Türkiye İşçi Partisi - Edirne retweetledi

TBMM Başkanlığına 2 Temmuz 2026 tarihinde sunulan ve kamuoyu gündeminde yalnızca öğrenci affı konusu ön plana çıkarılarak tartışılan 28 maddelik “Yükseköğretim Kanunu ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi”, yükseköğretim alanında ciddi tahribata yol açacak birçok değişikliği beraberinde getirmektedir. Yüz binlerce öğrencinin umut bağladığı bir düzenlemenin akademik özgürlüğü ve özlük haklarını doğrudan hedef alan yasal değişikliklere zemin oluşturmak amacıyla bir araç olarak kullanılması kabul edilemez.
Teklifin en tartışmalı düzenlemelerinden biri olan 26. Madde, 7315 sayılı Güvenlik Soruşturması ve Arşiv Araştırması Kanunu'na “yükseköğretim kurumlarında çalışacak öğretim elemanları” ibaresinin eklenmesini öngörmektedir. Bu düzenlemenin yasalaşması halinde, öğretim üyelerinden araştırma görevlilerine kadar tüm akademik personelin atama süreçleri, herhangi bir yargısal karara dayanmayan kaynağı belirsiz verilere ve idarenin mutlak takdirine dayanan bir denetim mekanizmasına tabi tutulacaktır. Anayasa tarafından güvenceye alınmış olan üniversitelerin özerkliğini ve akademik özgürlüğü hiçe sayan bu düzenleme, eleştirel düşünceyi ve bilgi üretimini güvenlik riski gerekçesiyle hedef almaktadır. Söz konusu düzenlemenin özellikle genç akademisyen adaylarını düşüncelerini, söylemlerini ve araştırma pratiklerini olası güvenlik soruşturmalarına göre tasarlamaya zorlayacağı aşikârdır. Korkunun ve baskının hâkim olduğu, özgürlüğün kısıtlandığı böyle bir ortamda ise bilimsel bilginin gelişmesine imkân yoktur.
Vakıf üniversitelerine uygulanacak idari yaptırım ve önlemlere ilişkin 10. Madde teklifin en tartışmalı düzenlemelerinden bir diğeridir. Kanun teklifiyle YÖK’e tanınan geniş yaptırım yetkileri, vakıf üniversitelerini sürekli olarak kapatılma riski altında tutarak üniversite özerkliğinin ve akademik özgürlüğün fiilen askıya alınmasına ve bu kurumların siyasi müdahalelere açık hale getirilmesine zemin hazırlamaktadır. Yakın dönemde yaşanan İstanbul Bilgi Üniversitesi’nin faaliyet izninin bir gece vakti Cumhurbaşkanlığı kararıyla kaldırılması süreci, bu alandaki denetim yetkisinin iktidarın elinde büyük bir kontrol gücüne dönüşebileceğini göstermiştir. Ayrıca, teklifin vakıf üniversitelerine ilişkin düzenlemeleri, vakıf üniversitelerindeki temel sorun alanlarını görmezden gelmektedir. Vakıf üniversitelerindeki temel mesele, bu kurumların eğitim ve bilim odaklı yapılar olmaktan ziyade kâr-zarar hesabıyla yönetilen ticari işletmelere dönüşmüş olmasıdır. Bu yapısal güvencesizlik, vakıf üniversitelerinde artan keyfi işten çıkarmaları ve özlük hakkı ihlallerini artıran bir ortam oluşturmaktadır. Nitekim geçtiğimiz günlerde yaşanan toplu tasfiyeler bunun en somut kanıtıdır. Teklifte 10. Madde ve ilgili diğer düzenlemeler, vakıf üniversitelerini denetleme bahanesiyle YÖK’ün merkezi otoritesini güçlendirmeye odaklanırken, bu üniversitelerdeki yükseköğretim emekçilerinin özlük haklarını korumaya yönelik tek bir somut adım önermemektedir.
Türkiye İşçi Partisi Bilim Kurulu olarak, akademik özgürlüğü, üniversite özerkliğini ve akademik emeğin güvencesini hedef alan, kimi maddeleri doğrudan anayasaya aykırı olan bu düzenlemenin öğrenci affı gibi haklı bir talebin arkasına gizlenerek yasalaştırılmasını kabul etmiyoruz! Kanun teklifinin 26. Maddesi ve 10. Maddesi başta olmak üzere, akademik emeği güvencesizleştiren ve bilgiyi metalaştıran tüm hükümlerin tekliften çıkarılmasını; öğrenci affının ise hiçbir siyasi seçicilik içermeden, tüm mağdurları kapsayacak bir şekilde düzenlenmesini talep ediyoruz.
TİP Bilim Kurulu

Türkçe
















