sphylmz
2.2K posts




@fx_trader__ Yarın kıralirmiyiz😁








#SONDAKİKA | Manifest Grubu hakkında “Hayasızca hareketler” ve “Teşhircilik” suçlarından resen soruşturma başlatıldı.


CHP Kurultay hususu siyasi bir süreç olduğundan hiçbir zaman hukuki görüş belirtmek istemedim. Her ne kadar Barolardan tutun birçok hukukçu bazı hususlarda çok iddialı biçimde yetki aşımı olduğunu iddia etse, hatta mevcut süreç nedeniyle bundan sonra seçimlerin, referandumların sonucunun tartışmalı olacağını söylese de bunun böyle olmayacağını içten içe biliyor ama görüş belirtmenin gereksiz olduğunu düşünüyordum. Bu hususta da en son İstanbul’daki mahkeme kararı ve CHP’nin YSK başvurusu üzerine piyasalara ilişkin bir şeyler yazdım ve yazdığım ufacık şeyden de bir sürü ötekileştiren linç eden geri dönüş aldım. Hakikatin hiçbir şey ifade etmediğini biliyorum ancak hakikati savunmak gerektiğini de düşünüyorum. Süreçte sade vatandaşın da fikirlerinin manipüle edildiğini, kavramların çorba edildiğini gördüm. O yüzden hakikati anlatmak adına süreç hakkında yalnızca HUKUKİ görüşlerimi yazmam gerektiğine kani oldum. Siyasi partilerin il ve ilçe kongrelerinin hangi usul ve esaslarla yapılacağı 2820 sayılı Siyasi Partiler Kanunu’nda yazılmış; 21 / 10 maddesi de “Seçimin devamı sırasında yapılan işlemler ile tutanakların düzenlenmesinden itibaren iki gün içinde seçim sonuçlarına yapılacak itirazlar hakim tarafından aynı gün incelenir ve kesin olarak karara bağlanır.” hükmü getirilmiştir. Bu maddeye göre partinin ilçe kongresi için ilçe seçim kurulu, il kongresi için de il seçim kurulu kararları kesindir. YSK bu işin neresinde? İşin hukuki düzenlenmesinde hiçbir yerinde. O aşamayı anlatmadan önce siyasi partilerin il/ilçe kongreleri ile milletvekili, cumhurbaşkanlığı, yerel seçimler vb. ülke sathındaki seçimlerin karıştırıldığını da anlamış olduğum için bir ara bilgi vereyim. Seçimlerin Temel Hükümleri ve Seçmen Kütükleri Hakkında Kanun kapsamında “Cumhurbaşkanı, milletvekili, il genel meclisi üyeliği, belediye başkanlığı, belediye meclisi üyeliği, muhtarlık, ihtiyar meclisi üyeliği, ihtiyar heyeti üyeliği seçimlerinde ve Anayasa değişikliklerine ilişkin kanunların halk oyuna sunulmasında bu Kanun hükümleri uygulanır.” hükmü kapsamında ilçe/il seçim kurulları ile YSK’nın görevleri tanımlanmış, Anayasa’nın 79. maddesi ile de YSK kararlarının kesin ve bağlayıcı olduğu hüküm altına alınmıştır. Ancak bu kesinlik ve bağlayıcılık parti il/ilçe kongreleri açısından geçerli değildir. Bu seçimler ne Anayasal güvence altındadır ne de Seçimlerin Temel Hükümleri ve Seçmen Kütükleri Hakkında Kanun kapsamında yapılmaktadır. YSK’nın işin neresinde olduğuna dönmeden önce il/ilçe seçim kurulları gözetiminde siyasi parti il/ilçe kongreleri dışında meslek odası örgütü seçimleri, vb. birçok seçim yapılmaktadır. Dolayısıyla Siyasi Partiler Kanunu’nun 21. maddesi meslek örgütü kanunlarında da yer aldığından X İlçesi Esnaf ve Sanatkârlar Odası’nın seçiminin kesin olarak YSK’nın anayasal güvencesi altında olduğunu söylemekle Y partisini il seçiminin