Av. Doç. Dr. Serkan Ağar

1.5K posts

Av. Doç. Dr. Serkan Ağar banner
Av. Doç. Dr. Serkan Ağar

Av. Doç. Dr. Serkan Ağar

@serkan1agar

Malî Hukuk | Ceza Hukuku | Spor Hukuku | Teknoloji | Yazar | Fenerbahçe | [email protected]

Söğütözü, Ankara Katılım Ağustos 2019
1.3K Takip Edilen7.3K Takipçiler
Av. Doç. Dr. Serkan Ağar
Sayın Cihan, soru haklı; ama kategori karışıklığı içeriyor kanaatindeyim. 1920 BMM'si, mevcut bir anayasal düzen "içinde" hareket eden bir organ değildi; çöken bir devletin ve işgal altındaki bir başkentin karşısında, egemenlik boşluğunda "yeni bir hukuk düzeni kuran" iradeydi — yani "pouvoir constituant." Üstelik Nisan 1920 seçimleriyle halktan aldığı temsil yetkisine dayanıyordu. MBK ise işleyen bir anayasal düzenin "içine" müdahale eden, 38 subaydan oluşan, hiçbir seçim mandası bulunmayan bir kuruldur. Burada "kurucu" değil, kurulu düzeni "gasp eden" bir irade vardır. Bu ayrımı es geçersek 1789 Fransa'sı da, 1776 Filadelfiya'sı da darbe sayılır. Mesele kuruculuğun hukuk-dışılığı değil; hangi meşruiyet zemininde, kimin adına ve hangi temsil yetkisiyle yapıldığıdır.
Türkçe
0
0
0
21
MUNİS CİHAN
MUNİS CİHAN@republic_1961·
@serkan1agar Eee kardeşim, 1924 anayasası da 1921'i ilga etti. 1921, 1876'yı ilga etti. O zaman Cumhuriyetin kuruluşuna kadar gidip, tüm devrimler illegaldi diyip, Osmanlı hukukuna dönelim. Sonuçta Ankara merkezli BMM'nin o dönem meşru İstanbul yönetimine darbe yaparak koyduğu normatif düzen.
Türkçe
1
0
0
64
Tolga Şirin
Tolga Şirin@tolgashirin·
"Anayasa kurallarını yok saymanın ve sistematik olarak ihlal etmenin yaptırımı ne ki?" diye soranlar oluyor. Bu soruya öğretide farklı yazarlar farklı yanıt veriyor. Fakat hukukumuzdaki başlıca ve kapsamlı yanıtı 2 no'lu "Millî Birlik Komitesi Umumi Heyeti Kararı" vermiştir. Merak edenlerin 13 Temmuz 1960 tarihli Resmî Gazete'de yayımlanan bu kararı mutlaka okuması gerektiğini düşünüyorum: resmigazete.gov.tr/arsiv/10550.pdf *** Karar'a göre; bu durum, "vatana ihanet" anlamına gelir. Anayasa'yı ihlal ederken kullanılan "cebir" açısından da Karar, sadece fiziksel şiddetin gerekmediğini, "manevi cebir"in, "tazyik, tehdit, hile, hatta Anayasa'nın değiştirilmesi için yine Anayasa'da derpiş edilen usulün dışında olmak üzere başvurulan bütün vakıalar"ın da bu kapsamda olduğunu ifade etmektedir. Yine Karar'a göre; emrinde otorite ve iktidar vasıtaları bulunan Devletin en yüksek uzuvları (Parlamento veya Hükûmet), ayrıca cebir ve tehdit kullanmadan dahi gayrimeşru yollarla bu suçu işleyebilir. Cebir, devlet erkini kullanarak eşyalara veya kişilere dönük tehdite kadar uzanabilir. Bu sebeple "vatana ihanet"in, devleti idare edenler tarafından işlenmesi hallerinde, devletin en üstün mevkilerini işgal eden bu şahısların daima devlet gücünü elinde bulundurdukları hesaba katılmalı ve hukuka aykırı olarak icra ettikleri her Anayasa'yı çiğneme yöneliminde cebir araçlarından yararlandıkları göz önünde tutmak gerektir. Karar'a göre; ülkenin buhranlı durumunun istismar edilmesi, Anayasa'yı kısmen ilga eden türden bir kanunun çıkarılması, bu kanunu uygulamak için kişilerin özgürlüklerinden yoksun bırakılması, ifade özgürlüğünün ortadan kaldırılması için gazete ve matbaaların zorla kapatılması, Meclis'teki nisapların veya içtüzük hükümlerinin hile yoluyla dolanılması hep bu kapsamdadır. Karar'da söz konusu edimleri haklı çıkarmak için belli bir kanunun Meclis'ten geçirilmiş olmasının da yapılan harekete meşruiyet kazandırmayacağı örnek vererek açıklanmıştır: "Nitekim Faşist rejimin kurulması hakkındaki kanun dahi, o zamanki İtalyan Parlâmentosunda kabul edildiği halde, «Faşist Hükümetinin üyeleri ile Faşizmin önderleri Anayasa teminatını ortadan kaldırmak ve Faşist Rejimini tesis etmek» fillerinden dolayı ve bizim 146 ncı maddemize tekabül eden yeni İtalyan Ceza Kanununun 283 üncü maddesi mucibince cezalandırılmışlardır."
