Sabitlenmiş Tweet

"SİNOPLU OLMAK"
Uzaklarda yaşarız ama haftanın her günü mutlaka gideriz biz Sinop’a.
Saati, dakikası belli olmaz.
Bazen gündüz bazen gece…
İstanbul’dan, Ankara’dan ya da dünyanın taa öbür ucundan, fark etmez; ansızın koyuluruz yola.
Bir akla düştü mü Sinop, zaman yitirir çünkü hükmünü; fikirse firar eder.
Gider gider geliriz.
Hiç dönmek istemeyiz; ama çok kalmayacağımızı, kalamayacağımızı bilir Sinoplu.
O yüzdendir görenlerin ilk olarak “Ne zaman geldin ne zaman gidisin?” diye sorması.
Gider geliriz ama “getirip” “götürmeyiz”.
Yalnızca “götürürüz”.
Deniz çocuğuyuz biz.
Denizde doğar, denizde ölürüz.
Yüzme bilmeyene Kastamonulu derler bizim oralarda.
Serbest stil yüzer ama öncesinde mutlaka bir hedef belirleriz.
Büyük İskele...Küçük İskele...Mantarlar...
"Çömlek" ile başlar, "Birincinin Yaptığı" ile devam ederiz.
İddia ediyorum Olimpiyatlar Sinop’a verilse, açılış "Yağlı Direk"le yapılır.
Millet girmeye deniz bulamaz. Bizde iki tane var.
Rüzgâr nereden eserse, kafamıza göre…
İster ön denizde yüz ister arka denizde.
Yani anlayacağınız ıslanmayı severiz.
Tabi “Islama”yı da...
Hele ki "Cevizli Mantı" yiyince kendimizden geçeriz.
Dışarıda "Nokul" deyince ilk seferde anlayabilen görmedim ama bir oturuşa bir tepsi nokul yiyeni bilirim.
Barınak’ta bir pizza yaparlar sanırsın ki Napoli’desin.
Piknik bizde ata sporudur.
Ayıptır söylemesi ama atıcılıkta olimpiyat şampiyonuyuzdur.
Gece "Mendirek" serbest vuruşla başlar.
Bitiş düdüğü çorbacıda çalar.
Starbucks bilmeyiz, "Yalı Kahvesi"ne gideriz.
Sokaklar ızgara hamsi, kahvehanelerse “Yanık” kokar.
Eşli ihaleye girilir, Pis 7’li atılır, King’de kâğıt saymazsan hesap sana kalır.
Bir de herkese lakap takılır.
Hangi Mustafa? Çoban Mustafa...
Değişik tabirlerimiz vardır.
Otogara “Garaj” deriz.
Yengeç “Küflü”dür mesela.
‘’Deminden’’e ‘’Demizden’’ dediğimiz de çoktur.
Midyeye dalar, bıldırcına gideriz.
Balıkta at-çek yaparız.
Aramızda kalsın ama yemek seçeriz. “Bize Sinoplu derler; biz kereviz yemeyiz.”
Bildiğin keyifçiyiz.
Düşünün ki hastanemiz de mezarlığımız da deniz manzaralı.
Yalandan dolandan haz etmeyiz ama biraz abartıyı severiz.
Bir araya geldik mi gülmekten gebeririz.
Bir de her gittiğimiz şehri ne yapar eder Sinop’a benzetiriz.
Güzeliz, yakışıklıyız, centilmeniz, tabi hafiften de artistiz.
İsmi lazım değil; film çekimi için Sinop’a gelen ünlü bir artistin, Sinop’ta “Neden kimse benimle fotoğraf çektirmiyor?” sorusuna “Sinop’ta herkes artist be abi” diye cevap verebilecek kadar da “Diyojen’’iz,
"Tarzan Kemaliz".
Biz "Mavi Gözlü"yü çok özleriz.
Metallica dinleyenimiz de vardır, Emrah da.
Ama düğün gördük mü “O ancuvazda bir elamet kopuverir”.
Çünkü hepimiz “Tini Mini Hanım”,
hepimiz “Ayancık Eymeleri”yiz.
“Helesa yelesa, heyamola yusa hooooop!’’
Kırmızıda durmana gerek yok!
Çünkü memlekette trafik ışığı yok.
Ama "Adabaşı"ndaki mehtap ve ayışığı da hiçbir yerde yok.
Övünmek gibi olmasın ama Türkiye’nin tek fiyordu bizde.
“Deniz Soğuğu” var desem millet vurgun yemiş balık gibi bakar suratıma.
28 şelaleyi kim bir arada görmüş acaba?
"İnceburun" Türkiye’nin en kuzey ucu…
"Hamsilos"u, "Akliman"ı, "Tersane"si, "Karakum"u…
"Gündoğrusu" genelde 3 gün sürer;
Sinop sevdamız ise ömür boyu!
O yüzden uzaklarda da olsan ara sıra mırıldan o şarkıyı.
Görmek istersen denizi,
Yukarıya çevir yüzü
“Sinop” gibidir gökyüzü
Aldırma gönül aldırma.
OSMAN TERKAN
#sinop
Sinop, Türkiye 🇹🇷 Türkçe








