Selahattin Özpalabıyıklar

31.2K posts

Selahattin Özpalabıyıklar banner
Selahattin Özpalabıyıklar

Selahattin Özpalabıyıklar

@noordinator

noordinator, a.k.a. Göndermelerin Efendisi (Betül Kadıoğlu) ve Optik Okuyucu (Ömer Aygün). Çok editör, biraz çevirmen, az'cık yazar, Yaz babası.

Dünya Katılım Mart 2012
3.8K Takip Edilen4.2K Takipçiler
Sabitlenmiş Tweet
Selahattin Özpalabıyıklar
Selahattin Özpalabıyıklar@noordinator·
Danışma Kurulu üyesi olduğum ama hiçbir katkıda bulunmadığım Nodul’un (otuken.com.tr/nodul) künyesinde yer alan uyarılara kesinlikle katılmıyorum. @kavgazan’ın haklı eleştirisiyle "bu derlemeye şu veya bu şekilde el verenler” arasında yer aldığım için üzgünüm. Duyururum.
Türkçe
7
28
97
11.8K
Selahattin Özpalabıyıklar retweetledi
Dil Bilimi-Linguistics (Mustafa Altun, PhD)
Etimoloji Üzerine: En sık kullanılan sözcüklerden biri olan EV sözcüğünün etimolojisini yapan Hasan Eren Hocamız o kadar farklı dil ve kaynak sıraladıktan sonra bile "Kökenini bilmiyoruz." diyorken bazılarının kesin hükümlerle etimoloji yapması düşündürücüdür.
Dil Bilimi-Linguistics (Mustafa Altun, PhD) tweet media
Türkçe
0
7
15
1.1K
Selahattin Özpalabıyıklar retweetledi
El Club del Arte 🎨📷📚🖼🕍🎼
Este es un típico soporte de libros uzbeko llamado Lauh, una pequeña obra de arte con madera que te permite leer de una forma cómoda… Un arte milenario que ha trascendido generaciones…
Español
36
1.2K
5.5K
202.8K
Selahattin Özpalabıyıklar retweetledi
𝕄ilât 🤺
𝕄ilât 🤺@walseryen·
Artık ölümden ölüme (Civaoğlu, Ardıç vd.) uğruyoruz Oray'ın köşesine ama olsun, değer. (Arada bolca restoran, otel övüyor.) Medyanın Babıali diye anıldığı yıllardan kanlı-canlı bir o kaldı. Herkesin ve her şeyin son tanığı. Bir gün kitaplaşır bu yazılar... x.com/i/status/19147…
Oray Egin@orayegin

Yalçın Küçük soyadının ve cüssesinin aksine çok büyüktü. haberturk.com/ozel-icerikler…

