Stajyerken bir duruşmaya yollamışlardı. Beyanı ezberledim, çıktım duruşmaya. Hakim bey davalı vekilinden soruldu dedi. Ezberlediğim beyanı söyledim. Bir kaç saniye sessizlik oldu. Dedi ki sevecenlikle avukat bey doğru beyanı verdiğinizden emin misiniz ? Dedim ki evet bana böyle de dediler. Çocuğuz, tecrübesiziz ne yapalım. Uzun uzun davayı açıkladı, karşı tarafın beyanlarını tekrarladı. Şimdi bu hususta ne diyorsunuz dedi. Elim ayağım boşaldı, konu hakkında hiçbir bilgim yok, ne deniyor, ne oluyor hiçbir şey anlamıyorum. Ağzımdan hiçbir şey diyemiyorum hakim bey cümlesi çıktı. Hakim bey ve karşı taraf vekili tebessüm etti. Hakim bey klasik ezbere bir beyan yazdırdı davanın reddini talep ediyoruz tadında. Davacının davasını da kabul etti. Endişeyle ofisi aradım; meğer başka dosyayla karıştırmışlar başka beyan verdirtmişler bana.
Geçenlerde bir meslektaşla karşılaştım, belli ki benim o genç halim. Duruşmada tıkandı ne diyeceğini bilemedi. Tebessüm ettim. Meslektaşımız yazılı beyanda bulunur dedim. Canlarım benim. Tüm genç kardeşlerimize başarılı bir meslek hayatı dilerim.
Yapılan işin yorgunluğu geçer, tatmini kalır.
Ama ertelemenin yorgunluğu, zihinde açık kalan bir sekme gibi sürekli enerji tüketir.
Enerjini geri kazanmanın yolu ertelemek değil, başlamaktır.
Zor gelse de o adımı atmak,
o sekmeyi kapatmaktır.
bir kez daha hatırlatalım. bir şeyi kovalamayın, takıntıya kapılmayın, stres yapmayın, sadece rahatlayın ve her şeyi zamana bırakın. sürece güvenin, zamana güvenin, kendinize güvenin