Tolga Şirin tweet media
Türkçe
4
43
121
9.6K
Taxpector
Taxpector@Yavuz92360219·
@serkan1agar Mükellefe verilen bir süre değil. Ayrıca zaten konu süre de değil. İkinci defa uğrayıp o an evde olmayan kişiye ulaşma çabası. Bakkala da gitmiş olabilir.Bamkaldan dönmenin makul zamanı nedir.
Türkçe
1
0
0
12
Av. Doç. Dr. Serkan Ağar
Müvekkilim, eski adresinden ayrılalı 7 yıl olmuştu. İdarenin tebligatları hâlâ o adrese gidiyordu. Kapıya pusula yapıştırılıyor, dosyaya "tebliğ edildi" yazılıyordu. Müvekkilin haberi yoktu. Süreler kâğıt üzerinde sessizce işliyordu. Bir gün karşısına 3.463.236,27 TL'lik bir borç durum belgesi çıktı. Ödeme emirlerine karşı dava açma süresi (on beş gün) çoktan geçmişti. Görünürde tek kapı vardı: zamanaşımı. Ama o kapının arkasında, çoğu zaman fark edilmeyen bir başka kapı daha var. Vergi Dava Daireleri Kurulu, borcun ilk kez "borç durum belgesi" ile öğrenildiği hâllerde bu belgeye karşı dava açılabileceğini ve dayanak ödeme emirlerinin esasının da denetlenebileceğini içtihat hâline getirmişti. Usulsüz tebliğin yarattığı "kesinleşme" görüntüsünün arkasındaki hukuka aykırılık, ancak bu yolla görünür hâle gelecekti. Bu içtihada dayanarak Hatay 1. Vergi Mahkemesi'nde dava açtım. Mahkeme dosyayı formel bir incelemeyle geçiştirmedi. UYAP'tan adres araştırması yaptı; müvekkilin 28/2/2018'den beri beyan ettiği yerleşim yeri adresiyle idarenin tebligata çıkardığı adresi yan yana koydu. Ödeme emirlerini birer birer elden geçirdi ve sade, ama derin bir gerekçe yazdı: — Adres kayıt sisteminde yer almayan bir adrese — kapıya pusula yapıştırılmış olsa dahi — yapılan tebligat usulüne uygun değildir; tahsil zamanaşımını kesmez. — Kanuni temsilciye yapılan iki tebligat arasında VUK m.14 ve 102 uyarınca aranan on beş günlük makul süreye riayet edilmediğinden ikinci tebligat da usulsüzdür (vergi dairesi, olayda 10 gün beklemişti). Böylece, 2016-2017-2018-2019 vade tarihli borçlar 31/12/2021, 31/12/2022, 31/12/2023 ve 31/12/2024 itibarıyla tahsil zamanaşımına uğramış kabul edildi. Borcun yaklaşık %85'i terkin edilmiş oldu. Bu karar bana sonucundan önce yöntemiyle kıymetli geliyor. İyi gerekçe, kazanan taraftan çok, hukukun zaferi oluyor. İlgilenenlere yararlı olmasını dilerim. (Hatay 1. Vergi Mahkemesi, 31/3/2026, E. 2025/504, K. 2026/312) #VergiHukuku #Zamanaşımı #MükellefHakları
Av. Doç. Dr. Serkan Ağar tweet media
Türkçe
28
254
2.2K
277.8K
Av. Doç. Dr. Serkan Ağar
@Demir_Kemal34 Size bu tonda yazdıklarım bu konunun sona erdirilmesine yönelik zaten. Bu hesabın altında kimsenin birbirini kırmasını istemem. Konuştukça her sorun çözülür. Ne size ne de bir başkasının bir tahkir edilmesine gönlüm râzı olmaz.