Türkçe
0
2
11
5.7K
Selahattin Özpalabıyıklar retweetledi
Alper Tüydeş
Alper Tüydeş@alpertuydes·
İskoçya’da ebabil kuşları için binalarda bu yuvalar zorunlu olmuş. Ebabiller yüksek binaların çatı aralıkları veya küçük çatlaklarında yuvalanırlar. Zamansız tadilatlar veya yeni inşaatlarda üreme alanları maalesef yok oluyor. Örnek bir çalışma 💚
Türkçe
4
116
1.2K
37.2K
Selahattin Özpalabıyıklar retweetledi
Meryem E. Meltem 🎓
Meryem E. Meltem 🎓@meryem_e_meltem·
Büyükbabam, Kurtuluş savaşına katılmış çarpışmış ve gazi olmuş bir Efe, Kuranı Kerim'i okumaktan hariç bildiği bir ilim yokmuş ama toprağı ekip biçmek konusunda ise hatırı sayılır yeteneği varmış, hani bugün diploması olup da burnu kaf dağında olanların deyimiyle '' Cahil '' bir Anadolu köylüsü imiş.. Ama işte o insan, Atatürk'ün yeni Türkiye Cumhuriyet'inde başlayan okuma yazma seferberliğinde dört kızını iki oğlunu sorgu sual etmeden okula göndermiş, okumalarını istemiş, bugün Müslümanım diyen ama hurafeleri din zannedenlere '' Kız çocuğu okutulmaz '' diyenlere karşı o kızlarını okutmuş.. Kendi okumamış yine, bir zaman soranlara ise : - Benim çocuklar bana gazeteleri okuyorlar, valla ben onların okumalarını dinledikçe, yüreğim mest oluyor gururlanıyorum. O da bana yetiyor ! dermiş
Türkçe
19
10
255
6.1K
Selahattin Özpalabıyıklar retweetledi
F. Sibel Gürcihan
F. Sibel Gürcihan@FSYuksek·
Burada, Yalçın Küçük hakkında yazılanların neredeyse tamamına katılıyorum ama her şeye rağmen Yalçın Küçük yok sayılması, ötelenmesi, tarihten silinmesi, kolayca karşıya atılması mümkün olmayan bir Türk aydınıydı. Kendisiyle şahsi tanışıklığım oldu. 1980'li yılların sonunda bir grup öğrenci olarak, Ankara Karakusun'lardaki evinden çıkmazdık. Biz gidince üst kattaki gaz sobasını yakar, çayla bisküvi getirirdi. Ankara'nın henüz 12 Eylül ikliminden çıkmamış, soğuk, kasvetli ve gri kışlarında Yalçın Küçük'ün evi bize sığınak gibi gelirdi. Bir kurt yavrusu gibi aç ve "fikir" arayan genç dimağlarımız burada cevaplar arar, karnımız doyar, içimiz ısınırdı. Gençleri severdi, zaten gençlerdeki o deli enerjiye ancak onun gibi bir deli enerji karşılık verebilirdi. Misal, hocalarımız Ahmet Taner Kışlalı, Mümtaz Soysal, Korkut Boratav, bizim çok bilmişliklerimize fakültedeki odalarında beş dakika katlanmaya dayanamazken, Yalçın Küçük günlerini, saatlerini, evini, sofrasını paylaşır, hepimizi sabırla dinlerdi. Şerefimle söylerim ki hiç bir genci bir düşünce kampına, bir oluşuma, bir çevreye çekmeye çalıştığına tanık olmadım. Kendisi de yalnız bir adamdı zaten. Bizimle sadece fikirleri konuşurdu. Çok boyutlu düşünmeyi ve madalyonun diğer yüzüne de bakmayı kendi adıma ondan öğrendim. Solun tarihine çok hakimdi, daha çok yaşananları anlatır, hafızalarda iz bırakırdı. Geçirdiği fikir evrimlerinin hepsi doğrudur. PKK cephesinden de bakmıştır, devlet cephesinden de. Bir Kemalistin beynine de bürünmüştür, bir liberalin ruhuna da sızmıştır, bir faşistin hırkasını giyip dünyaya onun gözünden de bakmaya çalışmıştır. Yalçın Küçük'ü bir "ideolog" değil, bir analizci, bir "tespitçi", bir siyaset dedektifi, bir tarih arkeologu olarak görmek lazımdır. Bir