𝕤𝕨𝕚𝕥𝕣𝕒𝕓𝕖𝕝

3K posts

𝕤𝕨𝕚𝕥𝕣𝕒𝕓𝕖𝕝 banner
𝕤𝕨𝕚𝕥𝕣𝕒𝕓𝕖𝕝

𝕤𝕨𝕚𝕥𝕣𝕒𝕓𝕖𝕝

@switrabel

Aşk, bu simülasyonu katlanılabilir kılan en güzel illüzyon.

Katılım Mart 2021
77 Takip Edilen2.3K Takipçiler
𝕤𝕨𝕚𝕥𝕣𝕒𝕓𝕖𝕝
insan ilişkilerinde sınırların ne kadar kolay ihlal edildiğini ve iyi niyetin nasıl suistimal edilebileceğini yaşayarak öğrendiğimden beri İnsanların kendi hayatlarında çözmesi gereken düğümlere gönüllü olarak el atmamayı prensip edindim. Kontrolünüzde olmayan, sorumluluğunuzda bulunmayan ve en önemlisi sizden talep edilmeyen her şeyi dış dünya olarak kabul edip, kendi iç huzurunuza odaklanın.
🎙️ Muhbir@ajansmuhbir1923

Ev taşınmasında yardıma gittiği komşularının, yedikleri pizza parasını istemesi üzerine şoka giren genç kadın: • Eşimle birlikte sık sık görüştüğümüz Alman bir çift vardı. • ⁠Taşınacaklarını öğrendim ve eşime ‘o gün, bizim de erkenden orada olacağımızı ve taşınırken yardım edeceğimizi’ söylemesini istedim. • ⁠Burada, böyle bir kültür olmadığı için eşim duyunca çok şaşırdı ama söyledi. • ⁠O gün kaç tane koli indirdiğimi saymadım bile. Neyse yarım saatlik bir mola verdik ve hepimiz birer tane küçük boy pizza yedik. • ⁠Akşam da normal bir şekilde evimize döndük. İki gün sonra bize WhatsApp’tan 18 Euro değerinde bir dekontla birlikte bir mesaj geldi. • ⁠Arkadaşımız “O gün bize yardım ettiğiniz için teşekkür ederiz. Bu da yediğiniz pizzaların ücreti, biz sipariş verirken kuryeye ödemiştik” yazıyordu. • ⁠Eşim bunu garipsemedi ama bana çok tuhaf geldi.

Türkçe
0
0
3
147
𝕤𝕨𝕚𝕥𝕣𝕒𝕓𝕖𝕝
Odysseus’un 20 yıllık (10 yıl savaş, 10 yıl eve dönüş) efsanevi hanımköylü olma mücadelesi ve Akdeniz'de yön bulamama hikayesinin kısa özeti: ​Truva'dan Çıkış: Savaş bitti, hadi beyler eve dönüyoruz nidasıyla yola çıkış. Yolculuk süresi normalde birkaç hafta ama ana karakterimizin adı Odysseus olunca işler değişiyor. ​Kafayı Bulan Mürettebat: Kuzey Afrika’da otçul bir kabileyle tanışma. Adamlar öyle bir bitki yiyor ki memleketi, çoluğu çocuğu unutup Biz buralıyız artık kafasına giriyor. Odysseus adamları gemiye zorla zincirliyor. ​Yanlış Tanrıya Bulaşmak: Gidip deniz tanrısı Poseidon’un tek gözlü dev oğlu Polifemos'un gözünü oymak. İşte bütün hikayeyi 10 yıla uzatan büyük hata bu. Poseidon o günden sonra GPS sinyalini tamamen kesiyor. ​Açma Dedim Sana Vakası: Rüzgar Tanrısı, ters rüzgarları bir tulumun içine hapsedip Odysseus'a veriyor. Bizim meraklı mürettebat İçinde kesin define var diye tulumu açınca, gemi fırtınayla başladığı yere geri fırlıyor. ​Gemi Katliamı: Yamyam devlerin adasında 12 gemiden 11'i akşam yemeği oluyor. Odysseus tek gemiyle topukluyor. ​Domuzlaşan Adamlar: Büyücü Kirke, mürettebatı harbi harbi domuza çeviriyor. Odysseus kadını ikna edip adamları kurtarıyor ama adayı o kadar seviyor ki orada 1 yıl tatil yapıyor. ​Kılavuz Almaya Cehenneme Gitmek: Yönü bulamayınca haritanın en sonuna, Yeraltı Dünyası'na (Hades) gidip bir ölüden yol tarifi almak. Erkeklerin yol tarifi istememek için ölülerle bile konuşabileceğinin kanıtı. ​Tehlikeli Şarkılar: Kulakları mumla tıkanmış mürettebat ve büyüleyici sesleri duyabilmek için kendini direğe bağlatan mazoşist bir lider. ​7 Yıllık Zorunlu Misafirlik: Tüm adamlarını kaybeden Odysseus, su perisi Kalipso'nun adasında 7 yıl boyunca mahsur kalıyor. Kadın buna sana ölümsüzlük vereyim, gitme diyor ama bizimki Yemin ederim evimi, karımı özledim diye ağlıyor. ​Ve Mutlu Son: Tam 20 yıl sonra, sıfır mürettebat, sıfır gemi ve bolca travmayla memlekete, eşi Penelope'nin yanına varış. Kısacası; tanrılarla aranı iyi tutmazsan, İthaka'dan Truva'ya gitmek kolay, ama Truva'dan İthaka'ya dönmek bir ömür alıyor.
Bahar Cetiner@baharcetiner_

