
Sude
1K posts



Bize çok görülmemeliydi şu sarılma eylemi. İkisinin de ihtiyacı vardı buna o an ama yazılmadı halbuki çok iyi gelecekti ikisine de. Şimdi düşünüyorum da şu sahnede Esme şoktan da sarılmış olabilir Adil'e. Nasıl ki hastahaneden çıktıklarında arabaya binerken tutmadı Adil'in belki burada da sonradan farkedip geri çekilecek Esme. Keşke o an Adil de izin vermeyip, sarılsa Esme'ye. 🥺💓#EsDil #TaşacakBuDeniz #UlDen

Ya neden Esdilin düğün akşamı yatakta çektiğiniz sahneleri bölüme eklemediniz





Araf - Bölüm 1: Esmenin Eleni'ye "annen benim" dediğidir. -Ooo Esme. Hoş geldun. +Kızım nerede? -İyi o, iyi merak etme. Ama biz senlen bulama konuşalum. Ne dersun? +Şeytan görsün senin yüzünü Şerif. Kızımı görmeden şuradan şuraya gitmem. -Peki... Öyle olsun... Şerif Esme'ye doğru açtığı kollarını geri indirdi. Esme'nin inadı ve kararlılığını en iyi o tanırdı ve onunla ilgili en iyi çözdüğü şeylerden biri de Esme'nin kızı söz konusu olduğunda hiçbir şeyi öylesine söylemediğiydi. Eliyle gidecekleri yönü işareti ederek Esme'nin önden yürümesi için bekledi. Ama Esme'nin başıyla onu takip edeceğini işaret etmesi üzerine eve doğru yine kendisi yürüdü. Bahçe kapısına vardıklarında durup evin üst katındaki oralardan birinin camını işaret etti. Eleni pencere kenarında oturmuş dalgın dalgın gökyüzünü izliyordu. Esme bahçe kapısının demirlerine tutunup bulundukları yeri ve yanında bulundukları herkesi bir anda silen bir derin nefesle gülümsedi. +Kızım... -Sen benim dediğimi yapsan beni hiç üzer miyim Esme? Bak, kızın iyi. Kimse kılına dokunmadı dokunamaz. Aaa ama o bize neler etti o ayrı. Oğa rağmen bak, sırf sen üzülme diye hiçbir şey etmedum kızına. +Sen hastasun biliysun de mi? -Beki da... Ama bilmeduğun bir şey var, benim tek şifam sensun Esme. +Ne bende var senin şifan ne başka bi yerde. Bir gün ha bu ettiklerini sağa öyle bi ödetecem ki o zaman görecesun kim şifayimiş kim bela. Çekil şimdi. Kızımın yanina gidecem. -Dur bakalum... Gidecesun tamam da acele etme. Önce biz senlen bi konuşacaz. Üzme beni da. He? +Afkurma! De ne diyeceksen! -Biz senle buradan gidecez Esme. Çok uzaklara... Kızını da babasına gönderecem. Söz veriyrum. +Tabii gönderecen. Sağa niye geldum saniysun? -Ha tamam. Yani sonradan ben kızımı istiyrum falan dersen diye dedum. Esme kızını şimdiye kadar istediğinden de çok istemeye devam edeceğini biliyordu. Peşin bir özlem daha şimdiden boğazına düğümlendiği için yutkundu. Ama Eleni'nin en azından babasının yanına ve güvende olacağını bilmek onu buraya kadar kendi kanatlarıyla getirmişti. +Kızımı seninle aynı çatı altında bi dakka tutmam. Gidecek. Babasına kavuşacak. -Hah! Ben da oni diyrum zaten. Bak az sonra bizi o çok uzaklara götürecek jete binmek için yola çıkacaz. Eleni'yi de Gökhan götürecek Trabzon'a. Yolda. Ama kuşlar bağa başkalarının da yolda olduğuni dedi. Bekleyemeyiz. Gökhan gelir gelmez yola çıkacaz. O yüzden şimdi git, kızınla vedalaş. +Hemen mi? -Hemen... Esme eve doğru yarasının müsaade ettiği ölçüde koşmaya çalıştı. Ama zaten Eleni'nin hayatı söz konusu olmasaydı ayakta bile durmayacağı kadar ateşinin olduğunun farkında değildi. Yarasının enfeksiyon kapmıştı ama asıl ağrıyan yeri onu ayakta tutuyordu. Kalbi kızı için damarlarındaki kana karışan enfeksiyonu bile görmezden geliyordu. Dış kapıda Hicran ile karşılaşan Esme, Eleni ile geçirebileceği birkaç saniyeyi bile bir başkası ile harcamak istemediği için Hicran'ı da yok sayarak merdivenlerden yukarı çıkmaya başladı. Eleni'nin bulunduğu kata geldiğinde hangi odada olduğunu anlamak için sırasıyla tüm odaların kapısını zorladı. +Eleni! Nereyesun kızım? Ben geldim, ses ver! Nereyesun? -Esme! Gittikçe nefesi daralmaya, gözleri kararmaya başlamışken kattaki son kapının ardından gelen Eleni'nin sesiyle silkelenen Esme vakit kaybetmeden sesin geldiği odaya koştu. Üzerindeki anahtarla kilitli kapıyı açtı ve Eleni'yi buldu. -Buldun beni. Eleni sevinçle Esme'ye sarıldı. Onu en son yerde kanlar içinde yatarken görmüş olmanın kederi bu sarılma ile buzun erimesi gibi yok oldu. Devamı aşağıda #TaşacakBuDeniz #EsDil #EsEl