döneme ilişkin yapmış olduğu bir tespite, onun kalıcı inancı ve görüşü olarak değil, tarihe düşülmüş bir not olarak bakmakta fayda var. Örneğin, onun ev müdavimlerinden biri olarak ben ulusalcı-Atatürkçü limanda demirlerken, bir başka arkadaşım DEM'den hiç kopmamış, bir diğeri Marksizme iyice bağlanmış, biri liberalliğin renkli dünyasını seçip zengin olmuş, bir diğeri CHP'de mücadele edip Kemal Kılıçdaroğlu çizgisine bağlı kalmış. öteki de önce bir Ülkücü hareket uğrayıp oradan "demokrat milliyetçilik" çizgisine yürümüştür. Mukayesesi bile haksızlık olur ama Yalçın Küçük'ü günümüzdeki fırıldaklardan ayıran en önemli şey, fikir geçişlerini asla ve asla güçlü olan akımdan yana yapmamasıdır. Fikirleri, en zayıf oldukları, en baskı gördükleri zamanlarda savunmuştur. İktidar olmuş fikirleri sevmezdi. Türkiye'de yatmadığı cezaevi yoktur. 12 Eylül'ün en berbat hapishanelerinde yıllarca yatmış, akreplerle, farelerle birlikte uyumuştur. Burjuva bir aileden gelen, kentli ve kibar bir adam olmasına rağmen (Haşlanmış yumurtayı bile çatal bıçakla yerdi) bir gün olsun cezaevi edebiyatı yapmamış, ağlayıp zırlamamıştır. Yalçın Küçük'ün 'sorunu', doğuştan çok aşırı bir zekaya sahip olmasıydı. Akacak nehir yatakları bulmakta zorlanan bir beyni vardı. Bir gün kapısını tıklatıp odasına girdim. "Hocam, saatlerdir aramıza katılmadınız, bir sıkıntınız yok değil mi?" diye sordum. "Yok Fatmacım, Rusça çalışıyorum, biraz ihmal etmişim" dedi. "Ama hocam, siz Rusça'yı zaten iyi biliyorsunuz" dedim. "Dil yaşayan bir şeydir, konuşmayı ve yazmayı bırakırsan ölür" dedi. Rusça gibi zor bir dili kendi kendine öğrenmişti. Bazen Türkçe kaynaklar yetersiz olunca, Rusça kitapları açar, bize oradan okurdu. Bilhassa, Lenin'i iyi bildiklerini zanneden ve birbirleri ile sert tartışmalara giren acar gençlere bir noktadan sonra müdahale eder, Lenin'in Rusça asıllı kitaplarını çıkarıp, oradan alıntılar yapardı. (Bu tür şeyler gençleri çok etkiliyor. Yalçın Küçük'ün Rusça'yı kendi kendine öğrenmesinden ben de pek etkilenip bir kaç yıl sonra tek başıma Rusya'ya gitmiş, Sibirya'ya kadar uzanıp Rusça öğrenmeye çalışmıştım. Tabii ki başaramadım ve şimdi öğrendiklerimi de unuttum) Yani, böyle büyük zekaların bir yerde durması mümkün değildir. Yalçın Küçük'ü biraz da böyle okumak lazım. Büyük bir düşünsel ve kültürel miras bırakmıştır. Bir kütüphane misali içinizden kendinize uyanları seçip alabilirsiniz. Benim en ilgimi çeken yönü, yakın tarihimize olan muazzam hakimiyeti idi. Siyasetçisinden edebiyatçısına, müzisyeninden teorisyenine tarihe mal olmuş pek çok kişiyi bizzat tanımıştı ve her biriyle anıları vardı. Kendisiyle, 20'li yaşlardan yıllaar sonra ikinci karşılaşmamız Ergenekon davası oldu. Bu kez sanık olarak buluşmuştuk, duruşma aralarında sık sık bir araya gelir, Karakusunlar Köyü'ndeki evde yaşananların mavrasını yapardık. Müthiş de bir hafızası vardı, en ufak ayrıntıyı hatırlardı. (Biraz da kendimi öveyim, benim hafızamı da pek takdir ederdi). Yalçın Küçük'le ilgili paylaşılacak pek çok anı var, yeri geldikçe bunları yazmaya çalışırım. Şimdilik bunları paylaşmak istedim.
murаt kgirgin@muratkgirgin