Türkçe
0
0
0
60
Demir Kemâl 🐋 🇹🇷🇧🇾 ⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️
@serkan1agar >> uyarıp durun yapmayın demenizi beklerdim. Sizin gibi titrin sahibi toplumda değerli görülen lider vasıflı kişilerin çevresindeki alelade karaktere sahip kişilikleri barındırmamaları daha kaliteli bir toplumun oluşmasına sebebiyet vereceğini düşünüyorum.>>
Türkçe
2
0
0
38
Av. Doç. Dr. Serkan Ağar
Gerçekten benim mi organize ettiğimi düşünüyorsunuz? Bu intimâlde büyük yanılgı içerisinde olduğunuzu söylemeliyim. Ben bu platformu dün kullanmaya başlamadım. #VUK359 'da yasal değişiklik sürecinde çok mücadele ettik. Belli ki onlarla duygusal bir bağımız oluşmuş. Organize etmek vs aksi düşünülemez. Konuyu bir de bu açıdan değerlendirmenizi isterim.
Türkçe
0
0
0
44
Demir Kemâl 🐋 🇹🇷🇧🇾 ⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️
@serkan1agar Üzerime saldığınız hesapların hepsinden davacı olacağım zaten bu ayrı bir konu ancak sizin almış olduğunuz adli başarı hakkında en ufak bir yorumum yok iken toplumumuzdaki insan yapısını analiz ettiğinde bilgi sahibi olmayan bir çok insanın varlığını bizzat yaptığınız vazife>>
Türkçe
2
0
0
49
Av. Doç. Dr. Serkan Ağar
@Demir_Kemal34 Neden bu kadar gerginsiniz? Fenerbahçemize üzülüyorsanız, ben de aynı durumdayım. Üstelik 15 yıllık Fenerbahçe Kongre Üyesiyim. İsterseniz gelin Fenerbahçemizi konuşalım. Bu kadar gönül kırmaya gerek var mı?
Türkçe
1
0
2
160
Demir Kemâl 🐋 🇹🇷🇧🇾 ⭐️⭐️⭐️⭐️⭐️
@serkan1agar Bu durumda sen görevini yapmamış oluyorsun. Müvekkiline E-Devlet üzerinden Adalet formuna telefon ve mail’ini kaydettin mi diye sormadın mı ? Sorsaydın, bu tebligat mesaj ya da mail olarak müvekkiline ulaşmış olurdu ! Sen de zamanında itiraz etme hakkına kavuşurdun…
Türkçe
3
0
2
6.4K
Unay
Unay@mintanli·
@serkan1agar Yani, vergi dairesindeki bir memur hata ya da eksik işlem yapıyor. Siz de bundan faydalanıp, müvekkilinizin devlete yani millete olan borcunu kısmen sildiriyorsunuz. Ve burada bu millete üye birileri de sizi alkışlıyor. Müthiş!
Türkçe
2
0
0
490
Av. Doç. Dr. Serkan Ağar
@3tokena5kofte İçtihat çok, en önemlisi kanun var. VUK m.14/2: "Kanunda açıkça yazılı olmayan hallerde 15 günden aşağı olmamak şartıyla bu süreyi, tebliği yapacak olan idare belirler ve ilgiliye tebliğ eder."
Türkçe
0
0
1
276
Gamlı Baykuş
Gamlı Baykuş@3tokena5kofte·
@serkan1agar — Kanuni temsilciye yapılan iki tebligat arasında VUK m.14 ve 102 uyarınca aranan on beş günlük makul süreye riayet edilmediğinden ikinci tebligat da usulsüzdür (vergi dairesi, olayda 10 gün beklemişti). Makul süre 15 gün müdür? Bununla ilgili bir içtihat var mı?
Türkçe
1
0
1
620
Av. Doç. Dr. Serkan Ağar
@Yavuz92360219 VUK m.14/2: "Kanunda açıkça yazılı olmayan hallerde **15 günden aşağı olmamak şartıyla** bu süreyi, tebliği yapacak olan idare belirler ve ilgiliye tebliğ eder."
Türkçe
1
0
0
199
Taxpector
Taxpector@Yavuz92360219·
@serkan1agar İki tebliğ arası 15 gün olması gerektiği yorumu kanun koyucunun amacını aşan bir yorum olmuş. Gerek madde metninden gerekse gerekmeden bu çıkmaz çıkmamalı.
Türkçe
1
0
0
632
Av. Doç. Dr. Serkan Ağar
@Boz_erdinc Erdinç Bey, bu davada ZAMANAŞIMI NEDENİYLE TERKİN BAŞVURUMUN ZIMNEN REDDİ İŞLEMİ iptal edildi. İdari yargıda iptal ve tam yargı davası dışında bir dava türü yoktur. Sizce, bu başvurumun iptalinin neticesi nedir?
