Sabitlenmiş Tweet
Neyo Light
10.7K posts

Neyo Light retweetledi
Neyo Light retweetledi
Neyo Light retweetledi
Neyo Light retweetledi
Neyo Light retweetledi

Psikiyatrinin ve küresel ruh sağlığı anlayışının en temel iddiasını sorgulamak istiyorum: “İnsan zihni evrensel kategorilerle açıklanabilir mi?”
Modern psikiyatri çoğu zaman kendi kavramlarını biyolojik gerçeklikler gibi sunar. Oysa bu kategorilerin önemli bir kısmı tarihsel, kültürel ve politik olarak üretilmiştir. Kolonyal dönemde Avrupalı psikiyatristler sömürgeleştirilmiş halkları “ilkel”, “irrasyonel”, “duygusal olarak dengesiz” olarak tanımlıyordu. Böylece psikiyatri yalnızca hastalıkları tanımlayan bir alan değil; aynı zamanda kimlerin “medenî”, kimlerin “geri kalmış” olduğunu belirleyen bir iktidar mekanizması hâline geldi.
Bugün artık şunu sormak zorundayız:
Psikiyatri gerçekten iyileştiriyor mu, yoksa bazı insanlık deneyimlerini görünmez kılarak belirli bir dünya görüşünü mü evrenselleştiriyor?
Dekolonizasyon tartışmasının merkezinde “epistemik şiddet” kavramı yer alır. Bu kavram, bir toplumun kendi bilgi üretme biçimlerinin değersizleştirilmesi anlamına gelir.
Modern psikoloji büyük ölçüde WEIRD toplumların yani Batılı, eğitimli, sanayileşmiş, zengin ve demokratik toplumların insan modelini temel alır. Bu modelde insan:
bireyseldir,
rasyoneldir,
sekülerdir,
lineer zaman içinde ilerleyen bir özne olarak düşünülür.
Fakat dünyanın büyük kısmı insanı böyle deneyimlemez.
Birçok toplumda benlik kolektiftir. Ruhsal deneyim toplulukla iç içedir. Acı bireysel değil, tarihsel ve kuşaklararasıdır.
Kolonyal psikiyatri yalnızca hastalıkları sınıflandırmadı; insanların kendilerini anlama biçimlerini de dönüştürdü. Kişi artık kendisine kendi kültürünün gözünden değil, egemen kültürün merceğinden bakmaya başladı. Siyah derili insanlar beyaz maskeler taktı. Kendi hikayesini değersizleştirdi.
Frantz Fanon’un söylediği gibi:
“Sömürgecilik yalnızca toprağı değil, bilinci de işgal eder.”
Modern psikoterapinin en büyük sorunlarından biri, yapısal sorunları bireysel sorunlara çevirmesidir.
Yoksulluk, ırkçılık, savaş, dışlanma, sömürülme…
Bütün bunlar tarihsel ve politik meselelerdir.
Ama çoğu zaman klinik dil içinde bireysel “bozukluklar” hâline getirilir.
Jonathan Metzl’in The Protest Psychosis adlı çalışması bunun çarpıcı bir örneğidir. Metzl, ABD’de siyah erkeklere şizofreni tanısının çok daha yüksek oranlarda konulduğunu gösterir. Özellikle siyasal öfke, direniş veya sisteme güvensizlik gibi davranışlar zamanla “psikotik belirtiler” olarak kodlanmıştır.
Böylece psikiyatri bazen acıyı anlamak yerine, düzeni koruyan bir mekanizmaya dönüşebilir.
İnsanlar kendi hikâyeleriyle değil, klinik etiketlerle konuşmaya başlar:
depresif,
borderline,
bipolar,
antisosyal…
Ve kişi giderek kendisini bir insan olarak değil, bir tanı olarak deneyimler.
Ethan Watters’ın Crazy Like Us kitabında anlattığı gibi bugün yaşadığımız şey, Amerikan ruh anlayışının küreselleşmesidir.
Batı’nın travma, mutluluk, normallik ve iyilik hâli tanımları dünyanın geri kalanına ihraç edilmektedir.
Ancak bu her zaman işe yaramaz.
Örneğin Sri Lanka’daki tsunami sonrasında uygulanan Batılı travma terapileri birçok bölgede başarısız oldu. Çünkü bazı kültürlerde acı konuşularak değil, birlikte susularak paylaşılır. Yas bireysel bir iç dünya meselesi değil; kolektif bir kader deneyimidir.
Batı psikolojisi çoğu zaman şunu varsayar:
“İyileşmek için travmanı anlatmalısın.”
Ama her toplum acıyı aynı şekilde işlemez.
Bazı toplumlarda sessizlik de bir bilgidir.
Ritüel de bir terapidir.
Topluluk da bir ilaçtır.
Peki çözüm nedir?
Dekolonizasyon, psikolojiyi tamamen reddetmek değildir.
Asıl mesele, tek bir insan modelinin evrensel ilan edilmesine itiraz etmektir.
Bunun için üç temel dönüşüme ihtiyacımız var:
1. Epistemik Çoğulluk
Bilgiyi yalnızca akademik Batı epistemolojisiyle sınırlamamak gerekir.
Hikâye anlatıcılığı, sözlü gelenekler, manevi pratikler, topluluk bilgeliği de meşru bilgi biçimleridir.
2. Kültürel Alçakgönüllülük
Terapist “nötr” değildir.
Her terapist belirli bir tarihsel ve kültürel konumdan konuşur. Bunun farkında olmak etik bir zorunluluk. +
Türkçe
Neyo Light retweetledi
Neyo Light retweetledi
Neyo Light retweetledi
Neyo Light retweetledi
Neyo Light retweetledi