kesin olarak YSK’nın anayasal güvencesi altında olduğunu söylemek aynı şeydir. Biz birçok yargı kararı ile meslek odası seçimlerinin yargılamaya tabi tutulduğunu biliyoruz. Hatta bu hususta örneğin kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşunun seçimlerine ilişkin yargılamada adli yargının mı idari yargının mı görevli olduğuna ilişkin Yüksek Mahkeme kararları dahi var. Hatta YSK’nın bizzat bu konudaki bir kararını örnek olarak aktarayım: 25 Aralık 1999 Tarihli, 2494 Sayılı YSK Kararı: “Yüksek Seçim Kurulunun görev ve yetkileri Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının 79 uncu ve 298 sayılı Seçimlerin Temel Hükümleri ve Seçmen Kütükleri Hakkında Kanunun 14 üncü maddelerinde açıkça belirlenmiş ve uygulama alanı da, aynı Kanunun 1 inci maddesinde sayılan seçimlerle sınırlandırılmıştır. 298 sayılı Kanunun 1 inci maddesinde sözü edilenler dışında kalan ve fakat yargı gözetimi altında yapılması öngörülen diğer seçimler için özel kanunların da Yüksek Seçim Kuruluna görev ve yetki veren açık bir hüküm de mevcut değildir. O halde, 22.11.1999 tarihinde yapılan Gönen Ticaret odası Meslek Komitesi seçimlerinin yargı gözetimi altında yapılan organ seçimlerine her ne suretle olursa olsun yapılan itirazın, incelenmeksizin reddi gerekir.” Tekrar ara bilgiyi kapatırsak; parti il/ilçe kongrelerinin il/ilçe seçim kurulu kararları ile kesinleştiğinde hemfikiriz. Peki, itiraz yolu hiç açık değil mi? Açık. Açık olmasa CHP ilçe seçimlerinin yapılmaması yönündeki seçim kurulu kararlarını YSK’ya yapamazdı. Demek ki bu kararlar kesin ama istisna hükmü var ki; bir üst merciye itiraz edilebiliyor: Kanun siyasi partilerin organ seçimlerinde İlçe Seçim Kurulu Başkanını (Hakim) görevlendirmiş, tam kanunsuzluk halleri dışında İlçe Seçim Kurulu Başkanının (Hakimin) vermiş olduğu kararlara karşı yapılan itirazları bir üst kurula inceleme yetkisi ve görevi vermemiştir. Tam kanunsuzluk hali! Kritik ifade budur. Peki tam kanunsuzluk hali durumunda kesin olan il/ilçe seçim kurulu kararı için itiraz yolu var ise başka hususlarda yargı yolu da açık olamaz mı? Benim hukuki yorumum açık olabileceği yönünde... YSK da benim gibi düşünüyor. Yüksek Seçim Kurulu’nun 12 Ocak 2002 tarihli 25 Sayılı Kararı: “Yüksek Seçim Kurulunun görev ve yetkileri Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının 79 uncu ve 298 sayılı Seçimlerin Temel Hükümleri ve Seçmen Kütükleri Hakkında Kanunun 14 üncü maddelerinde açıkça belirlenmiş ve uygulama alanı da, aynı Kanunun 1 inci maddesinde sayılan seçimlerle sınırlandırılmıştır. Özel kanunlarında belirtilen seçimler için yetkili itiraz mercileri de ilgili kanunlarda gösterilmiştir. Olayda, kesin olan ilçe seçim kurulu başkanı kararına da itiraz edilmeyip Genel Kurulu yöneten Divanın oluşumuna ve yönetimine itiraz edilmiş olmakla, konunun incelenmesi bu durumu ile Asliye Hukuk Mahkemesinin görev alanına girdiğinden itirazın incelenmeksizin reddine karar verilmelidir.” Farklı düşünen hukukçu arkadaşlar ile konuyu istişare edebiliriz. Benim hukuki yorumum budur.




















