Evrim Keklik, ilişkiden beklentilerini tek tek sıraladı:
🔸 Günde 4-5 kez telefonla aranmak.
🔸 Her 2 saatte bir mesajlaşmak.
🔸 Haftada 3-4 gün yüz yüze görüşmek.
🔸 Saatlere bölünmüş mesaj rutinleri:
🔸Sabah: "Günaydın"
🔸Öğlen: "Aşkım ne yapıyorsun?"
🔸İkindi: "Hayatım seni özledim"
🔸Gece 03.00: "Aklıma geldin"
Yazar Gülse Birsel başörtülü bir kadının kendisiyle fotoğraf çektirme isteğiyle ilgili yaşananları yazdı...
Ege’de bir çarşıda dolaşıyorum...
Girdiğim dükkâna, arkamdan kalabalık bir grup genç kız girdi...
Sonra da fotoğraf çektirmek için bir sıra yaptılar...
Selfie’ler çektiriyor ve “-Dizi yap, onu yap, bunu yap, durmaa!” şeklinde talep ve azarlara maruz kalıyorum...
Beni sokaktan gören kapalı bir hanım da girdi dükkâna...
Yanıma geldi...
Genç kız kalabalığından tam duyamadım ama “-Fotoğraf çektiremeyeceğimiz için bari bir öpebilir miyim” gibi bir şey söyledi...
“Tabii” dedim, sarıldık öpüştük...
Ben o hanımın, üzerimde şort ve askılı bir üst olduğu için, hayat tarzı gereği benimle fotoğraf çektirmek istemediğini düşündüm!
Meğer o da, kapalı olduğu için benim onunla fotoğraf çektirmek istemeyeceğimi sanmış!
Dükkân sahibi, genç kız kalabalığından uzakta olduğundan, söylenenleri daha net duyduğu için o hanıma
“-Niye Gülse Hanım sizle fotoğraf çektirmek istemesin?”
deyince karşılıklı durumu anladık!
Yani, o kapalı hanımla şortlu bendeniz, sarılıp öpüşmekten gayet memnunuz ama ikimiz de diğerinin, kendi çevresine karşı bu samimiyetin hesabını veremeyeceğini düşünüyoruz!
Üstelik, ikimiz de kibarlıkta öyle zirve yapmışız ki, bu durumu hoş görüyoruz!
Durum anlaşıldıktan sonra “Estağfurullah, aşkolsun”lar ve “Allah razı olsun”lar havada uçuşurken, o coşkuyla sarılıp 27 poz filan verdik!
Yıllardır aynı şeyi düşünüyorum. Başörtülü-başı açık çatışması dev bir balondur, altı boştur, gerçek hayatta karşılığı yoktur.
Aksini savunanlar ve özellikle hem hayatta hem internet ortamında aksi durumu pompalayanlara şüpheyle bakarım.
Trol veya bu çatışmadan çıkar devşirecek karışık tipler olduklarını düşünürüm.
Bizi böyle önyargılı, böyle birbirinden çekinir hale getiren, aynı fotoğrafta birlikte gülümsememizi yıllarca engelleyen siyasetçiler, inşallah geceleri rahat uyumuyorsunuzdur!”
Gülse Birsel..
1992 yılında İstanbul'a yerleşen 65 yaşındaki Halil Ağa, Beyoğlu'nda 14 evi ve 4 dükkanı olmasına rağmen çalışma hayatına devam ediyor.
"Çalışarak fazlasıyla mal mülk sahibi olabilirsiniz."
@1hemdm reyting düştükçe kavga hakaret aşk ihtiras yaralanma... vs artar. ama kimse diskalifiye olmaz. çünkü adam azalırsa program biter. eskiden temas olduğunda anında diskalifiye olurdu. ama şimdi her hafta kavga kavga kimse oyundan atılmıyor. en sert ceza ödülde muafiyet.
tanıdığım biri var, 22 yaşında, üniversite son sınıf, balide oturuyor.
hayır zengin aile çocuğu değil. hayır kripto ile vurmadı. hayır influencer da değil.
çocuk geçen yaz bir problem buldu. türkiyedeki küçük kliniklerin randevu sistemi yoktu. whatsapptan randevu alıyorlardı. kaçırıyorlardı, unutuyorlardı, hasta küsüyordu.
claudea oturdu, prompt yazdı. vibe coding ile 3 haftada çalışan bir micro saas çıkardı. randevu al, hatırlat, sms at. basit. gösterişsiz. ama çalışıyor.
ilk ay 4 klinik denedi. ikinci ay 11 oldu. üçüncü ay aylık tekrarlayan gelir 1200 dolara çıktı.
