde bir büyük ağabey, her kapıda bir gönül insanı gibi karşılanıyor. Kapısını çaldığımız bir annenin gözlerindeki ışıltı her şeyi anlatıyor: “Evladım, geldin mi yine…” Bu cümle, yapılan işin tanımıdır aslında. Çünkü mesele sadece gitmek değil; hatırlanmak, aranmak, değer verilmek… Remzi Bey ve ekibi, oturup dinliyor. Sözün bittiği yerde sessizce not alıyorlar. Bir çatının derdi, bir hastalığın telaşı, bir yalnızlığın sessizliği… Hepsini kendi meselesi gibi sahipleniyorlar. Ve sonra hiçbir gürültüye ihtiyaç duymadan, kimseyi incitmeden, kimseyi mahcup etmeden çözümün peşine düşüyorlar. Her gittiğimiz evde gördüğümüz şey şuydu: Devletin gücü samimiyettir ve en önemlisi insan ruhunun harcı olan sevgidir… Ama asıl gücü, insanına dokunduğu o ince yerde saklıdır. İşte Remzi Sarıgöl ve vakıf ekibi, bu ince yeri bilen, hisseden ve koruyan bir anlayışın temsileridir… Güneş batarken mahallerden ayrılıyoruz… Yorgunluk var belki ama daha çok bir huzur var yüzlerde. Çünkü bir gün daha, bir kalbe değmeden geçmemiş, geçmiyor… Kimseyi kırmadan, dökmeden, incitmeden… Sessizce kurulan o gönül köprüleri, aslında bir şehrin en sağlam yapılarıdır. Bu güzel ekip ruhu, bu ince ve naif ruh hali, bu insanı baş tacı eden anlayış için Remzi Sarıgöl’e ve Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Vakfı’mızın her bir ferdine gönülden teşekkür ediyorum. İyilik, en çok birlikte güzel.


















