

Özkan RONA
1.4K posts

@ozkanrona
Eğitim-İş Bursa Şube Başkanı @egitimisbursa Laiklik Meclisi Sözcüsü @LaiklikMeclisi








Memur-Sen ve Eğitim-Bir-Sen Genel Başkanı Ali Yalçın, Çankırı'da yaptığı açıklamada kamudaki maaş hiyerarşisinin bozulduğuna dikkat çekerek maliye yönetimini hedef aldı. "Okumaya ve emeğe verilen kıymet katledildi" diyen Yalçın, 4688 sayılı Toplu Sözleşme Yasası'nın artık miadını doldurduğunu ve yeni bir yasa revizyonu için Kamu Personel Danışma Kurulu'nun (KPDK) yakında toplanacağını müjdeledi.








Trump: I think Türkiye was fantastic; they stayed out of things we asked them to. He is a great leader.

Okulda Tarikat Kitabı Dağıtıldı! Şube Başkanımız Özkan Rona BursaSaati 'nde Yüksel Baysal' ın konuğu oldu. Programın Tamamını İzlemek İçin 👇 youtube.com/live/lq26XI-YM…












TAM DA SİZDEN BEKLENEN HAREKETLER. NEREDE CUMHURİYET, ATATÜRK DÜŞMANLIĞI VARSA ORADASINIZ. Bu ülkenin kurucusuna “ayyaş ve pedofili” dediği ve küfürlü konuştuğu gerekçesiyle kız öğrenciler tarafından şikâyet edilen Ramazan Avuşmak adlı “eğitimci”nin tutuklanması, manidar manzaralara yol açtı. Günler sonra açıklama yapan Memur-Sen Konfederasyonu ve Eğitim-Bir-Sen Genel Başkanı Ali Yalçın, olayı “seküler yobaz komplo” olarak nitelese de şikâyetlere ilişkin net bir yalanlama yapamadı. Bu yetmezmiş gibi, öğretmenler odasını bölecek ve eğitim emekçilerini birbirine düşman edecek şekilde Eğitim-İş’li öğretmenleri hedef gösterdi. Daha önce en üst yargı makamı olan AYM’yi hedef almasıyla bilinen Cumhurbaşkanı Danışmanı Oktay Saral ise “somut delil” ihtiyacından bahsetti ve birden “hukuk ilkelerinin önemini” hatırladı! Yani, süregelen bir yargılamaya müdahale niteliğinde bir açıklama yaparak bir kez daha hukukun en temel ilkelerinden birini çiğnedi. Görüyoruz ki daha önce öğrencileri, şikâyetlerini geri çekmeleri için sıkıştıranlar, şimdi de yargıya aba altından sopa göstermeye çalışıyor. Yani #RamazanHocaYalnızDeğildir diyenler haklı; karşımızda örgütlü bir kötülük, sinsi bir Cumhuriyet düşmanlığı var. Biz bunun elbette farkındayız. Onlar da farkında olsun ki ne Cumhuriyet’e dil uzattırırız ne de öğrencilerimizi sahipsiz bırakırız. “Ramazan Hoca” yalnız olmayabilir, “Ramazan Hoca”ların sayısı azımsanmayacak oranda olabilir; ancak Başöğretmen’in eğitim neferleri her zaman sayıca daha fazla ve yılmaz olacaktır!






