kawa.
2.1K posts

kawa. retweetledi

kawa. retweetledi

Orhan Pamuk nefretinin KÖK NEDENİ, 2005 yılında İsviçre'deki haftalık Das Magazin dergisine verdiği söyleşisinde "Bu topraklarda 1 milyon Ermeni, 30 bin de Kürt öldürüldü" demesidir.
Pamuk'a güya edebi üretimleri ile ilgili yapılan eleştirilerin %90'ı bu nefreti perdelemek için yapılan lafazanlıklardır. Bir kısmı kıskançlık kaynaklı karalamadır. Geriye kalan az sayıdaki hakiki edebiyat eleştirmenlerinin sesini ise biz sıradan insanlar zaten duymayız, onlar uzmanlık dergilerinde yazarlar.
Nitekim dil veya içerik kriter olsa aşağıdaki bomboş konuşmayı eleştiren en azından bir iki kişi olurdu.
Etkili Haber Yeni Sayfa@etkiIihaberyeni
İlker Canikligil: (Masumiyet Müzesi) "Orhan Pamuk'a sormak isterdim, nedir derdiniz bu Cumhuriyet'le? Alttan alta, 'Ya efendim bu Cumhuriyet de ne kadar kötü, bunlar böyle zenginler yaratmışlar, darbe yapmışlar...' Bir sınıf mücadelesini koyuyor ama nedense kendi sınıfıyla öyle kavgalı ki, o sınıftaki herkes tiktinti verici derecede antipatik. Öbür sınıfı da tanımıyor, orayı da hayalden yazıyor."
Türkçe
kawa. retweetledi
kawa. retweetledi
kawa. retweetledi

Masumiyet Müzesi, varlığını Füsun'un yokluğuna borçludur. Bu açık gerçeği bir kenara yazalım. Bir müze dolusu eşyayla gerçek ve canlı bir insanın yokluğu doldurulamaz. Yapacağı işleri neden ertelediğini merak edenler, Masumiyet Müzesi'ndeki Kemal'de bir kadına kavuşmayı sonsuza kadar erteleyen hatta bu ertelemeyi müzesini kurarak sonsuza kadar donduran bir insan görecekler. Müzede Füsun'a dair nesneler bulunsa da sergilenen Kemal'dir, Kemal'in duygularıdır, Füsun değil. Füsun Kemal'in dünyasında neredeyse müzedeki gibi, yoktur. Kemal nesnelerden oluşan müzesini kurarak bir insan olan gerçek Füsun'u sonsuza dek ertelemiştir.
Kemal Füsun'a sahip olmaz. Sahip olamamış gibi yapsa da bu konuda dikkatli gözlemciyi ikna edemez. Bekler ve sanki Füsun'la bağı bu bekleme halidir. Kaybı kabul edip yoluna da devam etmez. Kaybettiği Füsun'un etrafında dolanır, boşluğunu ondan kalan nesnelerle doldurmaya çalışır ve dolduramaz elbette. Kaybı temsil eden bedensel veya gündelik eşyalar, birlikte yaşanamayan bir hayat idealini acı çekerek canlı tutar. Füsun'la bağı melankolik bir acıdır.
Kemal'in kendine hiç sormadığı soru; kavuşmayı sonsuza dek erteliyor olabilir mi? Füsun'un kanlı canlı, istekleri, duyguları olan bir kadın olarak ona yaklaşmasına sahiden Kemal hazır mı? Görünürde attığı sigara izmaritini dahi saklarken, Füsun'la kopmadığı ama aynı zamanda kavuşmadığı bir aşk ilişkisi kurmuştur. Ertelemenin en can alıcı yanı budur zaten. Erteleme çoğunlukla, son derece aktif bir kontrol eylemidir. Negatif bir bağdır bu. Acı çekerek kendi konumunu sabitler. Üstelik nesnelerden bir müze oluşturmak, bir dondurup saklamadır. Canlı bir kadına duyulan arzudan ölü nesnelerden kurulu bir müzeye ulaşılır. Kaybetmiş ama kayıp bir türlü tamamlanmıyor. Kaybı anlıyor ama peşini bırakmıyor. Füsun'daki kaybı temsil eden fetiş nesneleriyle doldurulmuş bir müze. Füsun arzuyu yıllarca diri tutan bir eksiğe dönüşüyor.
Kemal'in biriktirmesinin obsesif karakteri gözden kaçacak gibi değil. Gözden kaçma ihtimali olan, Kemal'in canlı bir kadının isteğiyle gerçekten temas etmek yerine, bu kavuşmanın gerçekleşmediği bir konumda saplantılı bir tutkuyu canlı tutması. Bu tür insan için kavuşmak, bir belirsizlik olarak yaşanır. Asıl kavuşma ihtimali doğunca bocalar. Bekleme, arşivleme, kontrol duygusunu artırır; canlı bir karşılaşmayı önler. Canlı bir karşılaşmadan kastettiğim görmek değil. Kemal Füsun'u görmekten kaçmıyor, hatta etrafında dolanıyor. Onu istekleri, duyguları olan gerçek bir insan olarak kabul edemiyor. Nesneler, ritüeller, planlar vs. ile hep ona kavuşma arzusunu ayakta tutuyor. Onla ilgili ama ulaşmak için gerçek bir hamle yapmıyor gibi, kendini kandırıyor. Yani açık ve somut bir kaçınma değil yaptığı, kendi arzusunu tatmin olmama konumunda kontrol altında tutuyor. Füsun'u gerçek bir insan olarak kabul edemiyor Kemal, fantezisi buna müsait değil.
Kendisinden beklenen bir şeyi erteleyip, tutup, en sonunda veren birini hayal edin. Gerçekten arzulanan bir şeyse bu, para, başarı veya cinsellik gibi gerçekten istenen bir şeyi vermez, tutar obsesif. Bekletip verir. Bekleten kişi, arzunun tatmin olmadığı yerde istenen konumdadır. O konumda kalmayı uzatır. Tersi de geçerlidir; kavuşmadığı sürece arzu etmeye devam edebilir. Obsesif'in arzuyu diri tutma stratejisini tarif edebildiğimi ümit ediyorum. Sonsuz gibi görünen ayrıntılarda uzayıp giden bir tatmin bekleyişi. Bu konum hazza kapalı değildir ama bolca acı çeker.
Ne kopup gider ne de kavuşur. Buna karar vermez, bu konumda öznelenmiştir. Boş bir elbiseyi müzeye kaldırırken Kemal Füsun'u özler, bekler, bir aşık olarak var olur. Elbiseyi müzeye koymasak, içine Füsun girse ve gelse. Kemal'in asıl o zaman başına neler gelir? Kemal'in tüm derdi budur.
Acı çeken ve takıntılı haliyle bir tutkunun müzesine neden
" masumiyet" müzesi ismi verilmiş? Yüzeyde her şeyi başlatan kayıp duygusu ve kaybedileni idealize etmekle ilgili olabilir, öyle masum bir gençlik aşkıdır ki yitirilen... Veya saplantılı bir tutkuyu temize çıkarma çabasıdır. Aslında haşin bir süperegoya hesap vermek zorunda hisseden obsesif için çok anlamlı bir isim; masumiyet müzesi. Elbise var, izmaritler vs... Kadın nerede? O yok, o bir fantezi olarak hayal dünyasında. Kemal içten içe gerçek bir insanı yok sayma fantezisinin suçluluk duygusunu taşıdığından, müze masumiyet müzesidir. Kemal adeta
" elimden gelen bu" der masumiyet ismiyle. Savunmasını böyle yapar kanaatimce. Hüküm okuyucu/ izleyiciye kalır.

