kawa.

2.1K posts

kawa. banner
kawa.

kawa.

@viyankb

The personal is political.

Mağusa Katılım Aralık 2018
586 Takip Edilen283 Takipçiler
kawa. retweetledi
Flâneur
Flâneur@f_flaneur·
“İnsanlar sürekli bir şekilde yalan söyler; düşündükleri şeyleri söylemeyerek veya düşünmedikleri şeyleri söyleyerek. Ya da hissetmedikleri şeyleri göstererek.” —Marlon Brando
Türkçe
1
34
270
10.7K
kawa. retweetledi
Ayşe Hür
Ayşe Hür@HurAyse·
Orhan Pamuk nefretinin KÖK NEDENİ, 2005 yılında İsviçre'deki haftalık Das Magazin dergisine verdiği söyleşisinde "Bu topraklarda 1 milyon Ermeni, 30 bin de Kürt öldürüldü" demesidir. Pamuk'a güya edebi üretimleri ile ilgili yapılan eleştirilerin %90'ı bu nefreti perdelemek için yapılan lafazanlıklardır. Bir kısmı kıskançlık kaynaklı karalamadır. Geriye kalan az sayıdaki hakiki edebiyat eleştirmenlerinin sesini ise biz sıradan insanlar zaten duymayız, onlar uzmanlık dergilerinde yazarlar. Nitekim dil veya içerik kriter olsa aşağıdaki bomboş konuşmayı eleştiren en azından bir iki kişi olurdu.
Etkili Haber Yeni Sayfa@etkiIihaberyeni

İlker Canikligil: (Masumiyet Müzesi) "Orhan Pamuk'a sormak isterdim, nedir derdiniz bu Cumhuriyet'le? Alttan alta, 'Ya efendim bu Cumhuriyet de ne kadar kötü, bunlar böyle zenginler yaratmışlar, darbe yapmışlar...' Bir sınıf mücadelesini koyuyor ama nedense kendi sınıfıyla öyle kavgalı ki, o sınıftaki herkes tiktinti verici derecede antipatik. Öbür sınıfı da tanımıyor, orayı da hayalden yazıyor."

