tevfikken

6.8K posts

tevfikken banner
tevfikken

tevfikken

@tevfikken

Katılım Ocak 2022
0 Takip Edilen2.3K Takipçiler
tevfikken
tevfikken@tevfikken·
tamamı avrupada yetişmiş oyunculardan kurulu surinam dün dünya kupası playoff'unda bolivya'ya yenilerek puh size dedirtti. iki takım da ilk etapta birbirini ikinci bölgede karşıladı ama henk ten cate surinam'a defansif kaygıları daha yüksek bir oyun oynattı, öyle ki kollektif oyundaki en ofansif unsur rakip sahada hücumdan dönen toplarda stoper üçlüsünü prese çıkarıp hücum sürekliliği kovalamaktı. oscar villegas'ın bolivya'sı ise daha çok ön elemanlarıyla pres yapmaya, arka elemanlarıyla da karşılamaya çalıştığı için alanları geniş / riskli bir oyun oynattı. ama kesinlikle top ayağındayken daha cesur olan, rakibin üstüne üstüne giden taraftılar. bir kabuk değişimi içindeler ve normalden daha genç bir kadro ile çıktılar, birkaçı fena potansiyel olmasa da (sağ kanat miguel terceros, sol stoper efrain morales gibi) genel olarak teknik koordinasyonları standardın altında olduğu için çok kez kontrolü kaybedip atak da yediler ancak vazgeçmeden hep hücum ettiler. önliberonun savunmaya, santrforun bağlantıya indiği bir 4-3-3 gibi oynadılar, bekleri sürekli hücuma katıp kanat-forvetleri de hareketli oynattılar ki özellikle sol kanat-forvet ramiro vaca serbest rol gibi sık sık merkeze hatta ters kanada +1 olmaya gitti. surinam düz bir 3-4-1-2 oynandığı için karşılama şekli haliyle 5-2-1-2 gibi oldu. buna karşı bolivya geriden oyun kurarken iç koridorları etkili kullanarak çıktı, olmadı en kötü ters kanada uzun atarak oyunu ilerletebildi, hele ki önlibero cuellar'ı stopere yaklaştırarak oyun kurduklarında surinamlı 10 no chery karşılamak için öne çıkıyor ve çabuk ekarte oluyor, aşan toplara karşı da surinam'ın göbekteki boetius - bogarde ikilisi mecburen ceza sahası/yay civarına iniyordu, bu yüzden kanatları sadece birer kişiyle savunmak zorunda kalıyorlardı. surinam top ayaktayken ise stoper üçlüsü ile geride top çevirerek rakibi prese davet edip açtıktan sonra uzun toplarla ilerdeki gyrano kerk - joel piroe ikilisini hedefledi, sekenleri alıp takım halinde öne yığılıp dönen toplarda stoper üçlüsünü prese çıkardılar ama istenen yoğunluğu yaratamadılar, bolivya iyi mücadele etti. ikinci yarının başlarında surinam öne geçse de koruyamadı zira bolivya 49'da geriye düşünce on dakika sonra önlibero cuellar yerine oyuna santrfor paniagua'yı alıp 4-4-2'ye döndü ve aynı paniagua'nın 72'de ceza sahasında önüne seken topu çabuk kontrol edip şuta dönüştürmesiyle 1-1'i buldular, golden hemen sonra santrfor monteiro'yu godoy ile tazeleyip beş dk içinde yine sonuç aldılar; sağdan içeri kesilen topa stoper abena'dan hemen önce hamle yapan godoy'un aldırdığı penaltı ile de öne geçtiler. surinamlı oyuncuların neredeyse tamamı avrupalı. tabii öyle a-b kalite vs değiller elbette ama bolivya futbolu'nun avrupa metodlarına uzaklığını düşününce; ten cate gibi bir hocaya ve gyrano kerk, joel piroe, denswil, abena, chery, van gelderen gibi zamanında belli seviyelere ulaşmış / veya ulaşmasa da iyi potansiyel vadetmiş oyunculara sahip bir milli takımsınız ayıptır :)
tevfikken tweet media
Türkçe
0
0
3
598
Steyo
Steyo@HNKaraaslan·
@tevfikken @cuneytkaseler @LigRadyo Osimhen'e 80 ustu teklif varsa derhal gonderilsin. Ben ne yapayim sezonun yarisinda olmayan 22 milyon maasi olan adami? Yerine 2 tane 10luk ama devamliligi olan santrfor alinir is biter veyahut Baris santrfora alistirilir.
