Sabitlenmiş Tweet
melo!
22.2K posts

melo! retweetledi
melo! retweetledi
melo! retweetledi

Onun öfkesi taş gibi ağır, denizin en fırtınalı hali gibi. Yılların birikmiş kan davası, aileler arasındaki nefret, sevdası uğruna çektiği acılar, Esme’yle yaşadığı imkânsız aşkın yarattığı fırtına. Hepsi içinde bir volkan gibi kaynıyor. Geçmişin hesabını bir bir sorarken gözlerindeki o soğuk bakış, sesindeki o kalın Karadeniz tınısı, “Ulan gebertirim lan seni!” diye patladığı anlar... Öfkesi sadece bağırmak değil; o, sessizce içten içe yanmak, sonra bir anda taşmak. Koçari olduğundan beri “Adil”i gömmüş gibi görünüyor dışarıya, ama o eski âşık delikanlı hâlâ orada, Esme’nin bir bakışıyla, Eleni’nin bir gözyaşıyla sızlıyor.
Acısı ise daha derin, daha sessiz. Sevdiği kadını (Esme Furtuna’yı) yıllar boyu kaybetmiş, kan davasının ortasında kalmış, bebeklerini, mutluluğunu, hatta kendi adını bile feda etmiş gibi. Esme’yle aralarındaki o tutkulu ama zehirli sevda, kızları Eleni’nin çektiği yükler, Furtunaların ona yaşattıkları... Hepsi ciğerini dağlıyor. “Canın yansa canım yanar” dedikleri türden bir adam o; sevdiği yaralandığında kendi yarası daha çok acıyor, ama bunu göstermemek için öfkeyle örtüyor. İçinde sakladığı o 17 yaşındaki âşık, hâlâ “Seni seviyorum” demese de gözleriyle, korumasıyla, bazen de kırıcı suskunluğuyla haykırıyor.
Taşacak bu deniz... Tam da onun gibi. Sakin göründüğü anlarda bile altında fırtına birikiyor. Bir anda kabarıp kıyıları dövecek, geçmişin tüm hesaplarını, acıları, öfkeleri dışarı vuracak. Adil Koçari’nin öfkesi ve acısı, tam da dizinin adını taşıyan o denizin ta kendisi: engin, derin, hırçın ve biriktikçe taşacak kadar güçlü.
“Ulaş Tuna Astepe bu karakteri öyle içten, öyle Karadenizli bir delikanlılıkla canlandırıyor ki, izlerken insanın içi sızlıyor ve aynı anda yumrukları sıkılıyor. Adil’in her “Kocari” diye anıldığı yerde, aslında kaybettiği “Adil”i arıyorsun.
Benim sorduğum gibi: Öfkesi dağ gibi, acısı deniz gibi...
—————————————
@astepenews @namutenahiumut
#UlaşTunaAstepe #TaşacakBuDeniz

Türkçe
melo! retweetledi

Adil'in kaybettikleri yalnızca giden insanlar, yitip giden zaman ya da elden kayan fırsatlar değildi; o aslında hayata duyduğu güveni, yarınlara dair o saf umudunu ve kendi içindeki o eski, telaşsız adamı kaybetmişti. Kayıplar, insanın hayatında bir anda boşalan ve hiçbir şeyle doldurulamayan koca bir oda gibidir. Adil de o odanın kapısında durup içeriye baktıkça, yankılanan sessizliğin altında ezildi.
Başlangıçta hissettiği şey saf bir acıydı. Nefes almasını zorlaştıran, sabahları yataktan kalkmasını anlamsız kılan, göğüs kafesine oturmuş kurşun gibi ağır bir acı. Acı, insanın kendi içine doğru kanamasıdır. Adil uzun süre kanadı.
Ancak zaman geçtikçe ve eksilenlerin yeri dolmadıkça, o çaresizlik hissi form değiştirmeye başladı. Haksızlığa uğramışlık duygusu, içten içe yanan bir öfkeye dönüştü.
Öfke, aslında kabuk bağlamayı reddeden acının ta kendisidir. Sesini duyuramayan yaranın çığlık atmasıdır.
Adil’in öfkesi; dünyadaki o sağır edici adaletsizliğe, hiçbir şey olmamış gibi dönmeye devam eden çarklara, gidenlerin ardından hiçbir şey yapamayan kendi ellerine ve en çok da ismine inat ona hiç "adil" davranmayan kadereydi.
Bu çok insani, çok gerçek bir tepkidir. Kaybedilenlerin büyüklüğü, hissedilen öfkenin de çapını belirler. Adil'in öfkesi, aslında kaybettiği şeylere duyduğu büyük sevginin ve yaşamak zorunda kaldığı haksızlığın bir isyanıdır. O ateşi harlayan şey, sevgisizlik değil; aksine, sevgisinin karşılığında aldığı koca bir boşluktur.
Fakat en nihayetinde Adil'in önünde yürünmesi gereken ince bir çizgi kalır: Bu öfke onu koruyan, ayakta tutan bir zırh mı olacak, yoksa içten içe onu da yakan bir ateşe mi dönüşecek? Acıyı inkar etmek imkansızdır, öfkeyi bastırmak ise zehirlidir. Adil'in asıl mücadelesi, bu iki ağır duyguyu kabul edip, onları kendisini yok edecek bir silaha dönüştürmeden taşıyabilmeyi öğrenmektir...
#UlaşTunaAstepe #AdilKoçari #TaşacakBuDeniz