şimdi diyeceksin ki 1200 dolar ne ki. türkiyede belki ortalama maaş. ama balide 1200 dolar şu demek: havuzlu villa, coworking üyeliği, günde iki öğün dışarıda yemek, scooter kirası. ve cebinde hala para kalıyor.
çocuk dönem ödevlerini balide yapıyor. sabah sörf, öğleden sonra müşteri destek maili, akşam yeni özellik promptu yazıyor. üniversite hocası zoomdan final sınavı yapıyor, arka planda palmiye ağaçları görünüyor.
komik olan ne biliyor musun? çocuğun yazdığı kodun yüzde doksanını ai üretti. kendisi frontend backend ayrımını bile tam bilmiyor. ama müşteriyi biliyor. problemi biliyor. çözümü basit tutmayı biliyor.
michelin yıldızlı kod yazan senior developerlar linkedinde iş arıyor. bu çocuk iki satır prompt ile klinik sahiplerinin parasını alıyor. dünya tersine döndü.
ama şunu da söyleyeyim: vibe coding ile çıkardığı ürün mükemmel değil. kod tabanı muhtemelen spagetti. ölçeklenmesi zor. bir gün ciddi refactor gerekecek. bunu o da biliyor.
farkı şu: o mükemmeli beklemedi. çalışanı çıkardı. çalışan ürünle para kazandı. parayla hayatını kurdu. refactoru da o parayla yaptıracak.
çoğu kişi baliye taşınmak için 5 yıllık plan yapıyor. bu çocuk 5 haftalık sprint ile taşındı.
vibe codinge ticking time bomb diyenler var. haklı olabilirler teknik açıdan. ama o bomba patlayana kadar çocuk balide üçüncü ürününü çıkarmış olacak.
sana kalan soru şu: sen hala mükemmel teknik altyapıyı mı bekliyorsun, yoksa çalışan bir şeyi çıkarıp hayatını mı kuruyorsun?
Kahve içerek bir şey düşünüyordum. Birisi yanıma gelip bir lafa girdi. "Çok özür dilerim, bir şey düşünüyorum" dedim. Kelimesi kelimesine. "Bitince ben sizi bulacağım." dedim. Alındığını hissettim. Peki deyip gitti. Hızla düşüncelerime döndüm.
3 dakika sonra kendisinin oturduğu masaya gidip "kusura bakmayın, buyrun, şimdi memnuniyetle dinliyorum" dedim. "Yok, gerek yok artık, kızım hukuk okuyor, onunla ilgili bir şey soracaktım ama belli ki siz çok önemli ve meşgul bir insansınız" dedi. "Bir şey düşünüyordum, düşündüğüm şey benim için önemliydi, eğer isterseniz memnuniyetle aklım yettiğince yardımcı olayım" dedim. Düşüneceğinizi her zaman düşünürdünüz, ben 3 dakikanızı istemiştim, göreceğimi gördüm." dedi. "Peki, iyi günler." diyerek masama döndüm.
Ilginç bir durum, bence. Karşılıklı söylenenleri kelimesi kelimesine yazdım. Şu şartlar altında başka ne yapmış olabilirdim diye düşünüyorum, bulamıyorum. Öyle olağanüstü sofistike ve ulvi bir şey de düşünmüyordum ama benim için önemliydi ve bir karar aşamasındaydım.
Siz her düşüneceğinizi ne zaman isterseniz ve kim ne zaman isterse iradi olarak yarım bırakıp terk ettikten sonra o düşünce zincirine kaldığınız yerden aynı etkinlikte devam edebiliyor musunuz?
Nasıl ayıp ettiğimi anlamadım.
90 Yaşındaki Bir Keşişten 12 Hayat Dersi
1. İnsanların peşinden koşma; doğru olanlar seninle yürür, senden uzaklaşmaz.
2. Neye tahammül ediyorsan, ona dönüşürsün. Standartlarını yükselt ya da yerinde say.
3. Sessizleştikçe daha çok duyarsın; sessizlik iç sesini keskinleştirir.
4. Öyle derin iyileş ki, tetikleyicilerin bile sıkılsın.
5. Huzuruna mal oluyorsa, bedeli fazladır. Uzaklaş.
6. Gerçek para zamanındır; onu tükeniyormuş gibi harca.
7. Çoğu insan anlamak için değil, cevap vermek için dinler. Sen onlardan olma.