Türkçe
1
0
1
46
tevfikken
tevfikken@tevfikken·
selamlar 👋 bu akşam 18.10'da cüneyt kaşeler'in (@cuneytkaseler) lig radyo'daki gol yolları programında olacağım 🙂 ▪️türkiye - romanya ▪️osimhen'siz galatasaray - oulai'siz trabzonspor ▪️fenerbahçe - tedesco ve akıbeti canlı dinlemek isteyenlere: 🔗 ligradyo.com.tr
Türkçe
1
1
1
2.2K
tevfikken
tevfikken@tevfikken·
mircea lucescu'nun zayıf bir orta saha merkeziyle çıkarak bedelini ödediği maç oldu. maç öncesinde, marius marin'in olmadığı şu ortamda razvan marin gibi daha pasör bir elemanın yanına en azından screciu gibi çapı düşük olsa da defansif bir orta koyacağını düşünüyordum kendimce (x.com/tevfikken/stat…). ama lucescu sağolsun dragomir ve ianis hagi gibi iki tane 8 bile olmayan direkt ofansif 10 koydu :) oysa biz de, yine tahminimin aksine, merkezde iki kişiyle çıkmıştık. romanya oyunun yönünü iyi değiştirebilen rakiplere karşı topu takip etmekte zorlandığı, topun gittiği tarafa daralırken ağır kaldığı ve iç koridorlarda boşluklar verdiği için, bizim sahaya enine daha iyi yayılmayı + yön değiştirdiğimizde daha hızlı aksiyona geçmemizi sağlayacak bir 4-3-3 ile çıkabileceğimizi düşünüyor ve orkun-hakan-ismail gibi bir üçlü merkez bekliyordum. vincenzo montella'nın bu tercihi lucescu'nun tercihi sayesinde iyi sonuç verdi ve gereken yerlerde arda güler ile rahatça 4-3-3'e dönüşüp topa yine de epey hakim olduk. romanya kenarlarda bire bir eşleşmelere dikkat eden, ama merkezde neredeyse tamamen alan odaklı bir savunma kurguladı ve ikinci bölgeden başlayan bir karşılama yaptırdı. biz de bekleri öne çıkardığımız bu durum onların kanat-forvetlerini de aşağı indirip 9 kişi savunma yapmasına sebep olduğu için kontraya çıkmaları da, hasbelkader kontraya çıktıkları zaman tekrar geriye kompaktlaşmaları hep uzun sürdü. 6-3-1'e çaldıkları bu duruma karşı biz de oyun kurarken iç koridorları çok rahat kullandık, ismail ve hakan'ın iki stoperimize eklenmesiyle 3+1 şekline bürünüp arda'yı boşa çıkardık ve merkezde rahat toplar almasını sağladık. ismail ve hakan'ın merkezden kopmamasını sağlayan bu kurgu, kaptırdığımız toplara da istediğimiz gibi reaksiyon vermemizi sağladı; romanya ne zaman topu kapsa üstlerine çökebildik. derken romanya bir süre sonra artık autları uzun kullanmaya başladı ama hem lucescu'nun teknik ağırlıklı merkez kurgusu hem de geriye çok adamla çekilen savunma yapısı sebebiyle, akan oyunda ayağa oynamaya daha çok eğildiler zira ileriye uzun top atılsa santrfor birligea tek kalıyor, dennis man'la mihaila onun yanına gidelim deseler aradaki 50 metreyi bir buçuk saniyede falan koşmaları gerekecekti :) türkiye'nin, abdülkerim'in arkasına uzun topla sarkılmasın diye rakibini sol stoper burca tarafına yönlendirdiği ön alan baskısı, kenara sıkışıp merkeze şandel toplar atıldığında birligea'nın bağlantı kuramaması da onlar adına diğer problemler oldu. maçı bize getiren şeylerden biri de bu oldu zira onların üçlü merkezine biz de karşılamaya üçlü başlayarak cevap verdik; romanya birinci bölgeden çıkarken kerem sağ stoper draguşin'e direkt basıp kaleci radu'yu sol stoper burca'ya mecbur ederken, arda önce savunma önündeki dragomir'i kontrol edip sonra onu kapatarak burca'ya koşuyor ve devamında barış da sol bek bancu'ya gidiyordu. bu esnada zaten o tarafa daraldığımız için kenan da merkeze gelmiş ve yoğunluğu yaratmış oluyordu. devre arası soyunma odasında lucescu muhtemelen beyler biraz daha öne çıkın çok aciz kaldık dedi ki bizi üstlerine çekip hatlarımızı açmak için ikinci yarıdaki aut setlerini değiştirdiler; kaleci radu artık ilk