Şu soruları her zaman sormak lazım:
Siyasetçi çok ahlaksız da, seçmen çok mu ahlaklı ?
İşveren çok ahlaksız da, işçi çok mu ahlaklı ?
Üretici çok ahlaksız da, tüketici çok mu ahlaklı ?
Medya çok ahlaksız da, okur-izleyici çok mu ahlaklı ?
Kentli çok ahlaksız da, köylü çok mu ahlaklı?...
Evsahibi çok ahlakasız da, kiracı çok mu ahlakli?
Gencler çok ahlaksız da, yetişkinler çok mu ahlaklı?
Ateistler çok ahlaksız da, dindarlar çok mu ahlaklı?
Amirler çok ahlaksız da, memurlar çok mu ahlaklı?
Torpil yapanlar çok ahlaksız da, torpil yapamayanlar (bulamayanlar) çok mu ahlaklı?
İmam cok ahlaksiz da, cemaat çok mu ahlaklı?
Dönmeler, Sebateyistler, Kılıç artıkları çok ahlaksız da; bizler yani SON DÖNEMİN Müslüman Türkleri Müslüman Kürtleri, Arapları çok mu ahlaklıyız?
Herkes çok ahlaksız da, ben (sen) çok mu ahlâklıyım/sın?
Türkçe
Neyo Light retweetledi

“Sabırlı bir insanın öfkesinden sakının.”
— John Dryden
Çünkü gerçekten sabırlı insanlar kolay kolay kırılmaz, kolay kolay seslerini yükseltmezler.
Çoğu şeyi içine atar, anlamaya çalışır, idare eder, susar…
Ama insanın en sessiz hâli, her zaman en güçsüz hâli değildir.
Bazı insanlar bağırmadığı için sakin sanılır.
Oysa içinde biriken şeyleri yıllarca taşıyordur.
Ve bir gün sabrı tükenen insanın kırgınlığı da, öfkesi de çok derin olur.
Bu yüzden bazen en çok dikkat edilmesi gereken insanlar, en sessiz kalanlardır.

Türkçe
Neyo Light retweetledi
Neyo Light retweetledi

“Hayattaki en zor şey; geçeceğin köprülerle, yakacağın köprüleri ayırt etmektir.”
— David Russell
İnsan bazen bir yerde sabretmesi mi gerektiğini, yoksa arkasına bile bakmadan gitmesi mi gerektiğini anlayamıyor.
Çünkü bazı insanlar ve bazı yollar, hem umut veriyor hem yoruyor.
Kalmak bazen cesaret oluyor,
gitmek de bazen insanın kendine duyduğu saygı…
Asıl zor olan ise öfkeyle karar vermemek.
Çünkü insan kızgınken yaktığı bazı köprülerin, aslında bir gün tekrar geçmek isteyeceği yollar olduğunu çok sonra fark ediyor.
Bu yüzden hayat sadece seçim yapmak değil;
hangi şeyi koruyacağını, hangi şeyi geride bırakacağını anlayabilme meselesi biraz da.

Türkçe
Neyo Light retweetledi
Neyo Light retweetledi
Neyo Light retweetledi
Neyo Light retweetledi
















