Sabitlenmiş Tweet
SariAlba
288 posts


@check24de Hallo @C24Bank,
mein Kontostand wurde heute Abend plötzlich auf 0,00 € gesetzt, obwohl ich heute eine Einzahlung hatte. Zusätzlich zeigt die App eine Fehlermeldung. Bitte dringend prüfen!
Deutsch

CHECK24 am Augsburger Plärrer 2024 🎡
Es ist eine Tradition, dass sich einmal im Jahr die Teams von CHECK24 ihre Dirndl und Lederhosen werfen und gemeinsam den Augsburger Frühjahrs-Plärrer unsicher machen!
Alle offenen Stellen in Augsburg findest Du hier: bit.ly/3h4UVIb

Deutsch
SariAlba retweetledi

Resultado de la experiencia de muchas personas que hemos sufrido la prisión arbitraria y que ahora desde el @WLCongress podemos apoyar a familiares y otras víctimas en el proceso de retomar su libertad y sanar. Gracias @bertavalle por tu trabajo en esto que sé, es de todo corazón. 🫶🏼💙



Español
SariAlba retweetledi

Breaking: The @WLCongress World Liberty Congress has just adopted the Türkiye Resolution!
Turkey: Democratic Principles, Rule of Law, and Political Rights” affirms our collective commitment to democracy, justice, and human rights in Türkiye.
The resolution:
✅ Calls for fair trials and the release of political detainees
✅ Demands an end to the misuse of counterterrorism laws against civil society
✅ Encourages reforms for judicial independence, press freedom, and peaceful assembly
✅ Urges the EU and Council of Europe to link cooperation with human-rights progress
✅ Expresses solidarity with Türkiye’s brave journalists, civil-society leaders, and opposition voices
Together, we stand for freedom, justice, and the rule of law. 🇹🇷🤝
#WorldLibertyCongress #TurkeyResolution #RuleOfLaw #WorldLibertyCongress2025 #VoicesOfFreedom
English
SariAlba retweetledi
SariAlba retweetledi
SariAlba retweetledi
SariAlba retweetledi

In 1989, the Berlin Wall fell, proving that even the strongest barriers cannot outlast the will of a free people. In 2025, we gather not only to remember that moment, but to unite against the new authoritarian walls rising across the world—walls of persecution, censorship, and exile.
This November we will gather in Berlin for the WLC General Assembly to remind the world that: Walls fall. We rise!
Oguzhan Albayrak (@OAlbayrak06) - WLC member - Turkey
English
SariAlba retweetledi

Oguzhan Albayrak (@OAlbayrak06), an activist from Turkey, speaks about the lack of freedom of expression and the repression of dissidents after the 2016 coup attempt. He refers to the inspiration of the “Saturday Mothers” movement and emphasizes that dictators can only be confronted through unity.
English
SariAlba retweetledi
SariAlba retweetledi