***RAMAZAN HOCA OLAYININ ARKA PLANI*** Manisa'da üyemiz Ramazan Avuşmak'ın tutuklanması ile ilgili süreci, başından itibaren takip ettik ve sendika olarak öğretmenimizin sınıfına, öğrencilerine kavuşacağı güne kadar da takipçisi olmaya devam edeceğiz. Özel çaba ve işgüzarlıkla başlatılan adli ve idari sürecin, artık cibilliyetlerini çok iyi bildiğimiz belli mihraklar tarafından hukuk çerçevesinden çıkarılarak, bir linç kampanyasına dönüşmemesi için sabırla ve özenle hareket ettik. Ancak daha önce benzer bir çok olayda gördüğümüz gibi burada da Eğitim İş sendikasının yerine göre savcı, hakim veya müfettiş rolüne büründüğüne, okuldaki işgüzar üyelerini de cürmüne alet ederek iddianame hazırladığına, yargıladığına, soruşturduğuna ve infaz ettiğine şahit olduk. Beyler durun bakalım! Biz daha bir cümle kurmadan bu telaşınızın sebebi nedir? Kumpasçı üyeniz deşifre olmuş, güvenliği yokmuş vs. Hem her türlü kumpası kuruyor hem de aklınızca önlem alıyorsunuz. Bunu yaparken de bir şehri zan altında bırakıyorsunuz. Başından beri olup bitenlerin tamamını çalışıyor, not ediyor ve belgelendiriyoruz. Bütün gizem bir öğrencinin şikayetinin, sınıfın tamamının şikayetine nasıl dönüştüğünde düğümleniyor. Aslında filmi biraz geriye sardığımızda herşey ayan beyan ortaya saçılıyor. Eğitim İş'in derdi eğitim, okullar, öğrenciler, vatan, millet, ülke vs. değil. Varsa yoksa milli ve manevi değerlere düşmanlık. Hikaye şudur, bu yıl okullarda yaşanan Ramazan etkinlikleri bunların kimyalarını bozdu, korktular, tedirgin oldular. Zeminleri kaydı, kökleri kurudu. Aradılar, bütün örgüt pusuya yattılar, geçen yıl Bursa'da yaptıkları gibi bu sefer Manisa'da bayatlamış filmi vizyona sürdüler. Bırakın bu eski numaraları, toplum laiklik vs. tartışmalarını çok geride bıraktı. Okullar artık eğitimi, bilimi, teknolojiyi konuşuyor, üretiyor. Siz madem bu kadar vatanseversiniz, tam zamanı, şimdi açıklayın size inansın kamuoyu. Diyarbakır annelerini ziyaret eden üyelerinizi sendikanızdan neden attınız? Bu eyleminizle kime destek olmuştunuz acaba? Biz Ramazan hocamızın yanındayız. Onun kelepçeyle götürüldüğü o görüntüleri asla doğru bulmuyoruz. Öğretmen davet edildiğinde gider, sorulara cevap verir diyoruz. Ortada tutuklu yargılanmayı gerektiren bir durum yoktur diyoruz. Gerekli hukuki süreçler işletiliyor, en kısa zaman içinde hak yerini bulacak ve Ramazan hocamız görevinin başına dönecektir. O gün geldiğinde, bugün bir kaşık suda fırtına koparanlar bakalım özür dileme erdemini gösterebilecek mi? Yeri gelmişken uyaralım; üyemiz olsun olmasın idareci ve öğretmenlerim, okulunuzda Eğitim İş üyesi birileri varsa dikkat edin, takip ediliyorsunuz. En küçük bir olayda merkeze bildiriliyorsunuz. Bunlarda dostça uyarı yok, meslek dayanışması yok, pusu var, çarpıtma var, şikayet etme var. Daha da üzücü olan bu kirli ve karanlık işleri sendikacılık zanneden köhne ve jakoben bir azınlık var ortada. Dünya değişiyor bunlar körleşiyor. Herkes konuştu, biz dersimizi çalıştık. Şimdi bizi takip edin, bilgilendirmeye devam edeceğiz.



Yeliz Hanım; Bizi bu topraklarda bilenler bin yıldır biliyor, siz rahat olun. Milletimiz asıl sizi ve sendikanızı tanıyamıyor. İslamın sancaktarlığını yapmış bir milletin torunları, nasıl olur da dinine, değerlerine bu kadar yabancılaşır, düşman olur diye soruyor sizi görenler. Toplum sizi aştı, söylemleriniz tükendi. Avukat, savcı, hakim, infaz memuru kısaca herşey olduğunuz günler geride kaldı. Açık söylüyorum buradan size bir ekmek çıkmaz, boşuna okulların huzurunu kaçırmayın! Yargıya mudahale ediliyor diye yaptığınız tam da bu. "Kız öğrencilerin şikayet ettiği" ibaresiyle ne anlatıyorsunuz aklınızca? Kız öğrencilerin şikayetini, üyeniz bayan müdür yardımcısı organize ettiği için mi size daha anlamlı geldi acaba, merak ettim doğrusu? Ramazan Hoca şimdi sebest bırakıldı, kelepçe ile götürülür ve tutuklanırken hukuk güzel, serbest bırakılırsa müdahale mi oluyor? Sevsinler sizin hukuk anlayışınızı! Şimdi yeni başlıyoruz. Münferit olayları kullanarak, çarpıtarak sendikacılık yapmayı ahlaken nasıl izah ediyorsunuz bilemiyorum ancak aynı yoldan biz de gidersek sorumlusu siz olacaksınız. Çünkü haddi fazlasıyla aştınız, bilesiniz. MESEM, ÇEDES, İHL, Seçmeli Dersler, TYMM, ÖMK... Gündeminiz bu kadar, bunlar olmasaydı ne yapacaktınız Allah aşkına? Size mi soracağız, siz kimsiniz? Çeşitli kanun ve yortuların arkasında, başını kuma gömmüş deve kuşu gibi duruyorsunuz. Sizi görüyoruz.