Odysseus'un 10 yıl süren eve dönüş yolculuğunun haritası

Türkçe
0
0
3
679
𝕤𝕨𝕚𝕥𝕣𝕒𝕓𝕖𝕝
Erkekler için ise sosyal medyadaki, televizyondaki o kusursuz ve ulaşılamaz güzellik algısı bir süre sonra yorucu gelmeye başlıyor. Çünkü o güzellik herkese açık, bir nevi vitrin ürünü gibi ve gerçek bir karşılığı yok. Erkek bu sahte yarıştan sıkıldığında arzusunu tamamen kendi dünyasına çekiyor. ​Kendi dünyasını kurmak derken de estetikten veya güzellikten vazgeçmiş olmuyor. Tam aksine, kendi hayatındaki kadını herkesten farklı, sadece kendine has bir hikayeyle güzelleştiriyor. Bir kadının güzelliği sosyal medyanın gürültüsünden, el alemin ne düşündüğünden sıyrılıp erkeğin gerçek hayatına, günlük rutinine dahil olduğu an onun için gerçek ve vazgeçilmez bir anlam kazanıyor.
𝕤𝕨𝕚𝕥𝕣𝕒𝕓𝕖𝕝@switrabel

Kadın için partner seçiminde erkeğin statüsü, toplumsal kabulü, başkaları tarafından ne kadar arzulanır veya saygın görüldüğü gibi kamusal metriklere daha göbekten bağlı. Ve tam da bu sebeple partnerinin sosyal veya ekonomik olarak aşağı düşmesi halinde kadın sadece konforunu değil, ona duyduğu arzuyu da kaybediyor. Çünkü partnerinin kamusal değeri zedelenmiştir.