Gitmeden evvel, aslında bu hesapla dikkat çekmeye çabaladığım ama gerek zaman gerekse başka sebeplerden gerçekleştiremediğim bazı meseleleri kendimce yazmak istedim. Bayağı uzun bir yazı olacak; okumaya başlayanları şimdiden uyarayım. Yazı herhangi bir akademik anlam taşımamaktadır. Ama kaynakça vermeyi sevmeme
rağmen, maalesef onları da vermeyeceğim çünkü o zaman çok daha uzun olacaktır.
Gelelim ekonomik duruma: Dünya genel itibarıyla 1970 sonlarındaki gibi bir kırılmaya gidiyor. Bu kırılmanın elbette ekonomik ve sosyal götürüleri olacaktır. Trump'ın ne yaptığını anlamak isteyenler için, Stephen Miran imzalı, Kasım 2024 tarihinde yayınlanan "A User's Guide to Restructuring the Global Trading System" adlı (Hudson Bay Capital'de yayınlanan) makalesine bakabilir. Bu makaleyi bana öneren Amit Bey'e de teşekkür ediyorum. Makaleye gelince; orada doğru olan noktalar olduğu gibi, aslında hâlâ çok anakronik bakan bir kafa yapısı da mevcut. Makale eleştirisine girmeyeceğim ama en azından Trump'ın ne yapmaya çalıştığını biraz daha net görmeyi sağlayacak bir özet.Benim tavsiyem: Bretton Woods, Nixon kararları, ardından 1970'lerin sonlarına doğru imzalanan Plaza Anlaşması ve ardından gelen Louvre Anlaşması'na da insanların bakması. Bunlarla alakalı çok güzel kitaplar ve makaleler mevcut. Ama genel bir özet yapmak gerekirse, bu temelde Amerika ile Çin arasında oynanan bir oyun. Düzeltelim; bu aslında Pasifik'in tarafları arasında oynanan bir oyun.
"Ne olacak peki?" sorusunun cevabı ise, Çin muhtemelen üretim dampingleri ile cevap verecektir. Yani son gelen kulis bilgilerine göre, Çin'in ciddi bir teşvik paketi açıklama niyetinde olduğu. Çin, esas itibarıyla vazgeçilmezliğinin sınırlarını Amerika'dan çekeli çok oldu. Çin'i anlamak isteyen biri, özellikle 3. Dünya ülkelerinin sanayi oranlarına bakmalı. Kimse Pasifik ülkelerinden taraf seçmeleri beklentisi içine girmemeli. Çünkü Pasifik ülkelerinin denge politikaları konusunda çok mahir olduğu bilinen bir gerçek.
Amerika'nın esas derdi ise, zenginliği paylaşmaya gönüllü olmayan bir finansal ve teknolojik altyapısının olması. Dünya, 1980'lerin başından beridir yeni bir alana girdi ve bu alan, finansal kapitalist araçları teknoloji ile 2000'lerin başlarında birleştirerek bu seviyeye geldi. Sorun ise şu oldu: Bu büyük teknoloji firmaları çok güzel şekilde kâr ettiler, ekonomilerden büyük paylar aldılar ama aldıkları oranlarla aynısını geri vermediler. Bunu farklı şekillerde iş alanı oluşturarak yaptılar. Ama bu alanda da serbest bir pazar oluşturup hem monopol olma eğilimlerini beslediler, hem de katma değerleme üzerinden tekrar kendilerine para kazanma yollarını açtılar.
Gerekli istatistiklere bakıldığında görülecektir: Ekonomiden aldıkları pay ile yatırım ve istihdam oranları arasında ciddi bir makas var. Açtıkları farklı alanlarda ise teknolojinin yardımıyla daha az istihdam ve yatırım yoluna gittiler. Bu ise sosyal krizleri beraberinde getirdi.
Çünkü endüstri ile teknoloji bir noktada ayrışmaya başladıkça ve teknoloji geliştikçe, emek orantısallığı ve kâr marjı grafikleri orta sınıf aleyhine bir pozisyona evrildi. Her geçen jenerasyon, dünya genelinde bir öncekinden daha da fakirleşme eğilimi gösteriyor. Aşırı zenginlerin ekonomilerden aldıkları yüzdelik dilimler, 1980 sonrası sürekli artarak ivme kazanmış. Bütün bunlar, kural koyucu Amerika'nın ve ona çok hızlı rakip olarak gelen Çin için bir kırılma noktası oluşturmakta.