pası alan kişi oluyor ve biraz topu tutup kerem ilk koşuyu attıktan sonra oyunu başlatıyordu. devamında arda da prese çıktıktan sonra arkasında kalan ismail'i dragomir - razvan ikilisine karşı tek bırakmak, olmazsa en azından onu da merkezden koparacak hareketlenmeler ile ileri uzun atmak istediler ve bu sayede sekenleri bir nebze kazanmaya başlayıp ileriye daha çok çıkabilmeye başladılar. ancak devamında savunmamız bu topları kesip sete dönebildi. yani biraz açılalım dediler hemen golü attık :) bu topları kesip sete döndüğümüz anlarda öne daha çok çıkmış oldukları için, pres yerleşimine geçmeye çalıştılar ama ön hat ileri çıktıkça arka hatları aynı oranda ilerlemedi ve mesafeler arttı, 53'teki pozisyonda topu biraz çevirip kenara oynadık ve romanya daha topun olduğu bölgeye kompaktlaşamadan (kerem'in draguşin'i sürükleyip alan açması de eklenince) ferdi ters kanattan stoper-bek arasına sızdı, arda ona nefis top attı ve 1-0 oldu. golden sonra romanya açılmayı sürdürünce ilk yarıda yaşadığı problemleri daha ölümcül yaşamaya, biz daha güzel alanlar bulmaya başladık. özellikle 65-70 arası lucescu razvan ile hagi'nin yerlerine tanase ve stanciu'yu koyup merkezi daha da geçirgen hale getirince beklerimizi bile öne çıkarmaya gerek kalmadan oyun kurduk, romanya'nın kanat-forvetlerini öne çiviledik + arkalarında kalan hizada top isteyen arda'ya istediğimiz gibi bağlantı kurduk. 77'de montella ilk hamlesini yaptı ve barış'ın yerine orkun kökçü'yü alarak 4-3-3'e döndü. burada şov başladı zira bu sayede merkezden biri stoperlere yakın durup romanya'nın merkezden birini öne çıkmaya mecbur etti (ve 4-4-2 oldular), bu da beklerimizi öne çıkararak oyun kurmamıza vesile oldu ve uğurcan'ın güzel paslarıyla ilk topu kenarlara çıkıp devamında üçgenlerle tehlikeli bölgelere girdik. 89'da birligea'nın yerine daha uzun boylu kule santrfor niculescu, mihaila'nın yerine uzun menzilli hedefli topları daha iyi gönderebilen baiaram girince montella da hamlesini hemen yaptı ve bir dakika sonra arda ve hakan'ın yerlerine irfan can ile ozan kabak'ı alıp üçlü defansa dönerek olayı kilitledi ve bizi dünya kupası'na bir adım daha yaklaştırdı. iki buçuk senelik vincenzo montella döneminde artık bu kategorideki rakipleri yenecek güce ulaştık, birkaç aydır da bizden daha güçlülere karşı daha hücumcu nasıl oynayabiliriz'in cevabını aramaktayız. ama şu an konumuz halen daha bize denk/güçsüz rakiplere karşı ulaştığımız gücü kullanmak, zira salı günü rakip kosova. valla şahsen sağı solu belli olmayan, iyi hücumculara sahip deli-dolu bir kosova yerine ne olduğu daha belli olan, önlem alması/alt edecek plan kurgulaması daha kolay olan bir slovakya'yı tercih ederdim ama yapacak bir şey yok :) bahsettiğim o gücümüzü yeniden kullanacağız artık, ki salı günü ekstrem bir şeyler olmazsa o maçı da bir şekilde alacağız ve dünya kupası'na gideceğiz inşallah, sadece türk'üz diye değil, tarafsız bir bakışla görünen iki buçuk yıllık gelişimimizin (şurada kabaca bahsettiğim: x.com/tevfikken/stat…) hakettiği noktaya ulaşması için de bunu diliyorum
tevfikken tweet media
Türkçe
0
0
11
1K
De Marke Sports
De Marke Sports@demarkesports·
Enes Ünal: "Guardiola'yla şöyle bir anım var; City antrenmanlarında bana çok sert giriyorlardı. Bursaspor'da da her antrenmanda Serdar Aziz ve Civelli çok sert oynuyordu bize karşı. City'de de Kolarov sert oynuyordu. Sürekli vuruyordu. Bir gün antrenman sonrasında buz tedavisi yaparken Guardiola 'Sen ne zaman ona vuracaksın?' demişti. Hatta Messi örneğini vermişti o zaman bana. Güzel bir tecrübe oldu."