Türkçe
1
0
4
612
𝕤𝕨𝕚𝕥𝕣𝕒𝕓𝕖𝕝
Kadın için partner seçiminde erkeğin statüsü, toplumsal kabulü, başkaları tarafından ne kadar arzulanır veya saygın görüldüğü gibi kamusal metriklere daha göbekten bağlı. Ve tam da bu sebeple partnerinin sosyal veya ekonomik olarak aşağı düşmesi halinde kadın sadece konforunu değil, ona duyduğu arzuyu da kaybediyor. Çünkü partnerinin kamusal değeri zedelenmiştir.
Türkçe
0
0
3
970
𝕤𝕨𝕚𝕥𝕣𝕒𝕓𝕖𝕝
Şu tezgahın arkasındaki çalışanı bir düşün. Ay sonunu zar zor getirdiği o üç kuruş maaşıyla, o bekçiliğini yaptığı kremin boş kutusunu bile rüyasında zor görür. Ama o an sanırsın dükkanın tapusu üstüne yapılmış. Kendini o ulaşılmaz lüksün, o şatafatlı dünyanın kapı kulu bellemiş, kraldan çok kralcı kesilmiş başımıza. Kendi cebine girmeyen bir zenginliğin nöbetini tutarken, o yaldızlı dünyanın bir parçasıymış gibi kandırıyor kendini garibim. Gelelim bizim hanımkıza... Vay efendim, üstüme başıma bakıp beni hor gördüler diye feryat figan isyan ediyor etmesine de, lafın sonunu nereye bağlıyor? Altı üstü bir mağaza çalışanı... Al işte, düştük mü aynı kuyuya. Kendisi kılık kıyafetten yargılandı diye dert yanarken, bir çırpıda karşısındakini yaptığı işten, sınıfından vurup yere çalıyor. Boynu büküklüğe isyan edeyim derken, alttan alta benim klasım başka, sen kimsin ki kibrini sokuveriyor araya. İşte çark tam da böyle dönüyor dostlar. Düzen öyle bir oyun kurmuş ki, asıl ağalar köşesinde keyif çatarken, bizimkiler burada birbiriyle didişiyor. Biri cebinde olmayan paranın lüksüyle dükkân ağası sanıyor kendini; diğeri uğradığı haksızlığa kızarken mağduriyet hırkasının altından kendi gizli üstünlüğünü yaldızlamaya çalışıyor. Velhasılkelam, ikisi de aynı kör dövüşünün içinde, aynı değirmenin suyunda dönüp duruyorlar da, sorsan birbirlerine caka satıyorlar.
Didem Didi@didem5654

Bugün canım sıkılınca biraz AVM'de dolaşayım dedim. Üzerimde tişört, tayt ve spor ayakkabı vardı. Makyaj da yapmamıştım. Sephora'da gezerken La Mer nemlendiricisini görünce merak ettim. Görevliye, "Merhaba, bunu deneyebilir miyim? Yapısını merak ettim." diye sordum. Önce beni baştan aşağı süzdü, sonra "Yalnız bu üst segment bir ürün. Fiyatı 10 bin TL'nin üzerinde." dedi. "Fiyatını değil, yapısını merak ettim." diye cevap verdim. Birkaç saniye yüzüme garip bir ifadeyle baktı. Tam o sırada başka bir çalışan ona seslenince, sanki aramızda az önce hiç konuşma geçmemiş gibi arkasını dönüp onun yanına gitti! Altı üstü bir mağazada çalışan birinin, karşısındaki insanın neyi alıp alamayacağına kıyafetine bakıp karar vermesi bana gerçekten çok tuhaf geliyor.

Türkçe
0
0
22
4.5K
𝕤𝕨𝕚𝕥𝕣𝕒𝕓𝕖𝕝
Hayatı boyunca organik tarım, glutensiz beslenme ve özel şeflerin elinden çıkan tabaklarla büyümüş, detoks sularıyla yıkanmış bir bünye, sabah kahvaltısında yarım ekmek tost içine sıkıştırılmış, son tüketim tarihine 2 gün kalmış Aç Bitir salam kokusunu 3 kilometreden algılayıp defans mekanizmasını devreye sokar. Bu bir beğenmeme meselesi değil, antikorların yabancı bir maddeye karşı verdiği biyolojik reaksiyondur. Dolayısıyla, bu iki insanın aynı havayı soluması bile termodinamik yasalara aykırıdır.
mezbahacı@mezbaciyim23

kızın hayatı kurtuldu demişler.. kerim rahmi gidip kırşehir ahi evran kız kyk yurdunda tüm gün aç bitir salam-çiğ köfte-noodle'la beslenen kızı çekip getirmedi herhalde , aynı çevrede aynı ortamda aynı okulda aynı networkte bulunduklarına göre kız da zengindir