Yalçın Hoca'nın henüz 40'ı çıkmadı ama, neyse ki ikimiz de ölüyü eleştirme tabusunun anlamsızlığına inanan bir formasyondan geliyoruz. Yalçın Küçük, kalpaklı kaşkollu haliyle televizyonlarda, medyada popüler bir figür olana kadar, ekseriyetle sosyalist çevrelerin, bilhassa kürt-etnik-siyasetin en yakından takip ettiği üç-beş kişiden biriydi. Bendeniz de, 90lı yıllarda dahi ne yazdıysa okudum. İçime sinmese de, kafama yatmasa da okudum. Fakat asla Küçük'le, solda çok yaygın bir hastalık durumunda bulunan mürit-mürşit ilişkisi kurmadım. Ona çok kızdım ama ondan da çok öğrendim. Sosyalist olmama ve komşusu olmama rağmen selam verdim geçtim. Fakat, Yalçın Küçük'ün 1970-2000 aralığındaki 30 yılda, Türkiye'de hiçbir siyasal profilin ve grubun cüret edemeyeceği şekilde, Türkiye'de sol-kemalistler takır takır vurulurken, Türkiye gericiliğe savrulurken, adeta tek başına (Soldan iki-üç isim daha sayarım da onlar başka bir zamana kalsın) ayaklı ANTI-KEMALİZM olduğu, Türkiye'deki sayısız sosyalisti, ''bir kopuş yaşayarak'', evvela anti-kemalist olarak sosyalist olabileceğine ikna ettiği, Türkiye'de bir bağımsızlık savaşının olmadığı, Türk Halkı'nın bir savaş vermediği, savaşın uydurma olduğu, Mustafa Kemal'in İngiliz Emperyalizmi ile anlaştığı vb. vs. görüşlerini savunduğu şüphesiz bir hakikattir. Abdullah Öcalan'ın Türkiye'ye dair bütün tezlerini Y.Küçük'e referans vererek ya da Yalçın Küçük'ten ''çalarak yazdığı'' iyi bilinmektedir. 2010 yılından sonra ise kendi ifadeleriyle ''Kemalizmin ya da Sol-Kemalizmin sözcülüğünü'' ve dahi bayraktarlığını yapması, anti-kemalist yaptığı sol-sosyalistlerin nazarında ''ne yapsa yeridir'' denilerek, sosyalistler içinde bir tartışma bile yaratmadı. Eğer içinize siner ve mideniz kaldırırsa, Sosyalist derseniz, Birikim çevresi ya da çevresinin çevresi ve etnik-kürt hareketinde '' Türk-Solu'nun ve kemalizmin, şöven, militarist ve faşist olduğuna delalet olarak gösterilmeye konu mankeni olmak dışında tartışma yaratmadı diyelim. Dolayısıyla onun ne dediğine kulak kabartanlar yine de Kemalizmi'ni ve Mustafa Kemalci olmayı fasılasız korumuş yaşlı-başlı insanlar ve heyancalı kemalist gençler oldu. Sosyalistler değildi ve olmadı. Belki her daim ''uçurumun kıyısında'' dans eden, gericiliğe ve parçalanmaya itilen bir ülke Türkiye'de değil de, Fransa'da olsaydık bunu mesele dahi etmezdim. Bu arada tam anlamıyla ''anti-kemalist olamayan bir sosyalist'' olmamda, (allah ona uzun ömürler versin) Yalçın Küçük'ün meslektaşı ve ''büyüğü'' Korkut Boratav, Doğan Avcıoğlu gibi ve öldürüle öldürüle kırılmış nice SolKemalist Aydınlarımıza borçluyum. Gençlere tavsiyem, sosyalistler ölü ya da diri kimsenin müridi olmaz. Müritlikten bir devrim ve ilerleme çıkmaz. Diri değiller ama, bunu halen en fazla Mustafa Kemal'den, Nazım Hikmet ve Lenin'den, Mahir ve Deniz'den öğrenmeye devam edebilirsiniz. Nazım Hikmet'in Kuvâ-yi Milliye Destanı'nı bir daha ve daha iyi okumanızı tavsiye ederim.

