ali can retweetledi
ali can
1.2K posts


@Tansugktpli Gayet normal değil mi,
50 dönüm buğday eken bir çiftçi senede toplam en fazla 10 gün çalışır, 355 gün boş..
Bu şartlarda bir yıl boyu geçimini burdan sağlaması garip olmaz mıydı?
Türkçe

50 dönüm tarlanız var buğday ekiyorsunuz.
Burdan gelecek kazanç 4 kişilik bir ailenin geçimini sağlamaz.
İnsanlar köyleri bu yüzden terk ediyor.
Avrupa’da Kanada’da Rusya’da 1500 dönüm ekiyor bir buğday çiftçisi.
Miras yoluyla bölünen araziler ülkede bu duruma getirdi.
1500 dönüm arazisi olan da 1000 dönüm sebze, kavun, karpuz ekiyor.
Baştan aşağı sıkıntı var.
Türkçe
ali can retweetledi

"Nefretin ortasında,
İçimde bir potansiyel olduğunu keşfettim.
Yenilmez bir aşk.
Gözyaşlarının arasında,
İçimde bir potansiyel olduğunu keşfettim.
Yenilmez bir gülümseme.
Kaosun ortasında,
İçimde bir potansiyel olduğunu keşfettim.
Yenilmez bir sakinlik.
Bütün bunların sonucunda şunu fark ettim ki
Kışın ortasında,
İçimde yenilmez bir yaz yatıyordu,
Bu da beni mutlu ediyor."
Albert Camus
Türkçe
ali can retweetledi
ali can retweetledi

İnsanın gerçekdışı inançlarından birisi de her problemin çözüleceğine duyduğu güçlü ve sarsılmaz inançtır. Hayatta her problemin üstesinden gelemeyiz, her zorluk bize bir şey öğretmez, her yara kapanmaz, her derdin bir devası yoktur.
gokhanergur.com/aciya-takili-k…
Türkçe
ali can retweetledi
ali can retweetledi

Yaşamak bir yönüyle de göze almaktır. Acı çekmemek, yara almamak için kendi kuytusunda saklanan insan bir yerden sonra kendi karanlığında kaybolur, boğulur. Oysa insana yakışan her türlü belirsizliği göze alıp yaşamanın üzerine gitmektir. Belki mutlu oluruz, belki de mutsuz ama günün sonunda “yaşadım” diyebiliriz “korkmadan, saklanmadan yaşamaya çalıştım!”.
Türkçe
ali can retweetledi
ali can retweetledi
ali can retweetledi

@ademcaylak40 @pelindilaraclk Hocam güzel ifade etmişsiniz de, neyi ifade ettiğinizi ancak bir kaç kere okuyunca anlayabildim..
Biraz da bizim seviyemizi düşünerek daha basit mi anlatsanız acaba..
Türkçe

Sevgili Dilara seni iyi anlıyorum ancak mesele sadece giyinmenin tarihsel dinsel kültürel kodlarından kodlarından azade olarak, sınır çizmek anlamında asla söylemiyorum, bir ruh beden estetiğinin dışa vurumsal bir tarzı vardır. Çıplaklık ile ya da kapalılık ile giyinmenin kendi özünde olan estetik zerafetini birbirine karıştırıyoruz. Hem sadece tarihsel kodlar değil modern ve POS modern görmüş güngörmüş kentli giyim tarzı ile kırsal ve köysel yaşam tarzlarından ve orada var olan geleneksel baskı ya da dinsel izdüşüm üzerinden tabularla sarılı kurtulmuş kamusal alanlarda tam bir sonradan görme teşhirci ve ağıllarımdan prangalarından yularlarından kurtulmuş gibi sözümona sahte özgürlük fışkırması gibi kendini sergileme ötesine taşınan durumlar meselesine de bakmak gerekiyor. Gerçekten yaşamın benliğin bedenin zihnin her şeyin bir dengesi her şeyin bir güzelliği vardır aşırılıkların çoğu ne yazık ki estetik zerafetin içine de etmektedir. Burada şöyle olsun böyle olsun şu taraftayım bağlamında bir cümle etmiyorum. Ne yaptığımın da farkındayım ama kentlilik ve gün görmüştük çok önemli sonradan görme tavır tarzları böyle Estetik zerafet ve ince tarzları ötesinde göstergeli tutumları ve rahatsız edici durumlarda yaratmıyor değil. Her şeyi dengesiyle güçlü bütünlüklü ve mutludur ve mutluluk güzellik saçar etrafına ve katar
Türkçe

Her açık giyinen (?) kadın örneğinden sonra paylaşılan ‘kraliyet zarafeti’ içerikleri, tarihsel bağlamından kopuk yorumlardan ibaret. Avrupa’daki beden estetiği, törensel-dini protokolün devamıdır.
Ya da şöyle diyeyim: Burada paylaşarak övdüğünüz aristokratik zarafet, Hristiyanlıktan doğmuştur.
Bugün “zarif kraliyet giyimi”, “ağırbaşlılık”, “sadelik içindeki gösteriş” gibi kodların çoğu, Hristiyanlık kaynaklı törensel ve kültürel estetikten türemiştir.
Sürekli paylaşılan Birleşik Krallık kraliyet ailesine bakalım. Britanya Kralı (ve önceki Kraliçesi), bugün dahi Anglikan Kilisesi'nin Supreme Governor'ıdır. Yani -resmen- kilisenin başıdır. Dolayısıyla tüm kıyafetleri doğrudan dini anlam taşır.
İspanya’da Katolik Monarşi kavramı köklüdür. Habsburg ve Bourbon hanedanları yüzyıllarca Katolikliğin siyasi taşıyıcısı oldular. İspanya kraliyetinin protokolü, törensel davranışları, giyim kodları bu Katolik temsil geleneğinin devamıdır. Kilise lideri değiller fakat kilisenin kültürel-siyasi taşıyıcılarıdırlar.
Elbette aristokratik zevk yalnızca dini kökenli değil; içinde feodal miras, monarşik güç temsili, servet gösterisi ve siyasi iktidar kodları da var. Fakat “soylu zarafet” diye pazarlanan estetiğin temel taşıyıcısı, Hristiyanlığın törensel ve ahlaki beden kodlarıdır.
Bedenin örtülmesi, ne kadarının ve nasıl örtüneceğinin belirlenmesi tamamen bu kodların parçasıdır. "Ne hoş, ne zarif!" demeden önce bağlamı anlamak gerekir. Avrupa tarihini, dolayısıyla estetiğini, kiliselerle birlikte okumadan bunu anlayamazsınız.
Velhasıl kelam, bu platformda bir moda tarihçisine ciddi ihtiyaç var. 'Güzel' ya da 'zarif' dediğiniz estetik formlar, tarihsel kodların ürünüdür. Estetik yargıların da tarihi var.
Türkçe
ali can retweetledi
ali can retweetledi
ali can retweetledi

@avuntusaati Kutsal Kitapta bu konuyla ilgili güzel bir beyan vardır.. "Rahmân’ın has kulları, yeryüzünde vakarlı bir tevazu ile yürürler ve cahillerle muhatap olduklarında “Selam!”der (geçer)ler" 25/63
Türkçe


