Bu meselenin gideceği yeri kestirmek ise bir o kadar zor. Çünkü Trump ve ekibi bazı konularda doğru teşhis koysa dahi, karşılarında 1970'li yıllarda var olan ülkeler yok. Hatta o ülkelerin hepsinin toplamı kadar, neredeyse kendisine yanaşmış ve bazı sektörlerde tekel olmuş bir Çin var. Yani 1970'lerdeki gibi "toplayayım ve gücümle ikna edeyim" diye bir mesele artık biraz zor.
Peki Çin ne demek? Çin'in gücü ne kadardır? Bunu anlamak için daha önce paylaştığım Kurt Campbell'in Foreign Affairs'deki "Underestimating China" adlı makalesine bakılabilir.
Gelelim Avrupa'ya: Avrupa daha çok kendi iç meseleleri ile uğraşmakta. Oradaki beklentiler ve devletlerin yapısı, birliğin yapısı da eklenince, ciddi manada yavaş karar alma mekanizmaları devreye giriyor. Kronikleşen Almanya'nın Akdeniz havzasını vakumlaması, yükselen sağ eğilimlerin alt komisyonlarda çatlak ses çıkartması uzun süredir rahata alışmış ve ABD şemsiyesi altında işini götüren Avrupa'nın, maalesef ki son 20 seneyi ıskaladığını söylemek mümkün. Almanya'da henüz hükümet işbaşı yapamadan, AfD anketlerde birinci parti oldu.Avrupa'nın kendi ayağına bağladığı prangalardan kurtulması ne kadar mümkün? Ve bu kriz anında ne kadar bir arada kalabilecekler? Bunlar ciddi tartışılması gereken sorular. Avantajları ise, ekonomileri ne olursa olsun, sağlam ve insan yetiştirme konusunda altyapıları çok sağlam. Ama hem altyapılarını hem askeriyelerini yeniden dizayn etmek ve bunu ABD'siz bir şekilde yapma eğilimleri, onları zamana muhtaç bırakıyor. Bu muhtaçlık ise, Trump'ın hızlı karar verme süreci ile daha da derinleşiyor.
Yapısal kalkınmalarını ne kadar ileri taşıyabilecekler? Ş Bu, onların yeni meydan okuması. Başarabilirler mi? Bunu zaman gösterecek. Ama ekonomileri, olası Trump darbesi ile sarsıldıkça, siyasi istikrarları da ciddi zarar görecek ve göçmenlik gibi gündemleri argüman olarak kullanan aşırı sağın daha da güçlenmesine sebep olacaktır. Trump bir yandan da bunu istiyor. Çünkü Avrupa'yı tek vücut olarak istemediği çok bariz.
Kısaca, dünya bir kırılma eşiğinde ve bu kırılma giderek derinleşecek. Bütün ülkeler bir arada bulunsa dahi, sosyal kırılmaların arifesinde olduğumuz ve tarihi anlara şahitlik ettiğimiz çok bariz.
Ben, eski dünyanın artık geride kaldığını düşünüyorum. Ve ciddi bir krize girileceğini, dünyada beklenmedik yerlerde beklenmedik sosyal isyanların çıkacağını, kitleler halinde insanların adeta 1968 kuşağı benzeri bir etkileşime gireceğini düşünüyorum. Bu, rejimlerin yıkılması vs. değil; aksine gelişen teknoloji ile ve özellikle Y ve Z kuşakları arasinda dünyada global bir
ortak dil geliştiği için, bu sosyal kırılmaların bulaşıcı bir etkiyle sosyal medya aracılığı ve ortak bir dille gelişeceğini düşünüyorum. Ortadoğu özelinde ciddi problemler gelecektir; zaten ekonomik verilere bakarak bunu görmek çok zor değil. Bu sosyal hareketlenmelerin ana dinamiğinin, ekonomik problemlerden başlayıp daha sonra başka haksızlıkları da dile getirme şeklinde yayılmasının da büyük ihtimal olduğunu düşünüyorum.
Ciddi bir kutuplaşma sarmalına girildi. Karşıt görüşlerin de bir noktada bu sosyal hareketlenme ile çatışacağını beklemek yanlış olmaz kanaatindeyim. Özellikle var olan yapısal sistemin Y ve Z kuşağı üzerindeki global baskısı, gelişen internetin ortak bir dil oluşturmuş olması ve genel istatistiklere baktığımız zaman bundan en çok etkilenen neslin bu iki kuşak olması üstüne üstlük, şu anda iş gücü oluşumunun, katma değerin ve müşteri potansiyelinin de bu iki kuşak üzerinde yoğunlaşması, bize bu iki kuşak üzerinde daha net kırılmaların olacağını gösterebilir. Çünkü hâlâ hayattan beklentileri olan kuşak, anlık olarak bu kuşak.
Türkçe