Türkçe
48
38
461
128.4K
kawa. retweetledi
ecem
ecem@renksiztsukuru·
masumiyet müzesi'ni ilk okuduğumda hayal ettiğimiz her şeyi elde etmek istiyor muyuz sorusuyla epey kavga ettim. sonra lacan ile tanıştım. ulaşılamayan arzu nesnesini öğrendim. elde ettiğimiz şey hayal ettiğimiz şey midir sorusunu sordum kendime. biraz da öyle kafayı yedim.
Türkçe
4
28
608
43.7K
kawa. retweetledi
Monica Bellucci
Monica Bellucci@aMonicaBellucci·
Malena ❤️
Español
96
549
10.2K
618.7K
kawa. retweetledi
Koçak
Koçak@Kaosvesessizlik·
Masumiyet Müzesi, varlığını Füsun'un yokluğuna borçludur. Bu açık gerçeği bir kenara yazalım. Bir müze dolusu eşyayla gerçek ve canlı bir insanın yokluğu doldurulamaz. Yapacağı işleri neden ertelediğini merak edenler, Masumiyet Müzesi'ndeki Kemal'de bir kadına kavuşmayı sonsuza kadar erteleyen hatta bu ertelemeyi müzesini kurarak sonsuza kadar donduran bir insan görecekler. Müzede Füsun'a dair nesneler bulunsa da sergilenen Kemal'dir, Kemal'in duygularıdır, Füsun değil. Füsun Kemal'in dünyasında neredeyse müzedeki gibi, yoktur. Kemal nesnelerden oluşan müzesini kurarak bir insan olan gerçek Füsun'u sonsuza dek ertelemiştir. Kemal Füsun'a sahip olmaz. Sahip olamamış gibi yapsa da bu konuda dikkatli gözlemciyi ikna edemez. Bekler ve sanki Füsun'la bağı bu bekleme halidir. Kaybı kabul edip yoluna da devam etmez. Kaybettiği Füsun'un etrafında dolanır, boşluğunu ondan kalan nesnelerle doldurmaya çalışır ve dolduramaz elbette. Kaybı temsil eden bedensel veya gündelik eşyalar, birlikte yaşanamayan bir hayat idealini acı çekerek canlı tutar. Füsun'la bağı melankolik bir acıdır. Kemal'in kendine hiç sormadığı soru; kavuşmayı sonsuza dek erteliyor olabilir mi? Füsun'un kanlı canlı, istekleri, duyguları olan bir kadın olarak ona yaklaşmasına sahiden Kemal hazır mı? Görünürde attığı sigara izmaritini dahi saklarken, Füsun'la kopmadığı ama aynı zamanda kavuşmadığı bir aşk ilişkisi kurmuştur. Ertelemenin en can alıcı yanı budur zaten. Erteleme çoğunlukla, son derece aktif bir kontrol eylemidir. Negatif bir bağdır bu. Acı çekerek kendi konumunu sabitler. Üstelik nesnelerden bir müze oluşturmak, bir dondurup saklamadır. Canlı bir kadına duyulan arzudan ölü nesnelerden kurulu bir müzeye ulaşılır. Kaybetmiş ama kayıp bir türlü tamamlanmıyor. Kaybı anlıyor ama peşini bırakmıyor. Füsun'daki kaybı temsil eden fetiş nesneleriyle doldurulmuş bir müze. Füsun arzuyu yıllarca diri tutan bir eksiğe dönüşüyor. Kemal'in biriktirmesinin obsesif karakteri gözden kaçacak gibi değil. Gözden kaçma ihtimali olan, Kemal'in canlı bir kadının isteğiyle gerçekten temas etmek yerine, bu kavuşmanın gerçekleşmediği bir konumda saplantılı bir tutkuyu canlı tutması. Bu tür insan için kavuşmak, bir belirsizlik olarak yaşanır. Asıl kavuşma ihtimali doğunca bocalar. Bekleme, arşivleme, kontrol duygusunu artırır; canlı bir karşılaşmayı önler. Canlı bir karşılaşmadan kastettiğim görmek değil. Kemal Füsun'u görmekten kaçmıyor, hatta etrafında dolanıyor. Onu istekleri, duyguları olan gerçek bir insan olarak kabul edemiyor. Nesneler, ritüeller, planlar vs. ile hep ona kavuşma arzusunu ayakta tutuyor. Onla ilgili ama ulaşmak için gerçek bir hamle yapmıyor gibi, kendini kandırıyor. Yani açık ve somut bir kaçınma değil yaptığı, kendi arzusunu tatmin olmama konumunda kontrol altında tutuyor. Füsun'u gerçek bir insan olarak kabul edemiyor Kemal, fantezisi buna müsait değil. Kendisinden beklenen bir şeyi erteleyip, tutup, en sonunda veren birini hayal edin. Gerçekten arzulanan bir şeyse bu, para, başarı veya cinsellik gibi gerçekten istenen bir şeyi vermez, tutar obsesif. Bekletip verir. Bekleten kişi, arzunun tatmin olmadığı yerde istenen konumdadır. O konumda kalmayı uzatır. Tersi de geçerlidir; kavuşmadığı sürece arzu etmeye devam edebilir. Obsesif'in arzuyu diri tutma stratejisini tarif edebildiğimi ümit ediyorum. Sonsuz gibi görünen ayrıntılarda uzayıp giden bir tatmin bekleyişi. Bu konum hazza kapalı değildir ama bolca acı çeker. Ne kopup gider ne de kavuşur. Buna karar vermez, bu konumda öznelenmiştir. Boş bir elbiseyi müzeye kaldırırken Kemal Füsun'u özler, bekler, bir aşık olarak var olur. Elbiseyi müzeye koymasak, içine Füsun girse ve gelse. Kemal'in asıl o zaman başına neler gelir? Kemal'in tüm derdi