

İso Bey
2.3K posts




Yavuz Ağıralioğlu’nun ‘Müslüman olmayan Türk’e niçin Türk diyelim’ TESPİTİ son derece isabetli ve sayfalarca yazıl-mış/-alacak bir makalenin özet cümlesidir.Sığ bir seçmenin eleştirmesi pek tabiidir fakat koca proflar, siyasetçiler art niyetleriyle topa tutunca birkaç şey söylemek gerek. Bin yıldır Anadolu’da yedi düvele İslam’ın sancaklığını ve halifeliğini yapmış bir mileti İslam tarihinden çıkaramayacağınız gibi, yine asırlardır tüm kodlarına işlemiş bir inancı da bu milletten söküp almak mümkün değildir. Bu mümkünsüzlerin sonucunda Anadolu’da Türk, kendi benliği ve inancıyla özgün bir kültür oluşturmuştur. Bu ne araplaşma ne de arap seviciliğidir! Bu sebeple bir siyasi iktidar olma hevesindeki partinin iki şeye el uzatamayacağını bilmesi gerekir: milletin inancına ve milli değerlerine. İlkini daha önce yapmaya çalıştıklarında sonucunu Akp ile ödemek zorunda kaldık. İkincisinin ise bedeli daha ağır olacaktır. Ve görünen o ki hiçbir parti bu kristal topu gibi parlayan gerçeklikten payına düşeni almış gibi görünmüyor. Sonuç itibarıyla Yavuz Ağıralioğlu’nun sözü ne bir eksik ne bir fazla; Türklükten İslam’ı çıkarmanın, İslam’dan Türklüğü çıkarmanın beyhudeliği üzerinedir. Türk, şüphesiz büyüktür fakat Allah, Ekber’dir!

Yavuz Ağıralioğlu’nun ‘Müslüman olmayan Türk’e niçin Türk diyelim’ TESPİTİ son derece isabetli ve sayfalarca yazıl-mış/-alacak bir makalenin özet cümlesidir.Sığ bir seçmenin eleştirmesi pek tabiidir fakat koca proflar, siyasetçiler art niyetleriyle topa tutunca birkaç şey söylemek gerek. Bin yıldır Anadolu’da yedi düvele İslam’ın sancaklığını ve halifeliğini yapmış bir mileti İslam tarihinden çıkaramayacağınız gibi, yine asırlardır tüm kodlarına işlemiş bir inancı da bu milletten söküp almak mümkün değildir. Bu mümkünsüzlerin sonucunda Anadolu’da Türk, kendi benliği ve inancıyla özgün bir kültür oluşturmuştur. Bu ne araplaşma ne de arap seviciliğidir! Bu sebeple bir siyasi iktidar olma hevesindeki partinin iki şeye el uzatamayacağını bilmesi gerekir: milletin inancına ve milli değerlerine. İlkini daha önce yapmaya çalıştıklarında sonucunu Akp ile ödemek zorunda kaldık. İkincisinin ise bedeli daha ağır olacaktır. Ve görünen o ki hiçbir parti bu kristal topu gibi parlayan gerçeklikten payına düşeni almış gibi görünmüyor. Sonuç itibarıyla Yavuz Ağıralioğlu’nun sözü ne bir eksik ne bir fazla; Türklükten İslam’ı çıkarmanın, İslam’dan Türklüğü çıkarmanın beyhudeliği üzerinedir. Türk, şüphesiz büyüktür fakat Allah, Ekber’dir!

Soru: "Müslüman olmayan genç nesil hakkında ne düşünüyorsunuz?" Ümit Özdağ: "Türk Türk’tür. Türk Müslüman olabilir, Türk Hristiyan olabilir, Türk Ateist olabilir, Türk Tengrici de olabilir."



Aziz Sancar: “Mardin’de de doğmuşsam, Cizre’de de doğmuşsam, Kars’ta da doğmuşsam ben Türk’üm. Ben Türk’üm, o kadar!”

Hepsi de Türkçe Mehmet Bey, bir kelimenin türkçeleşmesi onun Türkçe olmadığı manasına gelmez. Ayrıca Elazığ ‘Aziz’in Şehri’ değildir. Elazığ 1800lü yılların sonunda ovaya kurulduğunda Sultan Abdulaziz’in imar ettiği manasında ‘Ma'mûretü'l-Azîz’ ismiyle zikrediliyordu. Uzun olmasından ötürü daha sonrasında aziz şehir manasında ‘Elaziz’ olarak kullanılmaya başlandı. Cumhuriyet döneminde ise Mustafa Kemal Atatürk’ün şehri ziyaretinde yemeklerini çok beğenmiş ve yemek çeşitliliğinin memleketin hiçbir şehrinde bu denli olmamasına şaşırmıştır. Ve ardından talimatı üzerine ‘azığı bol memleket’ manasında Elazığ olarak değiştirilmiştir.



En “Türkçü” şehirlermiş Adlar ilginç -Bursa: Yunanca-Bitinya Kralı Prusias'dan gelir -Erzurum: Farsça/Arapça. "Rum toprağı" -Sinop: Yunanca su perisi Sinope -Konya: Yunanca "İkon" -Trabzon: Yunanca "Masa" "Trapeza" -Elazığ: Arapça/Türkçe kökenli. "Aziz'in şehri"



Dikkatinizi çekiyor mu? Seçmenin genel başkanının adını dahi bilmediği bir parti, seçimlerden sonra kapanacak trışkadan bir anket şirketine bastırıyor parayı. Rüyasında bile göremeyeceği oyu, yarın seçim olsa sanki alacakmış gibi bir anket (!) yaptırıyor. Bunu da ciddi gazeteciler bile yiyor ve şöyle olacak, böyle olacak diyerek üzerine yorum yapıyorlar. Ne güzel, ne kolay reklam değil mi?