De Marke Sports tweet mediaDe Marke Sports tweet media
Türkçe
18
24
4.8K
810.4K
Ömer Faruk EROL
Ömer Faruk EROL@LevixLuiz·
@tevfikken neymar ilk 11 den ziyade son 30 dklık oynayacak kıvamda şuanda o yüzden bile alınacak oyuncudur nasıl cr7 messi çağrılıyorsa şuan brezilya içinde neymar o klasmanda
Türkçe
1
0
2
135
tevfikken
tevfikken@tevfikken·
carlo ancelotti neymar'ı hazırlık maçları kadrosuna almayınca brezilya futbolunun iki efsanesinden yorum gelmiş: romario ancelotti'yi eleştirip, neymar gibi adam en kötü anında çıkar iki tık tık bir şık şık yapar maç kazandırır, zaten yetenekli adam kıtlığı var sen nasıl kadroya almazsın diye veryansın ederken, zico ise daha itidalli yaklaşıp, neymar son dönemde düzenli oynasaydı ben kadroya alırdım ama şimdilik (zaten hazırlık maçları) gerek yok, sadece dünya kupası'na dek kulübünde düzenli oynaması lazım diye durumu biraz daha normal karşılamış. gönül ister neymar 2026'da bir şekilde cepte dursun ama ancelotti gibi felsefesini hücumculara özgürlük tanımaya çeviren (x.com/i/status/17245…) bir hoca bile neymar'ı almıyorsa bu tamamen avrupai futboldan uzaklaşmayayım kaygısından... zaten brezilya milli takımı'nın en büyük problemi buyken kalkıp da avrupadan uzaklaşıp iyice fizikten-çaptan düşmüş olan neymar'a yer işgal ettirmek, ona imdat çekici rolü verip ikna olmasını beklemek falan kadrodaki psikolojik dengeleri de bozabilir. yoksa vinicius, martinelli, raphinha, endrick vs takım savunmasında neymar gibi eksikler ancak tempo, güç ve devamlılık açısından tabii ki neymar'ın çok önündeler. kaldı ki kadroda luiz henrique ve rayan takım savunmasına daha çok katkı veren kanat-forvetler de var. ancelotti topsuz oyun katkısını esas olarak santrforlarından bekliyor ki igor thiago, matheus cunha, joao pedro hepsi belli ölçülerde pres yapan, nispeten agresif veya çalışkan diyebileceğimiz oyuncular. ancak bu oyuncular aynı zamanda topla oynama becerisi de yüksek elemanlar; yani ancelotti bu bölgede iddia edildiği gibi yetenekten ziyade salt defansif katkıya önem verseydi richarlison, pedro guilherme gibi bitirici olsa da top süremeyen, kıvrak olmayan daha düz 9'ları veya yıllardır iyice orta sahalaşan joelinton gibi seçenekleri de mutlaka değerlendirirdi. tüm bunlar tabii hazırlık maçlarına çağrılan kadro için geçerli, bakalım dünya kupası ana kadrosu seçildiğinde neler konuşacağız
tevfikken tweet media
tevfikken@tevfikken

carlo ancelotti yeni nesil hocaların hatasının topa sahipken yapılacaklar için çok fazla direktif vermeleri olduğu, bu şekilde yaratıcılığın törpülendiği ve esas anlatılması gerekenin top rakipteyken yapılacaklar olduğunu söylemiş. sizce bu her kalitedeki kadro için geçerli mi?

Türkçe
1
0
10
3.5K
tevfikken
tevfikken@tevfikken·
maçlardaki skor gereği veya kötü dönem geçirip çıkış arayan takımlarda hocaların önce kafayı bir sakinleştirip basit düşünmesi bazen daha iyi sonuç verebiliyor :) bu hafta avrupa liglerindeki iki maçta biraz bunu gördük: ▪️auxerre 3-0 brest maç başından beri soldan yüklenmek, sol kanada ekstra adamlar sokup çizgiye inmek üzerine plan kuran auxerre kaleci leon'un daha 5. dakikada kırmızı kart görmesiyle on kişi kalınca christophe pelissier oyuna yeni kaleci sokmak için sol kanat oppegard'ı çıkarıp forvet arkası namaso'yu sol kanada çekti ve 4-4-1 gibi devam ettiler. kornerden golle 1-0 önde kapattıkları ilk yarının ardından ikinci yarı önce santrfor sinayoko'ya, ardından namaso'ya uzun oynayıp iki gol daha buldular, birinde sinayoko faul alırken (duran top gol oldu), diğerinde namaso topu arkadaşlarına aktarıp tekrar aldı ve götürüp golünü attı. ▪️celta 3-4 alaves sol kanatta içerlek oynayan on numara kökenli alena'nın savunma zaaflarıyla başlayan zincirler yüzünden bazı oyuncular da dağılıp 3-0 geriye düşülünce (devreye 3-1 girdiler) quique flores ikinci yarıya dört değişiklikle başladı ama ilk yarıdaki o asimetrik 4-4-2'nin temelini, bazı oyunculara dayalı detaylar haricinde bozmadı; sol stoper pacheco'nun yerine kanat-forvet kökenli rebbach'ı alıp sol beke koydu (sol bek parada'yı da stopere çekti), alena'nın yerine denis suarez'i aldı, orta sahaya taze kan niyetine sağ iç merkez ibanez'in yerine guridi'yi, toni martinez'in santrfordaki partneri olan ancak topu istediği gibi kullanacağı alanlar bulamayan lucas boye'nin yerine de daha fizikli-bitirici diabate'yi sürdü. hem bekleri öne çıkararak risk aldı hem de önde basmak / çift 9'a uzun atıp bağlamak gibi nispeten ilkel yöntemlere geçip önce skoru eşitlediler sonra da mental olarak çöken rakibi iyice gömüp, parada'nın yerden derin pasına soldan koşarak yetişip içeri giren rebbach'ın bireysel becerisiyle öne geçtiler. bu hocalar sürekli böyle yapan hocalar değil elbet, ama futbol o kadar hızlandı ki teknik taktik konular karmaşıklaşıyor gibi görünse de aslında bazen basit düşünebiliyor olmanın daha çok işe yarayabildiği bir yere evrilmek üzere
tevfikken tweet media
Türkçe
0
0
8
758
tevfikken
tevfikken@tevfikken·
nihat kahveci çok anlamsız ilginç bir linç yiyor bence. geçen yaptığı açıklamaları da o an galatasaray değil hangi türk takımı olsa yine aynı şekilde yapacağından emin olabileceğiniz nadir insanlardan biri; türk futboluna hizmet niteliğinde kariyer yapmış birinin bu tip refleksler sergilemesi gayet doğal. hele bir de üzerine hala daha beşiktaş'ı icraya vermesinden gidiliyor ama bence futbolcuların, özellikle onun gibi fenomenleşmiş oyuncuların bu tip girişimleri, kulüplerimizin uzun vadede kendine çeki düzen verip piyasadaki imajını düzeltmesine dolaylı yoldan yarıyor. eminim kimse beşiktaş'ın para ödemeyen / sözünde durmayan bir kulüp damgası yemesini istemez, hele ki türk takımları olarak transfer piyasasında git gide elimizin güçsüzleşip astronomik fiyatlara mecbur kaldığımız şu son yıllarda en çok ihtiyaç duyduğumuz şeylerden biri "güvenilir kulüp" olmakken...