Türkçe
melo! retweetledi

—Çalınan 20 Yıl
Bazen bir ömür, bir anda çalınır.
Sadece zaman değil; hayaller, kahkahalar, ilk dokunuşlar, “birlikte yaşlanacağız” sözleri, doğmamış çocukların hayali… Hepsi birden alınır elinden insanın. Geriye sadece “keşke”lerle dolu bir boşluk kalır.
Onlar için 20 yıl demek, sadece takvim yapraklarının yırtılması değildi.
20 yıl, Esme’nin gözlerindeki o umut ışığının yavaş yavaş sönmesiydi.
20 yıl, Adil’in geceleri uykusuz dönüp durması, “Acaba o şimdi nerede, mutlu mu?” diye içini kemiren kurtçuklardı.
20 yıl, birbirlerinin adını fısıldarken bile seslerinin titremesi, dokunamadıkları bir aşka tutunmaya çalışmaktı.
Çalınan sadece zaman değildi ki…
Birlikte büyüyecekleri yıllardı.
Birlikte ağlayacakları, gülecekleri, kavga edip barışacakları, saçları ağarana kadar el ele yürüyecekleri bir hayattı.
Çalınan, bir ailenin temeliydi aslında.
Doğmamış bir çocuğun ilk gülüşüydü, annelik kokusuydu, babalık gururuydu.
İnsan bazen kaderine isyan ediyor:
“Neden biz? Neden tam da en güzel zamanlarımızda?”
Ama kaderin en acımasız yanı da bu değil mi?
En çok seveceğin insanı senden ayırıp, aranıza koskoca bir ömür koyması.
Yine de…
Bazı aşklar o kadar derin ki, 20 yıl sonra bile aynı yerden devam edebiliyor.
Göz göze geldiklerinde zaman duruyor, sanki o 20 yıl hiç yaşanmamış gibi.
Yine aynı titreyen sesle “Seni hiç unutmadım” diyorlar.
Yine aynı kalp atışıyla “Ben de…” diye cevap veriyorlar.
Belki o 20 yılı geri getiremeyeceğiz.
Belki o kayıp yılların acısını hiçbir şey tam anlamıyla dolduramayacak.
Ama kalan yıllarda, o çalınan zamanın intikamını almak da mümkün.
Daha sıkı sarılmakla, daha çok gülmekle, daha az susmakla…
Her “seni seviyorum”u, sanki 20 yıldır biriktiriyormuş gibi söylemekle.
Çalınan 20 yıl, belki de bize şunu öğretti:
Zaman gerçekten çok kıymetli.
Sevdiğin insanın elini tuttuğun her an, aslında bir mucize.
Çünkü yarın ne olacağını, kimin elinden neyin alınacağını hiç kimse bilemiyor.
O yüzden…
Eğer senin de çalınmış yılların varsa,
ya da şu an elinde olan zamanı fark etmiyorsan,
bugün biraz daha sıkı sarıl sevdiğine.
Bugün biraz daha çok söyle “Seni seviyorum”u.
Çünkü bazı yaralar, ancak sevgiyle ve zamanla hafifliyor.
Ve belki bir gün,
o çalınan 20 yılın acısıyla değil,
geri kalan yılların güzelliğiyle anılacağız.
❤️🩹
#EsDil #TaşacakBuDeniz

Türkçe
melo! retweetledi
melo! retweetledi

alesia@asikdemisya
kabus.
Türkçe
melo! retweetledi

melo! retweetledi
melo! retweetledi
melo! retweetledi

