Gökte Allah, yerde Enver

Deniz Gezmiş'in Sivas Şarkışla'da Yakalandığı Anı Gösteren Çok Nadir Bir Fotoğraf - 16 Mart 1971

Bu röportajda eksik kalan temel bir nokta var. Anadolu şehirlerinde Anahtar Parti binaları en merkezi yerlerde. Dolayısıyla bu paranın kaynağı nedir? Yavuz bey nereden buldu bu parayı da en pahalı binalarda yer tuttu?




Türküz, Türkçüyüz, Atatürkçüyüz!


Mustafa Destici: "Dünyada nesli en fazla tükenmekte olan ilk 5 milletin içindeyiz. Böyle giderse, nüfusumuz 50 milyonun altına düşer. O zaman da ülkemizi kaybederiz."




Kaynaklar Yavuz Ağıralioğlu liderliğindeki Anahtar Parti'yi kast ettiğini söylüyor Ekrem İmamoğlu'nun danışmanı Murat Ongun tutuklu bulunduğu Silivri Cezaevi'nden 'bir parti ve lideri'ni hedef aldı: "Partiler kendi yol haritasını belirleyedursun, ben sizlere bir muhalefet partisi hikayesi anlatayım. Sözde muhalif görünen, daha doğrusu doğar doğmaz Cumhur İttifakı parçası olamayacağı için stratejik olarak muhalefette görünen bir parti var. Muhalefet partisi olan partilerin birinin içinden doğdu. Teorisinde de pratiğinde de görüyoruz ki, ayrılmayı tercih ettiği partiden onu ayıran fundamental bir fark bulunmuyor. Ekonomi eleştirisi aynı düzlemde, süreç eleştirisi aynı düzlemde... Bir tek İmamoğlu davasına bakışta ayrılıyor; yeni kurulan parti Ekrem İmamoğlu'ndan uzak durmayı tercih ediyor. Bunu eleştiremeyiz, herkes duruşunu belirlemekte özgürdür. Yeni bir parti kurmanın kişisel gerekçeleri olduğunu düşünmek istemem. Yani bir kişi içinde bulunduğu yapıda umduğunu bulamadı diye parti kurmaz diye düşünüyorum. Sonuçta masraflı iş; parti kurup örgütlenmek güçlü finansörler olmadan, dayanışmayla yapılacak iş değil. Kopulan siyasi hareketle de temel bir ayrım olmayınca insan şüphe duyuyor; 'Neden buna ihtiyaç duydun?' diye soruyor. Hele hele bir kısım ankette abartılı oy oranı ile adını duyurmaya çalışınca şüphem katlanıyor. Bolca anket yaptırmak masraflı iştir. Hazine yardımı almayınca bunca ankete sponsor olmak lüks kalır, çok lüks kalır, mantıksız olur. Siz hiç Türkiye İşçi Partisi'nin yaptırdığı anket diye bir şey duydunuz mu? Tabii ki hayır. Ama bu yaptırıyor. Sarı sendika gibi bu da sarı; göründüğüyle aslı farklı. Öyle böyle de değil, çok sayıda anket yaptırıyor. En güzel reklam kurnazlığı anket yaptırmak. AK Parti'yi birinci parti gösterirsin, medya ve sosyal medyada taraftarları paylaşır; CHP'yi birinci parti gösterirsin, medya ve sosyal medyada taraftarları paylaşır. Yani her kesime sızarsın. Böylece yeni partimiz hiç olmayan uydurma oy yüzdesini ve ismini tüm Türkiye'ye gösterir, medyayı da manipüle eder, kendine hak ettiğinden çok daha fazla yer bulur. Nasıl taktik? Fayda-maliyet analizine göre en başarılı reklam kurnazlığı, öyle değil mi? AK Parti ya da CHP taraftarları birbirlerine 'Bak biz birinci partiyiz' naziresi yaparken, anketin finansörü var olmayan oy oranını herkese ulaştırır. Hep diyorum ya; burası Orta Doğu, sinsilik iş yapar. İktidara kendi gerekçeleriyle oy vermeyecek milyonlarca seçmenin dikkatli tercihte bulunmak gibi bir vazifesi var. Oltadaki yemi ısırırsanız, muhalefete verdiğinizi zannettiğiniz oyun 'yol, su, elektrik' olarak iktidara döneceğini bilmelisiniz. Bu tip partiler bir amaca matuf kuruluyor. Sadece oy bölme ya da son dakikada saf değiştirme, 'ters manevra' yapma gibi vazifeleri yok; gelecek dizaynının ilk filizleri onlar. Bu partiler yakında sona erecek AK Parti döneminin bitişine yönelik kuruluyor. Post-AKP sürecinde AKP kökenli olacaklar ama AK Parti iktidarlarının memlekete ödettiği faturanın müsebbibi olmayacaklar. AK Parti mirasının başarılarını sahiplenecekler, diğer alanlarda ise eldivenli ellerine kir bulaşmamış olacak. Peki bu tip yapıların arkasında kimler var? Asıl patronlar kimler? Kimlere gelecek dizaynı yapılıyor? Yanıt basit: Nasıl polis para ve kadını takip edip zanlıyı yakalıyorsa, vatandaş da veliaht adaylarını takip edip asıl patronu bulacak."