tevfikken tweet media
Türkçe
1
0
14
970
tevfikken
tevfikken@tevfikken·
@GermannDreamm belki de senin dediğin sebeptendir hocam :) nelsson bence de o maçlarda epey işe yarardı
Türkçe
0
0
0
58
sarp
sarp@GermannDreamm·
@tevfikken Okanın uğurcanı özellikle istediğini düşünmüyorum hocam yoksa transfer temmuzda biterdi. Bana göre 1.sınıf bir kaleci alınamadı o sebepten mecbur kalındı Okan da biraz bu sebepten daha defansif oynattı. Stoperde bir Nelson olsa juve ve liv maçlarında savunma aksamayabilirdi
Türkçe
1
0
1
64
tevfikken
tevfikken@tevfikken·
rövanş öncesi korktuğum başıma geldi; galatasaray biraz kendi tercihi + biraz da osimhen'in erkenden sakatlanıp takımı eksik oynatmasının birleşimiyle ilk yarı gömüldü ve liverpool'un tam da istediği şeyi verdi. tercih kısmı okan buruk'un çıkardığı 11 ve görevler. aslında galatasaray'ın niyeti topu rakip sahada da tutmaktı, fırsat bulduğu anlarda hep denedi de bunu. bunu yaparken sonrasında kendi sahasına kapanacağı anlar illa ki olacaktı ama osimhen'in sakatlanmasına rağmen oyuna devam etmesi gs'nin rakip sahaya çıkma/liverpool'u geri koşturma gücünü git gide düşürdüğü için maç tam da arne slot'un istediği kıvama geldi, ilk maçtaki gibi geniş alanlarda oynama zorunluluğu sona erdi. zira liverpool merkezde dar bir dörtlü kurup + bekleri de öne çıkardığı için gs'nin iki kanadını da (barış ve sallai'yi) hem geriye çekiyor hem de çizgiye odaklıyor, bu yüzden torreira-lemina ikilisi liverpool'un dar dörtlüsüne karşı kalıyordu. bu dörtlü (gravenberch-macallister-szoboszlai-wirtz) dar alanda sürekli hareketli oynayarak merkez-kenar aralarını çok iyi dokudu ve ekitike ile salah'ın da aynı şekilde hem açıkta hem merkezde iyi top alabilecek açılar yakalamasını sağladı. bu sayede liverpool oyunu iyice öne daraltabildi. oysa, hazır liverpool bekleri de ileri çıkarıyorken gs'de bir tane top taşıyacak adam olsa işleyebileceği alanlar vardı ama özellikle iki kanadı sallai - barış yapmak gibi defansif bir tercih sebebiyle, gs genellikle uzun top atıp sekenleri alabileceği anları bekledi ancak bu anlarda doğal olarak liverpool da geriye yerleşmiş olduğu için sürekli bir mücadele ve efor gerekti. yani, evet osimhen sakatlanmadan önce de gs bahsettiğim uzun top + sekeni topla'lardan ötürü çok koşmak zorunda kalıyor, kaybettiği toplarda kontraya çıkması da güç oluyordu ama liverpool'un ilk şok dalgası geçtikten sonraki süreçte en azından kazandığı topları çevire-kaybede liverpool'u biraz açmaya, ileri-geri koşturmaya başlamıştı. osimhen'in sakat sakat oynamaya devam etmesi bunu sonlandırdı. uğurcan sayesinde ikinci yarıya ne yapıp edip yine de umutlu girildi ve üstüne bir de topları taşıyabilecek sane ve lang ile başlandı (osimhen ve boey çıktı, sallai beke geçti) ama kısa sürede yenen gollerle maç bitti, neden? cevap yine osimhen'sizliğe varıyor çünkü gs değişikliklerden sonra rakibi yine önde karşıladı ancak karşılamadaki 4-4-2'nin en ucundaki barış - sara ikilisi savunmada takımdan kopmaya, presleri aşılınca geri koşmayı bırakıp takımı yalnız bırakmaya başladı. bir de buna liverpool'un 50'den itibaren oyun kurarken önlibero gravenberch'i ikinci adımda geriye indirip stoperleri kenarlara açması da eklenince pres alanı genişledi ve bu sefer torreira'yı da belli anlarda öne çıkmak zorunda bıraktı, ki iki gol üst üste böyle geldi; önce 52'de sara-barış hattını geriden uzun topla aşıp sekeni kazandılar, sonra 55'te oyunun yönünü çevirip sara-barış hattının prese hızlı yerleş(e)memesinden faydalanıp torreira-lemina ikilisini ekarte ettiler. göreceli olarak zaaf zinciri, pres sonrası orta sahaya daha çok destek verme görevi olan sara