Türkçe
45
90
634
53.1K
Selahattin Özpalabıyıklar retweetledi
Merve Karataş
Merve Karataş@drmervekaratas·
"Mussolini artığı" diye yaftaladıkları kadın, halkın içinde tek başına selfie çektiriyor; yetmiyor, bir genç dibine girip suratına "Sana asla oy vermeyeceğim" diye kafa tutuyor. Kadın istifini bozmadan, "Demokrasi budur" diyerek geçip gidiyor. ​Ne 500 araçlık zırhlı konvoy var, ne binlerce koruma, ne de etten duvar ören bir ordu. Bizim bazı "sosyal bilimci" kılıklı satılık goygoycularımız da, 7/24 ekranlarda "Avrupa otoriterleşiyor mu? Batı faşizme mi kayıyor?" diye masal anlatıyorlar. Amaç belli: Türkiye'deki o aşırı, o boğucu ve o korku dolu "güvenlik" atmosferini normalleştirmek. Dünyanın her yerinde siyasetçilerin binlerce koruma arkasına saklandığı zannedilsin, bir yerde savaş var diye dünyada her siyasetçi eleştirenin hapse girmesi küresel bir "zeitgeist"mış gibi algılansın istiyorlar. ​Sen eğer birilerinin delüzyonlarını değil realiteyi gösteren videodaki manzaraya bakıp "Olması gereken budur kardeşim." dersen de, hemen "Batı hayranı, efendilerine toz kondurmuyor!" diye bastırılmış aşağılık kompleksleri ile anırmaya başlıyorlar. Size bir şey diyeyim mi? ​Meloni bile TR'deki egemen demokrasi anlayışından daha özgür, daha erişilebilir ve daha insani işte. Asıl dram, bugün TR'de bu gerçeği açıkça dillendiremeyen sosyal bilimcilerin akademik vizyonsuzluğu.
NE BU?@nebuhaber

