Buğra Veysel Kolcu
717 posts

Buğra Veysel Kolcu
@vkbugra
@uludagkurumsal | Kurumsal, Politik, Tarihi İktisat @ukfendeks



Quataert'in bulgularını değerlendirirken bu dönemin siyasi atmosferini de göz önünde bulundurmak gerekir. Jön Türk hareketinin siyasi alanda güçlenmeye başladığı bu yıllarda, yabancı sermayenin Osmanlı emek piyasasına müdahalesi diplomatik gerginliklere yol açmaktaydı. Ereğli Şirketi örneğinde Fransız elçiliğinin şirket lehine yaptığı girişimler Sadrazamlık tarafından reddedilmesi, İttihatçı iktidarın yabancı sermayeye karşı tutumundaki sertleşmenin bir göstergesi olarak değerlendirilebilir. 1912-1913 Balkan Harbi'nin demografik kayıpları ve 1914-1915 yıllarında yoğunlaşan göç hareketleri işgücü piyasasında ciddi açıklar yaratmıştı. Bu durum Amerika elçiliğini Konya bölgesindeki şirket ve işletmeler adına benzer bir diplomatik müdahaleye yöneltmiş, ancak İttihat ve Terakki hükümeti bu kez daha kapsamlı bir yaklaşım benimsemiştir ve Emniyet-i Umumiye'den Konya vilayeti ve çevresi için şu telgraf çekilmiştir; "Düşman tebaasından olan fakir, genel nüfusuna sağlanacak nakdi/maddi yardım hükümet yetkililerinin gözetiminde gerçekleştirilebilir" şeklindeki düzenleme, imparatorluk genelinde uygulanacak bir ilke olarak kabul edilmiştir. Bu karar hem yabancı sermayenin emek piyasasındaki faaliyetlerini devlet denetimi altına almayı hem de savaş koşullarında stratejik sektörlerde merkezi otoriteyi güçlendirmeyi hedeflemiştir.



Uzun bir aradan sonra para arzının istatistiksel takibi sürecinde döngüsellik mekanizmalarının bir çeşidi(Sinüzoidal) olup olamayacağı üzerine durdum. İlgili arkadaşlar inceleyebilirler. bugraveyselkolcu.wordpress.com/2026/03/16/fre…


🚨Milton Friedman: “Tek bir şeye odaklanın: Devletin ne kadar harcama yaptığına. Çünkü asıl vergi budur.” “Bunu açık vergilerle ödemiyorsanız, dolaylı olarak enflasyonla ya da borçlanmayla ödüyorsunuz.”

Başkan Yardımcımız Sayın Dr. Osman Cevdet Akçay, Chicago Üniversitesi Kenneth C. Griffin Ekonomi Bölümü lisans ve doktora programlarında “Fighting Inflation in an Emerging Market: Lessons From Türkiye" başlıklı sunumuyla misafir olarak ders vermiştir.







İsmail Hüsrev Tökin'in "İktisat Nasıl Okutulmalı?" başlıklı öncü kitabı(1931).İktisadın öğrenciyi soyut teorilere boğmadan ve basit iktisadi birimlerden karmaşık olana doğru öğretilmesini savunuyor.Ekonomik birimlerin "Milli İktisat"la ilişkisinin anlatılması bir diğer vurgusu.+


Bugün Ordoliberal ekolün görüşlerini incelerken mutlaka aklınıza Türkiye'nin toplumsal yapısı canlanacak ve istemsizce ekol görüşleri ile Türkiye arasında bağlar kurmaya başlayabilirsiniz. Keza Ordoliberalizmin en önemli iki ismi Röpke ve Rustow'da İstanbul İktisat'ın ilk akademisyenlerindendir. İktisat eğitimi tarihimizde hukuk bileşenlerinin büyük ölçüde yer alması bir tesadüf değil, İstanbul Ticari İlimler ve Ordoliberalizm'in hukuki formasyonlara önem veren bir ekol olması, Mülkiye ile birlikte Uluslararası İktisat faktörlerinden nezih Maliye ve beraberinde hukuk -devlet regülasyonlarına daha fazla yer veren de diyebiliriz- içerikli iktisat eğitiminin de önemli bir etkisi var. Keza Kadrocular ile Ordoliberal görüşlere sahip olanlar bir fikir çatışmasına da girmişlerdir, benim nazarımda bu müthiş bir şey, Türk iktisadi düşüncesinde ilk diyebileceğim "modern" teorik çatışmadır.