ile başladı. ikinci yarıda azalan enerjisi iki görevi birden kaldıramadı, ama osimhen sağlam şekilde oyunda olsaydı liverpool hem ilk yarı boyunca daha çok yıpranıp bu ritmi tutmamış olacak hem de ikinci yarıya bu denli etkin yığılamayacaktı, dolayısıyla sara'nın zaafı da ertelenecekti. gollerden sonra okan buruk sara'yı bir süre geriye çekip 4-3-3 denese de birkaç dakika içinde bundan vazgeçip torreira'nın yerine yunus'u sokarak (sara - lemina ikili merkez oldu) 4-4-2 tabanlı düzene daha ofansif bir şekilde geri döndü ama liverpool'un dar dörtlüsü bu sefer iyice aktive oldu ve kısa süre içinde 62'de salah'ın şık golü geldi 4-0 maç bitti. bu sezonki yolculuk kötü bitti ama şampiyonlar ligi'nde buraya kadar gelmek güzeldi, osimhen'in sakatlığı olmasa belki bugün bambaşka şeyler konuşacaktık ama olan oldu artık
tevfikken tweet media
Türkçe
3
0
11
1.3K
tevfikken
tevfikken@tevfikken·
evet hocam bence de osimhen'den sonra en büyük ikinci faktör oldu. uğurcan - galatasaray birlikteliği hakkında sezon öncesi öngördüğüm senaryo pek gerçekleşmedi ama bundaki ana etken bu sezon galatasaray'ın beklentimin aksine şl'de daha kapalı oyunlar oynamasıydı bence. hani "hocanın bir bildiği vardır" lafı var ya, okan buruk'un uğurcan'ı istemesinin sebebi de buymuş meğer :) ben saf saf ofansif oyun varsayımıyla yorumlamışım. yoksa, frankfurt maçındaki defansa çarpa çarpa giren topları saymazsak, uğurcan'ın şl'deki performansı öngörümün temeline yakındı bence: yediği gollerin hatrı sayılır kısmı defansın açık alanda veya o an dengesiz yakalandığı anlar. sahneye çıktığı anlar ise gs'nin epey defansif oynadığı veya o an oyunun gs ceza sahası civarına sıkıştığı anlardı
Türkçe
1
0
1
91
sarp
sarp@GermannDreamm·
@tevfikken Hocam sene başında bize uğurcanın uygun olmadığını düşündüğünüz bir yazı yazmıştınız. Bence de maliyeti aşırı yüksek ama şimdiye kadar gayet iyi iş çıkardığını düşünüyorum hatta clde osimhenden sonra belki en kritik adam kendisi bana kalırsa
Türkçe
1
0
4
97
Büyük Baron #okanburukNefreti
Büyük Baron #okanburukNefreti@don_draper80·
@tevfikken osimhen olmayınca takımın şampiyonlar ligiyle uzaktan yakından hiçbir alakası olmadığı belli oluyor. okanın 11 tercihi ve takımı hiç motive edememesi, uğurcan olmasa, az daha jk vakası yaşattırıyordu
Türkçe
1
0
1
167
Chernikov
Chernikov@chernikov_metu·
@tevfikken :D:D o zaman tedesco da boş değil diyosun yani, belirli şartlarda iş yapabilir gibi
Türkçe
1
0
1
36
tevfikken
tevfikken@tevfikken·
yeni bir sıkıntıya daha yol açacak şekilde bitebilecekken kante'nin şutuyla çözülen maç oldu. aslında fenerbahçe iyi oynuyordu ve yapısal olarak hiçbir sıkıntı yoktu, toplu oyunda da topsuz oyunda da yapması gerekenleri yapıyordu. sadece moralsizliğin getirdiği bir ağırlık vardı ve bu yüzden istenen tempoya çıkılamadı. gaziantep topu bıraktı ve karşılamada ikinci bölgeye çekilip alan odaklı 5-3-2 karşıladı, merkezi kapatıp fb'yi kenarlara meyletti, merkez üçlünün iki iç kenarından birini (kozlowski veya gassama'yı) topu alan fb'li beke prese çıkarıp enine daraldı. buna karşı fb topu geride çevirerek diğer kanada dönüp antep oraya daralamadan kenarlara inen asensio/guendouzi ile kurulan üçgenlerle ilerlemek istedi. antep bu anlarda ters kanada koşan iç merkezin kademesine sokmak veya iç koridora giren fb'liye basmak için o taraftaki kenar stoperini (tayyip veya mujakic'i) öne çıkardığı, aynı zamanda cherif koşu tehditleri atıp merkez stoper abena'yı sürükleyerek ofsayt çizgisini bozduğu için hem antep'in hatlar arası genişledi hem de savunma arkasına sarkma şansları doğdu. ama moralsizlik yeterince hızlı girilemeyen zorlama pozisyonlar