Türkçe
0
0
16
5.4K
𝕤𝕨𝕚𝕥𝕣𝕒𝕓𝕖𝕝
Bastırılan her şey, geri döner. Hem de çok daha canavarca, çok daha yıkıcı bir şekilde geri döner. Sen o düşünceyi süpürgeyle çekerken kafandan attığını sanırsın, ama o düşünce arka odada, karanlıkta büyür ve gecenin bir yarısı panik atak olarak, uykusuzluk olarak, ya da o süpürgeyi duvara fırlatma hissi olarak geri döner. Düşünmeme çabasının kendisi o düşünceyi zihninin merkezine çiviler. İnsanı düşündüğü şey değil, düşünmekten kaçtığı şey hasta eder. x.com/ruyakahinayse_… .
Rüya Tabircisi Ayşe@ruyakahinayse_

Seni üzen unsuru düşünmemek .. Bir,iki,üç.. Sonra düşünmüyorsun..insanı belli bir düşunceye kafa yormak hasta eder. Mesela çocuğun mu olmuyor sürekli her gün bunu düşunürsen enerjin düşer böylece en zayıf olduğun yerden düşersin,kimisi psikolojiden düşer kimisi hastalıktan... Düşünmeyeceksin o kadar..evi süpürürken çocuğun olmadığı mı aklına geldi hemen başka düşunceye geçecen..zaten senin düşunmene gerek yok ki,bilinçaltin arka planda çalışıp o işi hallediyor

Türkçe
0
0
5
547
𝕤𝕨𝕚𝕥𝕣𝕒𝕓𝕖𝕝
Bugün bize sürekli ne söyleniyor? Meditasyon yap, yogaya git, içindeki ışığı bul, toksik insanlardan uzaklaş ve mutlu ol. Hayır efendim, geç sloganları! Bizi depresyona sokan şey, kendi egomuza ve acılarımıza aşırı önem vermemizdir. Kendinizi ciddiye almayı bırakın. Dünyanın absürtlüğüne ve kendi sefilliğinize yüksek sesle gülün. Kaygılı olma haliniz ise, bu çıldırmış dünyaya verdiğiniz tek sağlıklı tepkidir. Eğer bu delice dünyada hiç kaygı duymuyorsanız, asıl o zaman bir psikopatsınız demektir. Bu yüzden kaygınızla savaşmayı bırakın. Onu sistemin size dayattığı sahte normalliğe karşı bir protesto olarak görün. Kısacası, dostlarım. En büyük silah, iyi hissetmek için çabalamayı bırakmaktır. Kendinize acı çekme, kaygılanma ve başarısız olma izni verin. Beckett’ın o muhteşem sözündeki gibi: ​Hep denedin, hep yenildin. Olsun. Yine dene, yine yenil. Daha iyi yenil. Yani, mesele acı çekerek olgunlaşmak falan değil. Mesele, mükemmel olmak zorunda olmadığımız o harika, karanlık, kusurlu bataklığın tadını çıkarabilmektir.
𝐒𝐞𝐝𝐚𝐧𝐮𝐫🫧🦢🤍@sedanursdiary

İlaç kullanmadan... Kaygı ve depresyona karşı en büyük silah nedir?

Türkçe
4
35
388
26.4K
𝕤𝕨𝕚𝕥𝕣𝕒𝕓𝕖𝕝
Sanki insan kendi hayatının cerrahıymış ve kaygı da vücuttaki basit bir apandistmiş gibi. Peki ya kaygının sebebi geçim sıkıntısıysa? Ne yapacaksın, faturayı mı kesip atacaksın? Ya kaygının sebebi çalışma koşullarıysa? İşini kesip atıp açlıktan mı öleceksin? Ya da daha derin bir seviyede, kaygının sebebi bizzat varoluşun kendisiyse? Hayatı mı kesip atacaksın? x.com/BUYUKARMANS/st…
SNB 🪐@BUYUKARMANS

@sedanursdiary Sigarayi bırakın kahveyi azaltın bol su icin.. Ilaclar geciren degil iyilesmenize destek olan yardımcılardir. Kaygınıza ne sebep oluyorsa kesip atın..