Türkçe
kawa. retweetledi
kawa. retweetledi
kawa. retweetledi
kawa. retweetledi
kawa. retweetledi

Melih Cevdet Anday, Rahatı Kaçan Ağaç:
Tanıdığım bir ağaç var
Etlik bağlarına yakın
Saadetin adını bile duymamış
Tanrının işine bakın
Geceyi gündüzü biliyor
Dört mevsimi, rüzgarı, karı
Ay ışığına bayılıyor
Ama kötülemiyor karanlığı
Ona bir kitap vereceğim
Rahatını kaçırmak için
Bir öğrenegörsün aşkı
Ağacı o vakit seyredin.

Türkçe
kawa. retweetledi

"Zerre benem güneş benem, çar ile penc ü şeş benem,
Sureti gör beyan ile çünkü beyana sığmazam"
Nesimi – Sığmazam (Nasimi) | Nebula Anatolian Ritual
youtube.com/watch?v=KGqRFd…

YouTube
Türkçe
kawa. retweetledi
kawa. retweetledi
kawa. retweetledi

Psikolojik jargonla hayattan kaçış: Herkes travmalı ya da narsist, kimse sorumlu değil.
Diken’de yeni yazım. 🌿
diken.com.tr/psikolojik-jar… @dikencomtr aracılığıyla
Türkçe
kawa. retweetledi

Ülkü Tamer, Nereden Geliyorsun?
"Sessizliğin başkentinden geliyorum
Durgun göller ülkesinden
Pınarın büyüsünden
Hışırtısından geliyorum yaylanın
Bir dağın bir ağaca söylediği şarkıdan
Ovadaki tek çiçekten
Bir tayın yelesinden geliyorum
Yer altında koşuşan kökler arasından
Açılmamış bir kitaptan geliyorum
Yalın bir şiirin güzelliğinden
Güzellikten geliyorum, güzelliklerden
Yürekten kuş tüyünden, balkondan
Camın buğusundan
Çarşafın ütüsünden
Tabağın beyazından
Bir ihtiyarın gülümseyişinden geliyorum
Bir annenin dalgınlığından
Kedilerin gözlerinde okunan
tarihinden geliyorum kuyumculuğun
Karın arkasındaki maviliğe
Gökyüzüne boydan boya kazınmış
Bir mühürden geliyorum
Uzak bir yıldızdan geliyorum
Geceleri geliyorum, sabahları
Gündüzün ortasında ikindinin içinde
Savrularak geliyorum fırtınayla
Elinden tutup bir kasırganın,
onu da getiriyorum."

Türkçe
kawa. retweetledi

📌 Türk’ün yasası, Kürt’ün hukuksuzluğu
▪️ Kürtler önlem olsun diye her eve bir avukat büyütüyor artık ve bu bile ne sosyolojide ne de psikolojide yer bulabiliyor
🖊 Ahmet Güneş
yeniyasamgazetesi9.com/turkun-yasasi-…

Türkçe
kawa. retweetledi

Koma Amed, 30 yılın ardından Amed’de konser düzenliyor.
mezopotamyaajansi43.com/tum-haberler/c…
Türkçe
kawa. retweetledi
kawa. retweetledi