doğurdu, haliyle son pas/şutları saliselik gecikmelerle olumsuz etkiledi ve normalde olumlu sonuçlanabilecek pozisyonlar bir türlü skora dönmedi. savunmadaki özgüveni bu şekilde yavaş yavaş artan antep cesaretini toplamaya, geçişleri ve geniş alanları daha gözükara savunmaya başladı, öyle ki bir ara mujakic anadolu pavlovic'ine dönüştü :) böyle geçen yarım saatin ardından antep kafasını kaldırmaya başladı ve maxim - kozlowski ikilisinin başı çektiği bir özgüven artışı ile kaptığı topları daha iyi korumaya, boşlukları görmeye başladı ve rakip yarı sahaya etkili noktalardan giriş yapıp fena olmayan ataklar üretti, ilk yarıda çektiği bütün şutları da, üst üste kornerleri de bu 30-45 arasındaki bu periyotta buldu. derken bu kornerlerden biri ceza sahası dışına sekip devamında cherif'in uzun metraj kontratağına dönüştü ve fb 1-0'ı buldu. ikinci yarı maç aynı devam ediyordu ve 52'de antep ilk kornerinde penaltıyı kazanıp 1-1 yapınca fenerbahçe paniğe kapılmadan topu ayağına aldı ve yine 0-30 arasındaki baskıyı yarattı, müldür'ün ortasında asensio'nun uzak direkte boş kalıp kaçırdığı ve korner olan pozisyonla birlikte başlayan silsile 58'de yeni bir korner doğurdu ve paslaşarak kullanılıp kante'nin şutuyla 2-1'i getirdi. zaten maç başından beri aşırı kapalı bir oyun oynamayan antep, kısa sürede geri düşünce reaksiyon gereği açılmaya başladı ve rakip sahada kanatta baskıyla kaptığı topta merkezdeki oyuncular tam desteğe gelelim derken tekrar kaptırıp kontra yedi, doğan momentumda boşa çıkan guendouzi topu alıp çok güzel bir pasla nene'yi kaçırdı 3 geldi ve maç özünde bitti. fenerbahçe bu galibiyetle eşeğini niğde'ye mi sürdü yoksa umudunu diri mi tuttu bilemem, sadece bugünkü gibi derli toplu bir kurguyu son birkaç haftadır neden görmüyorduk artık tedesco hoççam yanıtlasın
tevfikken tweet media
Türkçe
3
0
12
1.5K
tevfikken
tevfikken@tevfikken·
@chernikov_metu valla fenerbahçe olunca insan yerine gelmesi istenen kişiyi de bir görmek istiyor hocam :) beterin beteri olmasın diye
Türkçe
1
0
1
52
Chernikov
Chernikov@chernikov_metu·
@tevfikken sence seneye hoca değişmeli mi hocam?
Türkçe
1
0
1
47
tevfikken
tevfikken@tevfikken·
sporting'in bodo'ya senin savunma disiplinin varsa benim de hücum disiplinim var dediği bir maç oldu. üç farkı çevirme stresi altındayken hem bu kadar ısrarlı saldırıp hem de bu kadar sabırlı, demoralize olmadan tekrar tekrar denemek takdire şayandı. inter'i eledikten sonra bodo için, bireysel becerinin çok öne çıktığı (ve de iyi gününde olduğu) bir rakip çıkmadıkça ilerleyebilirler gibime geliyor diye düşünmüştüm (x.com/i/status/20266…) zira aşırı alan odaklı savunma yapmaları sebebiyle adam eksiltebilen rakiplerin ciddi tehdit olacağı, ve 25-30 metrede tutmaya çalıştıkları takım boyu sebebiyle de top belli noktalardayken savunma arkasında boşluk verecekleri belliydi. nitekim dün sporting bu iki yerden de vurdu bodo'yu. hem ilk maçta cezalı olan araujo, pedro gibi tehlikeli işler yapan elemanlar döndü ve fresneda kendi mevkiisi sağ beke yeniden geçti + hjulmand'ın artık edi büdü gibi olduğu partneri morita 11'de başladı + böylece ilk maça oranla çok daha tehditkar olundu, hem de rui borges birinci bölgeden çıkarken / ikinci bölgede sete dönerken diye iki farklı formasyon belirledi ve takım bu fazları akan oyunda birbirinin içine yedirmeyi başarınca bodo'nun yerleşimleri de, topun gittiği yöne verdiği reaksiyonlar da saliselik gecikmeler yaşayıp sporting'e an'lık alanlar açtı. zaten bodo'nun kompaktlık arzusu ceza sahası sınırını en az 15-20 metre terk etmelerine sebep olabildiği için, sporting birinci bölgede iki bekin öne çıkıp iki stoperin geride