Bir genç, İtalyan Başbakanı Meloni ile selfie çektirdi ve hemen ardından partisine asla oy vermeyeceğini söyledi. O da sakince şöyle yanıtladı: "Bu demokrasidir, gayet normal."

Türkçe
27
133
1.8K
124K
Selahattin Özpalabıyıklar retweetledi
Mehmet Berksan
Mehmet Berksan@mehmetbrksn·
Günün #keskebiriyapsa fikri: “Türk edebiyatında zaman-mekan veritabanı” Mesela 1930’ların İstanbul’una veya 1950’lerin Samsun’una dair bilgiye ihtiyacınız var. Bu veritabanı sayesinde ilgili zaman diliminde ilgili yerde geçen roman, hikaye vb eserlere ulaşabileceksiniz…
Türkçe
2
5
42
3.1K
Selahattin Özpalabıyıklar retweetledi
xilouris efe
xilouris efe@XilourisEfe·
Tunç Soyer bununla mücadele etti. Gediz’i zehire çevirenin Turgutlu sanayisi olduğunu söyledi. Chpli Turgutlu belediyesi Tunç Soyer’e hakaret etti. Kavga çıktı. Oysa muratdağı’nın milli park olması, Turgutlu sanayinin atıklarının arındırılması gerek CHPli beledşyeler yapmıyor
Yesimcarpediem19@Yesimcarpediem1

Ege Üniversitesi Ziraat Fakültesi’nden Prof. Dr. Yusuf Kurucu ve İZSU’nun 7 farklı istasyondan aldığı su numuneleri, korkutan gerçeği bilimsel olarak belgeledi. Veriler net: Sadece Aralık ve Ocak aylarında tonlarca azot ve fosfor İzmir Körfezi’ne boşaldı! 🔍 Resmi Raporlara Dayanarak @cigli.medya olarak Soruyoruz: 1️⃣ Kaynağında Kim Var? Gediz, Kütahya’dan temiz doğup İzmir’e neden “4. derece kirli su” olarak giriyor? Yol boyundaki sanayi tesisleri yeterince denetleniyor mu? 2️⃣ Gıda Güvenliği Ne Olacak? Nehir suyuyla sulanan tarım arazilerindeki ağır metal yükü, soframıza gelen ürünleri ne kadar tehdit ediyor? 3️⃣ Körfez Nasıl Nefes Alacak? Körfezdeki balık ölümleri ve koku sorununun ana kaynağı olan bu kirlilik akışı durdurulmadan, “temiz körfez” hedefi ne kadar gerçekçi? ⚠️ Prof. Dr. Yusuf Kurucu uyarıyor: “Nehir, geçmişte can verdiği arazileri artık tehdit etmekle kalmıyor, körfezin canlı rezervuarını da öldürüyor.” @cevreormanorgtr @csbgovtr @murat_kurum #gediz #i̇zmir #çevrekirliliği #gıdagüvenliği #körfez