budur. Acı çeken ve takıntılı haliyle bir tutkunun müzesine neden " masumiyet" müzesi ismi verilmiş? Yüzeyde her şeyi başlatan kayıp duygusu ve kaybedileni idealize etmekle ilgili olabilir, öyle masum bir gençlik aşkıdır ki yitirilen... Veya saplantılı bir tutkuyu temize çıkarma çabasıdır. Aslında haşin bir süperegoya hesap vermek zorunda hisseden obsesif için çok anlamlı bir isim; masumiyet müzesi. Elbise var, izmaritler vs... Kadın nerede? O yok, o bir fantezi olarak hayal dünyasında. Kemal içten içe gerçek bir insanı yok sayma fantezisinin suçluluk duygusunu taşıdığından, müze masumiyet müzesidir. Kemal adeta " elimden gelen bu" der masumiyet ismiyle. Savunmasını böyle yapar kanaatimce. Hüküm okuyucu/ izleyiciye kalır.
Koçak tweet media
Türkçe
17
85
1.1K
132.2K
kawa. retweetledi
Netflix Türkiye
Netflix Türkiye@netflixturkiye·
Füsun'a ait 4213 hatıra
Netflix Türkiye tweet media
Türkçe
25
86
2.9K
142.4K
kawa. retweetledi
vlademir erenin
vlademir erenin@tutuncuziver·
Aile arasında sade bir törenle delirdim
Türkçe
13
750
7.9K
201.9K
kawa. retweetledi
Bubi' Sanat
Bubi' Sanat@bubisanatcom·
''Birlikte öğrenmek...''
Bubi' Sanat tweet media
Türkçe
3
138
1.1K
101.2K
kawa. retweetledi
Bubi' Sanat
Bubi' Sanat@bubisanatcom·
Turgut Uyar'ın günlüğünden. Kendi el yazısıyla: "Yaşadığım çok kötü günler, yaşadığım anlardaki yoğunluğunu yitirdi. Yaşadığım iyi günleri de unutmuşum. Sonuç: anlamsız bir ortalama."
Bubi' Sanat tweet media
Türkçe
6
131
1.1K
39.1K
kawa. retweetledi
Bubi' Sanat
Bubi' Sanat@bubisanatcom·
Melih Cevdet Anday, Rahatı Kaçan Ağaç: Tanıdığım bir ağaç var Etlik bağlarına yakın Saadetin adını bile duymamış Tanrının işine bakın Geceyi gündüzü biliyor Dört mevsimi, rüzgarı, karı Ay ışığına bayılıyor Ama kötülemiyor karanlığı Ona bir kitap vereceğim Rahatını kaçırmak için Bir öğrenegörsün aşkı Ağacı o vakit seyredin.
Bubi' Sanat tweet media
Türkçe
4
78
605
30K
kawa. retweetledi
Bubi' Sanat
Bubi' Sanat@bubisanatcom·
"Zerre benem güneş benem, çar ile penc ü şeş benem, Sureti gör beyan ile çünkü beyana sığmazam" Nesimi – Sığmazam (Nasimi) | Nebula Anatolian Ritual youtube.com/watch?v=KGqRFd…
YouTube video
YouTube
Türkçe
2
44
375
175.2K
kawa. retweetledi
Mehmet Gündoğdu
Mehmet Gündoğdu@avuntusaati·
insan neyi kabullendiğinde en çok rahatlar
Türkçe
51
6
104
17.9K
kawa. retweetledi
Esra K.
Esra K.@tiarazen·
"Niye izin vermiyorsun yoluna kuş konmasına?" (Insanın yoluna hüzünlü bir kuş konduruyor 🖤)
Türkçe
3
10
71
0
kawa. retweetledi
Bubi' Sanat
Bubi' Sanat@bubisanatcom·
Ülkü Tamer, Nereden Geliyorsun? "Sessizliğin başkentinden geliyorum Durgun göller ülkesinden Pınarın büyüsünden Hışırtısından geliyorum yaylanın Bir dağın bir ağaca söylediği şarkıdan Ovadaki tek çiçekten Bir tayın yelesinden geliyorum Yer altında koşuşan kökler arasından Açılmamış bir kitaptan geliyorum Yalın bir şiirin güzelliğinden Güzellikten geliyorum, güzelliklerden Yürekten kuş tüyünden, balkondan Camın buğusundan Çarşafın ütüsünden Tabağın beyazından Bir ihtiyarın gülümseyişinden geliyorum Bir annenin dalgınlığından Kedilerin gözlerinde okunan tarihinden geliyorum kuyumculuğun Karın arkasındaki maviliğe Gökyüzüne boydan boya kazınmış Bir mühürden geliyorum Uzak bir yıldızdan geliyorum Geceleri geliyorum, sabahları Gündüzün ortasında ikindinin içinde Savrularak geliyorum fırtınayla Elinden tutup bir kasırganın, onu da getiriyorum."
Bubi' Sanat tweet media
Türkçe
0
33
179
17.3K
kawa. retweetledi
Yeni Yaşam Gazetesi
Yeni Yaşam Gazetesi@yeniyasamgazete·
📌 Türk’ün yasası, Kürt’ün hukuksuzluğu ▪️ Kürtler önlem olsun diye her eve bir avukat büyütüyor artık ve bu bile ne sosyolojide ne de psikolojide yer bulabiliyor 🖊 Ahmet Güneş yeniyasamgazetesi9.com/turkun-yasasi-…
Yeni Yaşam Gazetesi tweet media
Türkçe
0
1
3
468
kawa. retweetledi
Pınar Taş
Pınar Taş@PnarTash·
Gölge sanatı ve güneş yanığı arasında ince bir çizgi.. @viyankb
Pınar Taş tweet media
Türkçe
0
1
28
1.1K
kawa. retweetledi
Mehmet Gündoğdu
Mehmet Gündoğdu@avuntusaati·
Carl Gustav Jung: “Ne kadar yalnız ve izole olursanız olun, eğer işinizi içtenlikle ve vicdanla yaparsanız, henüz tanımadığınız dostlar bir gün mutlaka sizi bulacaktır.” İçtenlikle çalışan yalnız kalmaz, değerini bilenler onu bulur.
Mehmet Gündoğdu tweet media
Türkçe
3
30
397
13K