kaldığı, iki önliberonun destek verdiği klasik 4-4-2 tabanlı bir şekil aldı ama ikinci bölgeye geçerken eğer boşluk bulunamadı ve 4-4-2 karşılayan bodo geriye çekildiyse sporting topla tekrar geriye dönüp geride 3+1 şeklini alıp, iç koridorlara birer kanat (veya bek) sokup merkezi kalabalıklaştıran bir 3-1-6'ya döndü. bu sayede, bodo'nun duruma göre 4-3-3'leşebilen karşılama şeklinin orta saha ve forvet hatlarını ilk adımda merkeze çivileyip ikinci adımda kenarlara açılmaya mecbur ederek ara koridorlar yarattılar. kenara atılan ilk pasla birlikte iki merkez (hjulmand ve morita) daha ofansif pozisyonlar alarak ikinci dalgayı oluşturdu ve bodo mecburen iyice geriye gömüldü. sporting bu rotalar ile kenarlara inmek isteyip bireysel becerisi yüksek elemanlarıyla kanırta kanırta pozisyonlar üretmek istedi. gerek çizgiye inip orta açıldı (genellikle sol bek araujo ve oyuna girdikten sonra sol açık oynayan nuno santos), gerekse ters ayakla içeri girildi (genellikle sağ açık geny). hedefsiz top, sallama orta-kafa-gol asla yapılmadı, içeri kesilen bütün ortalar görerekti. arka direğe kaldırılan topların hepsi planlıydı. rui borges 68'de önlibero morita'nın yerine on numara özellikli bragança, sol açıkta içerlek oynayan pedro'nun yerine de nuno santos'u alıp sol kanatta çizgiye açarak oynatıp (sol bek araujo kurulumda stoperi üçleyen kişi oldu ve ikinci adımda hücuma katılan bir rol aldı), aynı oyun düzenini daha ofansif bir oyuncu grubuyla disiplinli şekilde devam ettirdi. aynı disiplin forvet arkasında serbest oynayan trincao bile dahil olmak üzere herkes için savunmada da geçerliydi. pres yaparken de, dönen toplarda veya bodo oyunu uzun atarak başlatıp sekenleri toplarken de hemen daralarak topu geri kazandılar, bir iki an haricinde geride eksik yakalanmadılar hiç. kjetil knutsen muhtemelen sporting'in bir yerde yılacağını düşündü ve hamlelerini uzun süre sakladı; 77'de penaltıyla 3-0 olunca högh, hauge, evjen ve blomberg gibi tamamen ön/orta elemanları çıkarıp yenileriyle tazeleyerek takımını hücum namına biraz kendine getirmek istedi ama sporting gazı almıştı bir kere. knutsen takımı öne çıkarıp rakip sahada sekenleri topladığında biraz ayakta tutup fauller almaya çalışarak anca duran toplardan medet umabildi ama olmadı ve maç uzatmalara gitti. sporting uzatmalara da aynı disiplinle fırtına gibi girince daha 92'de sonuç aldı; çizgide topu alan nuno santos bek-stoper arasına koşu atan bragança'yı kaçırdı, içeri çevrilen topta son noktayı araujo koydu ve maçı orada aslında bitirdi
tevfikken tweet media
Türkçe
0
0
10
1.1K
tevfikken
tevfikken@tevfikken·
türk insanı başkalarının hizmetkarı olmasın diye o gün çanakkale'yi dünyaya dar edip çok uzaklarda görünen bir hayali gerçeğe dönüştürdüler. atatürk ve beraberindeki tüm kahramanlarımızın ruhu tekrar şad olsun
tevfikken tweet media
Türkçe
0
0
14
555
tevfikken
tevfikken@tevfikken·
@PurePain_FB tabii bilemeyiz ama benim fikrim gaziantep tekrar geriye düşünce reaksiyon olarak açılarak cevap vermek istedi ve fenerbahçe hemen 3'ü de buldu
Türkçe
0
0
1
78
Critical Silence
Critical Silence@PurePain_FB·
@tevfikken Yanlış maçın daha 60. Dakikası idi. Sıkıntı olup olmayacağını bilemeyiz.
Türkçe
1
0
2
79
tevfikken
tevfikken@tevfikken·
@_19_07_x burası fenerbahçe hocam hatalar bir başlarsa kısa sürede zincirleme devam eder bir anda her şey terse döner :/
Türkçe
0
0
1
53
🌿¹⁹⁰⁷
🌿¹⁹⁰⁷@_19_07_x·
@tevfikken Hocam aslında üstüne koya koya gidiyorduk, hatta siz de belirtiyordunuz yazılarınızda, toplu oyun gücü de giderek artmaya başlamıştı.Nasıl bir anda bu duruma geldik anlam veremiyorum cidden, çok yazık oldu...
Türkçe
1
0
1
89