Türkçe
1
0
7
1.1K
𝕤𝕨𝕚𝕥𝕣𝕒𝕓𝕖𝕝
@papila_tulin tam on ikiden vurmuşsun... Kaloriferli dairelerinde kahvelerini yudumlarken o hayatın içindeki sefaleti, emeği ve fiziksel yıpranışı tamamen görmezden geliyorlar.
Türkçe
0
0
2
121
Tulin Papila
Tulin Papila@papila_tulin·
@switrabel Aynı fikirdeyim! Hayatında hiç soba yakmamış adamlar, ilkel günlere övgü düzüyor!
Türkçe
1
0
1
164
𝕤𝕨𝕚𝕥𝕣𝕒𝕓𝕖𝕝
Sabah yüzüne balta yiyen o adam, öğleden sonra geyik peşinde koşmuyordu muhtemelen çamurun içinde, enfeksiyondan kıvranarak ve kendi kanında boğularak ölüyordu. Ne mutllu ki; artık bizi ısıracak bir ayı veya yüzümüze balta vuracak bir barbar yok ama evren bize yine de 27 derecelik o görünmez cezayı kesiyor. Ne kadar uzun bir yol diyerek modern insanı küçümsüyorsun ama ben tam tersini düşünüyorum, Bu bir gerileme değil, insanlığın ve medeniyetin zaferidir. Doğayı tahakküm altına almış bir toplumda, oda sıcaklığındaki sadece 2 derecelik bir sapma varoluşsal bir krize dönüşebiliyor. Bu muazzam bir lükstür. O adam mümkün değil ama farz edelim ki baltayı kafasına yiyip hayatta kajdıktan sonra çıktığı geyik avına zevkten değil, avlanmazsa açlıktan öleceği için çıkıyordu. Bugün ise klimalı odamızda depresyona girerek, tarihte ilk kez can sıkıntısının ve hiçliğin tadını çıkarabiliyoruz. Bu hiç de azımsanacak bir şey değil.
artistik@romankaptan

Sabah yüzüne balta yedikten sonra akşamüstü geyik avına çıkan insandan yirmi yedi derecede klima krizine giren insana. Ne kadar uzunnnn bir yol.

Türkçe
2
3
31
3.8K
𝕤𝕨𝕚𝕥𝕣𝕒𝕓𝕖𝕝
Güzel tespit. Aslan 'ın çalışma prensibi tamamen övgü enerjisine dayalı. İki kez 'sen olmasan bu ortamın ışığı sönerdi şampiyon de' değil senin için her şeyi yapmak, sabahları seni işe sırtında taşımaya bile razı olur. Övgüyle çalışan organik motor gibidir. Yay' ın ise içindeki macera çocuk her an tetiktetir. Kanka tam senin çılgınlığına göre, kimsenin cesaret edemeyeceği bir şey var... cümlesinin sonunu beklemeden çoktan uçuruma doğru koşmaya başlamıştır. Gaza gelme eşiği yok, direkt gaz pedalının kendisi yani. Akrep desen kendini FBI ajanı, Sherlock Holmes sanır. Gizli şifreler, derin analizler falan... Ama önüne iki damla gözyaşı döküp 'Beni hayatta bir tek sen anladın, herkes beni sırtımdan vurdu' melodramını oynarsan, o aşırı stratejik zekası bir anda erir. Kurtarıcı rolünü oynamak için bütün gizli teşkilatını önüne serer. Ve geldik şüphe İmparatoru Oğlak 'a tadaa 🐐 Bir Akrep’i ağlayarak, bir Aslan’ı överek yola getirebilirsiniz ama bir Oğlak’ın önünde dramatik bir performans sergilemek, taşa çarpıp geri dönmek gibidir. Siz gözyaşları içinde hayatın size ne kadar adaletsiz davrandığını anlatırken, Oğlak dışarıdan son derece sempatik ve dinliyor gibi görünse de iç sesinde şu analiz raporu yazılmaktadır: ​Bu adam, sorumluluk almaktan kaçınmak için mağdur rolünü seçti. Duygusal manipülasyon yoluyla benden zaman, para ve emek aktarımı talep ediyor. Talep reddedilecek, ancak karşı tarafın motivasyonunu düşürmemek adına süreç diplomatik bir dille geçiştirilecek. Günün sonunda bir Oğlak’ı kandırmaya çalışmak, dünyanın en gelişmiş antivirüs programının kurulu olduğu, internete bağlı olmayan, kasası çelik zırhla kaplı bir bilgisayarı hacklemeye çalışmaya benzer. ​Ona bir iyilik mi yapmak istiyorsunuz? Şüphe uyandırmamak için önce bunun maliyetini, amacını ve sizden ne elde edeceğini açıkça beyan edin. Ancak o zaman derin bir nefes alıp, Hah, şimdi taşlar yerine oturdu diyerek sizinle kahve içmeye razı olabilir.
gökyüzü öğrencisi@astro_not123