Türkçe
1
0
1
196
Erdinç BOZ
Erdinç BOZ@Boz_erdinc·
@serkan1agar 1-Kararlarda Terkin edilir demiyor, sadece zamanaşımına uğramıştır diyor. Siz vd ne dilekçe ile müracaat edeceksiniz, vergi borcunu terkin edin diyeceksiniz, bakanlığa soracaklar. Sürümceme de bırakacaklar. Şirket olduğu için ortağa veya kanuni temsilciye tebliğ edilen…
Türkçe
1
0
0
181
Av. Doç. Dr. Serkan Ağar
@Boz_erdinc Neden olmadığını açıklar mısınız? Terkin şeklinde ayrı bir sürece gerek yok. Bu karar onu sağlayacak.
Türkçe
3
0
3
1.5K
Erdinç BOZ
Erdinç BOZ@Boz_erdinc·
@serkan1agar Bu ve benzeri kararlar var ancak dediğiniz gibi borcun %85 i terkin edilmiş olmuyor. Terkin de uzun ve ayrı bir uğraşı gerektiriyor maalesef. Ama sonuç önemli
Türkçe
1
0
0
1.9K
Çalıkuşu
Çalıkuşu@kendimegunce_·
@serkan1agar Meslektaşım müvekkiliniz şirketin adresi sicil gazetesinde de değişmiş miydi?
Türkçe
1
0
0
2.4K
Av. Doç. Dr. Serkan Ağar
@TCGFenerant @umuttuzun1970 Yargısal tebligatlarda Vergi Usul Kanunu (VUKK) değil, Tebligat Kanunu uygulanıyor. Tebligat Kanununda da VUK kadar olmasa da sıkı tebliğ şartları var. O kanuna göre değerlendirmek gerekir.
Türkçe
0
0
6
1.7K
Av. Doç. Dr. Serkan Ağar
Borç müvekkilin kişisel borcu değil; kanuni temsilcisi olduğu şirketin vergi borcu. VUK m.10 uyarınca şirketten tahsil edilemeyen borçlar kanuni temsilciye yöneltilir. İdare ödeme emirlerini müvekkilin adres kayıt sistemindeki güncel adresine değil, sistemde hiç yer almamış eski bir adrese tebliğ etmiş; haberi olmaması bu yüzden kaçınılmaz. "Hayatın olağan akışı" sandığınız şey, Türkiye'de pek çok şirket ortağının/yöneticisinin başına gelen son derecede olağan bir senaryo.
Türkçe
1
0
1
90
Uko Mha
Uko Mha@UkoMha·
@erksev @serkan1agar Bi insanın haberi olmadan o kadar borcu çıkması hayatın olağan akışına uygun görünmüyor.
Türkçe
1
0
0
42
Av. Doç. Dr. Serkan Ağar
Olay tamam tersi. Müvekkil tebliğden kaçınmamış, idare ADKS'deki güncel adres yerine sistemde yer almayan eski bir adrese tebligat çıkarmış. Üstelik vergi idaresinin idari tebligatları UYAP'ta görünmez; UYAP yargısal süreçler içindir. Kararı bir kez daha gözden geçirmenizi öneririm.
Türkçe
0
0
24
3K
HellNite
HellNite@erksev·
@serkan1agar her ne kadar müvekkiliniz elinden geldiğince tebliğden kaçınmaya çalışsa da sistemin aksaklığı ona pahalıya patlamış. en azından uyaptan takip edip sizi uyarabilirdi tebliğ usülüne uyulmadı diye itiraz edebilme şansı tanısa durumu kurtarabilirdi
Türkçe
3
0
3
5.2K
Av. Doç. Dr. Serkan Ağar
E-tebligat sistemine kayıt mükellefin tasarrufunda, vekilin değil; üstelik vekâlet ilişkisi öncesindeki bir dönemden vekilin sorumlu tutulması da mümkün değil. Daha önemlisi, mükellef e-tebligata kayıtlı değilse, idarenin yasal görevi VUK m.101 uyarınca ADKS'deki güncel yerleşim yeri adresine tebligat yapmak. Somut olayda idare bunu yapmamış, ADKS'de hiç yer almamış eski bir adrese tebligat çıkarmış. Mahkemenin tespit ettiği hukuka aykırılık tam olarak bu; yükümlülüğünü ihlâl eden mükellef değil, idare. Vekâlet ilişkisi kurulduktan sonra, borç durum belgesini temin ettim, süresi içinde dava açtım ve borcun yaklaşık %85'inin terkini sağlandı. Sonuç ortada.
Türkçe
2
1
59
5.5K