8. Aptallarla tartışma; izleyenler aradaki farkı anlayamaz.
9. Egon bağırır, ruhun fısıldar. Fısıltıyı takip et.
10. Bırak gitsin, yoksa sürüklenirsin. Acı çoğu zaman bağlılıkla başlar.
11. Dinlenmek tembellik değildir; ay bile bir geceliğine kaybolur.
12. Kendini bulmazsın; dünya seni değiştirmeden önce kim olduğunu hatırlarsın.
📌Ahmet Hakan: Cem Yılmaz, Tarkan konserinde Tarkan’la baş başa uzun zaman geçirdi. Ata Demirer ise Tarkan konserinde Sibel Can’la birlikte sahneye davet edildi. Bu bir kariyer yönetim hatasıdır. Ata Demirer’in 'Ben de Cem Yılmaz gibi tek başıma Tarkan’ın yanında sahne almalıyım' demesi gerekirdi
Bir adam, kedi kumundan tasarruf için yaptığı düzeneği paylaştı:
“Küçük tuvaletini şişeye yapıyor. Şişeyi döküyoruz.
Büyük tuvaleti gelince şişeyi kaldırıyoruz. Tam tuvaletini yapacağı zaman kağıt tutuyoruz tuvaleti kağıda düşüyor.
Böylece 1.5 senedir aynı kumu kullanıyoruz.”
@sputnik_TR Doblo hızını azaltıp yol vermiyor. videonun ilk saniyesinde transit sola yanaşıp hız keserken doblo orta şeriti bosaltmayip dörtlü yakıyor. devamında ise orta şeritte kalıyor ve hız kesmiyor. %100 itfaiye haklı
📌Çorum Sungurlu'da bir kazaya müdahale etmek isteyen itfaiye ekibi, kara yolunda bir sürücünün aracıyla yol vermemesi nedeniyle ilerlemekte güçlük çekti
📌İtfaiye ekibince siren, flaşör ve anonslarla yapılan ikazlara aldırmayan sürücü, yolun sol şeridinden seyretmeye devam etti
Evlerine temizlikçi çağıran çiftin bıraktığı not:
"100 tane mini ördek sakladık. İşinizi layığıyla yaptığınızdan emin olmak için yapıyoruz. Tüm ördekleri kavanozun içine bırakın."
@gokcekatuun Kredi mi alamadi? ev mi vermediler? yurt dışına mı çıkamadı? özel okula çocuğunu mu kaydetmediler? Muhtar mi olamadin? tapu kadastroya memur mu olmak istedin de mulakatta elendin? ne istedin de yapamadın Türklerden farklı olarak?
Yılmaz Erdoğan'ın eski karısı Şeyh Said'in torunu olan sanatçı Belçim Bilgin:
"Diyarbakırlıyım, Kürt olduğum için de ayrımcılığa uğradım. Kürt olduğun için kötü olduğunu düşünüyorlar."
Leyla Alaton:
"Pahalı çantalarla gezmeyi çok ayıplıyorum, fiyat etiketiyle yürümek gibi geliyor. Pahalı çantayla gezmek utanç verici.
Babam 40 yıl önce Danimarka koltukları almıştı, hala kullanıyoruz.
Ben her zaman ekonomide uçarım."
@ajans_muhbir seçtiği kelimelerin etkili olmayacağına inanmayan kişiler el hareketleri ile eksik anlamları vurgu hareketleri ile tamamlamaya çalışırlar. kısaca kendisi de inanmıyor konunun ve seçtiği kelimelerinin etkili olmadığına
Doktor Tuba Güleç, jinekolojik muayenede kullanılan çağ dışı spekulumu eleştirdi:
“Kadınları, jinekolojik muayeneden alıkoyacak kadar acı veren bir alet.
Kadın konforunu düşünmeyen bu spekulum, bir erkek tarafından üretiliyor ve 180 yıldır kullanılıyor.
Aklım bunu almıyor.”
Sınırda Türk Bayrağını indirip YPG-PKK Bayraklarıyla Türkiye'ye girebileceklerini bu soysuzlara düşündüren nedir?
Tabi ki ihanet sürecinde verilen tavizler.
Öyle şımartıldılar ki, Türk bayrağını indirip serbestçe Nusaybin'e geçebileceklerini buna göz yumulacağını düşünüyorlar.
#Nusaybin#Kamışlı #RojavaDefend#Rojava#Haseke#KobaniUnderAttack
@basyazar 5.12 de acılı teyze "sağolun yeter...." dedi.
7.09 a kadar artık aynı yürek dağlayici cümlelerle kanatircasina ajitasyon ve dram pompalayarak ne amacliyor. Yeter denmiş uzatıp yanmış yüreğin altını harliyorsun. aferin mi bekliyorsun. alkış mi? ödül mü?