En kandırılamayacak kişiler oğlaklardır. Genelde akrepler, yaylar, aslanlar çok uyanık olduklarını sanırlar. Ama bir akrebi eğer iyi oyuncuya an duygu sömürüsüyle çok kolay kandırabilirsin. Bir yaya iki gaz ver her şeye okey olurlar. Aslanı iki öv başını okşa her şeyi yapar. Ama oğlak öyle değildir. Hatta biri ona iyilik yaparsa "kimse kimseye boşuna iyilik yapmaz kesin bi çıkarı vardır"der. Kimsenin karşılıksız bir şey yapacağına asla inanmazlar.

Türkçe
1
1
10
735
gökyüzü öğrencisi
gökyüzü öğrencisi@astro_not123·
Güneş akrep: Kimliğini gizler, açık etmez. Ay akrep: Duygularını gizler, belli etmez. Merkür akrep: Düşüncelerini gizler, asla bilemezsin. Venüs akrep: Sevgisini gizler, en derinde yaşar. Mars akrep: Bir sonraki hamlesini gizler, kimseye söyleyemez.
Türkçe
12
17
266
13.9K
𝕤𝕨𝕚𝕥𝕣𝕒𝕓𝕖𝕝
@Gmzgmz89 @astro_not123 Bayıldım bu isyana🙂 Adam hem senin dünyanı yıkıp gidecek, hem de arkasından 'E ama o da bana iyi dileklerde bulundu, demek ki çok da incitmemişim' diyerek vicdanını rahatlatacak... Yok öyle yağma.
Türkçe
0
0
3
240
Gmz
Gmz@Gmzgmz89·
@switrabel @astro_not123 Son veda cümlelerimiz beddualarla doluydu, yok öyle gittiğin kadınla mutlu ol mesut ol benden sonrası tufan banane gebersinler hatta aynı anda, ben sabahlara kadar aglarken o eğlenince adaletsizlık olmuyor da içimden iyi dilek dilemek gelmiyor diye mi suçlu oluyorum
Türkçe
1
0
1
348
𝕤𝕨𝕚𝕥𝕣𝕒𝕓𝕖𝕝
Şunu da ilave edeyim. Chandler’ın 'Söyle ne olduğunu, özür dileyeyim de barışalım' tavrı dışarıdan çok uyumlu görünse de aslında tam bir uyanıklık ve sorumluluktan kaçış. Karşı taraf ben bu işlerden anlamıyorum, sen bana göster diyerek bütün zihinsel ve duygusal yükü senin omuzlarına yıkıyor. Hatayı fark etmek, adını koymak, hatta ilişkiyi tamir etmek bile sana kalıyor. Sen ona rehberlik ettiğin sürece o sadece talimat bekleyen konforlu bir çocuk gibi takılıyor.
Türkçe
0
1
16
525
𝕤𝕨𝕚𝕥𝕣𝕒𝕓𝕖𝕝
Arzu dediğin şey, karşı tarafta çözemediğin, sana tamamen teslim olmamış bir gizem olduğunda nefes alabiliyor. İlişki bir kez anne çocuk ya da öğretmen öğrenci rollerine kaydı mı, o aradaki çekim de sessizce can çekişmeye başlıyor. İnsan her gün arkasını toplamak, sürekli eğitmek ya da bir şekilde idare etmek zorunda hissettiği birine karşı nasıl tutku duyabilir ki? Bir süre sonra kafanı çevirip ona baktığında gördüğün şey heyecan verici bir sevgili olmuyor; masanın üstünde duran, bitmek bilmeyen, can sıkıcı bir ödev görüyorsun.
lady faustus@maskbeth

