@mrreray1@gagahaberyeni Hoca egolu ve samimiyetsiz bir cevap yazmasaydı hocayı haklı bulacaktım memur olması öğrencilerine böyle davranabileceği anlamına gelmez
@K35Mr@gagahaberyeni Aynen öyle özür dileyerek cümleye başlayan çocuğa gece saatinde yazmamasını düzgün üslubla öğretsin sıcak davranıp böyle azarlamasın ki çocuk içine kapanık olmasın ileride.
@mgen32@gagahaberyeni Tamam hocam sen paranı al çek git özel hayatında öğrencilerini görürsen selam bile verme ekmek teknen onlar senin zaten hiç ilgilenme.
@trimpalp@gagahaberyeni Haklısın,öğretmen dediğin 7/24 çocuğunuzla ilgilenmek zorunda zaten. Öğretmenlerin hiçbir özel hayatı olmasın. Eve iş götürdüğü yetmezmiş gibi bir de sizin gibilerle uğraşsın. O kadar çocukla uğraşıp eve sağ salim geldiği için şükür edip , vücudu yorgun düşüp uyuyakalmasın hiç!
@mrreray1@gagahaberyeni Kısacası “çocuk” olduğu için adı üstünde öğrenmeli bu saatte yazmaması gerektiğini fakat çocuğun özür dileyerek başladığı mesaja öğretmeni böyle soğuk resmi cevap verirse belki bundan sonra parmak kaldırmaya bile çekinecek? Sevgiyle büyütülsünler ülkeye faydalı olsunlar.
@mrreray1@gagahaberyeni Çocuk zaten özür dileyerek mesaja başlamış hocanın umrunda olan tek şey rahatsız edilmesi bu yüzden de terslemiş çocuklara böyle davranılmamalı. Öğretmenler gözbebeğimiz olduğu gibi çocuklarda gelecek nesillerimizdir.
@mrreray1@gagahaberyeni Etik olup olmaması önemli değil çocuğun yaptığı yanlış davranış olabilir fakat öğretmenin konuşma tarzında tersleyici bir üslup var çocuklara böyle soğuk davranılırsa psikolojileri etkilenir ve ileride sorun yaşar. Yoksa öğretmenlerimiz baş tacıdır Atamızın dediği gibi.
16 yaşındaki oğlumun okulundan aradılar.
Notları yüzünden olabileceğini düşündüm.
Notları hep vasattı.
Ama müdür bana oturmamı söyledi.
Sonra otopark kameralarından bir video oynattı.
Oğlum üç arkadaşıyla birlikteydi.
Yeni bir çocuk vardı.
İnce bir çocuk.
Eski bir bisikleti olan.
Oğlumun arkadaşlarından biri dedi ki:
—Bunu hâlâ mı kullanıyorlar?
Kahkahalar.
Oğlum bisikleti aldı.
Kaldırdı.
Ve yere fırlattı.
İki kez.
Sonra bir kez daha.
Çocuk sadece bakıyordu.
Hiçbir şey söylemeden.
Video bittiğinde müdür iç çekti.
—Bisiklet, okula gelmek için sahip olduğu tek şeydi.
Hiçbir şey söylemedim.
Sadece başımı salladım.
Arabada oğlum sessizdi.
Telefonuna bakıyordu.
Ona sordum:
—Bir arkadaşının bisikletini mi kırdın?
Güldü.
—O bir hurdaydı.
Eve vardık.
Ondan telefonunu istedim.
—Ne?
—Ver şunu.
Ayrıca motosikletinin anahtarlarını da istedim.
Geçen yıl hediye ettiğim motosikletin.
Bana bakakaldı.
—Ciddi misin?
Ertesi gün bir şey yaptık.
Bir bisiklet dükkanına gittik.
Yeni bir tane aldım.
İyi bir tane.
900 dolar.
Sonra çocuğun evine gittik.
Oğlum bisikleti taşıyordu.
Kapıyı çaldı.
Çocuk kapıyı açtığında, oğlum ne diyeceğini bilemedi.
Ben biliyordum.
—Oğlum seninkini kırmış.
Yeniyi uzattım ona.
Çocuk şaşkın görünüyordu.
Oğlum mırıldandı:
—Özür dilerim.
Her şeyin orada biteceğini düşündüm.
Ama olmadı.
Dışarı çıktığımızda oğluma başka bir şey söyledim.
—Motosiklet yarın satılacak.
Donup kaldı.
—Ne?
—Bu bisikleti ödemek için.
Öfkelendi.
Bağırdı.
Adil olmadığını söyledi.
Sadece bir şaka olduğunu.
Bugün motosikleti sattım.
Oğlum benimle konuşmuyor.
Eski karım, onu utandırdığımı söylüyor.
Abarttığımı.
Sadece eski bir bisikletti.
Ama dün garip bir şey gördüm.
Oğlum erkenden evden çıktı.
Yürüyerek.
Otuz dakika sonra sokakta önümden geçti.
Yeni bisikletli çocukla birlikteydi.
İkisi de okula yürüyorlardı.
Konuşarak.
Doğru olanı yapıp yapmadığımı bilmiyorum.
Ama ilk kez...
oğlum birine gülerek gitmiyordu.
Onunla birlikte yürüyordu.
Gerekli bir ders mi verdim...
yoksa bir baba olarak sınırı mı aştım?