Türkçe
4
19
135
14.8K
Selahattin Özpalabıyıklar retweetledi
Ayberk Furkan Demirel
Ayberk Furkan Demirel@temirlerin·
Atasözü tamir etme(!) işi tam anlamıyla saçmalıktır. Türkmencede sü "ordu; asker" sözü yok, atasözü "Suw yatar, duşman ýatmaz."şeklinde, suw bildiğimiz su 💧. Daha detaylı bilgi için: youtu.be/udHqj5Gloeg?si…
YouTube video
YouTube
Ayberk Furkan Demirel tweet media
Türkçe
6
12
162
11.7K
Selahattin Özpalabıyıklar retweetledi
Dr. Cemil Tugay
Dr. Cemil Tugay@drcemiltugay·
Bir güya İzmir ( bence vakıfların hizmetinde olan) milletvekili, yine bir sosyal medya paylaşımı yapmış ve demiş ki; “Meslek Fabrikası binasının tapusu vakıflara aittir” Bu pişkinliği aklım almasa da halkımızı yanıltmasını, aldatmasını istemediğim için açıklama yapmak zorundayım. Sayın vakıfların vekili, Bu bina 1926’dan beri İzmir belediyesinin ve İzmir halkının malıdır. 8 Ekim 2025’de hepimizden habersiz tapu müdürlüğünden vakıfların üzerine geçirene kadar o tapuda İzmir Büyükşehir Belediyesi yazıyordu. Kurnazlığınız ve uyanıklığınızla sanki her zaman bir vakfın ( Bayezid Baba vakfı diye hayali bir vakıf) malıymış gibi söylemeyin insanlara ayıptır. İzmir’in malını gasp etme girişiminize gerekçe gösterdiğiniz kanuna da bakalım mı birlikte? “5737 sayılı Vakıflar Kanunu'nun 30. maddesi, vakıf yoluyla kurulan ve zamanla Hazine, belediye, özel idare veya köy tüzel kişiliklerine geçen kültür varlıklarının (tarihi yapılar, camiler vb.) mazbut vakfına iade edilmesini hükme bağlar. Bu madde, vakıf mallarının korunması ve vakıf amacına uygun kullanımı için Genel Müdürlük'e geniş yetkiler verir.” Tane tane soruyorum; Kanun maddesini iyice okudunuz mu? “ Vakıf yoluyla kurulan” diyor. Cevap verin; Meslek fabrikasını hangi vakıf kurdu? Burası 2 girişimci vatandaş tarafınca “UN FABRİKASI” olarak kurulmadı mı? Ne vakfı !? O zaman bu kanun maddesine dayanarak nasıl alırsınız mülkü belediyeden? Tapuyu vakıflara geçirirken Bayezid Baba vakfı diye hayali, taaa Abdülhamid zamanında kapatılmış, bu un fabrikası 1908 yılında yapılırken var olmayan bir vakfın adına el koydunuz tapuya. Halen nasıl utanıp sıkılmadan bu binanın tapusu vakıflara ait diyebiliyorsunuz?
Dr. Cemil Tugay tweet mediaDr. Cemil Tugay tweet media
Türkçe
64
810
3.4K
93.6K
Selahattin Özpalabıyıklar retweetledi
temel
temel@1temel·
100 m² yere patates ektiği için rahmetli anneannemin ceza aldığı yaylada maden araması yapılacak.
Türkçe
25
1.5K
13.5K
204.3K
Selahattin Özpalabıyıklar retweetledi
Aliye
Aliye@Luckyladybird15·
@alicnertn İnsanların vergileriyle Adnan Menderes Anıt Mezarı yapıldı bu ülkede 😡
Türkçe
0
1
3
203
Selahattin Özpalabıyıklar retweetledi
Murat Kasapoğlu
Murat Kasapoğlu@mrtkspglu·
@alicnertn Mısırdayken arayıp şurayı , şurayı da yıkalım diye talimat vermiş. Takıntı haline getirmiş resmen. 10 da birini başkaları yapsa 5839 yıl konuşurlar.
Türkçe
0
1
1
552
Selahattin Özpalabıyıklar retweetledi
Ali Can Erten
Ali Can Erten@alicnertn·
Adnan Menderes'in 'İstanbul'u Fethediyoruz' Diyerek Onlarca Cami ve Tarihi Eseri Yıktığını Biliyor muydunuz? onedio.com/haber/adnan-me…
Türkçe
0
11
45
2.8K
Selahattin Özpalabıyıklar retweetledi
Ali Can Erten
Ali Can Erten@alicnertn·
Adnan Menderes’in yıktığı han, hamam, çeşme ve camiilerin görüntüleri.. Altta paylaştığım linkleri tıklayıp mutlaka okuyun. İstanbul’un başı içinden geçildiğini göreceksiniz. Çok yazık..
Türkçe
25
242
1.5K
80K
Selahattin Özpalabıyıklar retweetledi
Kaan Koç
Kaan Koç@_kaankoc_·
İnanılmaz bir şey çıktı karşıma. Aadam Jacobs, 1989’dan beri 10.000’den fazla konseri gizlice kaydetmiş ve şimdi bu arşivi ücretsiz kullanıma açmış. Felaket gruplar, müzisyenler var içinde. Orhan Veli’den sonra sanata en büyük katkıyı sunmuş adam. Biraz olsun müzik seviyorsanız mutlaka kaydedin, paylaşın, saklayın bunları. Arşiv; @aadam_jacobs_collection" target="_blank" rel="nofollow noopener">archive.org/details/@aadam
Kaan Koç tweet media
Türkçe
63
753
6.1K
607.4K
Giresun Çamoluk Ağzı Sözlüğü
Üznümek: Elbise kumaşının kullanıma bağlı yıpranarak incelmesi Üz- (koparmak, parçalamak) kökünden gelir. Kumaşın incelip kopma noktasına gelmesi. Öz be öz Türkçe bir türetmedir.
Türkçe
1
0
7
307
Selahattin Özpalabıyıklar retweetledi
Harun Gündüz
Harun Gündüz@harungunduz_·
Azapkapı yıkılmasaydı Avrupa’nın en görkemli anıtsal şehir kapıları arasında gösterilen simge olurdu. Brandenburg, Arc de Triomphe gibi. Mimar Sinan’ın yaptığı 600 yıllık eseri yıktırmış tam bir tarih katliamı, inanılmaz bir aymazlık.
Ali Can Erten@alicnertn

Menderes içine etmeden önce Azapkapı İçine ettikten sonra Azapkapı Şu güzelliğin günümüze ulaşmamış olması ne acı.

Türkçe
129
1.7K
16.6K
727.9K
Selahattin Özpalabıyıklar retweetledi
Melike Tepecik
Melike Tepecik@TepecikMelike·
Lisansüstü akademik kariyerimin tamamı Alevilik araştırmalarıyla şekillendi. Ocak temelli saha çalışmalarım kapsamında yüzlerce Alevi köyü gezdim; ancak bunların hiçbirinde, Havza Tepegöl’ü doldurmak için yapılan yol gibi bir uygulamayla karşılaşmadım. Talan’a giden yolu açmanın adeta simgesi sayılırlar. Tepegöl, Hacı Dede köylülerine ait bir meranın doğal gölüydü. Vahşice yok edilmiş. Hacı Dede Köyü, Bektaşi Türkmenlerin yaşadığı bir köydür. Köye yapılmayan yolun, şirketler için yapılabiliyor olması ise düşündürücüdür.
Türkçe
9
180
794
56.9K