
🇹🇷 İsrail’in Yeni Endişesi: “Türk Denizaltıları”
#İsrail savunma çevrelerinde #Türkiye’nin giderek güçlenen Deniz Kuvvetleri ve özellikle denizaltı kapasitesine karşı Boeing P-8 Poseidon deniz karakol ve denizaltı savunma harbi uçağı tedarik edilmesi değerlendiriliyor. The Jerusalem Post’un 22 Temmuz tarihli haberinde Türk Deniz Kuvvetlerinin 10’dan fazla aktif dizel-elektrik denizaltıya sahip olduğu ve havadan bağımsız tahrik sistemli yeni denizaltıların filoya katılmakta olduğu özellikle vurgulanıyor.
Gelişmenin Türkiye açısından asıl dikkat çekici tarafı ise İsrail’in henüz gerçekleşmemiş bir çatışma senaryosundan ziyade Türk Deniz Kuvvetlerinin ulaştığı kapasiteyi gelecekteki kuvvet planlamasında dikkate almaya başlamasıdır. P-8 Poseidon gibi esas olarak denizaltıların tespiti ve takibi için geliştirilen son derece gelişmiş bir sistemin Türkiye bağlantılı değerlendirilmesi, Ankara’nın denizlerde oluşturduğu caydırıcılığın ulaştığı seviyeyi göstermesi bakımından önem taşıyor.
Nitekim geçtiğimiz hafta İsrail Savunma Bakanlığı eski danışmanı emekli Tuğgeneral Amir Avivi, Türk Deniz Kuvvetlerini işaret ederek İsrail’in daha büyük bir deniz kuvvetine sahip olması gerektiğini savunmuştu.
Türkiye son yıllarda yalnızca yeni gemiler inşa eden bir ülke olmaktan çıkarak, kendi savaş gemilerini, denizaltılarını, insansız deniz ve hava araçlarını geliştiren ve bunları bütünleşik bir deniz gücü içerisinde kullanmaya yönelen bir aktör haline geldi. İsrail basınının Türk denizaltılarının yanı sıra fırkateyn, korvet, füze botu, amfibi unsurlar ve insansız hava araçlarını taşıyabilen gemilerden oluşan daha geniş Türk filosuna dikkat çekmesi de bu değişimin dışarıdan nasıl algılandığını ortaya koyuyor.
Daha önemlisi, Türkiye’nin savunma sanayiinde ve deniz gücünde attığı adımlar artık başka ülkelerin savunma yatırımlarını şekillendiren bir faktöre dönüşüyor. İsrail’in P-8 Poseidon gibi maliyetli ve yüksek kabiliyetli bir sistemi gündemine alması halinde, bunun temel nedenlerinden birinin Türk denizaltı filosu olarak gösterilmesi Ankara’nın Doğu Akdeniz’deki askeri ağırlığının geldiği noktayı ortaya koyuyor.
Dolayısıyla gelişmeyi yalnızca “İsrail Türkiye’yi tehdit olarak görüyor” şeklinde okumak eksik kalacaktır. Asıl önemli nokta, Türkiye’nin yükselen deniz gücünün bölgedeki askeri denklemleri ve rakip ülkelerin kuvvet planlamalarını etkilemeye başlamasıdır. İsrail’in olası P-8 arayışı da Türk Deniz Kuvvetlerinin oluşturduğu caydırıcılığın oldukça dikkat çekici bir göstergesi olarak değerlendirilebilir.
jpost.com/israel-news/de…
Türkçe












