
18 Mayıs, Türkiye devrimci hareketinin devrimci önderlerinden biri olan İbrahim Kaypakkaya’nın Diyarbakır zindanlarında işkenceyle katledilişinin yıldönümü.
1949’da Çorum’un Karakaya köyünde doğan Kaypakkaya, öğretmen okulunda okuduğu yıllardan itibaren dönemin toplumsal ve siyasal atmosferiyle ilgilenmeye başladı. 1960’ların sonunda yükselen işçi hareketleri, üniversite gençliğinin anti-emperyalist eylemleri ve dünya çapındaki devrimci mücadeleler onun siyasal şekillenişinde önemli rol oynadı. İstanbul Üniversitesi Fen Fakültesi’nde okurken sosyalist fikirlerle daha yakından tanıştı ve kısa sürede öğrenci hareketinin içerisinde yer aldı.
1968’de Çapa Fikir Kulübü’nün kuruluşunda bulundu. O dönem üniversitelerde yükselen anti-emperyalist mücadelelerin içerisinde aktif şekilde yer aldı. ABD 6. Filosu’nun Türkiye’ye gelişine karşı yapılan protestolar sırasında yayımlanan bildiriler nedeniyle okuldan atıldı. Kaypakkaya’nın politikleşme süreci de tam olarak bu dönemde, sokaktaki mücadeleyle birlikte şekillendi.
İlerleyen süreçte FKF, TİP ve MDD çizgisi içerisindeki tartışmalarda yer aldı; işçi direnişleri, köylü hareketleri ve sınıf mücadelesi üzerine yazılar yazdı. Özellikle Aydınlık ve Türk Solu çevresindeki faaliyetleri sırasında teorik tartışmaların içerisinde bulundu. Ancak onu döneminin birçok sosyalistinden ayıran nokta, hâkim anlayışlara yönelttiği sert eleştirilerdi. Kemalizme dair geliştirdiği çözümlemeler, Kürt halkının kendi kaderini tayin hakkına ilişkin görüşleri ve revizyonizme karşı tutumu nedeniyle farklı bir politik hatta yöneldi.
1972’de ayrıldığı TİİKP çizgisini revizyonist olarak eleştirdikten sonra TKP/ML’nin kurucu kadrosunda yer aldı. Dersim bölgesinde sürdürülen faaliyetlerde bulundu. Onun için teori yalnızca yazılarda kalan bir mesele değil; doğrudan pratiğin, direnişin ve mücadelenin parçasıydı.
24 Ocak 1973’te Vartinik’te yaşanan çatışmanın ardından yaralı olarak yakalandı. Günlerce dağda aç ve yaralı şekilde kaldıktan sonra gözaltına alındı. Soğuk ve yaraları nedeniyle ayak parmaklarının büyük kısmı kesildi. Ardından Diyarbakır Cezaevi’ne götürüldü ve burada aylar boyunca ağır işkencelere maruz bırakıldı. Tüm işkencelere rağmen ser verip sır vermemesi, boyun eğmemesi ve geri adım atmaması onu Türkiye devrimci tarihinde simge isimlerden biri hâline getirdi.
18 Mayıs 1973’te Diyarbakır zindanında katledildiğinde henüz 24 yaşındaydı. Aradan geçen yıllara rağmen İbrahim Kaypakkaya; işkence karşısındaki direnişi, politik kararlılığı ve Türkiye sosyalist hareketi içerisinde yarattığı tartışmalarla hatırlanmaya devam ediyor.
İşkenceyle susturulmak istendi, ama adı yıllardır direnişle birlikte anılıyor.
18 Mayıs’ta İbrahim Kaypakkaya’yı ve düşen tüm devrimcileri anıyoruz.

Türkçe
