Friends dizisinde Monica, Chandler'a "Seninle henüz konuşmak istemiyorum." dediğinde Chandler "Sadece ne olduğunu söyle, bilirsin işte sen yanlışımı söylersin, ben özür dilerim ve yeniden tatlış bir çift oluruz." gibi bir şey diyordu. Ve Monica o muazzam cümleleri kuruyordu: I am really tired of your begin relationship tutor. You are gonna have to figure this one out for yourself, right. If you are too afraid to be in a relationship, don't be in one. Çevirisi: "Gerçekten senin ilişki koçun olmaktan yoruldum. Bunu artık kendi başına çözmen gerekecek. Eğer bir ilişkinin içinde olmaktan bu kadar korkuyorsan, o zaman hiç ilişkiye girme." İlişkide doğruyu yanlışı anlatan hatta öğreten siz olunca o etiket üstünüze yapışıp kalıyor. Bir süre sonra partner olmaktan çıkıp rehbere, terapiste ya da ebeveyne dönüşüyorsunuz. En yorucu kısmı ise şu: Karşınızdaki insan hatasını kendi fark etmiyor. Siz gösterince görüyor. Siz anlatınca anlıyor. Siz konuşunca özür diliyor... Yani size yapılan saygısızlığı bile siz fark ettiriyorsunuz. Bir gün kendinizi sürekli açıklayan, sürekli hatırlatan ve sürekli fark ettiren kişi olarak buluyorsanız, durup şu soruyu sorun: Ben bir partnerle mi birlikteyim, yoksa ilişkiyi tek başıma mı yönetiyorum?

Türkçe
3
17
315
23.3K
𝕤𝕨𝕚𝕥𝕣𝕒𝕓𝕖𝕝
@Ciselaktimur İşte bu. harika bir metafor. ilk iki yüz sayfa boyunca her şeyi yakıp yıkmış, sınırları zorlamış, tutkunun dibine vurmuşsan son elli sayfada birdenbire o medeni, sakin, E ne yapalım, hayat devam ediyor, çayımızı içelim moduna geçemezsin. Geçmeye çalışırsan bu sahte olur.
Türkçe
1
0
6
342
𝕤𝕨𝕚𝕥𝕣𝕒𝕓𝕖𝕝
O ödev bir süre sonra sadece can sıkıcı olmakla kalmıyor, hayatındaki tüm enerjiyi emen devasa bir yüke dönüşüyor. Düşünsene, okulda ya da işte zaten bir sürü sorumlulukla uğraşıyorsun, günün sonunda sığınmak, rahatlamak, iki yetişkin gibi omzundaki yükü paylaşmak istediğin yer o ilişki olmalı. Ama kapıdan içeri girdiğinde karşına yine bir görev listesi çıkıyor.
Türkçe
0
0
8
460
lady faustus
lady faustus@maskbeth·
@switrabel "bitmek bilmeyen, can sıkıcı bir ödev" Mükemmel bir benzetme 😍
Türkçe
1
0
4
545
𝕤𝕨𝕚𝕥𝕣𝕒𝕓𝕖𝕝
İlişkide insanı en çok ne yıpratır biliyor musun? Sana yapılan bir haksızlığa ya da kabalığa üzülmek değil. Asıl can acıtan, o insanın seni neden kırdığını ona heceleyerek, tane tane anlatmak zorunda kaldığın o an. Bir saygısızlığı, ihmali ya da düpedüz kabalığı ancak sen dürtüklediğinde, gözüne soktuğunda fark eden biri aslında seni de senin sınırlarını da gerçekten görmüyor demektir. Böyle bir durumda da insan sürekli tetikte yaşıyor. Kendini sevgilinin yanında huzur bulurken değil, her an sınır ihlali yakalamaya çalışan bir gümrük memuru gibi buluyorsun. E, böyle bir roldeyken nasıl kendin gibi davranıp, o ilişkide doğal ve rahat kalabilirsin ki?
Türkçe
0
3
29
1.3K